AYASOFYA MÜZE OLARAK KALMALI
Tarih Vakfı Paneli: Ayasofya'nın müze olarak kalması emsalsiz anıtın evrensel değerini yansıtan ve tarihi dışlamadan kucaklayan barışçıl bir davranıştır

29 Mayıs 2014 Perşembe 10:00
İSTANBUL- Dünyanın 8’ci harikası olarak herkesin gözdesi olan ve tüm inlsanlığın başlıca ortak dini, kültürel, sanatsal ve siyasi ve barış simgeleri arasında yer alan 15 yüzyıl boyunca ayakta duran Ayasofya’nın müze olarak kalması için yapılan imza kampanyası panelde tanıtıldı. Bu amaçla açıklanan bildiride “Ayasofya'nın müze olarak açık olması emsalsiz anıtın evrensel değerini yansıtan ve çok katmanlı tarihinin herhangi bir dönemini dışlamadan kucaklayan barışçıl ve kapsayıcı bir davranıştır. Bu güzide eserin İstanbul ve dünya tarihinin ortak mirası olarak yaşatılabilmesi müze statüsünde kalmasına bağlıdır”denildi.
Tarih Vakfı’nın öncülüğünde oluşturulan Kültürel Mirası İzleme Platformu, Türkiye'nin önde gelen akademisyenleriyle birlikte, yıllar sonra yeniden alevlenen Ayasofya Müzesi’nin ibadete açılması tartışmaları üzerine düzenlenen panelde akademisyanler insanlık mirası Ayasofyanın neden müze olarak kalması gerektiğinibelirttiler.
Tarih ve kültürel mirasa müdahale ve istismar alanları üzerinde çalışmak, görüş oluşturmak ve eylem geliştirmek amacıyla Tarih Vakfı’nın öncülüğünde oluşturulan Kültürel Mirası İzleme Platformu, toplantıyı Prof. Dr. Engin Akarlı, Prof. Dr. Şevket Pamuk, Prof. Dr. Aydın Uğur, Prof. Dr. Uğur Tanyeli ve Murat Belge ile birlikte gerçekleştirdi.
Panelde Prof. Dr. Engin Akarlı,: İnsanlık tarihinin baş yapıtlarından biri olarak 15 yüzyıl boyunca ayakta duran Ayasofya, zaten müze olarak bile yüce bir maksada hizmet etmektedir ve hem Doğu'yu hem Batı'yı kucaklamaktadır” dedi.
Murat Belge: Ayasofya'nın ibadete açılması önerisi, İslamiyet'in başka dinlerle huzur ve barış içinde yaşayamayacağını, zaten yaşamaması gerektiğini vurgulayan bir öneridir. İslamiyet'in bugün mahalle çocuğu gibi inatçı bir siyaset mi benimsemesi lazım, yoksa diyalog kuran, kucaklayan bir din olması mı gerek?”şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Şevket Pamuk: Ayasofya medeniyetler ittifakının semboludür. Türkiye bu ittifakı yeniden göstermeli ve bir kez daha tüm dünyaya örnek olmalıdır” dedi.Prof. Dr. Uğur Tanyeli : Müzeyken bile koruyamadığımız bir yapıyı binlerce insanın girip çıktığı bir camiyken nasıl koruyacağız?”diyerek önemli bir konuya değinlid,
AYASOFYA ZATEN MÜZE OLARAK YÜCE BİR MAKSADA HİZMET ETMEKTEDİR
İstanbul Şehir Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Engin Akarlı, Ayasofya'nın Türkiye'deki kültürel zenginliklerin en önemli temsilcilerinden biri olduğunu belirterek konuşmasına başladı. Ayasofya'nın farklı estetik değerler ve dinlerin birbiriyle buluştuğu birleştirici bir mekan olduğunu dile getiren Akarlı, “Ortak tarihimize ve kültürümüze sahip çıkmalıyız çünkü bugün Ayasofya zaten müze olarak bile yüce bir maksada hizmet etmektedir ve hem Doğu'yu hem Batı'yı kucaklamaktadır” dedi.

“TEDAVİYE MUHTAÇ, HASTALIKLI BİR DÜŞÜNCE YAPISININ UZANTISI”
İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi gazeteci-yazar Murat Belge ise, konuşmasını müze-cami tartışmasını politize eden olaylara dayandırarak sosyal psikoloji bağlamında sürdürdü. Bu gerginliğin 1950'li yıllarda Osman Yüksel Serdengeçti'nin Ayasofya ile ilgili olarak kaleme aldığı saldırgan bir yazıyla başladığını söyleyen Belge, sözlerini şöyle sürdürdü: “O yazıdan sonra Ayasofya, her daim birilerinin gönlünde yatan aslan olarak bir yerlerde durmuş ve zaman zaman alevlenmiştir. O tarihten bu yana ciddi bir rövanş takıntısı vardır. 'Biz vaktiyle dünyaya egemendik, bizi ne hale getirdiler, Ayasofya'yı da elimizden aldılar' gibi kompleksli söylemlerle beslenen hatalı, hastalıklı ve zararlı bir ruh hali hala devam etmektedir. Ayasofya'nın neden cami olmaması gerektiğine dair bir sürü gerekçe sayabilirim ama burada en önemli sorun, 2014'te hala kiliseleri cami yaparak dünyaya kafa tutma mantığının sürmesidir. Bu yaklaşım, intikam isteyen, karşısındakini susturmaya çalışan bir tavrın uzantısıdır; tedaviye muhtaç bir düşünce yapısıdır. Bu, aynı zamanda İslam'ın tavrını da belirlemektedir. Ayasofya'nın ibadete açılması önerisi, İslamiyet'in başka dinlerle huzur ve barış içinde yaşayamayacağını, zaten yaşamaması gerektiğini vurgulayan bir öneridir. İslamiyet'in bugün mahalle çocuğu gibi inatçı bir siyaset mi benimsemesi lazım, yoksa diyalog kuran, kucaklayan bir din olması mı gerek?”
MEDENİYETLER ÇATIŞMASINA KARŞI MEDENİYETLER İTTİFAKI
Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şevket Pamuk da konuşmasında çatışma zihniyetini aşmanın ve hoşgörüden yana tavır almanın mümkün olduğunu vurguladı ve konuşmasına şöyle devam etti: “Bu coğrafya medeniyetler arasında pek çok çatışma gördü ve görmeye devam ediyor. Bu süreçte içinde bulunduğumuz Yakın Doğu coğrafyasının bize emanet ettiği tarihi ve kültürel varlıklara karşı alacağımız tavır çok önemldiri. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti, çatışmadan yana bir yaklaşım yerine, hoşgörü ve barıştan yana tavır koymalıdır. 1934'te Ayasofya'nın müzeye dönüştürülmesi, kardeşlikten yana bir tavırdır. Erdoğan, 2006'da Zapatero ile birlikte Medeniyetler İttifakı'nın öncülüğünü yapmıştır. Şimdi bu ittifakı yeniden göstermeli ve bir kez daha tüm dünyaya örnek olmalıdır.”
“AYASOFYA'YI YEREL TUTKULARIMIZLA SINIRLAMAYA ÇALIŞMAK HAKSIZLIKTIR”
İstanbul Bilgi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aydın Uğur da Angkor Wat ve Machu Picchu gibi dünyaya mal olmuş tarihi yapıtlardan örnek vererek konuşmasına başladı. “Önce Hindu, sonra Budist inancıyla kurulan Angkor Wat'ta bizim için asıl önemli olan hangi kralın, din adamının baskın çıkarak kime karşı bu eseri yaptırdığından çok, oradaki benzersiz ve büyüleyici ortamdır. Medeniyetler ötesi, mucizevi bir aşkınlık duygusunu ortak insanlık tarihine hayranlık duyarak o anda yaşamamızdır. Esas öne çıkan duygu, o büyük insanlık macerasında olağanüstü bir boyutla yüzyüze olduğumuzu hatırlatmasıdır. Bazı yerler bize, o büyünün bir parçası olduğumuzu hatırlatıyor. Ayasofya da işte böyle bir yerdir. Ayasofya'yı yerel tutkularımız ve çatışmalarımızla sınırlamaya çalışmak haksızlıktır. Kültür ve anlayış açısından fakirleşmedir. Biz hala İstanbul'da zengin bir kültür ortamında yaşıyoruz ama bu gerçeği hep sıradanlığa indirgiyoruz. Bu zenginliğimizi farketmek ve ona sahip çıkmak o sıradanlıktan çıkarıyor bizi.”
“TÜRKİYE'NİN DOKULARINA İŞLEMİŞ BİR SORUN VAR ORTADA”
Mardin Artuklu Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uğur Tanyeli ise, Ayasofya'nın camiye dönüştürülme talebinin ardında köklü bir siyasal kavganın yattığını dile getirdi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada belli ki Ayasofya'nın kimse için önemi yoktur maalesef çünkü cami yapılması talebi, gerçekte yıllardır süren Bizans kavgamızdaki açık bir siyasal ve kültürel itişmenin bir tezahürüdür. Çünkü biz İstanbul'u sanki 1000 yıl Bizans başkenti değilmiş, tarihi 1453'te başlamış gibi düşünmekte diretiyoruz. Hayır, öncelikle bu tarihi gerçeği kabul etmeliyiz. Ayasofya bir kiliseydi. Bu gerçeği sık sık inkar etme suretiyle konuşmaya devam edemeyiz artık. Bizans'la barış olmadıkça, bu kavga da devam edecektir. İslam hukukunun incelikli bir yorumunu yaparsak da, Ayasofya'nın vakfedilme sürecinin bile sorunlu olduğunu söylemek zorundayız. Ayasofya'ya dair elimizde bir rehin yok ve saygı göstermemiz gereken çok önemli bir yapıdır. Burada kılıçla ele geçirilmiş bir yapıdan bahsediyoruz. 15. yy'da kılıç hakkından söz etmek normal olabilir ama 21. yy'da aynı dilde konuşuyorsak Ayasofya'nın camileştirilmesinden daha ciddi sorunlarımız vardır. Türkiye için yapısal bir soruna işaret etmektedir camiye dönüştürülmesi talebi. Bugün müze olmasına rağmen Ayasofya'yı resmen çarşı gibi kullanıyoruz. Yani müzeyken bile koruyamadığımız bir yapıyı binlerce insanın girip çıktığı bir camiyken nasıl koruyacağız?”
İMZA KAMPANYASI
Sanat ve mimarlık tarihinin en önemli yapıtlarından biri olan Ayasofya'nın müze olarak kalmasını talep eden kampanya, kamuoyu gündemini bir süredir meşgul eden Ayasofya Müzesi’nin ibadete açılması tartışmaları üzerine 12 Mayıs’ta imzaya açılmış ve kısa sürede aralarında Osmanlı-Türkiye iktisat ve mimarlık tarihi alanında dünya çapında çalışmaları olan tarihçiler, koruma uzmanları, gazeteciler ve kanaat önderlerinin de bulunduğu 1000’i aşkın isim tarafından desteklenmişti.
“Ayasofya müze olarak kalmalıdır” çağrısıyla kamuoyuna ve ilgili kurumlara seslenen kampanyanın metni şöyle:
“Ayasofya, İstanbul ve Türkiye'nin olduğu kadar Ortadoğu, Doğu Akdeniz ve Avrupa'nın başlıca ortak dini, kültürel, sanatsal ve siyasi simgeleri arasında yer almaktadır. Ayasofya'nın müze olarak bütün ziyaretçilerine eşit şekilde açık olması, bu emsalsiz anıtın evrensel değerini yansıtan ve çok katmanlı tarihinin herhangi bir dönemini dışlamadan kucaklayan barışçıl ve kapsayıcı bir davranıştır. Bu güzide eserin İstanbul ve dünya tarihinin ortak mirası olarak yaşatılabilmesi müze statüsünde kalmasına bağlıdır.”
AYASOFYA MÜZESİ
İnsanlık tarihinin baş yapıtlarından biri olarak 15 yüzyıl boyunca ayakta duran Ayasofya, M.S. 532-537 yılları arasında Bizans İmparatoru I. Jüstinyen tarafından İstanbul'un tarihi yarımadasındaki eski şehir merkezinde bir patrik katedrali olarak inşa ettirildi. Bizans İmparatorluk Kilisesi olarak uzun süre işlev gören katedral, 1453 yılında İstanbul'un Osmanlılar tarafından alınmasından sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye dönüştürüldü ve tam beş asır sonra Bakanlar Kurulu kararı ile müzeye çevrilerek 1935 yılında yerli ve yabancı ziyaretçilere açıldı. Ayasofya Müzesi, bugün her yıl yaklaşık 3.5 milyon turist çekiyor ve Topkapı Sarayı ile birlikte Türkiye'nin en çok ziyaret edilen yapıtları arasında yer alıyor.
Haaland’dan Norwegian’a “Atkuyruğu” davasıNorveçli golcü Erling Haaland ile Norwegian Air Shuttle arasındaki “atkuyruğu reklamı” tartışması mahkemeye taşındı.02 Ekim 2026 Cuma 21:00ULAŞTIRMA
AB'nin yeni kabin bagajı kuralları ne zaman yürürlüğe girecek?AB içinde seyahat eden havayolu yolcuları, yolcu haklarında yapılması planlanan kapsamlı değişiklik kapsamında yakında ek ücret ödemeden daha fazla el bagajı taşıma hakkına sahip olabilir.02 Ekim 2026 Cuma 20:00ULAŞTIRMA
Bakan Ersoy ve THY buluştu: Turizmde rota genişliyorKültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “THY’nin dünyaya uzanan uçuş ağıyla ülkemizin kültür ve turizm zenginliğini daha geniş kitlelerle buluşturmayı, Türkiye markasını güçlendirmeyi hedefliyoruz” dedi.02 Ekim 2026 Cuma 19:00ULAŞTIRMA
Euro Bölgesi'nde yıllık enflasyon eylülde yüzde 3,8'e yükseldiEuro Bölgesi’nde yıllık enflasyon, enerji fiyatlarındaki sert artışın etkisiyle eylülde yüzde 3,8’e yükselerek beklentileri aştı. Ağustosta yüzde 3,2 olan enflasyon, aylık bazda ise yüzde 0,6 olarak gerçekleşti.02 Ekim 2026 Cuma 18:30GÜNDEM
Captain Arctic Kuzey Kutbu’na rüzgarla sefere çıkıyorCaptain Arctic; rüzgâr, güneş ve batarya enerjisini kullanarak geleneksel gemilere kıyasla emisyonları yüzde 90’a kadar azaltmayı hedefliyor.02 Ekim 2026 Cuma 18:00ULAŞTIRMA
Almanya'nın en zenginleri listesinde 3 Türk yer aldıAlmanya'nın en zengin 500 kişi, aile ve şirketini kapsayan 2026 listesinde 3 Türk yer aldı. BioNTech kurucuları Özlem Türeci ve Uğur Şahin 3,8 milyar euro, Auto1 kurucu ortağı Hakan Koç ise 1,2 milyar euroluk servetiyle listeye girdi.02 Ekim 2026 Cuma 17:30GÜNDEM
Yapay zekâ uçakta ne yendiğini takip ediyorHavayolu sektöründe yapay zekâ şimdi de uçak içi ikram hizmetlerine giriyor. Lufthansa, Virgin Atlantic ve United gibi havayolları, yolcuların hangi yemekleri tüketip hangilerini bıraktığını yapay zekâ ile analiz etmeye başladı.02 Ekim 2026 Cuma 17:00ULAŞTIRMA
Türkiye'den beş şirket listedeForbes yedinci kez Statista ile birlikte Dünyanın En İyi İşverenleri listesini hazırladı. Binden fazla çalışanı bulunan çok uluslu şirketler, 300 binden fazla çalışanla yapılan ankete göre değerlendirildi02 Ekim 2026 Cuma 16:30KURUMSAL
Analistler: Uçak bilet fiyatları daha da yükselecekHavayolu dağıtım danışmanı Ben Vinod, fiyatların yıl sonuna kadar aynı kalmasını veya %10 oranında artmasını beklediğini söyledi.02 Ekim 2026 Cuma 16:00ULAŞTIRMA
Mısır’dan seyahat dünyasına çağri: “B planı değiliz!”Mısır TurizmOtoritesi, ülkenin Orta Doğu’daki istikrarsızlık anlarında hatırlanan ikinci bir seçenek değil, başlı başına bir ana destinasyon olduğunu söyledi.02 Ekim 2026 Cuma 15:00TURİZM
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2005 Türkiye Turizm











Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.