Fotoğrafta gördüğünüz balığı ben yakalamadım. Gökova'nın bize hediyesi bu… Kocaman bir Lahos'u sevdiğim bir arkadaşım koruma bölgesi dışında bizim için tutarak getirdi. Filetosunu fırında pişirip yedik, koca kafasını da çorba yaparak afiyetle içtik. Deniz üzerinde ve teknede mükemmel bir ziyafet çektik kendimize..
.
Bunları sizleri imrendirmek için yazmıyorum. Hele kıskandırmak gibi bir niyetim hiç olamaz. Amacım,güzelim memleketimizde Allah'ın biz insanlara sunduğu nimetlere hepimizin kolayca ulaşmasının mümkün olduğunu belirtmek... Doğanın, denizin ve ormanın, üstelik mis gibi oksijen yüklü havanın insan moraline, sağlığına ve yaşamına ne kadar faydalı olduğunu anlatmaya çalışıyorum.
Bir oltayla deniz kıyısına gidip avlanmanın bir maliyeti yok. Çoluk çocuk ormana gidip yürüyüş yapmak, yeşil örtü içinde ve ağaçlar altında dolaşmak da bedava. Denize girmek ve güneşten istifade etmek için de,herhangi bir ücret ödemiyoruz.
Doğa Tanrı'nın en büyük hediyesi bize. Yararlanmak istememiz yeterli, ülkemizin her yeri müsait buna. Dağları, yaylaları, köyleri, tarlaları, hepsi ama hepsi..
Allah'ın bize sunduğu bu büyük imkanları farketmemiz lazım. Bunları yaşamak için önce farketmek, sonra kıymetini bilmek gerek. Birbirimizle boğuşacağımıza, mücadele edeceğimize, kötülükler peşinde koşacağımıza, iyiliğe uzak planların peşine düşeceğimize, ruhlarımızı dinlendirmek için doğayla tanışmak, barışmak, kucaklaşmak daha akıllıca bir yol değil mi?
Buradan gelmek istediğim nokta, doğadan hepimizin yararlanabilmesi için, doğayı koruma ve tahrip etmeme gibi bir ödevimizi hatırlatmak... Bu ödevi, hazine değerindeki doğal güzelliklerimizi muhafaza edebilmek için hepimiz büyük bir dikkatle yerine getirmeliyiz. Doğa ihmale ve tahribe hiç gelmez. Hele rant hesaplarına alet edilmekten hiç hoşlanmaz, fırsatını buldu mu intikamını hemen alır. Doğal afetlere bu gözle bakmakta yarar var.
Son yıllarda, doğaya büyük zararlar verdik, doğal güzelliklerimizi acımasızca biçtik. Yeşil örtümüzü çok yerde betonlara yenik düşürdük. Ormanlarımızı madenler için delik deşik ettik, akarsularımızın önünü hidroelektrik santraller için kestik. Sularımızı cılızlaştırdık,akışlarını yavaşlattık. Tarım alanlarımızın ortasına fabrikalar,binalar,evler diktik. Denizlerimizi, göl ve nehirlerimizi kirlettik. Kışları linyit kömürü yakarak, köy ve şehirlerimizin havasını kararttık, zehirledik.
Doğanın canını çıkarmak için yapmadığımız kalmadı. Evet ülkemizin enerjiye ihtiyacı var, madenlerimizden elbette yararlanmalıyız. Sanayimiz de güçlenmeli, denizden de faydalanmalıyız. Ama bunları doğayı tahrip etmeden de yapabiliriz. Görsel güzellik noktalarının dışında da, imkanlarımızdan yararlanabiliriz.
Ama biz öyle yapmıyoruz. Bu konudaki müspet önerileri ve çözüm yollarını da dinlemiyoruz. Bildiğimizi okumakta ve doğayı katletmekte ısrar ediyoruz.
Bu yazıyı sizlere Gökova'dan yazıyorum. İçim sızlayarak seyrediyorum çevreyi. Cumhurbaşkanlığının Okluk'taki son halini görünce, üzüntümün katlanarak arttığını farkettim. Burayı ben 25 sene önce, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanıyken bir bekçi kulübesini onararak yapmış, doğaya santim zarar vermemiştim.
Amerika başkanlarının Camp Davit'teki küçük ve iddiasız, doğaya uygun evlerinden esinlenerek Okluk'u yaratmıştım. Biz görevliler için karavanlar düşünmüş, sabit bir bina yapmamıştım. Topu topu 3 korumamız vardı, bir de tepelerde 3 jandarma gözcü kulübesi.
Hepsi bu...
Şimdi yığınla ağaç kesilmiş, etrafı 4 metre yüksekliğinde kalın duvarlarla çevrilmiş, önü havuzlu iki büyük bina yapılmış. Arkadaki belli ki misafirler için düşünülmüş. Daha memurlar ve görevliler için de lojmanlar filan yapılacakmış. Çevredeki arsaların sahibi köylülerle görüşme halindelermiş. Bütün bunlar, proje bu kadar büyük tutulmadan ve çevreye de hiçbir zarar verilmeden de yapılabilirdi. Üstelik böylesine yoğun bir tepki yaşanmaz ve Cumhurbaşkanlığının doğaya saygısı örnek gösterilirdi. Yazık oldu, bütün bunlar düşünülmeden işe girişmişler...
Yiğidi öldürsek de hakkını teslim edelim yine de. Bir kere yapılan bina öyle gazetelerin yazdığı ve muhalefet milletvekillerinin iddia ettikleri gibi 400 odalı filan değil. En fazla 10-15 odalı gibi duruyor. Arkadaki binayı da öyle sayarsak, iki binada 30 civarında oda var. Demek ki 400 değil, 30 civarındaymış. Öndeki büyük iskele henüz yapılmamış. Benim yaptığım küçük iskele ise aynen duruyor. Plana göre bunu da çok büyüteceklermiş. Oysa gerek yok, zenginlerin kullandığı normal boylardaki tüm motorbotlar buraya rahat yanaşır. Gemi büyüklüğünde olanlar ise biraz açıkta alargada kalır, misafirler karaya botla rahatça çıkarlar. Hangi akla hizmet herşey bu kadar büyük yapılıyor, anlamak mümkün değil.
Bir başka önemli noktayı da belirtmekte fayda var. Devlette yapılanları gizlemek, halkın ve medyanın gözünden kaçırmak moda haline geldi. Normal bir işi gizli kapaklı yaptınız mı, dedikoduların ardı arkası kesilmiyor. Milletin ağzı torba değil ki büzesin.
Zamanında benim yaptığım kulübe için de medya (Özal'a saray yapılıyor) diye kıyameti koparmıştı. Gazetecileri topladım, Okluk'ta restore edilen kulübeyi gösterdim, tekerlekli karavanları dolaştırdım, doğadan tek bir dal bile koparılmadığını görünce şaşırdı hepsi. Böylece söylentiler ve dedikodular bir çırpıda sona erdi. Günümüzün Cumhurbaşkanlığı yetkilileri niye böyle yapmazlar ki? Hisleriyle değil akıllarıyla hareket etseler, Cumhurbaşkanına bu kadar fazla zarar vermezler. Bilseler ki gizledikleri herşey, Google'nin uydu haritalarından açıkça görülüyor. İsteyen herkes yapılanı rahatça inceliyor buradan. Ama gazeteler veremiyorlar bu fotoğrafı, hemen hepsinin elinde var ama, korkuyorlar işte.
Korkacak birşey yok ama öküzün altında buzağı arayan bir mantık ürkütüyor herkesi. Yapılanın görülmesinden korku, suçluluğun ifadesi gibi görülüyor toplumda. Cumhurbaşkanının sayısız danışmanından biri bu gerçeği görse de, gizliliğin kalkmasına ve Cumhurbaşkanlığının devamlı hırpalanmasına mani olsa bari..
Türkiye gibi büyük ve güçlü bir ülkenin elbette Cumhurbaşkanlığı yazlığı olmalı. Ama boyutlarına dikkat edilmesinde fayda var. Bizim Okluk'taki küçük kulübede krallar, başkanlar, başbakanlar ağırladık, hepsi çok sevdiler orayı ve mütevaziliğini. Hatta benim çevre izcisi kamplarımı açmak için Gökova'ya gelen dönemin Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Perez de Cuelar, o mütevazi kulübe benzeri yeri o kadar çok beğendi ki, birkaç gün daha orada kalmak istedi. Yunanistan Başbakan'ı da,Norveç Başbakanı da, Suudi Kral yardımcısı da, Amerikan Dışışleri Bakanı da, pekçok yabancı devlet adamları gibi hayran kaldılar Okluk'a…
Doğanın bozulmamasını överek, örnek olsun diye fotoğraflarını çektiler.
Cumhurbaşkanlığı tarafından Okluk'a çok büyük binalar yapılması ve doğanın tahrip edilerek ağaçların kesilmesi ,vatandaşlara da kötü örnek oluyor. Gökova'yı gezerken rastladığım çok sayıda kaçak binanın sahipleri (Yasalara önce Cumhurbaşkanlığı uysun, sonra bizden bekleyin) diyor olmalılar.
Son zamanlarda bölgede kaçak yapılaşma o derece arttı ki, yetkililer ne yapacaklarını şaşırdılar. Kontrol edemiyorlar, doğru dürüst ceza kesemiyorlar, yetki kimde belli değil. Köyleri bile Büyükşehir yasası ile mahalle yaptılar. Öyle olunca vede yetkinin kimde olduğu hala anlaşılamayınca, kaçak yapılarda açıkça patlama görülüyor. Göremeyen devlet yetkilisi varsa, bölgeyi iyi bildiğim ve tanıdığım için bana gelsinler, ben gezdireyim.
Herneyse, Gökova'da birşeyler oluyor ve iyi şeyler olmuyor maalesef. Gökova'ya ve doğasına mutlaka dikkat etmeli ve özen göstermeliyiz.
- BIST 13779.39
- Altın 6658.18
- Dolar 47.6587
- Euro 55.0929
- İstanbul 24 °C
- Ankara 26 °C
- Antalya 28 °C
- Göklerin Yeni Hükümdarı Boeing 777X
- Aktif ve sürdürülebilir turizm için butik fuar: Natour
- Yeni Trend: Otelden otele geziler
- Yenileyici turizm, seyahate özen göstermeyi sağlıyor
- Otelde 100’den Fazla Tahtakurusu Isırığıyla Uyandı!
- Plajı şezlongsuz bırakan Müdürü görevden alındı
- Dejenere turizm: Suçlu kim, turizm mi, turistler mi?
- Sahil tarafında kumru yeme süresi 1.5 saat!
- Geliri yüksek, bedeli ağır: Kabin ekipleri tehlikede
- Suudi Arabistan, umre için bir yıllık çok girişli vize duyurdu
- Seramiğin Evrensel Dili Muğla’da Konuşulacak:
- Adalara giden Türk turist sayısı 1,5 milyona ulaştı
- CNN'den ayran analizi: Gerçek bir Türk deneyimi
- Türkiye'deki en iyi 5 vejetaryen ve vegan restoran
- Türkiye, AB ile vize serbestisi için 6 kriterli çalışma başlattı
Gökova nereye gidiyor?

Can Pulak / Gazeteci
Bu yazı toplam 2923 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
- Fındık, çay, futbol...05 Ağustos 2026 Çarşamba 10:27
- Karadeniz Ucuzluğu01 Ağustos 2026 Cumartesi 18:39
- Of mu, oh mu?29 Temmuz 2026 Çarşamba 06:52
- Yanlışı doğruya çevirmek23 Temmuz 2026 Perşembe 09:33
- Gençlik. Doğa Kampları20 Temmuz 2026 Pazartesi 09:31
- Trafik - Ehliyet Mavi Kart15 Temmuz 2026 Çarşamba 20:40
- Zirvenin ardından...10 Temmuz 2026 Cuma 16:23
- Beyaz geceler ve Leningrad (3)21 Haziran 2026 Pazar 23:20
- Nazan, Harp ve Volga (2)17 Haziran 2026 Çarşamba 10:29
- Rusya ve Beyaz Geceler (1)16 Haziran 2026 Salı 08:55
- Sıra Özgür Özel'de mi?02 Haziran 2026 Salı 18:42
SON EKLENEN GALERİLER
TUI: Kadınlar yalnız seyahati tercih ediyor
Kappatur'dan %100 vize randevu garantili Avrupa seyahati
Meslek Yasası ve liyakat tercih değil mecburiyettir!
Sultanahmet’in turizm için yayalaştırılması konuşuldu
İSATAG'ta Aylin Özsavaş güven tazeledi
Oya Narin: Varış noktalarında geliri artırmak için çalışmalıyız
İTF 2026, Türkiye turizmine ivme kazandıracak
FITUR 2026, hafta sonu gezginlere kapılarını açtı
Hamsiyle horon, Karadeniz alfabesi tavada başlar
Magazin gazetecileri Kapadokya'da iz bıraktı


- 23:50 - Göklerin Yeni Hükümdarı Boeing 777X
- 23:30 - Aktif ve sürdürülebilir turizm için butik fuar: Natour
- 23:00 - Yeni Trend: Otelden otele geziler
- 22:00 - Yenileyici turizm, seyahate özen göstermeyi sağlıyor
- 21:30 - Otelde 100’den Fazla Tahtakurusu Isırığıyla Uyandı!
- 21:00 - Plajı şezlongsuz bırakan Müdürü görevden alındı
- 19:00 - Dejenere turizm: Suçlu kim, turizm mi, turistler mi?
- 18:30 - Sahil tarafında kumru yeme süresi 1.5 saat!
- 18:00 - Geliri yüksek, bedeli ağır: Kabin ekipleri tehlikede
- 17:30 - Suudi Arabistan, umre için bir yıllık çok girişli vize duyurdu
- 17:00 - Seramiğin Evrensel Dili Muğla’da Konuşulacak:
- 16:30 - Adalara giden Türk turist sayısı 1,5 milyona ulaştı
- 16:00 - CNN'den ayran analizi: Gerçek bir Türk deneyimi
- 15:30 - Türkiye'deki en iyi 5 vejetaryen ve vegan restoran
- 15:00 - Türkiye, AB ile vize serbestisi için 6 kriterli çalışma başlattı
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
























