• BIST 12249.04
  • Altın 6597.32
  • Dolar 49.1511
  • Euro 55.2277
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 12 °C
  • Antalya 20 °C

İş Dünyası Dinlenmeyi Bilmiyor!..

Nurhan Demirel

Hani yapay zeka bize zaman kazandıracaktı?!
Bilgisayarlar hızlandı, işler dijitalleşti, toplantılar çevrimiçi oldu. Şimdi de yapay zeka hayatımızın merkezine yerleşiyor. Birkaç saat süren işleri dakikalar içinde yapabiliyoruz. Normal şartlarda bütün bunların bize daha fazla boş zaman bırakması gerekirdi.
Ama öyle olmadı.

Nedense evdeki hesap, çarşıya uymadı!.. 
Biz teknolojinin kazandırdığı zamanı dinlenmek için değil, daha fazla çalışmak için kullanmaya başladık.
Nitekim artık bir işi daha hızlı bitirince bilgisayarı kapatmıyoruz; hemen diğerine geçiyoruz. Yeni bir yapay zeka aracı çıkıyor, öğrenmeye çalışıyoruz. Yeni bir platform geliyor, orada olmamız gerektiğini düşünüyoruz. Trendler değişiyor, geride kalmaktan korkuyoruz.
Özellikle iş dünyasında bu hız artık başlı başına bir baskıya dönüşmüş durumda.
İş sahipleri, girişimciler, yöneticiler, üst düzey profesyoneller… Bir tarafta rekabet, diğer tarafta ekonomik belirsizlikler; bir tarafta büyüme hedefleri, diğer tarafta “Ya geride kalırsam?” endişesi.
Üstelik hala çok çalışmakla iyi çalışmayı birbirine karıştırıyoruz!..
Gece yarısına kadar bilgisayarın başında olmak, hafta sonu mesajlara cevap vermek, tatilde toplantıya bağlanmak bir dönem neredeyse başarı göstergesi haline geldi.
Oysa insan bedeni bu yeni dünyanın hızına göre henüz update edilmedi...
Dinlenmek tembellik değildir
Bence iş dünyasının yeniden öğrenmesi gereken kavramlardan biri dinlenmek.
Üstelik bunu yalnızca “kendimize ayırdığımız güzel bir zaman” olarak değil, koruyucu sağlığın bir parçası olarak düşünmemiz gerekiyor.
Misal uyku bunun en temel örneği. CDC, yetişkinlerin genel olarak günde en az 7 saat uyumasını öneriyor; yetersiz uyku ise uzun vadede çeşitli kronik sağlık sorunlarıyla ilişkilendiriliyor. Dünya Sağlık Örgütü de tükenmişliği, başarıyla sonuçlanmamış kronik iş yeri stresinin sonucu olarak tanımlıyor.
Dolayısıyla mesele yalnızca “yoruldum, biraz tatil yapayım” meselesi değil. 
Bazen bedenimizin ve zihnimizin verdiği sinyalleri çok geç fark ediyoruz.
Bence sürdürülebilir başarı da tam burada başlıyor: Ne kadar çalışabileceğimizi bilmek kadar, ne zaman durmamız gerektiğini de bilmek.
Dinlenmek için İstanbul'dan kaçmak zorunda değiliz
Dinlenme deyince aklımıza hemen birkaç günlük tatil, uçak bileti, yazlık, deniz kenarı ya da şehir dışı geliyor.
Oysa yoğun çalışan birinin her yorulduğunda üç günlük tatile çıkması gerçekçi değil.
Nereye gideceğinizi biliyorsanız bazen yarım gün bile yeter.
Telefonunuzu birkaç saatliğine sessize almak, yüzmek, yürümek, masaj yaptırmak, hamama ya da saunaya girmek, iyi bir yemek yemek, kitap okumak veya hiçbir şey yapmadan oturmak…
Aslında İstanbul bu açıdan düşündüğümüzde önemli bir avantaja sahip. Şehrin içinde, hayatı tamamen durdurmadan birkaç saatliğine kendi hızımızı düşürebileceğimiz çok sayıda yer var.
Üstelik bu, bize yeni sunulmuş bir “wellness trendi” de değil.
Antik Roma'daki hamamlar yalnızca temizlenme alanları değildi; egzersiz, sosyalleşme ve dinlenmenin de günlük hayatın bir parçası olduğu mekânlardı. Osmanlı'da da hamam kültürü toplumsal hayatın önemli unsurlarından biri haline geldi.
Yani insan yüzyıllardır çalışıyor ama yüzyıllardır durmaya da ihtiyaç duyuyor.
Biz galiba ikincisini biraz unuttuk.
Bazen birkaç saat bile yetiyor
Geçtiğimiz günlerde ben de bunu yeniden hatırladım.
DoubleTree by Hilton İstanbul Tuzla Genel Müdürü Ahmet Bey'in davetiyle otelin spa bölümünde birkaç saat geçirdim.
Yüzdüm. Sauna ve Türk hamamından faydalandım. Birkaç saatliğine telefonun, toplantıların, yapılacak işler listesinin ritminden çıktım.
Ve eve dönerken şunu düşündüm:
Bunun için İstanbul'dan gitmeme gerek yokmuş.
Bazen insanın ihtiyacı olan şey büyük bir tatil organizasyonu değil; kendisine ayırdığı birkaç kaliteli saat.
Özellikle Anadolu Yakası'nda çalışan, Tuzla ve çevresindeki sanayi ve iş bölgelerinde yoğun günler geçiren yöneticiler ve iş insanları açısından bu tür şehir içi kaçışların kıymetli olduğunu düşünüyorum.
Beni ağırlayan Ahmet Bey'e de bu vesileyle teşekkür etmek isterim. Çünkü bazen bir davet yalnızca güzel birkaç saat geçirmemizi sağlamıyor; uzun zamandır ihmal ettiğimiz bir şeyi de hatırlatıyor.
Dinlenmeyi.
Belki şirketlerimizin büyüme hedefleri arasına bunu yazamayız. Belki KPI tablolarımızda “bugün kaç saat gerçekten dinlendim?” diye bir satır olmayacak.
Ama olması gereken başka bir denge var.
Çünkü sürdürülebilir başarı yalnızca zamanı iyi yönetmek değil, enerjimizi de iyi yönetmek.
Yapay zeka daha da hızlanacak. Teknoloji daha da gelişecek. İş dünyasının temposu muhtemelen daha da artacak.
Bizim de onunla aynı hızda koşmamız gerekmiyor.
Belki geleceğin en başarılı yöneticisi en fazla çalışan, en az uyuyan ya da her mesaja anında cevap veren kişi olmayacak.
Ne zaman hızlanacağını bildiği kadar, ne zaman duracağını da bilen kişi olacak.

Bu yazı toplam 95 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.