02 Nisan 2026
  • İstanbul19°C
  • Ankara14°C
  • Antalya16°C

OBAMA ULUSA, KONGREYE SESLENDİ

Obama. bütçe açığı, asgari ücret artışı, altyapı harcamaları ve iklim değişikliğini konuştu ve , Cumhuriyetçilere çağrıda bulundu

Obama ulusa, kongreye seslendi

16 Şubat 2013 Cumartesi 23:00

MURAT EMEN-EMEN&EMEN
Haftanın Ekonomik Görünümü- 18-23 Şubat 2013
İSTANBUL
-Her yıl şubat ayında yapılan yıllık ‘Birliğin Durumu’ konuşmasına Kongre’nin alt ve üst kanadı, Yüksek Mahkeme üyeleri, bakanlar, üst düzey komutanlar ile az sayıda davetliler katılabilir.
Amerika’da ‘State of the Union’ olarak tanımlanan “Birliğin Durumu” konuşması hemen her televizyon kanalından canlı yayınlanır. Her başkanın istisnasız yaptığı Birliğin Durumu konuşması, başkanlar üzerindeki anayasal bir yükümlülüktür. Her başkan, Amerikan anayasasına göre ülkenin durumu ile ilgili bilgi vermek amacıyla konuşma yapmak zorundadır.
Başkan Barack Obama 5. defa Birliğin Durumu konuşmasını yaptı. Birliğin Durumu konuşmasının tarihçesi ülkenin kuruluş yıllarına dayanıyor. Konuşma ilk defa Amerika’nın ‘kurucu babası’ olan Başkan George Washington tarafından1790 yılında yapılmıştır. Washington’un ilk Birliğin Durumu konuşmasını yaptığı sene ülkenin başkenti Washington değil New York'tur.
Amerikan tarihinin ilk Birliği Durumu konuşması aynı zaman da bugüne kadar yapılan en kısa konuşma olarak biliniyor. Amerika’nın 3. başkanı olan Thomas Jefferson, Birliğin Durumu konuşmasını İngiliz geleneği diyerek bir anlamda reddeder ve onun yerine anayasa hükmünü Kongre’ye yıllık rapor göndererek yerine getirir. Jefferson’ın açmış olduğu bu yol Amerikan başkanlarının 112 yıl süresince takip etmesine neden olur ki bu ancak 1913 yılına kadar sürer. Birinci Dünya savaşı arifesinde Başkan Woodrow Wilson, Kongre’ye yazılı rapor sunma yerine bizzat gelerek konuşmasını yapar ve Amerikan siyasetinde sözlü gelenek yeniden hayata geçer.
Birliğin Durumu konuşması yeniden 1913 yılında sözlü olarak yapılmaya başladıktan sonra bundan tam on yıl sonra ilk defa radyodan canlı olarak verilmeye başlanır. Konuşmanın ilk defa TV’lerden yayınlanması ise 1947 yılında olur. İnternetten ise konuşma canlı olarak ilk defa 1997 yılında verilir
ABD Başkanı Barack Obama, yıllık "Birliğin Durumu" (State of the Union) konuşmasını geçtiğimiz Salı günü ABD Kongresi'nde gerçekleştirdi.
Ana hatlarını bütçe açığı, asgari ücret artışı, altyapı harcamaları ve iklim değişikliğinin oluşturduğu konuşmasında Obama, Cumhuriyetçilere çağrıda bulundu.
Obama, yaklaşan borç tavanı ve otomatik harcama kesintilerini kast ederek "Borçlarımızı zamanında ödeme, halkın hükümetini şeffaf tutma ve Amerika Birleşik Devletleri'nin itibarını koruma konusunda hemen şimdi, burada bir fikir birliğine varalım" dedi.
Obama, 1 Mart'ta devreye girecek büyük çaplı otomatik harcama kesintilerini önlemek için daha önce de önerdiği vergi artışları ve küçük kesintilere gitme çağrısını yineledi.
Bütçe açığını kapatmanın başlı başına bir ekonomik plan olmadığını kabul etmeleri gerektiğini belirten Obama, ikinci dönemde önceliğinin "daha büyük devlet"ten ziyade "daha akıllı devlet" oluşturmak olduğunu söyledi.

emnnn2a.jpg

Obama, ayrıca, ABD'de şu anda saatte 7,25 dolar olan asgari ücret oranını saatte 9 dolara çıkarma önerisinde de bulundu. Amerika ekonomisinin gerçek motoru olan yükselen ve zengin bir orta sınıfı güçlendirmek bizim neslimizin görevidir diyerek orta sınıfı destekleme sözü verdi.
ABD Başkanı, ülkenin eskiyen ve yıpranan yol ve köprülerini onarmak içinse 50 milyar dolarlık harcama gerektiğini söyledi.
Obama, yasal vergi boşluklarının doldurularak 800 milyar dolarlık ek gelir kapısının açılmasını da istedi.
10 yıllık savaştan sonra Amerikan askerlerinin eve döneceğini söyleyen Obama, 2014’ün sonuna kadar 34,000 askerin eve döneceğinin sinyalini verdi.
Konuşmasının ABD dış politikasına ilişkin kısmında Suriye konusunada değindi.
Kendi halkını öldüren Suriye rejimi üzerindeki baskılarının süreceğini belirterek, İsrail’in güvenlik ve barış için çalışmalarında da arkasında duracağız diyerek Musevi lobisinin de gönlünü almaya çalıştı.
Her şeyden önemlisi Amerika bu tarihi değişimlerin yaşandığı zamanda özgürlüğün feneri olmalıdır cümlesi ile salondaki karışık kalabalıktan alkış aldı. Bazıları ayağa kalktı bazıları ise oturdukları yerden alkışladı.
Birinci önceliğimiz Amerika’yı yeni imkanlar ve sanayi için mıknatıs haline getirmektir.
En iyi ürünleri istiyorsak en iyi fikirlere yatırım yapmalıyız. Yıllarca konuştuktan sonra sonunda enerji geleceğimizin kontrolü artık elimizde. Ancak çocuklarımızın ve kendi geleceğimiz için iklim değişikliğiyle savaşmalıyız diyerek, 4 yıl önce temiz enerji sektörünün kontrolü ve bu sektörün yarattığı işler başka ülkelerdeydi. Bunu değiştirmeye başladık. Doğalgaz daha temiz enerji sağlıyor ve bizim enerji için başka ülkelere olan bağımlılığımızı azaltıyor.
Vergi ve sosyal programlarda değişiklik kolay olmayacak. Ancak partizanlığı bırakıp gereksiz harcamaları kesen ve geleceğimize akıllıca yatırım yapan bir bütçe geçirmeliyiz.
Eğitim reformları ile ilgili ise Amerikalı çocukların 10undan yalnızca 3ü kaliteli kreşlere gittiğini ve eyaletlerle ortaklık yaparak ABD’de her çocuğun kaliteli kreş olanaklarına sahip olmasını önerdi. Lise diplomasının çocuklarımızın iyi bir işe sahip olmalarına yardımcı olması gerek. Ekonomimiz çalışkan ve hırslı göçmenlerin yeteneklerini kullandığımızda daha güçlü hale gelir. Yasal göçmenlik sisteminin düzeltilmesi ve uzun bekleme sürelerinin kısaltılması ve bürokrasinin azaltılması gerektiğini önemle vurguladı.
Eğer en değerli kaynağımız olan çocuklarımızı korumuyorsak söylediklerimin bir değeri olmaz. Newtown’dan beri iki ay geçti. Silah satışları öncesi sabıka taramalarını güçlendirmeliyiz. Polis şefleri bizden savaş için üretilmiş silahları sokaklardan temizlememizi istiyor diyerek silah kontrollerinin çok daha sıkı olacağının üstüne bastı.
Salondaki Cumhuriyetçilerin sıkıntılı ve asık suratına rağmen gereğinden çok fazla uzun süren kendisi merkezli ve fazla güvenli konuşmasını, “bu önergelere destek vermelisiniz. Çünkü son iki ay içinde binlerce doğum günü, mezuniyet ve yıldönümü bizden bir kurşunla çalındı “ cümlesi ile yumuşatmaya çalıştı.
Obama'nın konuşmasına Cumhuriyetçiler adına resmi olarak yanıt veren Senatör Marco Rubio, "Başkan Obama'nın vergilerle ilgili bir takıntısı var" dedi ve Obama'nın önermekte olduğu planların orta sınıf Amerikalılara zarar vereceğini söyledi.

emnnn2.jpg

Cumhuriyetçi senatörler, ABD Savunma Bakanı adayı Chuck Hagel'ın adaylığının oylanmasını engelledi

Cumhuriyetçi senatörler, ABD Başkanı Barack Obama'nın savunma bakanlığı koltuğuna aday gösterdiği Chuck Hagel'in adaylığının Senato Genel Kurulu'nda oylanmasını engelledi.
Senato'da Hagel'in adaylığının onaylanması sürecinde tartışmaların tamamlanıp, oylama aşamasına geçebilmeyi sağlayacak önergeye 60 senatörün "evet" oyu gerekiyordu ancak oyların sayısı 58'de kaldı. 40 senatörün önergenin aleyhinde oy kullandığı oylamada, bir senatör tercih belirtmedi, bir senatör de oylamaya katılmadı.
Demokratların 55, Cumhuriyetçilerin ise 45 sandalyeye sahip olduğu 100 üyeli Senato'da, Cumhuriyetçilerin hemen hemen tamamının önergeye karşı oy kullanması nedeniyle, Hagel'in adaylığının onayı için oylama aşamasına geçilemedi.
Senato'daki Demokrat Çoğunluk lideri Harry Reid, bir haftalık tatilden sonra Senato'da, 26 Şubat'ta bir oylama daha yapılacağını söyledi.Hagel'in her şeye rağmen Senato'dan gerekli onayı alacağı tahmin ediliyor. Cumhuriyetçilerden, oylama yapılana kadar Hagel'in adaylığı üzerinde düşünmek için daha fazla zamanlarının olacağı ve önergenin bu sefer geçmesine izin verecekleri yönünde işaretler geldi.

american-airlines-us-airways-2.jpg

Zor günler yaşayan American Airlines ile US Airways birleşme yolunda: Havacılıkta dev şirket evliliği


Amerikan havacılık sektörünün devleri American Airlines ile US Airways birleşerek dünyanın en büyük havayolu şirketini oluşturmaya hazırlanıyor. İsmi açıklanmayan kaynaklar, iki şirketin yönetim kurullarının birleşmeyi görüşmek için dün biraraya geldiğini bildirdi. Resmi açıklamanın bugün yapılması bekleniyor.Birleşme sonucu American Airlines'in tahmini piyasa değerinin 11 milyar dolar ile rakibi Delta Airlines'ın seviyesine yaklaşacağı vurgulanıyor.

80 yıllık bir geçmişe sahip olan American Airlines beş yıl önce dünyanın en büyük havayolu şirketiydi. Şimdilerde finansal zorluk yaşayan AA'nın sahibi AMR şirketi, bir yıldan uzun bir süre önce iflastan korunma başvurusu yaparak, yeniden yapılanmaya girişmişti.

130214084601-american-airlines-us-air-new-tails-620xa.jpg

US Havacılıkta Konsolidasyon Dönemi


US Airways ise son yıllarda kârını artıran bir havayolu şirketi oldu.İki şirketin geçen Ağustos ayından beri müzakere halinde olduğu bildiriliyor.Birleşme durumunda American Airlines adının kullanılması, ama icra kurulu başkanlığını, US Airways'in şimdiki lideri Doug Parker'in alması bekleniyor. Şirketin toplam 900 uçağı, 3 bin uçuşu ve 100 bin çalışanı olacak.
Delta havayollarının Northwest ile, Continental'in ise United ile birleşmesinin ardından yaşanan bu gelişme, ABD'de havayolları sektöründe yoğun bir konsolidasyon yönelimine işaret olarak değerlendiriliyor.

g7-g20-a.jpg

G-7 VE G-20 TOPLANTILARI BİTTİ


Dünyayı zengin ülkelerin yönettiğini veya yönlerdirdiğini söylemek yanlış olmaz. Bunlara zenginleşme yolunda olanlarıda katınca dünyada efendi sayısı arttı. Bunlar yani efendiler zaman zaman biraraya gelirler. Dünyanın ahvalini konuşup, küresel problemleri irdelerler. Yol gösterirler. Önceleri G-7 olarak biraraya gelirlerdi. Sonradan baktılar ki yeni zenginleşme yolunda olanlar var. Onlarıda açılım yaparak aralarına alıp G-20'yi kurdular.Bunlara dünyanın zenginler külübü diyebilirsiniz. Dünyanın hali bugün bunlardan soruluyor.
Bir zamanlar TUSİAD'a üye olmak isteyen patronum için kulis yapmam gerekmişti. Birkaç ağır top dostuma durumu fısıladadım. Hiç uğraşma buna Koç ve Sabancı karar verir demişti. Bilmem kaç üyesi, başkanı, yönetim kurulu falan varmış hiç önemli değil. Bu iki grup bu külübü götürüyor. Tıpkı bunun gibi G-7 ve/veya G-20 olayında da ABD ve AB bu görevi yapıyor

emnnn3.jpg

Geçtiğimiz hafta bu iki grubunda toplantısı vardı. G-7 toplantısını yaptı. G-20'de ben bu yazıyı yazarken Moskova'da toplanıyordu. Bizden de Ali Babacan'ın katıldığı G-20 toplantısının sonuçları henüz açıklanmadı ama önemli bir sonuç beklemeyin.
Her ikisinde de aktüel gelişmeler müzakere ediliyor. Bu toplantının gündeminde muhtemelen iki önemli konu var. Birisi hepsinin muzdarip olduğu büyüyememe meselesi, diğeride son günlerin aktüel konusu “kur savaşları”.

BBC'nin istihbaratına göre G-20 toplantısında “Çok Uluslu Şirketlerin Daha Fazla Vergi Ödemeleri” müzakere ediliyor.

emnnn6.jpg

Çokuluslu şirketler 'daha çok vergi ödemeli'


Moskova'da bir araya gelen G20 maliye bakanları, kurumlar vergisine ilişkin uluslararası kuralları değiştirmeyi hedefleyen görüşmelerde bulunuyor.
Uluslararası şirketlerin ana merkezlerini düşük vergili yerlerde konumlandırarak, diğer ülkelerde elde ettikleri kazancı buraya yönlendirip daha az vergi ödemelerine olanak tanıyan kuralların sıkılaştırılması isteni
Çokuluslu şirketlerin vergi yükümlülüklerinin ağırlaştırılması talebine Almanya, Fransa ve İngiltere öncülük ediyor.
Konu, İngiltere'de hararetli bir tartışmanın odağında. Google, Amazon ve Starbucks gibi uluslararası şirketlerin İngiltere'de elde ettikleri kar üzerinden çok düşük vergi ödediklerinin ortaya çıkması kamuoyunda tepkiyle karşılanmıştı. OECD'nin hazırladığı bir raporda, kurumlar vergisini denetleyen uluslararası kuralların değişmesi gerektiği çağrısına destek veriliyor.
OECD, çokuluslu şirketlerin değişik ülkelerdeki vergi politikaları arasındaki farktan istifade ederek ödeyecekleri vergiyi en aza indirebildiklerini söylüyor. Vergi yükümlülüklerini yerine getirmemekle suçlanan büyük şirketler listesine son olarak Facebook da eklendi.
ABD'de Vergi Adaleti İsteyen Vatandaşlar (Citizens for Tax Justice) adlı örgüt, geçen yıl 1 milyar doları aşkın kar ettiğini açıklayan Facebook'un ABD'de tek bir sent kurumlar vergisi ödemediğini ve bunun yerine 451 milyon dolar vergi iadesi için başvurduğunu iddia etti.

AVRUPA RAPORU

Almanya ve Fransa resesyona mı gidiyor?


emnnn4.jpg

Yılın son üç ayına ait rakamlar Avrupa'nın iki büyük ekonomisinin de yılı küçülerek kapattığına işaret ediyor. Avrupa'nın ve Euro bölgesinin en büyük ekonomisi Almanya'nın gayrisafi yurtiçi hasılasındaki düşüş yüzde 0,6 oldu. Almanya İstatistik Dairesi küçülmeyi ihracat gelirlerinin azalmasıyla açıkladı.
Fransa ekonomisi ise yılın son üç ayında yüzde 0,3 ile, 2009 yılının ilk üç ayından yani mali krizin doruk noktasından bu yana en yüksek küçülmeyi yaşadı. Her iki ülkeden gelen rakamlar da beklenenden kötü oldu.
Bazı yorumcular Fransa'nın ekonomik durgunluğa gireceğini düşünüyor. Bir ülke ekonomisi yılın iki çeyreğinde üstüste küçülürse, resmen durgunluğa girmiş sayılıyor. Buna karşılık Fransa Merkez Bankası, ülke ekonomisinin yılın ilk üç ayında büyüyeceğini tahmin etti.
Fransa'nın 2012 yılı genelinde gösterdiği büyüme ise sıfıra yakın.
Almanya ekonomisi konusunda ise uzmanlar daha iyimser. Avrupa'nın en büyük ekonomisinin gösterdiği küçülmenin kalıcı olmadığını söyleyen iktisatçılar ağırlıkta.
Ocak ayında yayımlanan bir araştırmada, Almanya ekonominde güven unsurunun, euro krizinin patlak verdiği günlerden bu yana en yüksek seviyesinde çıkması da bu yorumları destekler nitelikte.

dolar-euro.jpg

Euro düşüşe devam edecek


Geçtiğimiz hafta boyunca döviz piyasasında büyük etkiye Euro bölgesi çevrelerine ilgili endişeler ve ECB'nin toplantısı ağırlığını koydu.
Veriler özellikle haftanın son günü moralleri bozdu. Gözüken uzun vadede doların özellikle mart ayındaki fiscal cliff çözüldükten sonra dahada değer kazanacağı yönünde gidiyor. 2013 yılı Almanya açısındanda zor bir yıl olacak. Makine ve otomativ üreticisi Almanya Japonya'nın başlattığı ve devam etmeğe niyetli olduğu kur savaşından kayıplı çıkacak. Düşük yen Euro'yu vururken, Almanya'nın tek olarak hareket şansı fazla değil.
Haftasonu İspanyol iktidar partisi yolsuzluk ve başbakan Rajoy hedefte idi. İstifası bile söz konusu oldu.
Yunanistan gene sorun olmaya devam ediyor. Vadesi gelen borçlarını ödemesi zor. Dostları yardım için onun piyasaya çıkıp birşeyler toparlamasını ve istikrar tedbirlerini artırmasını bekliyor. İşler güç gözüküyor.
İtalya seçim hazırlığında. Berlusconi'nin kime destekleyeceği önem kazanıyor.Seçim sonuçları piyasaları etkileyebilir.

ASYA RAPORU

Japonya


Japonya 2012 yılının son üç çeyreğinde hızı giderek azalan bir daralmanın içine girmişti. Yeni gevşek para politikası sayesinde 2013 yılında büyümesi bekleniyor. Gevşek para politikası devam ederken Yen'deki zayıflıkta devam edecek gözüküyor. Japonya kur savaşlarının göbeğindeki ülke konumunda. Yeni Başbakan Abe ile birlikte büyük bir ekonomik atak başlattı. Diğer ülkelere kaptırdığı sektörleri kısmende olsa geri alma savaşı veriyor.

TÜRKİYE RAPORU

46 SANTRAL SATIŞTA BEKLENTİ 40 MİLYAR DOLAR


AKP Hükümeti ne varsa satıyor politikasına devam ediyor. Gündemde 28'i HES, 18'i termik olmak üzere 46 faal santral özelleştirilecek. Dagıtım özelleştirilmesinin son ayağı kalmıştı. Şimdiye kadar yapılanlardan 9.3 milyar dolar elde edilmişti.Şimdi diğer 4 dağıtım bölgeside satışa çıkıyor. Sırada çok önemli üretim ayağı var. Nerden bakılırsa bakılsın 40 milyar dolar mertebesinde bir gelir beklentisi var.
Hedef devletin payını %10'lara çekmek. Şimdi pay %40'larda 46'nın satışı ile %20'lere gerileyecek. Amaç %10'la kadar devam etmek.

plaj-turizm1.jpg

CARİ AÇIĞA 2.2 MİLYARLIK TURİZM DESTEĞİ


TUİK, turizm gelir ve giderlerine ilişkin verileri revize etti. 2012 de daha önce 23.4 milyar dolar olan turizm geliri 5.9 milyarlık revize ile 29.4 milyar dolara çıkarıldı. Aynı şekilde Turizm giderleride 542 milyon dolarlık revize ile 4.1 den 4.6 milyar dolara yükseldi. Bunun sonucunda daha önce 19.3 olarak açıklanan net gelir bu düzeltme ile 24.8 milyar dolara çıkmış oldu.
Her nekadar turizm gelirlerinde artış 5.4 milyar dolar isede bunun ancak 2.2 milyar doları cari açığa müspet olarak yansıyacak.
Bu artışın nedeni kısaca geçmiştede yeralan ancak turizm geliri sayılmayan bazı kalemlerin, yeni uygulama ile turizm gelirine yansıtılması ile gerçekleşti.

BANKALAR REKOR KARLAR AÇIKLIYOR

Bankacılık sektörünün yerli devleri 2012 yılı için tek tek karlarını açıklıyor. Ziraat 2.650, İş 3.310, Yapı Kredi 2.090 ve Vakıfbank 1.460 milyar liralık kar açıkladılar. Piyasanın çok tatmin edici bulduğu bu karlar, türk bankacılık sektörünün 2001 krizi sonrasında aldığı müthiş yolu bir kez daha önümüze serdi. Fortis ile birleştikten sonra büyükler kategorisine giren TEB'in 2012 karı 486 milyon olarak açıklandı.
Kredi büyüklükleri ise İş 100, Ziraat 71.4, Yapı Kredi 77.8,Vakıfbank 68 ve TEB 29.7 olarak gerçekleşti.
THE LİRA'nın değerlendirmesine göre; aradan geçen süreyi iyi değerlendiren, gerekli sermaye yeterliliklerini koruyan, yabancı yatırımcı girişiyle gücünü yükselten bankacılık sektörü, 2012 yılını 23.6 milyar liralık toplam kar rakamıyla tamamlayacak.
2011 yılında 19.8 milyar lira kar yazan bankalarda karlılık büyümesi, böylelikle yüzde 16 olarak gerçekleşti.
Özkaynak karlılığında da müthiş bir performans gösteren Türk bankaları, bu anlamda 2001 kriz döneminde 16 milyar dolar seviyesinde bulunan özkaynaklarını bugün 182 milyar liraya (102 milyar dolara) kadar çıkarttı.
Bankacılık sektörünün sadece 2012 yılında gösterdiği büyüme bile 37.2 milyar lira (21 milyar dolar) ile 2001 yılındaki toplam özkaynak büyüklüğünün üzerine çıktı. Aynı zamanda sermaye taban rasyosu bakımından da fevkalade düzeylere çıkan bankacılık sektörü yeni yurtdışı girişlere gebe.
Ankara'dan sızan haberlere göre son verilen izin örneğinde görüldüğü gibi 300 milyon getiren yabancıya gereken banka kurma izni verilecek.bu gelişme satma temayülü olan mevcut bankaların fiyatını düşürdü.

PİYASALAR

Dünyanın genel durumu içaçıcı olmayınca sizinde tadınız olmuyor. Türkiye'de bu hafta tatsız bir hafta geçirdi. Borsa eski kıvamında değil. TL/Dolar paritesi düşme trendinde. Dar yönlü bir faiz seyri var. Velhasıl tadı yok ortalığın. Obama'nın ulusa seslenişi biraz ters tepti gibi. Savunma Bakanının onayında sorun çıktı. G-7 ve G-20 toplandı. Bir netice ve ekonomik konularda bir ağırlık yok.
Piyasalar cari açıktaki düzelmeye odaklı olarak Moddy's den birşeyler bekliyorlardı. Ancak gözükmedi. Genede hesap sistemiyle de olsa cari açığın 46.5 lara düşmesi ve GSMH'nın %6.5 una tekabül etmesi olumlu gelişme.Moody's not artırımı tekrar gündeme gelebilir.
Borsa
Avrupa ve Japonyanın kötü verileri ABD'yide etkiledi. Ancak önceden satınalınması vesilesiyle fazla etken olmadı. Perşembe gününü 77.580'den 78.081 ile haftanın son gününü kapattı.
Şimdilik hedef 80.000.

Faizler
Faiz perşembe gününü 5.77, cumayı 5.78 ile kapattı.Bu hafta salı günü PPK toplantısı beklentileri yön verecek. Muhtemelen aşağı band da 0.25 düşme beklenebilir. Kredilerde şişme görüyorsa karşılıkları 0.25 artırabilir. Ama bu sadece bir TCMB sinyali anlamına gelir. Yani yogun daralma beklemek gerekir.

Döviz
Parite ile dolar yükseldi, euro düştü. Euro konusunda 1.37'den 1.33'lere gerileyen paritenin seyrini ABD Fiscal Cliff tartışmaları belirleyecek. Mart ayında sorun Kongrede çözülürse dolar değerlenmeye devam edecektir. Euro'nun o zaman 1.25'lere kadar gerilemesi beklenebilir. Bu gerileme Japonya'ya karşı kur savaşı veren Almanya'nın belki işine gelecektir. Ama diğer merkez bankalarının başını ağrıtacak ve adresif faiz indirimlerine gitmelerine ve likidite kontrolunu kaybetmelerine neden olacaktır G-7 ve G-20 toplantılarında kur savaşlarını pazarın akışına bırakmak gerekir” savına enflasyonist baskı hissedilinceye kadar tahammül edilecektir.
Dolar perşembe gününü 1.7700 ve euro 2.3610'dan haftayıda dolar 1.7670, euro 2.3609 dan kapattı.kapattı.
Siyasi olarak ülke gündeminde Terör-İmralı görüşmeleri ve 28 Şubat Soruşturması var. Bu hafta muhtemelen İmralı ziyareti yapılacak. 28 Şubat soruşturmalarının gidiş seyrinden anlaşılan yargının direncinin kırılmadığı ve taviz vermediği anlaşılıyor. Üstelik Başbakanın tutukluluk üzerine verdiği söylemlerin ardından tekzip edercesine yeni tutuklamaların gelmesi ilginçtir.
Artık bu tadı kaçan tutukluluk konusunu hükümetin yeni bir paketle kökünden çözmesi bekleniyor. Sn. Başbakan'ında bu konuda hemfikir olduğu seziliyor.Yargıda onu buna zorluyor gibi bir intiba var. Adalet Bakanının açıklamasıda ilginç. Sanki çocuk avutur gibi. Sözde hakimlerimizi Avrupa ülkelerine göndermişiz de oradaki uygulamaları görsünler diye.
Esenlikle kalın.
 
(DİKKAT: Haftalık ekonomik ve politik yorum Emen&Emen tarafından turkiyeturizm.com için hazırlanmaktadır. İzinsiz kopyalanıp kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Aksi takdirde Basın Yasası ve Telif Hakları Yasası'na göre yasal işlem yapılacaktır) .

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON DAKİKA