02 Nisan 2026
  • İstanbul10°C
  • Ankara11°C
  • Antalya12°C

ORTADOĞU'DA KAZAN KAYNIYOR

Ülkeler Mısır ve Sisi'ye destek konusunda da ayrıştılar ABD ve AB ülkeleri şiddeti kınamakla birlikte radikal “Müslüman Kardeşler”e sıcak bakmıyorlar.

Ortadoğu'da kazan kaynıyor

24 Ağustos 2013 Cumartesi 08:00

MURAT EMEN-EMEN&EMEN
Haftanın Ekonomik Görünümü 26-31 Ağustos 2013

İSTANBUL - Mısır olayları Suriye'yi unutturdu derken Suriye kimyasal silah kullanıldı haberi ile tekrar gündeme oturdu. Ancak ülkeler bu konuda da ayrıştılar. Rusya ve Iran “hayır” direnişçiler kullandı derken, BM eksperleri konuyu inceliyor. ABD temkinli davranıyor. Benim anladığım Obama hiçbir yerde mecbur kalmadıkça askeri müdahale yanlısı değil. Arap baharı kışa döndü.Ülkeler Mısır ve Sisi'ye destek konusunda da ayrıştılar. ABD ve AB ülkeleri şiddeti kınamakla birlikte radikal “Müslüman Kardeşler” olgusuna sıcak bakmıyorlar. Başta Suudi Arabistan, Kuveyt ve Ürdün gibi ülkeler radikal dinciliğe uzak duruyorlar. Aynı tavır batı da da var. Biz Nursi demeğe devam ediyoruz ve bu konuda galiba yalnız kaldık. Malesef hükümet olarak dış politikada soğukkanlı bir duruş sergileyemedik ve hem Suriye hem de Mısır konusunda stratejik bir yalnızlığın içine düştük. Bu gidişle dimyata pirince giderken, evdeki bulgurdan olacağız. Sisi'ye destek çıkan arap ülkelerine tek laf etmiyoruz. Ama İsrael ve batıya veryansın ediyoruz. Başbakanın danışmanları Sn. Başbakan'a dış politika konusunda ekonomiyi unutup siyaset ağırlıklı yanlış şeyler söyletiyorlar. Bu gidişle ne dediği önemsenmeyen bir ülke konumuna geleceğiz.

TÜRKİYE RAPORU

Dolar ve faiz fren tutmuyor

2-emen.jpg

Geçtiğimiz hafta Merkez PPK Toplantısından üst limit için 0.50 baz puan artış çıktı. Esasen artış bekleniyordu. Çünkü ABD bono faizleri %3 seviyelerine doğru yükselince mevcut faiz hadleri ile döviz cezbetmek imkansız hale gelmişti. Ancak bu da yeterli değil piyasalara göre. Merkez faizleri tedricen artırma kararı almıştı. Tedricen deyince piyasalar TCMB faizin 9 olmasını bekliyor. Mesela Hindistan bir seferde %2 artırarak dozu yüksek vermişti. Bizde giderek oralara geleceğiz.
Geçtiğimiz haftaya bakarsak dolar önce beklentiler ışığında 1.96'ları gördü. Arkasından FOMC tutanakları açıklanınca da 1.9913 seviyelerine yükseldi. Sepet kur birara 2.33 oldu. Dolar yılsonu 2.10 tahminleri yapılıyor. Bu arada İstanbul BIST satışlar sonrası hızlı bir düşüşle 68.900'ler seviyesine geriledi. Yabancılar temkinli. Özellikle türk banka kağıtları için acele etmiyorlar. Faizler 9.50 civarına geldi.
Merkez döviz satıyor ama düşürmeğe pek niyetli değil. Bildiğimizin aksine ihracatçı bu kontrolsuz yükselişten memnun değil. Çünkü üretelen ve ihraç edilen mal önemli ölçüde ithalata bağımlı ve katma değeri az ürünler. Döviz artınca ithalat duruyor. Yüksek faiz borsayı eritiyor. Bu yüksek platforma ayak uydurursak piyasalarda tutunuruz. Bu yüksek faizlerden tekrar gelecekler diye bekleyebiliriz.
Haftanın son haberi Brezilya'nın dolara 60 milyar dolarlık bir paketle müdahale edeceği şeklinde oldu. Bu müdahale gerçekleşirse müspet etkilerinin bizede yansıması bekleniyor.
Gelişmekte olan ülkelerden en büyük darbeyi cari açık seviyesi yüksek olan Hindistan yedi. ABD tahvil faizleri yükselince ciddi dolar çıkışları yaşadı. Faizleri 2 baz puan birden artırarak kanamayı nispeten durdurabildi.
Bizde de cari açık sorununun olması düşündürücü. Zor bir eylül ayı bizi bekliyor.
FED açısından beklentiler, bu yılın sonuna kadar varlık alımını durdurma kararı mutlaka alınacak. Ama FED faizlere dokunmayacak.

ECONOMİST: ERDOĞAN HÂLÂ GÜÇLÜ

Bu haftanın İngiliz Economist dergisi içeride ve dışarıda aldığı bazı yenilgilere rağmen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın hala gücünü koruduğunu belirtiyor. Dergi, "ülkede ciddi bir muhalefetin olmamasının Erdoğan'ın işini kolaylaştırdığını" savunuyor.


3-emen.jpg

Yazıda şöyle deniyor.:
"Erdoğan 2011'de 3. kez iktidara geldiğinde gelecek beş yılın AKP'nin ‘ustalık’ dönemi olacağını söylemişti. Rüyaları arasında AKP hakimiyetindeki meclisten geniş icra yetkilileri alarak cumhurbaşkanlığına çıkmak da vardı. AKP 2023'e kadar Türkiye'yi yönetecekti."
"Karşıtları umutsuzca bunu kabullenmişti. En azından Haziran'a kadar. Ülke genelindeki kitlesel protestolar sonrasında AKP'nin halk desteği yüzde 50'nin altına geriledi. Erdoğan savunmasız görünüyordu, korkmuş davrandı ve hatta futbol maçlarındaki siyasi sloganları bile yasakladı.”
"Erdoğan'ın protestoları, uluslararası faiz lobisi ve aralarında bu derginin de bulunduğu Batı medyasındaki uzantılarının düzenlediği savı artık yönetimde kalmaya ehil olmadığı iddialarını güçlendirdi. Erdoğan bu hafta Mısır'da ruh ikizi Muhammed Mursi'ye darbeden İsrail'i sorumlu tutunca ABD'den sert tepki gördü."
"Erdoğan'ın yeni Osmanlılık iddiası, Türkiye'nin beyhude bir şekilde Esad'ı devirmeye çalıştığı Suriye'den de darbe aldı. Suriye'nin kuzeyinin hâkimiyeti için Nusra Cephesi'yle savaşan Suriyeli Kürtler, bu grupları Türkiye'nin kışkırttığında ısrar ediyor. Bu durum Türkiye'nin kendi Kürtleriyle barışma çabalarına sekte vuruyor. PKK, beklediği reformların gerçekleşmesi için Ekim'e kadar süre tanımış durumda. Aksi halde Nisan'dan beri süren ateşkesin sona ereceğini söylüyorlar."

'SEÇİMLER ERDOĞAN İÇİN REFERANDUM'
“Erdoğan'ın seçmenin yüzde 5'ini kontrol ettiği söylenen Fethullah Gülen'le de ilişkileri kötü. Gülen'in Mart'taki yerel seçimlerde kitlesine AKP'ye oy vermemeleri çağrısında bulunacağı iddiaları var. Bu seçimler Erdoğan ve partisi için referandum olarak görülüyor. Erdoğan seçimlerde İstanbul'u kaybeder mi? Muhtemelen hayır."
Dergi daha sonra Erdoğan'ın hâlâ otoritesini koruduğuna işaret ediyor:
"Son kamuoyu yoklamaları AK Parti'nin desteğinin yüzde 50 civarında olduğuna işaret ediyor. Erdoğan'ın komplo teorileri dışarıda itibarını zayıflatsa da AK Parti'nin muhafazakâr tabanını harekete geçirdi. Erdoğan şimdi Mısır'daki darbeyi iddialarına kanıt olarak gösteriyor."
Economist zor durumdaki ekonomin de Erdoğan'a zarar verebileceğini, cari açığın şimdi gayri safi yurt içi hasılanın yüzde 6'sının üstünde olduğunu, Türkiye'ye yatırımcı ilgisinin azaldığını, Merkez Bankası'nın faizleri artırdığı belirtiyor ve bu tabloya rağmen bazı uzmanların büyüme potansiyeli, nüfus ve vasıflı işgücü sayesinde Erdoğan'ın Türkiye'yi dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına sokma hedefine ulaşabileceğine inandığını aktarıyor.
Yazı şöyle devam ediyor:
"Haftaya Kürtlerin barış sürecini canlı tutmalarına yetecek bir reform paketi açıklanıyor. Türk yetkililer, reform paketinde Heybeliada Ruhban Okulu'nun yeniden açılması ve Cem evlerine devlet yardımının da içerdiğini söylüyor. Bunlar Avrupa Birliği ile uzun bir zamandır askıda olan müzakerelere yeniden ivme kazandırabilir.
Erdoğan'ın en büyük avantajı güvenilir bir alternatifinin olmaması. Ana muhalefet CHP Kemalistlerle reformcular arasındaki kavgaya saplanmış durumda CHP'li bir milletvekili "Protestolar kararsız seçmenleri kendine çekmesi için CHP'ye bir fırsat verdi ama kaçırıldı" diyor.
Economist'teki yorum, Başbakan Erdoğan'ın, Gülen'le tekrar anlaşma sağlayabileceğini ve "potansiyel olarak en büyük rakibi" diye nitelediği Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le uzlaşabileceğini kaydediyor, ama, "hakimiyet dönemi tamamiyle kaybolmuş gibi görünüyor" sözleriyle noktalanıyor.

AVRUPA RAPORU

EYLÜL'DE AB ISINACAK
Almanya seçimleri 23 Eylül'de yapılacak. Merkel titizlikle seçim turlarına devam ediyor. Mümkün olduğu kadarda AB'nin zayıf halkalarından bu süreçte bahsetmek istemiyor. Bu arada Maliye Bakanı Schaeuble'nin Yunanistan sorununa değinen aykırı demeçleri var.
Schäuble, Yunanistan'a şu ana kadar yapılan 246 milyar euroluk (644 milyar lira) uluslararası yardımın bu ülkeyi iflastan kurtarmaya yetmeyeceğini ve Yunanistan'ın bir üçüncü yardım paketine ihtiyaç duyacağını söyledi.
Hristiyan Demokrat Parti'nin Hamburg yakınlarındaki seçim kampanyasında konuşan Schäuble, "Yunanistan için bir başka programa gerekecek" dedi. Euro Bölgesi krizi süresinde "program" ifadesi şartların yerine getirilmesi karşılığında yardım paketi sunmak anlamında kullanılıyor.
Almanya Başbakanı Angela Merkel'in de dahil olduğu diğer Alman yetkililer ise Yunanistan'ın daha fazla paraya ihtiyacı olduğu yönünde açık ifadeler kullanmıyor. Bu yetkililer genellikle konunun şu an tartışılmaya gerek olmadığını Yunanistan'ın daha sonra ele alınacağını ifade ediyorlar.

4-emen.jpg

Ancak Yunanistan'a sağlanacak yeni krediler Almanya'nın en büyük baş ağrısı da değil. Asıl sorun birçok ekonomist ve yatırımcının Yunanistan'ın borcunun balonlaşarak ödenemeyecek seviyeye geldiği yönündeki endişeler. Her ne kadar önceki yardım paketlerinden küçük olacak olsa da yeni bir yardım paketi Yunanistan'ın borcuna yalnızca borç katacak.
Yunanistan'ın kamu borcunun bu yıl toplam ekonomik üretiminin yüzde 176'sına denk gelmesi bekleniyor. IMF'nin sürdürülebilir olarak değerlendirdiği seviye yüzde 120. Resmi tahminler ise ülke ekonomisine "daha fazla önlem" ile bu seviyenin 2022'ye kadar yüzde 120'nin altına çekilebileceği yönünde ancak "daha fazla önlem" ile ne kast edildiği belirsiz.
Tahminler seçimlerden sonra Merkel'in AB'nin zayıf halkaları konusunda sert adımlar atacağı şeklinde. Özellikle İspanya'da banka mevduatları konusunda Güney Kıbrıs'a benzer bir tutum sergilenebilir. Yunanistan önümüzdeki yıl gene sıkışacak. Fransa için bile söylentiler başladı. Bu arada Almanya ekonomisi müthiş bir ihracat fazlası verdi.
Şu anki program kapsamında Euro Bölgesi'nin Yunanistan'a sağladığı kredi dilimlerinin 2014 yılının ortasında sona ermesi bekleniyor. Ancak IMF bu ülkeye 2016 yılına kadar kredi sağlamaya devam edecek. IMF'nin tahmini Yunanistan'ın gelecek iki yılda 11,1 milyar euroya daha ihtiyaç duyacağı yönünde.
IMF ise Avrupa'nın Yunanistan'ın 2014 yılının ortasından sonra finansmanın nasıl sağlayacağı konusunu çözüme kavuşturmadan daha fazla kredi sağlamayacağı konusunda uyarıda bulundu. Konunun Almanya'daki seçimlerin ardından bu sonbaharda gündeme gelmesi bekleniyor.

ABD RAPORU

AMERİKA SOKAK TERÖRÜNÜ TARTIŞIYOR

Sokak terörü ABD için yabancı bir olay değil. Ancak bu sefer ki 17 yaşında Avustralyalı bir genç. ABD'de beyzbol bursu ile universitede okuyor. Koşu sırasında iki tane 15 yaşında siyah çocuk tarafından vuruldu. Herşey tesadüf. O sırada oradan o geçiyordu. Bir başkasıda olabilirdi. Olaya en büyük tepki Avustralya'dan geldi. Avustralya neredeyse ayaklandı. Eski başbakan “çocuğunu ABD'ye gönderenin aklı yok, turist olarak bile gitmeyin” dedi.Medya ABD'ye ateş püskürüyor.
Arkasından ruhsal sorunu olan bir genç ilkokula dalip kurşun yağdırdı. Bereket ikna edildi de can kaybı olmadı.İkna edilmeseydi onlarca çocuk ölebilirdi.
Sokak terörü tekrar ABD gündeminde. Silah serbestisi yeniden konuşulmaya başladı.
Ama sektör o kadar kuvvetliki düzeni değiştirmeğe Obama'nın gücü yetmiyor.

PİYASALAR

Fırtınanın rüzgarı hissedilmeğe başladı. FED tutanaklarını parasal genişlemeden çıkış yönünde sinyal olarak yorumlayan piyasalar geçtiğimiz haftanın son iki gününde olağanüstü günler yaşandı. Dolar 2 lira'ya dayanırken faiz çift hane gördü.

BORSA
Borsa Ekim 2012'den buyana 67.343 ile en düşük seviyesini gördü. Yabancı yatırımcılara Türk banka kağıtları için şimdilik bekleme yapılması tavsiyesi var. Kur ve faizdeki hareketlilik borsayı menfi etkiliyor. Beklentimiz FED'den rahatlatıcı bir haberle ancak düzelebilir şeklinde. Bu hafta 68-71000 bandında seyreder denilebilir.

FAİZ
FED tutanaklarının ışığında ABD tahvil faizlerinde yaşanan yükseliş bizi de etkiledi. Gösterge bileşik faiz %9.77'lere çıkarken, 10 yıl vadeli kagıtlar %10'u gördü.

Sıkılaştırma politikası devam ediyor. TCMB düzenli olarak istisnai gün uygulayacağını açıklayınca haftalık repo faizi politika faizi olmaktan çıkınca, sistemin ağırlıklı fonlama maliyetinin gecelik borç verme faizini dahi aşabileceği düşünülüyor.
PPK atırımı tatmin etmedi. Yeni bir artış ki %9'lara gelebilir, bekleniyor.Yüksek faiz mali programı da saptırabilir. Bütçe açıkları görülebilir.

DÖVİZ
Geçtiğimiz hafta bir rekora daha kavuştuk. Dolar 2 lirayı gördü. Şimdilerde 1.98 civarında. Ama 2 lirayı geçmesi ve yerleşmesi gün meselesi. Bir taraftan FED tutanakları, diğer taraftan TCMB'nin yetersiz kalışı doları kopardı. Bir ara sepet kur 2.33'leri gördü. Dolara ilişkin yılsonu tahminleri 2.10 ve üzeri. Sorun bütün gelişmekte olan ülke paralarında. Haftanın son haberi olan Brezilya'nın 60 milyar dolarlık bir paketle dolara müdahalesi eğer gerçekleşirse durum çok farkeder.
Bu durum kur riski yüksek firmalarda ciddi sorun yaratıyor. Döviz borçlanan firmalarda sorun yaratıyor.
Diğer taraftan yüksek kur artışları derhal benzin ve motorin fiyatlarına yeni zam olarak yansıdı. Enflasyon hedeflerinde de yukarı doğru sapmalar bekleniyor.

Esenlikle kalın.

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON DAKİKA