06 Nisan 2026
  • İstanbul6°C
  • Ankara5°C
  • Antalya9°C

ABD'NİN MÜSPET VERİLERİ BORSAYI COŞTURDU

Bakan Ali Babacan'ın IMF ile yeni bir stand-by müjdesi ile çoşan IMKB, Fitch'den gelen not artırımı ile %4 prim yaptı.

ABD'nin müspet verileri borsayı coşturdu

07 Aralık 2009 Pazartesi 09:30

MURAT EMEN-EMEN&EMEN

(Haftanın Ekonomik Görünüm / 7-13 Aralık 2009)
İSTANBUL-Devlet Bakanı  Ali Babacan'ın  IMF ile yeni bir stand-by müjdesi ile çoşan IMKB, Fitch'den gelen not artırımı ile %4 prim yaptı. Kar satışları ile endeks tekrar düşüş yaşarken, ABD'den gelen beklenmedik işsizlik rakamları ile yeniden tırmandı ve haftayı  49.488'den kapattı.

 

ABD'den gelen işsizlik verileri umulmadık şekilde iyi geldi. İşsizlik oranı %10 birden düşerken, tarım dışı istihdam 100.000'lik beklentilere karşılık sadece 11.000 azaldı. Haberin ardından Avrupa'da %1 artış yaşanırken, Dow Jones'un  vadeli endeksleri eksiden artıya geçti.

 

Fitch"in iki kademelik not artırımı ile döviz cinsi kredi notunun ”BB+” ya yükselmesinin  ardından Türkiye, yeni bir not artırımı ile birlikte yatırım yapılabilir ülke seviyesine yükselecek. Not artırımında yüksek döviz girişi, türk bankalarının sağlam duruşu ve Merkez Bankasının güven veren tutumu  etkili oldu. Gözler Moody"s ve S&P"de.




ENFLASYON KASIMDA BEKLENTİLERİ AŞTI

TUİK verilerine göre, TÜFE %1.27, ÜFE %1.29 artış gösterdi. Beklentiler TÜFE'de 0.97, ÜFE'de 0.67 idi. Kasım'daki bu sürpriz çıkışla yıllık enflasyon %5.53 ile son beş ayın en yükseğine ulaştı. Ancak enflasyoon artışı, TCMB'nin son raporunda yer alan tahminine uygun bir seyir izliyor. TCMB, yıl sonu enflasyonunun 5 ila 6 arasında gerçekleşeceğini öngörmüştü. Kurbanlık fiyatlarının ÜFE'yi etkilediği belirtildi. Diğer bir bulgu, yıllık bazda tarım 8.87 artış gösterirken, sanayide yüzde 0.07'lik düşüş görüldü.



DUBAI KRİZİ VE TÜRK MÜTEAHHİTLERİN DURUMU

Dubai'de iş yapan müteahhitlerimizin sayısı bir elin parmakları kadar. İstihkaklarını alamamaları veya geçikmiş olarak almaları olasıdır. Bu tür durumlar taahhüt sektöründe karşılaşılmayan durumlar değil. Firma bazında sıkıntı yaşamaları mümkün ama ülkemiz ekonomisini etkilemesi falan söz konusu değil. Bu dönemde çalıştıkları bankaların sabırlı davranmaları sıkıntıyı atlatmalarına  büyük destek olacaktır.

 

Bu konu vesilesiyle yurtdışı müteahhitlik işlerinde durumun hiçte iç açıcı olmadığını, eski karlılıkların kalmadığını belirtmekte yarar var. Daha işi alışta yaşanan ve yüklenilen kredi maliyetleri üzerinde durmakta yarar var. Teminat mektubu, arkadan istenen kontr garantiler, ve performans mektupları yüklü bir maliyet yaratmaktadır. Ortadoğu'da pekçok ülkede prime bankalarımızın teminat mektuplarına geçmişten gelen hatalar sebebiyle yabancı banka kontr garantisi istendiğini unutmayalım. Dünyanın 17.inci büyük ekonomisiyiz diyoruz ama hala bankalarımız yeterli güvenceyi sağlıyamıyor. Devletin bu konu üzerinde durmasında yarar var.

 




FİYAT KIRMALAR İŞİN TADINI KAÇIRIYOR

Zamanında yüklenilen kur riskleri, kurlardaki değişkenlikten gelen yüklerle karlılıklar kayıp gidiyor. Tahsilatlardaki geçikmeler üstüne binince bankalara çalışan bir taahhüt sektörü ortaya çıkıyor. Yurtdışı işlerde kolay para kazanan firma kalmadı dersek, yalan olmaz. Azalan işlere birde rekabetten kaynaklanan fiyat kırmalar gelince işin tadı kaçıyor.

Ürdün seyahati boyunca sohbet ettiğim iş adamlarından yurt dışında iş yapmanın zorluklarını dinledim. Ürdün"de iş yapan birçok türk  firması var. Çoğunluk inşaat müteahhitlerinde. 



EDWARDS: İNSAN HAKLARINDA ENGELLER VAR

ABD Temsilciler Meclisi İnsan Hakları Komisyonunda Türkiye'ye Eleştiri (Radikal)

Oturumu yöneten Demokrat Parti Maryland Milletvekili ve komisyon üyesi Donna Edwards, bölgede kritik bir ülke olan Türkiye"nin Batı, Avrupa ve Orta Doğu arasında tarihi köprü rolü üstlendiğini söyledi. "Türkiye, AB üyelerinin masasındaki haklı yerini almalı ve umarız bu uzun sürmez" diyen Edwards, AB üyeliği sürecinin engeller ve tersliklerle dolu olduğuna dikkati çekti.
Edwards, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan"ın iktidara geldikten sonra, sivil-asker ilişkileri de dahil olmak önemli reformlar başlattığını, ancak bu sürecin zamanla yavaşladığını ve çok sayıda gözlemcinin son yıllarda Türkiye"nin insan hakları karnesinin kötüye gittiğini söylediğini bildirdi.




EDWARDS: TÜRK MEDYASINDA OTO SANSÜR

Türkiye"de bugün özellikle basın ve ifade özgürlüğüne karşı "saldırılar" olduğunu savunan Edwards, "hükümeti eleştiren gazete ve gazetecilerin, olağanüstü ekonomik ve adli baskı altına alındığını" iddia etti. Edwards, 301. maddede reform yapılmasına rağmen hala Türk medyasında otosansür uygulamalarının olduğunu ifade ederek, Doğan medya grubuna kesilen vergi cezasını hatırlattı ve "grubun yayınlarını hükümetle daha dostça ilişkileri olan şirketlere satmaya zorlandığına inanıldığını" savundu. Telefon dinlemelerine de değinen Edwards “Adalet Bakanlığı verilerine göre son üç yılda gazeteciler, önemli savcı ve hakimlerin de içinde olduğu 113 bin civarında kişinin telefonlarının dinlendiğini “ belirtti.




ECONOMIST: AB YERİNE DİNCİ İKTİDAR MI?

Türkiye Batıdan Uzaklaşıyor mu? (BBC)

Cumhurbaşkanı ile birlikte DEİK"in  Ürdün ziyaretine bizde katıldık. İki ülke arasındaki serbest ticaret anlaşması ve karşılıklı vizelerin kaldırılması kararı olumlu gelişmeler. Dikkatimi çeken arap ülkeleri ile ilişkileri götüren daha ziyade Anadolu sermayesi. Gül ile gerek uçakta gerekse Amman"daki birliktelerde “eksen değişimi”  konusu sorulduğunda tabii ki alınan cevap “yok öyle şey oluyor.” Ancak batı basını bu konudaki eleştirilere yer vermeye devam ediyor. .



Economist Dergisi bu haftaki sayısında ;

"Erdoğan'ın düşmanları, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin ordunun gücünü kırpmaya çalışmasının Avrupa Birliği'ne giriş arzusuyla değil, ülkede dini iktidarı yerleştirmek istemesiyle ilgili olduğunu iddia ediyorlar. Erdoğan'ın İslami bir diktatörlük kurmak için, özgür basını susturmaya çalıştığını iddia ediyorlar." yorumunu yapan Economist dergisi şöyle devam ediyor.

"Fakat Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliği hedefine bağlı ve ülkesinin Avrupa Birliği hayalleri sona erse dahi, Türkiye'yi özgürleştiren reformlar yapmaya devam edecek gibi görünüyor. Erdoğan ayrıca, Türkiye'nin kendi Kürtler"iyle sorunlarını çözmeye çalışıyor ve Ermenistan'la uzlaşma yolunda ilerliyor. Bunlar, pek de Batı'dan uzaklaşmanın işaretleri değil."



ERDOĞAN"IN ÖZGÜR BASINI SUSTURDUĞU İDDİASI

Dergi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bu hafta Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama ile görüştüğünde, Amerika'nın Afganistan'a yaptığı takviyeye destek vermesi talebiyle karşılaşacağını, fakat Erdoğan'ın Afganistan'a muharip asker gönderme talebini geri çevireceğini savunuyor.




Economist'e göre, Erdoğan'ı eleştirenler, bunu, Türkiye'nin Batı'dan uzaklaşmakta olduğunun ispatı olarak göstermeye çalışacaklar.

Dergi, Erdoğan'ın Batı'dan uzaklaşmasına örnek olarak gösterilen tutumlar arasında, Türkiye'nin İran ve Sudan'la yakınlığını, İsrail'e yönelik sert açıklamaları da sayıp, ardından, cihat yanlısı Türklerin ise Erdoğan'ı Amerika'nın fino köpeği olarak gördüğünü belirtiyor.




İRAN'A YAPTIRIM OYLAMASI BELLİ EDECEK

"Türkiye'nin tarafı, İran'a yaptırım oylamasında belli olacak"

Economist'in yorumundan öne çıkan diğer satırlar şöyle:

"Erdoğan'ın Obama'ya, neden İran'a karşı yeni yaptırımlardan yana olmadığını açıklamak gibi daha zor bir işi olabilir. Batılı bir diplomat, "Türkiye'nin bizim tarafımızda mı yoksa karşı tarafta mı olduğunu, yaptırımlar için oylamaya gidilirse göreceğiz" diyor."



PİYASALAR

Olumlu hava bu haftada devam edecek. IMKB"nin 50.000 barajını rahat aşacağını söyleyebiliriz. Dünyadaki olumlu gelişmelerin müsbet etkisi görülmeğe devam edecek.

Sn. Başbakan"ın bu hafta Obama ile yapacağı görüşmelerin Afganistan hariç olumlu geçeceğini söyleyebiliriz. Afganistan konusunda yeni birlik gönderme değil Türk birliklerinin  sıcak çatışmaya girip girmeyecekleri konusunda tereddütler var. İran konusundaki tutumumuz herhalde konuşulacaktır.

Dolar ve parite dış verilere bağlı olarak seyrini sürdürecek ve 1.48-1.50 bandında hareket edecektir. Dolar /euro paritesinin Cuma kapanışındaki dengesini koruyacağını söyleyebiliriz.

ABD"de Kara Cuma"nın alışveriş hızı devam ediyor. Bu hız yeni yıla kadar devam edecektir.


Esen kalın

Not: Ekte bir dostumun gönderdiği “ Dunning-Kruger Sendromu” konusundaki analizi göreceksiniz. Sakin kafa ile dikkatli okumanızı tavsiye ederiz.

Murat EMEN

Kifayetsiz muhterisler ve 'cahil cesareti'

Psikologlar Justin Kruger ve David Dunning'in tarihe geçmelerine vesile olan bulguları, Türk sağduyusunun yüzyıllardır "cahil cesareti" dediği şeydir aslında.

Teorileri özetle, "cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır" der.

Metin çözme, araç kullanma, tenis oynama gibi çeşitli alanlarda yapılan araştırmaların sonucunda şu bulgulara ulaşılmıştır:

-Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.

-Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir.

-Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.

-Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerini n farkına varmaya

başlarlar.

 

Değerlendirme zaafı:

İki uzman daha sonra, bu teorilerini test etme fırsatı da buldular. Cornell Üniversitesi' nden 45 öğrenciye bir test yaptılar, çeşitli sorular sordular.

Ardından öğrencilerden "testin sonucunda ne kadar başarılı olacaklarını tahmin etmelerini" istediler.

En başarısızların (yani sadece yüzde 10 ve daha az doğru cevap verenlerin), testin yüzde 60'ına doğru cevap verdiklerine, ayrıca iyi günlerinde olsalar yüzde 70'e ulaşabileceklerine inandıkları ortaya çıktı.

En iyilerin (yani en az yüzde 90 doğru sonuç alanların) en alçakgönüllü denekler olduğu (soruların yüzde 70'ine doğru cevap verdiklerini düşündükleri) görüldü. (Not: Dunning ve Kruger bu çalışmalarıyla 2000 yılında Nobel de kazandılar.)

 

Çalışan, kendi kapasitesini değerlendirmekten ve eksikliğini teşhis etmekten acizdir. Ama asıl vahim olan, bu "yetersizlik + haddini bilmeme" kokteylinin, mesleki açıdan, karşı koyulmaz bir itici güç oluşturması. Kariyer açısından bir eksiyken, artıya dönüşmesi.

İşinde çok iyi olduğuna yürekten inanan "yetersiz", kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve haddi olmayan görevlere talip olmaktan en küçük bir rahatsızlık duymayacaktır. Aksine bunu bir "hak" olarak görecektir. "Uyanıklık" bilecektir.

Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar ise çalışma hayatında "fazla alçakgönüllü" davranarak kendilerine haksızlık edecekler, öne çıkmayacaklar, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmayacaklar, kıymetlerinin bilinmesini bekleyecekler (ve bilinmeyince için için kırılacaklar ve kendilerini daha da geriye çekecekler) ve muhtemelen üstleri tarafından "ihtiras eksikliği" ile suçlanacaklardı r.

Sonuçta, "kifayetsiz muhterisler" her zaman ve her yerde daha hızlı yükselecekler ve daha yukarılara çıkacaklardır.


(DİKKAT: Haftalık ekonomik yorum Emen&Emen tarafından turkiyeturizm.com için hazırlanmaktadır.  İzinsiz kopyalanıp kaynak gösterilmeden kullanılamaz.  Aksi takdirde Basın Yasası ve Telif Hakları Yasası'na göre yasal işlem yapılacaktır)

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON DAKİKA