TOPKAPI'DA ÇÖPLÜKTEN SARAY ÇIKTI
Topkapı Sarayı'nın altındaki çöplükten 4. yüzyıla dayanan ve Aya İrini Kilisesi'yle organik bağı bulunan "Piskoposluk Sarayı" olduğu ortaya çıktı.

04 Eylül 2009 Cuma 10:30
ANKARA -Topkapı Sarayı'nın altı tarih kaynıyor. Sarayın birinci avlusunda yer alan gecekonduların atıklarıyla "çöplük" haline gelen mekanın, ilk yapımı yapımı 4. yüzyıla dayanan ve Aya İrini Kilisesi'yle organik bağı bulunan "Piskoposluk Sarayı" olduğu ortaya çıktı. Bu sarayın altında da Pagan dönemine ait Artemis Tapınağı'nın olabileceği tahmin ediliyor.
Ayasofya ile Aya İrini arasında kalan tarihi saray, eski karakol binasının arkasındaki gecekondular ve bunların atıklarıyla zaman içinde harap hale gelmiş ve "çöplük"e dönüşmüştü. Ancak, Sur-u Sultani çevresini düzenlemek için harekete geçen Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın emriyle alan, geçen yıl temizlenmeye başlanmıştı. 
İstanbul Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Ferudun Özgümüş'ün kazı başkanlığında yürütülen temizleme çalışmaları sonucunda, daha önce bir hastaneye ait olduğu tahmin edilen, ancak bazı akademisyenlerce piskoposluk sarayı olabileceği belirtilen bu tarihi yapı gün yüzüne çıktı . Kazı Başkanı Özgümüş, iki aylık hummalı çalışmalar neticesinde buras ının Aya İrini ile organik bağlantısı bulunan bir "Piskoposluk Sarayı" olduğunu kesinleştirdi.
Özgümüş, yapının, İstanbul'un başkent olmasıyla beraber ilk defa 4. yüzyılda yapıldığının tahmin edildiğini söyledi.
Bu tarihi yapıda ilk olarak 1940'lı yıllarda, "çok bilimsel olmayan yö ntemlerle" o dönemki Ayasofya Müze Müdürü Muzaffer Ramazanoğlu'nun kazı yaptığını ve burayı Sampson Hastanesi olarak düşündüğünü, ancak çalışmalarını yayımlamadığını anlatan Özgümüş, daha sonra Ferudun Dirimtekin'in, Ramazanoğlu'nun yaptığı kazıları bir dergide yayımladığını dile getirdi.
Dr. Özgümüş, "Ondan sonra da kimse buraya dokunmamış. Ramazanoğlu'nun kazı alanında açtığı çukur da yıllar içinde lağım ve çö ple dolmuş, etrafına gecekondular yapılmış. Bunlar bütün pisliklerini oraya akıtmışlar ve orada zaman içinde bir orman oluşmuş, kalıntıların üzeri dolmuştu" dedi.
Kendilerinin çalışması sonucunda buranın "Piskoposluk Sarayı" olduğunun kesinleştiğini dikkat çeken Özgümüş, şunları kaydetti:
"Burası Sampson Hastanesi olarak biliniyordu ama öyle bir şey değil. Burası kesinlikle bir Piskoposluk Sarayı. Çünkü, yanındaki Aya İrini Kilisesi de bir piskoposluk kilisesidir ve Ayasofya ile birlikte bir bütün olarak düşünülmüştür. Bizim kalıntılarımızın da Aya İrini ile organik bağı gözüküyor, ortaya çıkıyor. Buranın Piskoposluk Sarayı olduğu çok belli. Çok eski bir kalıntı."
Bahsedilen Sampson Hastanesi'nin ise Sur-u Sultani'nin dışında kalan bir yerde olduğunu tahmin ettiklerini belirten Özgümüş, "Turing Misafirevi denilen bir otelin altında bir takım kalıntılar var. Soğukçeşme sokakta bir sarnıç var. Herhalde bunlardan biri hastane binası" dedi.
Piskoposluk Sarayı'ndaki kalıntıların da 4. yüzyıldan 15. yüzyıla kadar farklılıklar gösterdiğini anlatan Özgümüş, bu yapının 15. yüzyıla kadar kullanıldığını, o nedenle kalıntıların farklı devirler gösterdiğini söyledi.
Kazı Başkanı Özgümüş, Topkapı Sarayı'nın bu kalıntıların üzerine yapıldığını belirterek, "Bu yapının Topkapı Sarayı ile bir bağlantısı yok. Hatta sarayın etrafını çeviren Sur-u Sultani'nin duvarları Piskoposluk Sarayı'nın tam ortasından geçiyor" dedi.
Surun dışında kalan bölümlerin bazı oteller tarafından restore edilerek korunduğunu ifade eden Özgümüş, şöyle konuştu:
"Ama sarayın birinci avlusunda kalan bu kısım (benim tahminlerime göre) saray binaları, darphane ve sur yapılırken doldurulmuş. Çünkü elimizdeki eski gravürlerde, şu an kazı yaptığımız alan dümdüz görünüyor, kalıntı yok. Osmanlılar zamanında bir dönem odun ambarı, bir dönem arslan hane olarak kullanılmış. Hatta, odun tartılan dev kantarları bulduk."
Özgümüş, Bakan Günay'ın buranın tekrar ortaya çıkarılmasına ön ayak olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Sayın Bakan buranın görüntüsünden rahatsızdı, ben de konuyu kendisine anlattım. Kendisi de bu kazıları yürütmemize izin verdi. Bakan beyin gayretiyle ortaya çıkmıştır bunlar, çünkü burası yıllardan bu yana öylece duruyordu. Ama tabii çok destek geldi. Buradaki 28 kişilik ekip gönüllü çalışıyor, öğle yemeğimizi Feriye Restoran veriyor. Maddi olarak da bakanlığın yanında Gür Yapı, İstanbul Rehberler Odası ve Fest Turizm destek verdi. Tüm bu desteklerin devam etmesi halinde buradaki kazıları gelecek yıl tamamlamayı planlıyoruz."
Buradaki tarihin Piskoposluk Sarayı'nın da ötesine geçtiğini düşündüklerini ifade eden Özgümüş, sözlerini şöyle sürdürd ü:
"Bu tapınağa aittir demiyorum ama eski Yunan dönemine ait sütun gövdesi ile Tunç çağına ait malzemeler de elimize geçti. Enteresan bir yer. Tam Akrapolis'in tepesi. Byzantion iken İstanbul'un Akropolis'iydi burası. Topkapı Sarayı, zaten bu Akropolis'in üzerine yapılmıştır. Birçok tapınak vardı burada. Belki de bizim kazdığımız saray ile Aya İrini bir tapınak üzerine yapılmış olabilir, Artemis Lisizonos (Kemer Gevşeten) tapınağı üzerine yapılmıştı. Çünkü Artemis burası başkent olmadan önce şehrin koruyucu tanrıcası idi. Hristiyanlık öncesi Pagan döneminde, nişanlanan genç kızlar, bellerine kırmızı şerit takıp, bu tapınağa geliyorlardı. Bu şeridi burada gevşetiyorlardı. Böylece evlendiklerinde ağrısız doğum yapacaklarına inanıyorlardı. İnşallah bu yapıların altında bu tapınağı da bulacağız.
Ayrıca, Byzantion sikkelerinde ay-yıldızdaki gibi hilal var. Artemis'ten önce de burada Thrako Frig kavimlerinin geldiğini bazı kaynaklardan biliyoruz. Bu yüzden buraya bu gelen kavimlerle birlikte 'Kibele kültü' de gelmiş olabilir. Özellikle Artemis tapınağının burada, yani Aya İrini Kilisesinin altında olması, buranın aynı zamanda Artemis'in öncülü olan 'mater kibele (Frigler'de dağın annesi anlamında)' ile alakalı bir yer olduğunu düşündürüyor. Zaten yeni kapı kazılarında ele geçen bazı buluntularda bu kavimlerin bu şehir Byzantion olmadan çok önceleri bile burada bulunduklarını göstermektedir. Biz burada onlara dair kalıntılara da ulaşılabiliriz."
Dr. Ferudun Özgümüş, bunun çok önemli bir kazı olduğuna dikkati çekerek, "İstanbul'da antik Bizans'ı kazmak çok heyecan verici. Dünyanın en önemli Akropolis'inde çalışıyoruz. Atina da önemli ama hiçbir zaman bir imparatorluk başkenti olmadı" diye konuştu.
Çin: Taşların turistik mekanlara dönüştüğü yerAvrupa turizminin henüz keşfetmediği Çin bölgelerini gezen Natour Dergisi Editörü Arturo Crosby, Ningxia ve Gansu eyaletlerine yaptığı keşif gezisini yazdı.03 Ekim 2026 Cumartesi 16:00TURİZM
İyi iletişim olmadan bir destinasyon uluslararası olamazOlağanüstü bir kültürel mirasa, kıskanılacak bir gastronomiye ve eşsiz deneyimlere sahip olabilirsiniz; ancak gideceğiniz yere ulaşmak karmaşık, pahalı veya çok fazla seyahat gerektiriyorsa, rekabet etmek zor olacaktır.03 Ekim 2026 Cumartesi 15:00TURİZM
Türkiye, TUI'nin kış sezonunda ilk üçteDünyanın en büyük tur operatörü TUI, kış sezonu için yapılan yakın mesafe rezervasyonlarda Türkiye'nin üçüncü sırada yer aldığını duyurdu. İlk ikide ise Kanarya Adaları ve Mısır var.03 Ekim 2026 Cumartesi 14:00TURİZM
Karınca menüden çıktı: El Nino ünlü şefleri zora soktuKimisi karıncayı menüden çıkarıyor, kimisi kakaosuz çikolata yapıyor. El Nino, dünyaca ünlü şefleri menü değişikliğine zorluyor.03 Ekim 2026 Cumartesi 13:00GASTRONOMİ
Üç meslek grubuna daha yeşil pasaport geliyorKamuoyunda yeşil pasaport olarak bilinen “Hususi damgalı pasaportun” kapsamının genişlemesi için TBMM’ye kanun teklifi verildi. Söz konusu teklifle, 3 meslek grubunun daha yeşil pasaporttan yararlanması önerildi.03 Ekim 2026 Cumartesi 12:00GÜNDEM
Manavgat’ta bal zamanı: Üreticiler festivalde buluştuAntalya’nın Manavgat ilçesinde yerel bal üreticilerini tüketicilerle buluşturan Bal ve Arıcılık Festivali kapılarını açtı. Üç gün sürecek festivalde Manavgat’ın zengin florası, arıcılık potansiyeli ve yerel üretimin turizm sektörüyle buluşması öne çıkıyor03 Ekim 2026 Cumartesi 11:00MICE
Çıralı’da 117 yuvadan 3 bin 500 caretta denize ulaştıAntalya’nın Kemer ilçesindeki Çıralı sahilinde caretta carettaların yuvalama sezonunun son yuvası açıldı. Koruma ve izleme çalışmaları kapsamında bu yıl sahilde tespit edilen 117 yuvadan yaklaşık 3 bin 500 caretta carettanın denizle buluştuğu belirtildi.03 Ekim 2026 Cumartesi 10:00GÜNDEM
Kışın buğday, yazın halı: Killik tarlalarında renk şöleniAntalya’nın Killik Mahallesi’nde kış aylarında buğday, arpa, yulaf ve nohut yetiştirilen tarlalar, yazın binlerce halı ve kilimin serildiği dev bir renk paletine dönüşüyor.03 Ekim 2026 Cumartesi 09:00GÜNDEM
Haaland’dan Norwegian’a “Atkuyruğu” davasıNorveçli golcü Erling Haaland ile Norwegian Air Shuttle arasındaki “atkuyruğu reklamı” tartışması mahkemeye taşındı.02 Ekim 2026 Cuma 21:00ULAŞTIRMA
AB'nin yeni kabin bagajı kuralları ne zaman yürürlüğe girecek?AB içinde seyahat eden havayolu yolcuları, yolcu haklarında yapılması planlanan kapsamlı değişiklik kapsamında yakında ek ücret ödemeden daha fazla el bagajı taşıma hakkına sahip olabilir.02 Ekim 2026 Cuma 20:00ULAŞTIRMA
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2005 Türkiye Turizm











Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.