İZNİK- İznik Roma Tiyatrosu’nun güneyinde sürdürülen arkeolojik kazılar, antik yapının tarihinin yalnızca gösterilerle sınırlı olmadığını bir kez daha ortaya koydu. Bizans döneminde nekropol olarak kullanılan alanda yetişkinler ve çocuklara ait yaklaşık 20 iskelet kalıntısı bulundu. Kemikler üzerinde gerçekleştirilen incelemelerde Anadolu’daki erken dönem veba vakalarına ilişkin önemli bulgulara ulaşıldı.
Kültür ve Turizm Bakanlığının izni ve desteğiyle, Bursa Büyükşehir Belediyesinin sponsorluğunda yaklaşık 10 dönümlük alanda yürütülen kazı ve restorasyon çalışmaları, tiyatronun ana yapısının çevresindeki alanları da kapsıyor. 1980’li yıllarda başlayan ve 2016’dan bu yana Dokuz Eylül Üniversitesi ekibi tarafından sürdürülen araştırmalar, yapının farklı dönemlerde mezarlık, dini alan ve üretim merkezi gibi farklı işlevler üstlendiğini gösteriyor.
Nekropolde yaklaşık 20 iskelet ortaya çıkarıldı
Temmuz ayında başlayan 2026 sezonunda çalışmalar tiyatronun güneyindeki alanda yoğunlaştırıldı. Burada Bizans dönemine tarihlenen nekropolde kadın, erkek ve çocuklara ait yaklaşık 20 iskelet kalıntısı gün ışığına çıkarıldı.
Kazı Başkanı ve Dokuz Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aygün Ekin Meriç, aynı bölgede 2015 yılında gerçekleştirilen çalışmalarda da çok sayıda kemiğe rastlandığını belirtti.
“İskeletler, yetişkin kadın, erkek ve çocuk bireylere aitti. Anladık ki burası, bireysel gömüler için özellikle Bizans döneminde nekropol alanı olarak kullanılmış” diyen Meriç, kemiklerin bilimsel incelemelerinin önemli bir sonucu ortaya çıkardığını söyledi.
“Buradaki kemikler üzerinde daha önce yapılan incelemelerde, Anadolu’daki en erken veba örneğine rastlandı. Bu çok önemli bir bulgu.”
Uluslararası ekipler kemikleri inceliyor
Nekropoldeki bilimsel araştırmalara Kanada’daki McMaster Üniversitesi, ABD’deki Rutgers Üniversitesi, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi ve Muş Alparslan Üniversitesinden uzmanlar da katılıyor.
Kazılarda insan kalıntılarının yanı sıra yüzük taşı, sikke, boncuk ve seramik parçaları da bulunuyor. Eserler sistemli biçimde belgelenerek kazı evine götürülüyor, burada temizlik, analiz ve kayıt işlemleri gerçekleştiriliyor.
Mezarlar Hristiyan defin geleneğini yansıtıyor
Mezarlar bugünkü yüzeyin yaklaşık bir metre altında bulunuyor. Bazı bireyler tek başına, bazıları ise üst üste gömülmüş durumda. İskeletlerin konumları nekropolün rastgele değil, belirli bir düzen içinde kullanıldığını gösteriyor.
Bireylerin yüzleri doğuya dönük, elleri ise karınlarının üzerinde olacak şekilde gömülmüş olması Hristiyan defin geleneğiyle örtüşüyor. Mezar hediyelerinin oldukça sınırlı olduğunu belirten Meriç, “Çok fazla hediye yok. Birkaç tane boncuk bulduk. Bariz bir hediyeye rastlayamıyoruz” dedi.
Roma tiyatrosundan kiliselere ve çini fırınlarına
Ana mekanlardaki kazı ve restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından 2024 yılında ziyarete açılan İznik Roma Tiyatrosu, yüzyıllar boyunca değişen kullanım biçimlerinin izlerini aynı alanda barındırıyor.
“Tiyatroda sadece tiyatro yok. Tiyatroda aynı zamanda dini kullanım evresi, kiliseler, nekropoller, çini fırınları var” diyen Meriç, antik yapının Roma dönemindeki özgün işlevini yitirmesinin ardından farklı ihtiyaçlara göre yeniden kullanıldığını vurguladı.
Kazıların sezon sonuna kadar mevcut alanlar genişletilerek sürdürülmesi planlanıyor. Tiyatro ve çevresindeki arkeolojik çalışmaların yaklaşık dört yıl içinde tamamlanması öngörülüyor.



































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.