ADRİYATİK CENNETİ: DUBROVNİK-5
Dubrovniki ziyaret edenlerin gördükleri manzara karşısında söyleyecek bir söz bulamazlar. Sadece hayran hayran seyretmekle yetinirler.

18 Ağustos 2010 Çarşamba 13:30
ÖZKAN ALTINTAŞ-TÜRKİYE TURİZM- GEZİ 5
DUBROVNİK/HIRVATİSTAN- Dubrovnik şehrinin büyüleyici güzelliğini anlatacak sözcüklerin daha bulunmadığı söylenir. Lord Byron"un deyimiyle Adriyatik mücevheri, Berdand Shaw"un deyimiyle ise Dünyadaki Cennet olarak tanımlanır.

Dubrovnik"i ziyaret edenlerin gördükleri manzara karşısında söyleyecek bir söz bulamazlar. Sadece hayran hayran seyretmekle yetinirler.
Ancak 1991"de Sırpların bu güzel şehre bir gün içinde 300 bin bomba yağdırıp yüzlerce kişinin ölümüne neden olduklarını düşününce insanın içi ürperiyor. İnsanlık mirasını bombalamak gibi kara cahil bir yenini yaptıkları bu şehri gördükten sonra insanı nefretini bir kat daha artırıyor. Allah"tan harabeye dönen şehire Unesco el atarak eski haline dönmesine yardımcı olmuş ve günümüze dünyanın en güzel köşelerinden biri olarak gelebilmiş.
Eski adı Ragusa olan Dubrovnik"e bir tepeden baktığınızda oya gibi işlenmiş surları binaları ile bu kentin insanlık kültürü adına ne kadar kıymetli olduğu bir kat daha anlaşılıyor.
Apex Tur"un Ocean Majesty gemisi ile Yunanıstan"ın Korfu Adası"nın ve İyon Denizi"ni terk ederek Adriyatik Denizi"ne girdiğimizde kıyı boyunca yerleşim yerlerini seyrettik. Neden sonra uzakta Yunanistan"ın ünlü Rion-Antirion köprüsü gibi çelik halatlarla yapılmış bir asma köprü göründü. Daha sonra ise Dubrovnik yeni liman Gruz

KARTLARLA BİRLİKTE FOTOĞRAFLI KİMLİK
Gemimiz büyük olduğu için Dubrovnik"te eski liman yerine yeni ticaret liman Gruz"a alındı. Eski tarihi limanın kirlenmemesi ve turistik panoramik görüntüsü bozulmasın diye büyük gemiler alınmıyordu.
Dubrovnik, 1979"da Unesco"nun Dünya Mirası Listesi"ne katılmıştı. Limana çıkabilmek için bu kez bize verilen pasaport yerine geçen kartların yanında yanına mutlaka fotoğraflı kimlik gerekiyordu. Bazıları pasaportlarını aldılar, bazıları ise nüfus kağıdı ve ehliyetle yetindiler. Bu arada saatlerimizi saat uygulaması nedeniyle bir saat geri aldık.
Otobüslere binerek gümrük kapısından çıkarken bir bayan görevli içeri girdi. Usulen kimliklere baktı. Sonra sıkıldı ve Tamam diyerek otobüsten indi. Rehberimiz Hamza Geçen defa bayağı sıkıştırmışlardı. Bu kez daha rahat davrandılar dedi.


Otobüslere binerek Dubrovnik Nehri"nin takip ederek Lapad Yarımadası, Gruz Ticaret Limanı ve Elaphite takımadalarının etkileyici görüntüsünü sunan yeni köprüye doğru yollandık. 2004 yılında açılan Dr. Franja Tudmana Köprüsü yaklaşık 200 km esen rüzgara dayanıklı yapılmış.


HIRVATLAR TÜRK KÖKENLİ İMİŞ
Rehberimiz Maximillian Maki Milsoseviç idi. Her ne hikmetse Balkanlarda Sırp kasabı diye bilinen Sırp Devlet Başkanı Slobodan Miloseviç"in soyadı Miloseviç adını taşıyan sayısı çoktu. Rehberimizde aynı soyadına sahipti. Ama bizlerden Miloseviç soyadını saklayıp adını yarım söyledi. Demek ki bu soyad yüzünden ülkesini ziyarete gelenler onu yormuştu. Düşünüyorum da Miloseviç akraban mı? diye soranların varlığını, adama hak veriyorum.

Rehberimiz aksine Hırvatların Türk kökenli olduklarını söyledi. Hatta köklerinin İran Acem Türklerinden olduklarını anlattı. Dünyada herkes ülkeleri için Crotia derken Türklerin Hırvatistan demelerinden memnun olduklarını belirtti. Hatta bir ara göğsünü gere gere Biz Türk kökenliyiz dedi. O güne kadar Hırvatların Türk kökenli olduklarını duymamıştım.Ama onlar böyle kabul ediyorlarsa bizde kabil eder alırız. Çünkü gördüğüm kadarıyla Hırvat ırkı çok güzel. Kızları erkeklere dalyan gibi. İnsanları güleryüzlü ve sıcak kanlı, aynı zamanda nazik. Bir çok Türk insanını unuttuğu erdemleri taşıyorlar.

Hırvatlar için önemli olan biri de 10.yüzyılda Anadolu"dan gelen ermeni asıllı Aziz Bras"tı Hırvatlar onu kurtarıcı olarak görerek yüceltmişler ve kentin önemli binalarının girişlerine heykelini koymuşlar.Pile kapısının üzerinde de Aziz Bras"ın heykeli vardı. Dubrovnik"te 36 kilise bir cami ve sinagog bulunuyor.
4 bin kişinin yaşadığı Dubrovnik"e 3-4 gemi yanaşıyor. Sezonda 100 bin turist konaklıyor. Dubrovnik"te eski devlet binaları uluslar arası şirketlere kiralanıyor ve otel yapılıyor. Türkiye"den giden Rixos"ta böyle bir binada faaliyet gösteriyor. Türk lokantacı İbrahim Yılmaz"ın yeri biliniyor.

Çevre yollarına turistler için koydukları portatif tuvaletler ise çevre temizliğine verdikleri önemi gösteriyordu

EVLİYA ÇELEBİ'Yİ KIZDIRMIŞLAR
Ünlü seyyah Evliya Çelebi"de Dubrovnik"e gelmiş. O dönemde şehre girecek olan kişileri sur dışında bulunan bir yerde 40 gün bekletirlerdi. Bu dönemde kişide herhangi bir hastalık çıkmazsa şehre girmesine izin verirlerdi. Aynı dönemde Evliya Çelebi"de Dubrovnik"e gelmiş ve bekleme yerine alınmıştı. Ancak Evliye Çelebi 40 gün beklenen yerde 15"ci gün sıkılarak şehri görmeden gitmişti. Daha sonra ise seyahatnamesinde şehrin dışından gördüklerini yazmış.

NAPOLYON'UN ADASI
Dönüşte eski kenti kuşbakışı gören kıyı şeridindeki yolda durduk. Harika manzarayı içimize sindire sindire seyrettik ve fotoğrafını çektik. Dubrovnik surlar içinde lego oyuncakları gibiydi. Önümüzde pırıl pırıl tertemiz deniz ve plajlar uzanıyordu. Lokrum Adası ise yeşillikler içinde orta yerde duruyordu. Rehberimiz Hamza Şahin, adanın zirvesinde bulunan kaleyi şehre 12 bin altın yardım yapan Fransız komutan Napolyon"un yaptırdığını söyledi. Napolyon Dubrovnik"te 4 yıl yaşamış ve bir çok konuda Fransız etkisini getirmişti. Adanın arka tarafında motorlarla gidilen plajlar vardı. Avrupa"nın en ünlü çıplaklar plajı ise bu adada idi. Herkes adaya Napolyon"un adası gözüyle bakıyordu.

GÖRÜLECEK YERLER
Bu muhteşem güzellikteki şehrin çevresinden aynı güzellikte adalar bulunuyor.
Korkula Adası, en büyüğü ve en verimlisidir. Üzüm bağlarından oldukça kaliteli şarap üretilir. Popis ve Grk adaları küçük ve turist değildir. Mijet Adası"nın yarısından fazlası ormanla kaplıdır ve milli park ilan edilmiştir. Adanın geri kalanındaki küçük köylerde bulunan üzüm bağlarında şarap üretilir. Lokrum Adası, Unesco"nun botanik bahçelerinden dolayı doğal koruma alanı olarak ilan ettiği ulusal parktır. Elafiti adaları ise 20 dakikad6a motorlarla ulaşılabilecek gezi yerleridir.
Bu adalara Dubrovnik"ten belli aralıklarla motorlar kalkıyor. Adalar doğal güzelliklerinin yanında kaliteli yemek ve şarap tatmak isteyenlerin tercihidir.

Dubrovnik"te eski şehir araçlara kapalıdır. Asıl adı Placa olan, ancak yaygın olarak bilinen ardıyla Stradun Caddesi şehri ortadan ikiye ayırır. Batıdaki giriş kapısı 1537"de inşa edilen Pile Kapısı"dır.
Eski şehirde saat kulesi, manastır, katedral, yöresel tatların satıldığı pazaryeri ve şehrin surları izleyenleri büyüler. Kültür, sanat şehri olarak tanımlanan, adım başı galeriye rastlanan Dubrovnik"te 1950"den beri Haziran ve Ağustos aylarında çeşitli festivaller düzenlenir.
Çevrede gezilecek yerler ise şöyle sıralanıyor:
Cavtat: Her iki yanı limanlarla ve küçük plajlarla çevrili göz alıcı bir turistik kasabadır.
Trsteno, bahçeleri ile ünlüdür. Günümüze kadar gelen en güzel peyzaj örneğidir.
Orebic, Dalmaçya"nın en güzel ve geniş kumluk sahiline sahiptir.
Dubrovnik"te yemek ayrı bir ritüeldir. Stradin Caddesi üzerindeki restoranlar turistik olduğundan fiyatları yüksektir. Ancak caddeni dışına çıkıp arka sokaklara gidildiğinde daha uygun fiyatta ve kalitede restOranlar yer alır.

PARALARI ÇOK DEĞERSİZ, AMA UCUZ KENT
Otobüslerle Dubrovnik"in eski kentinin hazinelerini görmek için Pile Kapısı"nın önüne geldik. Çevremizde dondurmacılar, büfeler ve hediyelik eşya satan işyerleri doluydu. Savaş sonrasına temsil eden led ışıklarından yapılmış modern Özgürlük Anıtı dikkatimizi çekti. Dubrovnik"te euro geçmiyordu. Paraları kune idi. Bir euro 7 kune ediyordu. Döviz bürosuna 10 euro verdim tomarla kune verdiler.
Dubrovnik"e 07.00"de varmıştık. Gemiye son biniş saati 19.30"du. İsteyen belediye otobüslerine 8 kune ödeyerek limana gelebilirdi. Bizde tur bittikten sonra belediye otobüsüyle dönmeyi tercih ederek planımızı ona göre yaptık.


STRADUN CADDESİ MERMER KAPLIYDI
Dubrovnik"e Avrupa başta olmak üzere dünyanın dört bir yanından akın akın turist geliyordu. Dubrovnik dünyada moda ve marka şehir olmayı başarmıştı. Kalabalıkla birlikte surlarla çevrili eski şehrin Pile Kapısı"ndan içeri girdik.

Antik kentin kalbi sayılan Placa veya Stradun Caddesini süsleyen görkemli evlerin tamamı geç Rönesans Devri"ne ait idi. Şehir nüfusun yarısının yok olduğu 1667 depreminden sonra yeniden yapılmıştı. Stradun"un dışında şehir ince, dik ve kıvrımlı caddelerden oluşan bir labirent gibiydi.

Stradun Caddesi"nde herkes omuz omuza yürüyordu. Yerler geniş mermerlerle kaplıydı ve insanlar yürüdükçe aşınıyor pırıl pırıl parlıyordu. İki yanda tarihi binaların altında dünyanın lüks mağazalarının şubeleri bulunuyordu.





Ara sokaklarda ise aynı şekilde mağazalar ve lokantalar vardı. Dubrovnik"te buzdolabında kıvrım kıvrım istiflenmiş duran dondurmaların şekli farklıydı. Adım başı bir dondurmacı vardı. Lokantaların fiyat listelerini Türkçe olması ise ilginçti. Hatta bir çok lokantacı bizlerle Türkçe konuşmaya gayret etti. İki kişilik balık tabağı 219 kune, yaklaşık 31 euro idi.


DOMİNİK MANASTIRI'NDA HAZİNE YATIYOR
14. yüzyılda yapılan şehrin en kalıcı binalarından biri olan Dominik Manastırı ve kilisesi hala en önemli yapılardan biriydi. Manastırın avlusunda bulunan kuyu ise 1991"de Sırpların saldırısında şehir halkını kurtarmıştı. Sırplar şehrin suyunu kesince, bütün halk bu kuyudan aldıkları suyla günlerini geçirmişlerdi.
Manastırın değerli arşivleri içinde nadir eserler, el yazmaları bulunan bir kütüphanesi vardı. Avrupa"nın en eski eczanesi, kutsal emanetlerin değerli koleksiyonları, antik Dubrovnik hazinesi ve şehrin ünlü kişilerinin portrelerini içeren hazineye sahipti. Binada 16. yüzyıldan kalma Dubrovnik"in altın işlemeleri ve kilise mobilyalarının örnekleri bulunuyordu. Kilisede Nikola Bozidareviç"in üçleme eseri olan St Blaise vardı. Bu tablo 16.yüzyıldaki haliyle Dubrovnik"in tam halini yansıtıyordu. Ünlü ressam Titian tarafından yapılan 1554"ten kalma St. Mary Magdalene burada sergileniyordu.

DÜNYANIN EN ESKİ PİYANOSU
Gezimize devam ederek Dubrovnik Cumhuriyeti Bölge Papazı"nın bulunduğu Rector Sarayı"na girdik. Dalmaçya mimarisinin şaheseri olan binada tarihi eserler, mobilyalar, tablolar, madeni paralar, madalyalar, pullar, silahlar sergileniyor. Burada bulunan dünyada üç tane olan bir piyanoya ise değer biçilemiyor.

HAZRETİ İSA'NIN GÖMLEĞİ KATEDRAL'DE DURUYOR
Turumuzu Andrea Buffalini tarafından planlanan ve 17. yüzyıla ait barok yapı Katedral"e doğru sürdürdük. Daha önce Roma stili bir bazilikanın yerine büyük depremden sonra yapılmıştı. Katedralın zengin olan hazinesi Bizans, İtalyanlara ait 12 ve 17.yüzyıla ait eserleri kapsıyordu. İçeride bir çok azizin altın ve gümüş içinde saklanan ayakları, elleri ve kafatasları bulunuyordu. Aralarında Kudüsten getirilen Hazreti İsa"nın gömleği ise en ilginç olanıydı.

Orlando Kulesi"nin yanındaki binada ise 1991"de Sırpların saldırısında ölenler için müze yapılmış, resimleri asılmış ve videolarla bombalanan Dubrovnik"in görüntüleri vardı. Güzelim Dubrovnik"i bombalayıp, o kadar insanın canını alan zihniyete bir kez daha lanet okudum.

HER ÇEŞMENİN SUYU İÇİLİYOR
Denize gitmeden önce tarihi şehri serbest dolaşmaya başladık. Önce limanı gittik. Dubrovnik Denizcilik Müzesi, İkona Müzesi ve birde cami vardı. Gats kapısının önündeki iskelede adalara kalkan motorlar için kurulmuş bilet gişeleri vardı. Kıyıda ise lokantalar, kafeler uzanıyordu.

Pazar yerini dolaştık. Zeytinyağı ve meyve özlerinden yapılan garip içeceklerin tadına baktık. Ara sokaklara girerek küçük lokantaların fiyatlarını inceledik.

Dubrovnik"te balık çok ucuzdu. İngiltere"de yaşayan oğlum Emre Altıntaş Aman orada balık yemeyi ihmal etmeyin. Hem lezzetli hem de ucuz demişti. Gezerken akşem üzeri balık yiyeceğimiz lokantayı seçtik ve gezimizi sürdükdük. Bizde geleneğe uyarak topu 10 kuneden birer top dondurma aldık. Dubrovnik"in her yerinde çeşmeler vardı ve suyu içiliyordu. Elimizdeki şişe boşaldıkça doldurup, tadı güzel olan suyu içtik.

BOMBALAMA DENİZİ TEMİZLEDİ
Eski şehirden çıkarak Lokrum Adası"nın karşısına rastlayan sahildeki plaja gittik. Yerel rehberimiz Sırplar Dubrovnik"i bombalarken sanayi tesislerini yok ettiler. Bu sayede deniz kirlenmiyor. Bizde turizm yapabiliyoruz demişti. Rehber haklı çıktı.

Dik yamaçtaki merdivenlerden inerek çakıl taşları ile kaplı sahilde girdiğimiz denizin suyu serin ama pırıl pırıldı. Yamacın üzerinde bulunan oteller ve pansiyonlarda konaklayanlar aynı plajı kullanıyorlardı. Plajın duşuda ilinçti. 1 Kune atıyorsunuz otomatik olarak çalışıyordu. Plajın arka kesiminde kafe ve lokanta vardı.

İsteyen ücreti karşılığı şezlong alabiliyor ve tenteli bölümde yatabiliyordu. Halka açık olan plajda denize üstsüz giren kızlar çoğunluktaydı. Karşımızdaki Lokrun Adası"nda çıplaklar kampı vardı. Ama kimse kimseyi rahatsız etmiyordu. Bu çağdaş görünümü gıpta ederek seyrettim. Neden sonra karnımız acıktı. Toparlanıp yeniden eski şehre doğru gittik.


BALIK FİLETO YEDİK
Dubrovnik Denizcilik Müzesi"nin yanında Hırvatların Konoba diye adlandırdıkları Amoret Restoran"da yemek yedik. Önceden getirdikleri sıcak ekmeğe yağ sürüp yedik. Trabzon yağına benziyordu. Balık fileto istedik. Yanında haşlanmış ıspanak, patates kızartma ile yeşillikler vardı. Hava müthiş sıcaktı. Kemerlerin arasından püfür püfür esen rüzgar bizi rahatlatıyordu. Dubrovnik"in en hareketli meydanına karşı keyifle yemeğimizi yedik. Ödediğim rakam yaklaşık 30 euro idi.
Meydandan bindiğimiz otobüs 20 dakikada bizi limana götürdü. Gemiye zamanında varmıştık. Sıcakta yürümek ve deniz yormuştu. Akşam yemeğine kadar kamaramızda istirahat ettik. Akşam ise sadece meyve alıp, çay içerek gece eğlencesine katıldık.
YARIN: ŞELALEDE YÜZMENİN KEYFİNİ SPLİT'TE YAŞADIK
DUBROVNİK/HIRVATİSTAN- Dubrovnik şehrinin büyüleyici güzelliğini anlatacak sözcüklerin daha bulunmadığı söylenir. Lord Byron"un deyimiyle Adriyatik mücevheri, Berdand Shaw"un deyimiyle ise Dünyadaki Cennet olarak tanımlanır.

Dubrovnik"i ziyaret edenlerin gördükleri manzara karşısında söyleyecek bir söz bulamazlar. Sadece hayran hayran seyretmekle yetinirler.
Ancak 1991"de Sırpların bu güzel şehre bir gün içinde 300 bin bomba yağdırıp yüzlerce kişinin ölümüne neden olduklarını düşününce insanın içi ürperiyor. İnsanlık mirasını bombalamak gibi kara cahil bir yenini yaptıkları bu şehri gördükten sonra insanı nefretini bir kat daha artırıyor. Allah"tan harabeye dönen şehire Unesco el atarak eski haline dönmesine yardımcı olmuş ve günümüze dünyanın en güzel köşelerinden biri olarak gelebilmiş.
Eski adı Ragusa olan Dubrovnik"e bir tepeden baktığınızda oya gibi işlenmiş surları binaları ile bu kentin insanlık kültürü adına ne kadar kıymetli olduğu bir kat daha anlaşılıyor.
Apex Tur"un Ocean Majesty gemisi ile Yunanıstan"ın Korfu Adası"nın ve İyon Denizi"ni terk ederek Adriyatik Denizi"ne girdiğimizde kıyı boyunca yerleşim yerlerini seyrettik. Neden sonra uzakta Yunanistan"ın ünlü Rion-Antirion köprüsü gibi çelik halatlarla yapılmış bir asma köprü göründü. Daha sonra ise Dubrovnik yeni liman Gruz

KARTLARLA BİRLİKTE FOTOĞRAFLI KİMLİK
Gemimiz büyük olduğu için Dubrovnik"te eski liman yerine yeni ticaret liman Gruz"a alındı. Eski tarihi limanın kirlenmemesi ve turistik panoramik görüntüsü bozulmasın diye büyük gemiler alınmıyordu.
Dubrovnik, 1979"da Unesco"nun Dünya Mirası Listesi"ne katılmıştı. Limana çıkabilmek için bu kez bize verilen pasaport yerine geçen kartların yanında yanına mutlaka fotoğraflı kimlik gerekiyordu. Bazıları pasaportlarını aldılar, bazıları ise nüfus kağıdı ve ehliyetle yetindiler. Bu arada saatlerimizi saat uygulaması nedeniyle bir saat geri aldık.
Otobüslere binerek gümrük kapısından çıkarken bir bayan görevli içeri girdi. Usulen kimliklere baktı. Sonra sıkıldı ve Tamam diyerek otobüsten indi. Rehberimiz Hamza Geçen defa bayağı sıkıştırmışlardı. Bu kez daha rahat davrandılar dedi.


Otobüslere binerek Dubrovnik Nehri"nin takip ederek Lapad Yarımadası, Gruz Ticaret Limanı ve Elaphite takımadalarının etkileyici görüntüsünü sunan yeni köprüye doğru yollandık. 2004 yılında açılan Dr. Franja Tudmana Köprüsü yaklaşık 200 km esen rüzgara dayanıklı yapılmış.


HIRVATLAR TÜRK KÖKENLİ İMİŞ
Rehberimiz Maximillian Maki Milsoseviç idi. Her ne hikmetse Balkanlarda Sırp kasabı diye bilinen Sırp Devlet Başkanı Slobodan Miloseviç"in soyadı Miloseviç adını taşıyan sayısı çoktu. Rehberimizde aynı soyadına sahipti. Ama bizlerden Miloseviç soyadını saklayıp adını yarım söyledi. Demek ki bu soyad yüzünden ülkesini ziyarete gelenler onu yormuştu. Düşünüyorum da Miloseviç akraban mı? diye soranların varlığını, adama hak veriyorum.

Rehberimiz aksine Hırvatların Türk kökenli olduklarını söyledi. Hatta köklerinin İran Acem Türklerinden olduklarını anlattı. Dünyada herkes ülkeleri için Crotia derken Türklerin Hırvatistan demelerinden memnun olduklarını belirtti. Hatta bir ara göğsünü gere gere Biz Türk kökenliyiz dedi. O güne kadar Hırvatların Türk kökenli olduklarını duymamıştım.Ama onlar böyle kabul ediyorlarsa bizde kabil eder alırız. Çünkü gördüğüm kadarıyla Hırvat ırkı çok güzel. Kızları erkeklere dalyan gibi. İnsanları güleryüzlü ve sıcak kanlı, aynı zamanda nazik. Bir çok Türk insanını unuttuğu erdemleri taşıyorlar.

Hırvatlar için önemli olan biri de 10.yüzyılda Anadolu"dan gelen ermeni asıllı Aziz Bras"tı Hırvatlar onu kurtarıcı olarak görerek yüceltmişler ve kentin önemli binalarının girişlerine heykelini koymuşlar.Pile kapısının üzerinde de Aziz Bras"ın heykeli vardı. Dubrovnik"te 36 kilise bir cami ve sinagog bulunuyor.
4 bin kişinin yaşadığı Dubrovnik"e 3-4 gemi yanaşıyor. Sezonda 100 bin turist konaklıyor. Dubrovnik"te eski devlet binaları uluslar arası şirketlere kiralanıyor ve otel yapılıyor. Türkiye"den giden Rixos"ta böyle bir binada faaliyet gösteriyor. Türk lokantacı İbrahim Yılmaz"ın yeri biliniyor.

Çevre yollarına turistler için koydukları portatif tuvaletler ise çevre temizliğine verdikleri önemi gösteriyordu

EVLİYA ÇELEBİ'Yİ KIZDIRMIŞLAR
Ünlü seyyah Evliya Çelebi"de Dubrovnik"e gelmiş. O dönemde şehre girecek olan kişileri sur dışında bulunan bir yerde 40 gün bekletirlerdi. Bu dönemde kişide herhangi bir hastalık çıkmazsa şehre girmesine izin verirlerdi. Aynı dönemde Evliya Çelebi"de Dubrovnik"e gelmiş ve bekleme yerine alınmıştı. Ancak Evliye Çelebi 40 gün beklenen yerde 15"ci gün sıkılarak şehri görmeden gitmişti. Daha sonra ise seyahatnamesinde şehrin dışından gördüklerini yazmış.

NAPOLYON'UN ADASI
Dönüşte eski kenti kuşbakışı gören kıyı şeridindeki yolda durduk. Harika manzarayı içimize sindire sindire seyrettik ve fotoğrafını çektik. Dubrovnik surlar içinde lego oyuncakları gibiydi. Önümüzde pırıl pırıl tertemiz deniz ve plajlar uzanıyordu. Lokrum Adası ise yeşillikler içinde orta yerde duruyordu. Rehberimiz Hamza Şahin, adanın zirvesinde bulunan kaleyi şehre 12 bin altın yardım yapan Fransız komutan Napolyon"un yaptırdığını söyledi. Napolyon Dubrovnik"te 4 yıl yaşamış ve bir çok konuda Fransız etkisini getirmişti. Adanın arka tarafında motorlarla gidilen plajlar vardı. Avrupa"nın en ünlü çıplaklar plajı ise bu adada idi. Herkes adaya Napolyon"un adası gözüyle bakıyordu.

GÖRÜLECEK YERLER
Bu muhteşem güzellikteki şehrin çevresinden aynı güzellikte adalar bulunuyor.
Korkula Adası, en büyüğü ve en verimlisidir. Üzüm bağlarından oldukça kaliteli şarap üretilir. Popis ve Grk adaları küçük ve turist değildir. Mijet Adası"nın yarısından fazlası ormanla kaplıdır ve milli park ilan edilmiştir. Adanın geri kalanındaki küçük köylerde bulunan üzüm bağlarında şarap üretilir. Lokrum Adası, Unesco"nun botanik bahçelerinden dolayı doğal koruma alanı olarak ilan ettiği ulusal parktır. Elafiti adaları ise 20 dakikad6a motorlarla ulaşılabilecek gezi yerleridir.
Bu adalara Dubrovnik"ten belli aralıklarla motorlar kalkıyor. Adalar doğal güzelliklerinin yanında kaliteli yemek ve şarap tatmak isteyenlerin tercihidir.

Dubrovnik"te eski şehir araçlara kapalıdır. Asıl adı Placa olan, ancak yaygın olarak bilinen ardıyla Stradun Caddesi şehri ortadan ikiye ayırır. Batıdaki giriş kapısı 1537"de inşa edilen Pile Kapısı"dır.
Eski şehirde saat kulesi, manastır, katedral, yöresel tatların satıldığı pazaryeri ve şehrin surları izleyenleri büyüler. Kültür, sanat şehri olarak tanımlanan, adım başı galeriye rastlanan Dubrovnik"te 1950"den beri Haziran ve Ağustos aylarında çeşitli festivaller düzenlenir.
Çevrede gezilecek yerler ise şöyle sıralanıyor:
Cavtat: Her iki yanı limanlarla ve küçük plajlarla çevrili göz alıcı bir turistik kasabadır.
Trsteno, bahçeleri ile ünlüdür. Günümüze kadar gelen en güzel peyzaj örneğidir.
Orebic, Dalmaçya"nın en güzel ve geniş kumluk sahiline sahiptir.
Dubrovnik"te yemek ayrı bir ritüeldir. Stradin Caddesi üzerindeki restoranlar turistik olduğundan fiyatları yüksektir. Ancak caddeni dışına çıkıp arka sokaklara gidildiğinde daha uygun fiyatta ve kalitede restOranlar yer alır.

PARALARI ÇOK DEĞERSİZ, AMA UCUZ KENT
Otobüslerle Dubrovnik"in eski kentinin hazinelerini görmek için Pile Kapısı"nın önüne geldik. Çevremizde dondurmacılar, büfeler ve hediyelik eşya satan işyerleri doluydu. Savaş sonrasına temsil eden led ışıklarından yapılmış modern Özgürlük Anıtı dikkatimizi çekti. Dubrovnik"te euro geçmiyordu. Paraları kune idi. Bir euro 7 kune ediyordu. Döviz bürosuna 10 euro verdim tomarla kune verdiler.
Dubrovnik"e 07.00"de varmıştık. Gemiye son biniş saati 19.30"du. İsteyen belediye otobüslerine 8 kune ödeyerek limana gelebilirdi. Bizde tur bittikten sonra belediye otobüsüyle dönmeyi tercih ederek planımızı ona göre yaptık.


STRADUN CADDESİ MERMER KAPLIYDI
Dubrovnik"e Avrupa başta olmak üzere dünyanın dört bir yanından akın akın turist geliyordu. Dubrovnik dünyada moda ve marka şehir olmayı başarmıştı. Kalabalıkla birlikte surlarla çevrili eski şehrin Pile Kapısı"ndan içeri girdik.

Antik kentin kalbi sayılan Placa veya Stradun Caddesini süsleyen görkemli evlerin tamamı geç Rönesans Devri"ne ait idi. Şehir nüfusun yarısının yok olduğu 1667 depreminden sonra yeniden yapılmıştı. Stradun"un dışında şehir ince, dik ve kıvrımlı caddelerden oluşan bir labirent gibiydi.

Stradun Caddesi"nde herkes omuz omuza yürüyordu. Yerler geniş mermerlerle kaplıydı ve insanlar yürüdükçe aşınıyor pırıl pırıl parlıyordu. İki yanda tarihi binaların altında dünyanın lüks mağazalarının şubeleri bulunuyordu.





Ara sokaklarda ise aynı şekilde mağazalar ve lokantalar vardı. Dubrovnik"te buzdolabında kıvrım kıvrım istiflenmiş duran dondurmaların şekli farklıydı. Adım başı bir dondurmacı vardı. Lokantaların fiyat listelerini Türkçe olması ise ilginçti. Hatta bir çok lokantacı bizlerle Türkçe konuşmaya gayret etti. İki kişilik balık tabağı 219 kune, yaklaşık 31 euro idi.


DOMİNİK MANASTIRI'NDA HAZİNE YATIYOR
14. yüzyılda yapılan şehrin en kalıcı binalarından biri olan Dominik Manastırı ve kilisesi hala en önemli yapılardan biriydi. Manastırın avlusunda bulunan kuyu ise 1991"de Sırpların saldırısında şehir halkını kurtarmıştı. Sırplar şehrin suyunu kesince, bütün halk bu kuyudan aldıkları suyla günlerini geçirmişlerdi.
Manastırın değerli arşivleri içinde nadir eserler, el yazmaları bulunan bir kütüphanesi vardı. Avrupa"nın en eski eczanesi, kutsal emanetlerin değerli koleksiyonları, antik Dubrovnik hazinesi ve şehrin ünlü kişilerinin portrelerini içeren hazineye sahipti. Binada 16. yüzyıldan kalma Dubrovnik"in altın işlemeleri ve kilise mobilyalarının örnekleri bulunuyordu. Kilisede Nikola Bozidareviç"in üçleme eseri olan St Blaise vardı. Bu tablo 16.yüzyıldaki haliyle Dubrovnik"in tam halini yansıtıyordu. Ünlü ressam Titian tarafından yapılan 1554"ten kalma St. Mary Magdalene burada sergileniyordu.

DÜNYANIN EN ESKİ PİYANOSU
Gezimize devam ederek Dubrovnik Cumhuriyeti Bölge Papazı"nın bulunduğu Rector Sarayı"na girdik. Dalmaçya mimarisinin şaheseri olan binada tarihi eserler, mobilyalar, tablolar, madeni paralar, madalyalar, pullar, silahlar sergileniyor. Burada bulunan dünyada üç tane olan bir piyanoya ise değer biçilemiyor.

HAZRETİ İSA'NIN GÖMLEĞİ KATEDRAL'DE DURUYOR
Turumuzu Andrea Buffalini tarafından planlanan ve 17. yüzyıla ait barok yapı Katedral"e doğru sürdürdük. Daha önce Roma stili bir bazilikanın yerine büyük depremden sonra yapılmıştı. Katedralın zengin olan hazinesi Bizans, İtalyanlara ait 12 ve 17.yüzyıla ait eserleri kapsıyordu. İçeride bir çok azizin altın ve gümüş içinde saklanan ayakları, elleri ve kafatasları bulunuyordu. Aralarında Kudüsten getirilen Hazreti İsa"nın gömleği ise en ilginç olanıydı.

Orlando Kulesi"nin yanındaki binada ise 1991"de Sırpların saldırısında ölenler için müze yapılmış, resimleri asılmış ve videolarla bombalanan Dubrovnik"in görüntüleri vardı. Güzelim Dubrovnik"i bombalayıp, o kadar insanın canını alan zihniyete bir kez daha lanet okudum.

HER ÇEŞMENİN SUYU İÇİLİYOR
Denize gitmeden önce tarihi şehri serbest dolaşmaya başladık. Önce limanı gittik. Dubrovnik Denizcilik Müzesi, İkona Müzesi ve birde cami vardı. Gats kapısının önündeki iskelede adalara kalkan motorlar için kurulmuş bilet gişeleri vardı. Kıyıda ise lokantalar, kafeler uzanıyordu.

Pazar yerini dolaştık. Zeytinyağı ve meyve özlerinden yapılan garip içeceklerin tadına baktık. Ara sokaklara girerek küçük lokantaların fiyatlarını inceledik.

Dubrovnik"te balık çok ucuzdu. İngiltere"de yaşayan oğlum Emre Altıntaş Aman orada balık yemeyi ihmal etmeyin. Hem lezzetli hem de ucuz demişti. Gezerken akşem üzeri balık yiyeceğimiz lokantayı seçtik ve gezimizi sürdükdük. Bizde geleneğe uyarak topu 10 kuneden birer top dondurma aldık. Dubrovnik"in her yerinde çeşmeler vardı ve suyu içiliyordu. Elimizdeki şişe boşaldıkça doldurup, tadı güzel olan suyu içtik.

BOMBALAMA DENİZİ TEMİZLEDİ
Eski şehirden çıkarak Lokrum Adası"nın karşısına rastlayan sahildeki plaja gittik. Yerel rehberimiz Sırplar Dubrovnik"i bombalarken sanayi tesislerini yok ettiler. Bu sayede deniz kirlenmiyor. Bizde turizm yapabiliyoruz demişti. Rehber haklı çıktı.

Dik yamaçtaki merdivenlerden inerek çakıl taşları ile kaplı sahilde girdiğimiz denizin suyu serin ama pırıl pırıldı. Yamacın üzerinde bulunan oteller ve pansiyonlarda konaklayanlar aynı plajı kullanıyorlardı. Plajın duşuda ilinçti. 1 Kune atıyorsunuz otomatik olarak çalışıyordu. Plajın arka kesiminde kafe ve lokanta vardı.

İsteyen ücreti karşılığı şezlong alabiliyor ve tenteli bölümde yatabiliyordu. Halka açık olan plajda denize üstsüz giren kızlar çoğunluktaydı. Karşımızdaki Lokrun Adası"nda çıplaklar kampı vardı. Ama kimse kimseyi rahatsız etmiyordu. Bu çağdaş görünümü gıpta ederek seyrettim. Neden sonra karnımız acıktı. Toparlanıp yeniden eski şehre doğru gittik.


BALIK FİLETO YEDİK
Dubrovnik Denizcilik Müzesi"nin yanında Hırvatların Konoba diye adlandırdıkları Amoret Restoran"da yemek yedik. Önceden getirdikleri sıcak ekmeğe yağ sürüp yedik. Trabzon yağına benziyordu. Balık fileto istedik. Yanında haşlanmış ıspanak, patates kızartma ile yeşillikler vardı. Hava müthiş sıcaktı. Kemerlerin arasından püfür püfür esen rüzgar bizi rahatlatıyordu. Dubrovnik"in en hareketli meydanına karşı keyifle yemeğimizi yedik. Ödediğim rakam yaklaşık 30 euro idi.
Meydandan bindiğimiz otobüs 20 dakikada bizi limana götürdü. Gemiye zamanında varmıştık. Sıcakta yürümek ve deniz yormuştu. Akşam yemeğine kadar kamaramızda istirahat ettik. Akşam ise sadece meyve alıp, çay içerek gece eğlencesine katıldık.
YARIN: ŞELALEDE YÜZMENİN KEYFİNİ SPLİT'TE YAŞADIK
Yorumlar
SON DAKİKA
Antalya turizmi ekonomiye 30 milyar dolar döviz sağlıyor!Antalya Valisi Hulusi Şahin,'' Antalya yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın en güzel şehirlerinden birisi. Sadece turizm alanında milli ekonomiye yıllık 30 milyar dolar katkı sağlayan bu muhteşem şehre hizmet etmek bizim için büyük bir gururdur.30 Ocak 2026 Cuma 16:18TURİZM
Tatil temel bir ihtiyaç olmaya devam ediyor,HolidayCheck’in temsili araştırması, tatilin yüksek önemini ve daha fazla izin için gelirden feragat etmeye yönelik güçlü isteği ortaya koyuyor30 Ocak 2026 Cuma 15:00TURİZM
Prontotour 2025 raporuna göre kültür turları yükseliyor102 binden fazla yolcu ve 118 farklı destinasyon verisinin analiz edildiği rapora göre 2025 yılında yurt dışı odaklı kültür turu taleplerindeki artış dikkat çekti.30 Ocak 2026 Cuma 14:00ACENTELER
Ege’nin İki Yakasında Bir Gecede Değişen Hayatlar103 yıl önce, 30 Ocak 1923’te Lozan’da imzalanan "Türk-Yunan Nüfus Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol", milyonlarca insanın hayatını sonsuza dek değiştirdi30 Ocak 2026 Cuma 13:00GÜNDEM
Düzensiz göçle işbirliği yapan ülkelere vize kolaylığıAB Komisyonu, düzensiz göçle mücadelede işbirliği yapan üçüncü ülkelere vize süreçlerinde kolaylık sağlanması, vizesiz seyahat rejimlerinin daha sıkı izlenmesi ve yükümlülüklerini yerine getiren ülkeler için vizesiz seyahat kolaylığı getiriyor.30 Ocak 2026 Cuma 12:00TURİZM
Restoran ve kafelerde kuver ücreti yasaklandıResmi Gazete'de yayımlanan yönetmelikle lokanta, kafe, restoran gibi işletmelerde, servis, kuver veya farklı bir isimle ücret alınması tamamen yasaklandı.30 Ocak 2026 Cuma 11:00YEME İÇME
'Türk oligark'ın Domodedovo Havalimanı'nı yarı fiyatına satıldıUkrayna savaşının başladığı dönemde lüks yatıyla Muğla’ya gelen ve 1.7 milyar dolarlık servete sahip olan Kamenshchik’e ait Domodedovo Havalimanı’nı başkentteki en büyük havalimanı olan Şeremetyevo Havalimanı yarı fiyatına satın aldı.30 Ocak 2026 Cuma 10:00ULAŞTIRMA
Dışarda yemek, kıyafet bütçesini geçtiBütün sektörler bir yana, yemek sektörü diğer yana... Fiyatlama ve fiyat algısı o kadar bozuldu ki, nerede neyin fiyatı ne kadar olur, olmalı; hesap iyice şaştı.30 Ocak 2026 Cuma 09:00YEME İÇME
Turizmde, veriyle tanıtım, deneyimle sadakat2025 yılını 64 milyar dolar bandında kapatmaya hazırlanırken; 2026 projeksiyonları tanıtımda "nicelikten niteliğe" geçişin şart olduğunu gösteriyor.30 Ocak 2026 Cuma 08:00TURİZM
Rusya Pazarında telep arttı, Sömestir rekor kırdı!Rusya pazarından gelen erken rezervasyon talepleri, geçtiğimiz yıla oranla üç kat artış göstererek sektörde büyük heyecan yaratırken, devam eden sömestir tatiliyle iç turizmde ekonomik hareketlilik bekleniyor.30 Ocak 2026 Cuma 07:00TURİZM
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2005 Türkiye Turizm











Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.