• BIST 12433.5
  • Altın 6495.18
  • Dolar 44.3489
  • Euro 51.3612
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 10 °C
  • Antalya 11 °C

İran’da nükleerde barışçıl ivme var

İran’da nükleerde barışçıl ivme var
Tahran'ın nükleer programı konusunda İran ve dünya güçleri arasındaki görüş ayrılığı o kadar fazla ki, taraflar orada ne olduğu konusunda bile anlaşamıyor.

MURAT EMEN-EMEN&EMEN
Haftanın Ekonomik Görünümü 4-8 Mart 2013
İSTANBUL
- İran'ın nükleer başmüzakerecisi Said Celili, hafta başında Kazakistan'da yapılan görüşmeleri "dönüm noktası" diyerek takdir ederken, önde gelen ABD'li bir yetkili sadece "yararlı" diye nitelendirmekle yetindi.
Tahran'ın nükleer programı konusunda İran ve dünya güçleri arasındaki görüş ayrılığı o kadar fazla ki, taraflar orada ne olduğu konusunda bile anlaşamıyor.
Fakat bu hafta Kazakistan'ın Almatı kentinde yapılan görüşmelerde bir şeyler oldu.
İran'ın 10 yılı aşkın süredir devam eden tartışmalı nükleer programını kontrol altına almak için süren çabalar üzerinde bir sonuca yol açıp açmayacağı ise önümüzdeki aylarda belli olacak.
Her iki tarafın kullandığı ortak ifade, "henüz alınacak çok yol olduğu" yönünde.
Fakat, en azından; Batı'nın talepleri, İran'ın karşı koyuşu ve İran'ın tamamen barışçıl olduğunu söylediği nükleer programında ne kadar ilerlediğini bilmenin zorluğu nedeniyle uzun süredir çıkmaza giren süreçte nadiren görülen bir ivme var.

YAPTIRIMLAR ZAYIFLAYABİLİR

İranlı diplomatlar ise bu turun öncekilerden "daha iyi" olduğunu söylüyor.

Sert "durdur, kapat, gönder" teklifi artık geçersiz. Buna göre, İran'ın % 20 oranında uranyum zenginleştirmeyi durdurması, Fordo'daki yeraltı nükleer tesisini kapatması ve uluslararası toplumun nükleer silah geliştirildiği kaygılarını dindirmek için elindeki zenginleştirilmiş yakıtı ülke dışına göndermesi isteniyordu.
Ayrıca, ilk defa yaptırımların gevşetilebileceğine ilişkin belirgin bir gönderme var; altın ve diğer değerli metallerin alınıp satılmasına ilişkin yasağın yumuşatılması ve İran'ın petrokimya ürünleri ithalinin kolaylaştırılması gibi.
Bankacılıkla ilgili sert yaptırımlar ve petrol ambargosu şu anda yürürlükte.
Celili, İran'ın ihtiyacı olduğu seviyede uranyum zenginleştirme hakkı olduğu görüşünü yineledi ama bunun karşılıklı güven artırıcı önlemler paketi çerçevesinde tartışılabileceğini ima etti.
Üstelik, haziran ayında Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacak. İran'ın resmi haber ajansları, masadaki yeni teklifi, İran'ın geçen yıl Moskova'da sunduğu tekliflere bir yanıt olarak yansıttı.

SONRAKİ TOPLANTI TÜRKİYE'DE

Teknik uzmanlar gözden geçirilmiş teklifin ayrıntılarını ele almak için önümüzdeki ay Türkiye'de bir araya gelecek. Nisan başında Almatı'da siyasi görüşmelerin yeni turu yapılacak.

OBAMA’DAN KESİNTİLERE ONAY ÇIKTI

Karşı çıktığı 85 milyar dolarlık bütçe kesintisini onaylayan ABD Başkanı Obama, yaptığı açıklamada 'Ben bir diktatör değilim. Ben bir başkanım' dedi .Her iki grup otomatik olarak yapılacak kesintilere karşı Senato'da kendi alternatif projelerini oyladı. Her iki öneri de yeterli oy alamadığı için başarısız oldu.

emen-marrt2.jpg

Bir karar alınamadığı için, bütçe yılının ilk yedi ayı üzerinden (30 Eylül'e kadar) 85 milyar dolar kesinti 1 Mart'tan itibaren otomatik olarak uygulamaya girdi. Diğer bir ifadeyle savunmadan yüzde 8, diğer görevlerden yüzde 5 kesinti olacak. Demokratlar, memurların kısmi olarak işsiz kalacağı ve kamu hizmetlerinde düzensizlik oluşacağını savunuyor.
Obama Cumhuriyetçi ve Demokrat Kongre Liderleri ile gerçekleştirdiği toplantı çıkışında gazetecilere “ Herkes bu durumdan doğrudan etkilenmeyecek, ancak bazı kesimleri çok sert şekilde olumsuz etkileyecek. Bu haftadan itibaren pek çok orta sınıf ailenin hayatları altüst olacak” diye belirtti.
Boehner ise, demokratların gelir düzeyi yüksek olanların vergilerinin yükseltilmesi talebini yeniden reddederek, "Harcama sorunları üzerine yoğunlaşmamız gerekiyor" dedi.
Muhafazakarların 2011'de Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu ele geçirmesinden bu yana Obama ve rakipleri baş döndürücü bir şekilde artan borçlanma (16 milyar dolar) karşısında kamu hesaplarını dengelemek için kapışıyorlar.
Obama Çarşamba günü de yaptığı açıklamada bütçe kesintilerinin tüm ekonomi sektörlerinde "kar topu" etkisi yaratacağını söylemişti.
Obama, ayrıca faiz oranlarını çok erken artırmanın büyümeyi tehlikeye atacağını ve engellenmeye çalışılan finansal problemlere neden olacağını sözlerine ekledi.
Konut Sektörü sayesinde işler şimdiye kadar yolunda gitti. Ama vakit gelip çatınca neler olur?

85 MİLYAR USD KESİNTİ AMERİKAN EKONOMİSİNİ NASIL ETKİLER?

1 Mart 2013 itibariyle harcama kesintileri devreye girmesinin yarattığı karamsarlık tüketici güveni ve imalat verisi iyimserliğini gölgede bıraktı ve ABD’de endeksler düştü.
Birinci gün hisseler tepetaklak oldu Amerika'da. Biraz kendi sorunları biraz Çin’den gelen veriler ve kötü giden Euro bölgesi nedeniyle ABD’de hisseler tepetaklak oldu.
Avrupa'dan gelen verilerin beklentileri karşılayamamasıyla yurtdışı endekslerdeki satış dalgası gün boyu sürdü. Almanya'dan gelen verilerin iyimserliğine rağmen Euro Bölgesi'nden gelen rekor işsizlik rakamı ile Çin'den İngiltere'ye kadar pek çok ülkenin sanayi verilerinin beklentileri karşılayamaması Avrupa ekonomisine ilişkin kaygıların hatırlanmasına neden oldu.

ABD'DE GELİRLERDE 20 YILIN EN HIZLI DÜŞÜŞÜ

ABD'de Ocak ayında tüketici harcamaları yüzde 0.2 yükseldi, beklenti de aynı seviyedeydi. Aralık'ta artış yüzde 0.1 olmuştu. Harcamalar üç aydır artıyor.Kişisel gelirler yüzde 3.6 inişle 20 yılın en büyük düşüşüni kaydetti.

emen-mart3.jpg

ABD’nin çiçeği burnunda Dışişleri Bakanı John Kerry Türkiye’ye geldi, görüştü ve Mısır’a geçti.Avrupa ve Ortadoğu'yu kapsayan ilk uzun dış gezisinin 5. durağı olan Ankara'da yeni dışişleri bakanı Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından kabul edildiler. Gündem Suriye ağırlıklı idi.
NATO müttefiki her iki ülke de Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın iktidarına karşı fakat muhalefeti ne şekilde desteklemek gerektiği konusunda görüş ayrılıkları var.
Roma'da Suriye'nin Dostları grubunun toplantısına katılan Kerry, Amerikan politikasında bir değişiklik sinyali vererek, Suriyeli muhaliflere doğrudan gıda ve ilaç yardımı yapmayı vaadetti.

emenmart1.jpg

Ayrıca isyancıların kontrol ettiği bölgelerde temel hizmetlerin sağlanabilmesi için ek bir 60 milyon dolarlık yardım yapılacağını söyledi. Ama Amerikan dışişleri bakanı, silah yardımı sözü vermedi. ABD, temin edeceği silahların daha sonra İslamcı militanların eline geçip, kendi çıkarlarını tehdit etmesinden çekiniyor. Oysa muhalifler kazanmak için silaha ihtiyaçları olduğunu söylüyorlar.
Türkiye, şu anda Suriye'de yaşanan savaştan kaçan 200 bin kişiyi topraklarında barındırıyor ve sürekli sınır ötesi ateşe hedef oluyor.
Suriye'deki isyancıların biran önce savaşı kazanmasını isteyen Türkiye muhtemelen ABD Dışişleri Bakanı'na bu konudaki sıkıntılarını anlattı. Çatışmalar ve ardı kesilmeyen mülteciler Türkiye'nin Suriye ile 900 kilometrelik sınırında büyük gerginlik kaynağı.Başbakan Erdoğan isyancılara desteğini açıkça ilan etmiş ve Suriye topraklarında kaçan insanların güvenliği için bir tampon bölge oluşturulmasını istemişti.Özgür Suriye Ordusu'nun silah ve diğer bazı ihtiyaçlarını Türkiye'den temin ettiği düşünülüyor.
ABD ve NATO müttefikleri Türkiye'nin bu konudaki kaygılarını dile getirmesi ardından, muhtemel füze saldırılarına karşı Patriot sistemleri göndermişlerdi.
Kerry, Türkiye'deki temaslarını tamamladıktan sonra dış gezisini Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'da sürdürecek.

BEST BUY COMPANY (BBY) 'NİN KURUCU ORTAĞI ŞİRKETİ SATIN ALACAK PARAYI BULAMADI

BBY'nin kurucu ortağı Schulze'ın gayretleri şirketini satınalmaya yetmedi. Geçtiğimiz hafta itibariyle verilen sürede Schulze bir teklif getiremedi. Schulze halen %20 hisse ile kurucu ortak konumunda. Geçen yıla kadar chairman pozisyonunda idi. Diğer ortakların hisselerine talip oldu ancak finansman bulamadı.
Esasen ABD'yi ziyaret eden herkesin aşina olduğu BBY'nin hisseleri geçen yılsonununa dogru %45 civarında düşme yaşamış, ancak yılsonu satışları ile %38 yükselerek toparlamıştı. Şirket tasarruf tedbirleri ile toparlama sürecine devam ediyor.

AVRUPADOSYASI

İTALYA ‘DA SEÇİM KAOSU

emen-mart2.jpg

Siyasi gerginliğin sürdüğü İtalya cephesinden ise merkez solun en büyük partisi olan Demokratik Parti'nin Başkanı Pier Luigi Bersani'nin merkez sağın lideri Berlusconi ile geniş tabanlı bir koalisyon hükümeti kurmaya karşı olduklarını açıklaması sonrası İtalya’sında kaos yaşanıyor. Avrupa borsalarındaki düşüşe İtalya öncülük ediyor.
İtalyan seçimlerinden çözüm çıkmadı. Yakın gelecekte yeni bir seçime yeşil ışık var gözüküyor. Seçimlerin sürprizi sinema oyuncusu komedyen Beppe Grillonun gösterdiği ve aldığı %25 oy. Ancak mevcut kompozisyondan istenen istikrarlı bir hükümet çıkması beklenmiyor.

AB BANKACILARIN İKRAMİYELERİNE SINIR GETİRİLDİ

emen-mart4.jpg

Avrupa Birliği yetkilileri, bankacıların ikramiyelerinin sınırlanması da dâhil olmak üzere, yeni mali kurallar üzerinde anlaşmaya vardı.Anlaşmaya göre, bankacıların ikramiyeleri, bir yıllık maaşlarının düzeyiyle sınırlanacak.Hissedarların açıktan onayı durumunda ise prim düzeyi iki yıllık maaş düzeyine çıkarılabilecek.Avrupa'nın en büyük finans merkezi konumundaki İngiltere, bankacıların primlerinde kesinti yapılmasına karşı çıkıyor ve diğer Avrupa ülkelerini bu politikaya ikna etmeye çalışıyor

İNGİLİZ PARLAMENTOSUNDAN KÜRTSOYKIRIMI KARARI

İngiltere parlamentosu, 'Kürt soykırımını' resmen tanıdı.Irak’ta Saddam Hüseyin yönetimi döneminde Kürtlere yönelik gerçekleştirilen Enfal katliamıyla ilgili karar oy birliğiyle alındı.
Kararda, 1988 yılında Baas yönetimi tarafından Kürtleri hedef alan katliamda 200 bine yakın kişinin öldüğü ve bunun bir soykırım olduğu belirtildi.
Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani bir açıklama yaparak kararı memnuniyetle karşıladığını belirtti.Daha önce İsveç ve Norveç de Irak’taki katliamı soykırım olarak tanımıştı.
Baas yönetiminin 23 Şubat 1988’de Süleymaniye’den başlayıp 6 Eylül 1988’de Zaho’da sona erdirdiği Enfal hareketinde 180 binden fazla kişinin öldürüldüğü iddia ediliyor.
Bu süreçte Türkiye kapılarını kürt kimliklilere açarak büyük bir kısmının telef olmasını önlemişti.
AB'den ayrılmak istiyorsanız kapı açık
Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy, Londra'da yaptığı bir konuşmada, AB'den ayrılmak isteyenlere kapının açık olduğunu söyledi.
İngiltere Başbakanı David Cameron, AB üyeliklerini en geç 2017'ye kadar referanduma götürme sözü vermişti.
Euroactive'in haberine göre Rompuy, Euro Bölgesi'nin tarihindeki en derin krizin üstesinden gelmek için ihtiyaç duyduğu 'ağır silahlara' artık sahip olduğunu ve İngiltere'nin, Avrupa ekonomisini yeniden ayağa kaldırmak için önemli bir rol üstlenme fırsatı bulunduğunu söyledi.

Ancak Van Rompuy, Cameron'a açık bir uyarıda bulundu: Avrupa, İngiltere'nin, Avrupa Birliği'nin kuralları arasından uymak isteyip istemediklerini seçerek bir 'alakart' üyelik kazanma çabalarına müsamaha göstermeyecek.

Van Rompuy, 'Az sayıda kişinin destek verdiği, topluluktan tamamen ayrılma konusu ise hukuken mümkün. Bir 'ayrılma maddemiz' bulunuyor. Ancak konu çekip gitmek değil. Hukuken ve siyaseten son derece zor ve hiç de pratik olmayan bir konu olur. Kırk yıllık evliliğin ardından boşanmak gibi. Ayrılmak özgür irade işi ve tamamen meşru. Ancak bedelsiz değil' şeklinde konuştu.
Kuruluşından buyana AB ile İngiltere arasında bir çekişme yaşanır. Kendini kıta avrupasından görmeyen İngiltere AB içinde ABD'nin ileri kalesinde truva atı gibidir.Kıta avrupasının gelişmesini istemez. Giriş prosedüründe de DeGaulle ile Thatcher arasında sorunlar yaşanmış. AB İngiltere'yi almamıştır. Bunun üzerine İngiltere Avrupa'da AB üyesi olmayan bazı devletlerle EFTA gibi bir birlik kurunca kıtayı bölmesin diye birliğe davet edilmiştir.

TÜRKİYE RAPORU

ERDEM BAŞÇI : DÜNYADA KUR SAVAŞI YOK

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, dünyada kur savaşı olmadığını söyleyerek, ''Dolayısıyla burada herhangi bir kur savaşından ziyade, her bir ülkenin kendi şartları içerisinde yapması gerekenleri yapması söz konusu'' dedi.
Londra'da ekonomistlerle bir araya gelen Başçı, basına kapalı yapılan toplantının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

emen-mart5.jpg

Toplantıda yaptığı sunuma değinen Başçı, sunumunda, sermaye akımlarındaki oynaklığın, kredilerin ve döviz kurlarının denge trendlerinden sapmasına neden olabildiğini ifade ederek, ''Kredilerin ve döviz kurlarının dengeden sapması gelişmekte olan ülkelerde hem fiyat istikrarına hem de finansal istikrara zarar verebilmektedir'' dedi.
Makro ihtiyati politikaların Türkiye'de aşırı hızlı kredi büyümesinin kontrol altına alınmasında etkili olduğunu belirten Başçı, makro ihtiyati politikaların etkili bir şekilde kullanılmasının döviz kurunun dengeden sapmasını azaltmak açısından da faydalı olduğunu kaydetti.
Erdem Başçı, fiyat istikrarının ve finansal istikrarın güçlendirilmesinin Türkiye'nin dengeli büyüme görünümünü de iyileştirdiğini vurguladı.
Merkez Bankası'na yönelik bazı bakanların eleştirilerinin olduğunun sorulması üzerine Başçı, dünyada küresel büyümede önemli bir yavaşlama görüldüğü için ihracatın büyümesinde de bunun yansımaları olduğunu söyledi.
Başçı, ''Biz bu sene hem Hükümet, hem Merkez Bankası tarafından yapılan resmi açıklamalarda dış talebin katkısı kadar iç talebin de katkısı olmasına izin vereceğiz diye söylemiştik. Dolayısıyla dış denge yüzde 10'dan, yüzde 6'lı seviyelere düştükten sonra bu yıl sonunda büyük ihtimalle 6 ile 7 arasında bir yerde bitirecektir ve daha dengeli bir büyüme için de iç talebin de katkısı bu sene görülecektir'' diye konuştu.
''Dünyada kur savaşı var mı?'' sorusuna, ''Hayır'' yanıtı veren Başçı, şunları söşledi:
''G20 sonuç bildirgesinde bir paragraf var, o paragraf bütün ülkelerde oybirliğiyle kabul edildi. Dolayısıyla burada herhangi bir kur savaşından ziyade, her bir ülkenin kendi şartları içerisinde yapması gerekenleri yapması söz konusu. Büyük merkez bankalarının aldıkları kararlardan gelişmekte olan ülkelere herhangi bir yan etki olursa, gelişmekte olan ülkeler de bu yan etkiyi minimize etmeye çalışıyorlar. Hem kurları üzerindeki, hem de krediler üzerindeki yan etkileri, aşırı oynaklıkları azaltmaya çalışıyorlar. Kur savaşı sorusunun cevabı, Hayır...'' dedi.
Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, Türkiye'de taleple ilgili bir sıkıntı olmadığını, talebin güçlü olduğunu söyledi.
''Türkiye'de taleple ilgili hiçbir sıkıntı yok. Çünkü talep güçlü. Bunun arkasında yatan sebep, gerek kamunun, gerek bankaların, gerek hane halkının, gerekse firmaların borçluluk düzeyleri oldukça düşük. O yüzden Türkiye'de borçlanmayla ilgili talep tarafında bir problem yok.
Merkez Bankası, elindeki likidite araçlarını kullanarak zor dönemlerde, yavaşlayan talep dönemlerinde bir miktar likidite politikasını genişletici olarak kullanabiliyor, daha zor dönemlerde de likidite politikasını ekonomiyi destekleyici olarak kullanabiliyor. Bu şekilde aşırılıkları önlemeyi başarabiliyor.

TÜRKİYE'YE HAS BİR DURUM BU...''

''REZERV OPSİYON MEKANİZMASI''

Yakın zamanda üç tane önemli otomatik dengeleyici mekanizmanın devreye sokulduğunu belirten Başçı, ''Bundan sonra atılacak adımlar, eğer gerekirse, çok küçük adımlar olması yeterli olacaktır'' dedi.
''Yeni mekanizmaların geçici mi kalıcı mı olduğu'' yönündeki bir soruya karşılık Erdem Başçı, bunların çoğunun kalıcı olacağını, aşırı borçluluk, vade uyumsuzluğu ve para birimi uyumsuzluğunu azaltacak şekilde enstrümanlar kurdukları için kalıcı olmasının beklenebileceğini ifade etti.
''Rezerv opsiyon mekanizması'' diye yeni bir boyut da eklediklerini söyleyen Başçı, ''Bu da sermaye akımlarındaki, girişlerin hızlı olduğu dönemlerde rezervlerin birikmesine, girişlerin zayıf olduğu dönemlerde de rezervlerin kullanılmasına yol açtığı için ilave bir istikrar unsuru olarak kalıcı olacaktır, ileride de kullanılacaktır. Başka ülkeler de arzu ederlerse bu tür bir mekanizmayı ilerde inceleyip, kullanabilirler diye tahmin ediyoruz'' diye konuştu.

''YAKINDAN İZLİYORUZ''

''Hangi durumlarda faiz koridorunu daha da daraltabilirsiniz?'' sorusuna Erdem Başçı, faiz koridorunu daha önceki 850 baz puandan, kademeli olarak 450 baz puana kadar indirdiklerini belirtti.
Bunun, Avrupa Merkez Bankası'nın OMT programını duyurmasının ardından yapıldığını ve devam ettiğini söyleyen Başçı, ''Aynı zamanda bizim dışımızdaki diğer gelişmekte olan ülkelerin politika faizlerini indirmelerini de burada takip ettik. Şu anda yukarıya doğru hafif asimetrik bir faiz koridoruyla devam ediyoruz'' dedi.
Avro bölgesindeki resesyonla ilgili bir soruya karşılık da Merkez Bankası Başkanı, ihracatçıların Avrupa pazarlarından, Ortadoğu, Afrika, ABD ve Asya pazarlarına hızlı bir şekilde kaydıklarını söyledi. AB'ye ihracatın yüzde 60'lar seviyesindeyken, yüzde 40'lar seviyesine kadar indiğini belirten Başçı, ''Bu, hem Türkiye'de büyümeyi artılı bölgede tutarken, aynı zamanda ihracat büyümesini de artılı bölgede tutmayı başardı'' diye konuştu.
Özet : Çok likidite verildi, zamanla fazla likidite indirilecek
TCMB Başkanı Başçı yaptığıkonuşmada açıkça zorunlu karşılık artışları sürecek. TCMB’nin bir süredir bol tuttuğu TL likiditesinin önümüzdeki dönemde kademeli olarak azaltılması gündeme gelecek.

ÖZET: FAZLA DEĞERLİ TL İSTEMİYORUZ.

Başçı gereğinden değerli TL ve gereğinden fazla oynak kur istemediklerini belirtti.
Bu arada TCMB İstanbul Şubesi Ataşehir’e konuşlanacak. Bankalar Caddesindeki tarihi bina ise İktisat ve Para Müzesi olarak restore edilecek.
Abraaj Capital, Acıbadem Sigorta’daki payını satıyor.
Abraaj ve Mehmet ali Aydınların, %50-50 ortak oldukları Acıbadem Sigorta’nın tamamına müşteri aranıyor. Bilindiği gibi Abraaj Capital Walnur Holding Cooperation U.E’nin bünyesinde bulunuyor.
Beşiktaş isim hakkı için IMG Doğuş ile anlaştı
Beşiktaş Jimnastik Külübü Stadyum ve stadyuma ait ribün ve her tür bölümlere ilişkin isimlendirme hakları, stadyum içi ve dışı reklam haklarını IMG Doğuş firmasına devretti. Her yıl bu devirden gelen hakkediş eğer 115 milyon euronun altına düşerse külübün anlaşmayı feshetme hakkı var. IMG Doğuş bu anlaşmadan 1 milyonun üstünde 2 milyonun altında bir hizmet bedeli alacak.

ZAFER ÇAĞLAYAN : MERKEZ BANKASI BAŞKANI BİRAZ AZ KONUŞSUN

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, “Merkez Bankası Başkanı az konuşmalı. Bakın ABD Merkez Bankası başkanına... Birçok kesimden bana iletilen bir mesele olduğu için söylüyorum. Merkez Bankası Başkanı daha az, daha öz konuşsun” dedi.

emen-mart6.jpg

“Merkez Bankası'na söylüyoruz intikal geç oluyor” diyen Çağlayan, MB'nin para arzını kısıtladığını, yatırım ve ödemelerde sıkıntı yaşandığını anlattı ve şöyle devam etti:“Reel faizlerde sıfır noktasındayız büyük bir başarı. Tüketim olmayan bir ülkede yaşanabilir mi? Merkez Bankası bağımsız, ama ne olur mesajlarımızı zamanında alabilse Merkez Bankası. Bu işin sorumluluğu bizde, hesabı biz veriyoruz. Plaketten memnun oluyorum, verme amaçlarını bilerek söylüyorum. Merkez Bankası enflasyon hedefini tutturamadığında gelip Bakanlar Kurulu'nda hesap veriyor.
Merkez Bankası başkanının çok daha az konuşması gerekiyor. Ben siyasetçiyim. Hesap sorulan bir mevkideyim ve konuşmam gerekiyor.Bizim büyümeden korkmamamız gerekiyor. Türkiye'nin daha fazla yatırıma istihdama ihtiyacı var.

MERKEZ BANKASI DOZAJI İYİ AYARLAMALI

Gerçekten bizde Bakan’ın bu “az konuşma” konusundaki görüşlerine aynen katılıyoruz. Sn. Bakan FED Başkanını örnek gösteriyor. Çok haklıdır. Greenspan’ın başkan olduğu dönemde katıldığım bir Washington Toplantısında Sn. Başkan ile birlikte Dünya Bankası Başkanı Wolfenson’da konuşmacı idi. Önce Wolfenson çıktı kürsüye. İrticalen bir saat kağıda bakmadan gayet rahat bir konuşma yaptı. Gerçekten müthiş bir showman gördük karşımızda. Resmen kelimelerin efendisi idi. Arkasından Greenspan kürsüye koltuğunun altında bir tomar dosya ile geldi. Dinleyicileri selamlayıp önündeki metni satır satır okumaya başladı. Salon Wolfenson’ın showundan sonra sanki sukuti hayale uğramıştı. Yanımda Sn. Erol Aksoy oturuyordu. Dönüp yüzüne baktım. Ne demek istediğimi anlayarak “ Buadamın konuşmasında virgülü yanlış kullanması dünyada kriz yaratabilir. Onun için böyle yapıyor” demesini hiç unutmam. Bu bakımdan Sn. Bakan Çağlayan’ın ikazı bence yerindedir.

TÜRKİYE’DE YENİDEN DENGELEME SONA MI ERİYOR

%10 Büyüme-%10 Enflasyon-%10 Cari Açık dengesi yerine 5-5-5 Formülü Devrede Ancak zayıf halka(weakest leak) %5 Cari Açık

emen-mart7.jpg

Financial Times, Türkiye'de Ocak dış ticaret verilerine dikkat çekerken dış açığın yeniden genişlemesi beklentilerine vurgu yaptığı analizinde “Mesele, salı günü yayımlanan ticaret verilerinin, 'yeniden dengelemenin' sonuna geldiğini gösterip göstermediğidir” dedi. İngiliz gazetesi, açığın kötüleşmesi beklentilerini, ithalat artmasına ve altın ihracatının durmasına bağlıdır.
Türkiye’de bu hafta açıklanan Ocak ayı dış ticaret verileri, “Türkiye’de yeniden dengeleme sona mı eriyor?” sorularına yol açtı.
Financial Times, “Sakar Bir Yeniden Dengeleme” başlığını kullandığı analizinde “Plan, teoride 10-10-10 ekonomiden 5-5-5 ekonomiye doğru geçmektir” dedikten sonra bir süre öncesine kadar ekonominin yüzde 10 veya daha yüksek bir hızla büyümesi, enflasyonun benzer bir oranda gerçekleşmesi ve cari açığının GSYH’a oranı olarak yüzde 10 düzeyinde olmasının Türk yetkilileri arasında “alarm” yarattığını ve “sürdürülemez” gibi göründüğünü belirterek şöyle devam etti:
“Bu nedenle enflasyon kontrol altına alınırken ve cari işlemler açığı sınırlandırılırken makul bir GSYH büyümesini koruma çabaları yapılıyordu. Bu nedenle ki aşağı yukarı yüzde 5 civarında bir büyüme, yüzde 5 enflasyon ve yüzde 5 cari açığı hedefleniyordu.”
Nitekim geçen yıl, faiz oranlarındaki artışlar ve diğer bazı adımların etkisi ile önemli bir değişikliğin olduğunu kaydeden gazete “Mesele, Salı günü yayımlanan ticaret verilerinin yeniden dengelemenin sonuna geldiğini gösterip göstermediğidir” ifadesini kullandı.
Bazı analistlerin böyle bir kanıya ulaştıklarını belirten gazete, “sağlıklı bir dış ayarlamanın bu yılda lirayı desteklemeyeceği” yönündeki değerlendirmelerini de yansıttı.
İngiliz gazetesi, cari açığın yeniden büyüyeceği beklentilerine değinirken bu beklentilerin arkasındaki iki ana nedeni olarak da, büyüme hızlanırken ithalatın da daha hızlı artması ve altın ihracatının önemli ölçüde azalmasını gösterdi. Ayrıca, analizlerin, Ocak dış ticaret verilerinin “net altın ihracatının negatif” olduğunu gösterdiği, Şubat verilerinin de ABD’nin İran’a son yaptırımlarının etkisini yansıtabileceği yönündeki değerlendirmelerine de yer verdi. Son nükler Almati Konferansı sonrası yaptırımlarda gevşeme Türkiye’nin işine yarayacaktır.

FİNANSBANK'A SÜRPRİZ TALİP

Gazeteport'un haberine göre : HSBC ve Katar'ın National Bank of Greece'in Finansbank'ta bulunan 94 hissesini satın almakla ilgilendiği iddia edildi.
Euroday'in kaynak belirtmeden verdiği habere göre HSBC ve Katar, National Bank of Greece'in Finansbank'ta bulunan 94 hissesini satın almakla ilgileniyorlar. Habere göre NBG, Finansbank için stratejik seçeneklerini gelecek hafta değerlendirecek.
Bu arada yeni banka izinleri konusunda Ankara’da yumuşama var.. Odeabank'ın arkasından iki adet yeni Katılım Bankası'na izin verildiğinin açıklaması bugünlerde yapılacakmış.
Odeabank örneğinde olduğu gibi sermaye olarak 300 milyon getiren izin alabilecek. Bu durumda mevcut satılık bankaların fiyatlarının aşağı çekildiği ve yüksek fiyattan satmada trenin kaçtığı belirtiliyor.

BANKALARIN KARNELERİ

2012 sonuçları açıklık kazanan bankalarımızda öne çıkan sonuçlar çok ilginç:
• Net kredi hacmında 111.9 milyar liralık genişleme yaşandı.
• Kredi artışının %54’ü 5 büyük bankadan geldi. İlk on banka toplam 88.7 milyar hacımla toplam hacmın %79.3 ünü oluşturdu.
• En büyük artış 17.2 milyar ile Akbank.
• Faizsiz bankacılıkta Asya Katılım en büyük.
• En büyük banka İş Bankası !05.o milyar, sıralamada Garanti 89.9 milyar, Akbank 86.6 milyar, Yapı Kredi 72.6 milyar, Ziraat 68.4 milyar.
• Ezeli rekabetin yaşandığı Akbank/Yapı Kredi mukayesesinde Akbank aldı başını gitti.
• Orta ölçekli bankalarda Finansbank 35.3, TEB 28.8 milyar, Denizbank 27.1 milyar. TEB iki bankanın birleşimine rağmen gerilerde seyrederken, Finansbank orta ölçekli bankaların liderliğine oturdu. TEB’deki gerilemeyi piyasa normal karşılıyor.
• Vakıfbank 67,2 milyar, Halkbank 64.7 milyar ile 6 ve 7 inci sırada yer buldular.
• Yatırım Bankaları arasında en hızlı genişleme TAİB Trans Arabian Bank’da oldu.

PiYASALAR

DÜNYA ÇAKILDI IMKB YÜKSELDİ

Mart başı itibariyle ABD kesintisi, Çin ve AB verilerinin etkisiyle dünya piyasaları çakılırken, İstanbul Borsası yükselişte idi. Özellikle belirli hisselerde yükselişler göze çarptı. Dördüncü çeyrekte zararını azaltarak 2012’de 81 milyon TL net kar açıklayan Akenerji hisseleri gün sonunda yüzde 2,37 oranında değer kazandı. HSBC ve Katar'ın, Finansbank'a talip olduğu haberinin ardından Finansbank hisseleri yüzde 3,50 oranında yükseldi. 2012 yılında yüzde 20 artışla 192 milyon TL net kar elde eden Albaraka hisseleri yüzde 0,54 oranında yükseldi.
Para piyasalarında Başçı'nın açıklamaları sonrası yükselişin hız kazandığı gösterge tahvil faizi 6 baz puan yükselişle 5,75 seviyesine yükseldi. Dolar/TL kuru yüzde 0,28 oranında primli 1,8028'de, Euro/TL kuru yüzde 0,59 oranında düşüşle 2,3392'de seyrederken, sepet kur 2,07 seviyesine geriledi.

BORSA

Bizim piyasalarda hala Bernanke’nin olumlu demeci hükmünü sürdürdü. Bu arada düşen petrol fiyatlarınında olumlu katkılarıyla hisseler yükselişe geçti. Cuma günü Akenerji ve Finansbank önderliğinde yükseliş yaşandı.Borsa haftayı 79.867 ile kapattı.
Bu hafta durum değişebilir ve hava AB ve ABD’nin karamsarlığına dönebilir. Rekabet Kurumunun bankalarla ilgili cezai kararlarıda gündemde.

FAİZ

Bono piyasasında sakinlik hakim. Uzun vadeli tahvillerimiz her zaman %7’den geri dönüyor. Ülke cari açık, enflasyon ve not artırımı dengesini iyi kullanıyor.Bileşikler %5.69 civarında ve alım var. Kapanış faizi 5.73 oldu.

DÖVİZ

Euro/Dolar paritesi 1.31’den aşağı inemedi. Dolar/Tl Perşembe günü1.7970, Cuma günü 1.79 74 olarak kapattı. Kapanış Euro fiyatı 2.3406 ve parite 1.3020 oldu. Bu haftada farklı veriler gelmedikçe bu dengenin bozulmasına ihtimal verilmiyor. Merkez TL yi değerli görmek istemiyor. Bu sıralar yabancılarda TL ye yatırım görülüyor. Bu olumlu gidiş TL lehinde devam edecek gözüküyor.

Siyasi olarak ülke gerçekten nazik günlerden geçiyor. İmralı tutanaklarının yayınlanması, pazarlıklardaki gizli noktaları göstermesi bakımından ilginçti. Açıklama çok tepki çekti. Başbakan yayınlayan Milliyet gazetesini topa tuttu. Süreçte bu haftada çok önemli. Kandil’in cevabının bir hafta on gün içinde geleceği belirtildi. Herkesin merak ettiği şey, silah bırakma karşılığında ne ödün verileceği. Kimse bu konuda fazla bir laf etmiyor.
Üniter sistem içinde bir formül konuşuluyor mu konuşulmuyor mu bilinmiyor. Teröristlerin yurtdışına çıkacağı konuşuluyor. Zaten yurtdışında değiller mi? Gibi sorular var.Bekleyip göreceğiz. Ancak yurt sathında geniş bir infial var, bunu görüyorum.

Esenlikle Kalın.

(DİKKAT: Haftalık ekonomik ve politik yorum Emen&Emen tarafından turkiyeturizm.com için hazırlanmaktadır. İzinsiz kopyalanıp kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Aksi takdirde Basın Yasası ve Telif Hakları Yasası'na göre yasal işlem yapılacaktır)

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.