• BIST 12433.5
  • Altın 6495.18
  • Dolar 44.3489
  • Euro 51.3612
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 15 °C
  • Antalya 13 °C

El Kaide, Bin Ladin’in öldüğünü doğruladı

El Kaide, Bin Ladin’in öldüğünü doğruladı
El Kaide örgütü, lideri Usame bin Ladin'in Pakistan'ın kuzeyinde öldüğünü doğruladı ve akan kanın yerde kalmayacağını bildirdi.

MURAT EMEN-EMEN&EMEN
Haftanın Ekonomik Görünümü 9-14 Mayıs 2011

İSTANBUL- El Kaide örgütü, yayımladığı açıklamada, lideri Usame bin Ladin'in Pakistan'ın kuzeyinde öldüğünü doğruladı.
Açıklama, radikal İslamcı internet sitelerine gönderildi. ABD merkezli bir internette takip grubunun bildirdiğine göre El Kaide'ye ait olduğu söylenen bu mesajda, bin Ladin'in "akan kanının yerde kalmayacağı" söyleniyor.
Associated Press'in aktardığına göre yayımlanan mesajda ABD'ye yönelik saldırılara devam edileceği vurgulanıyor. Amerikalı yetkililer, El Kaide lideri Usame bin Ladin'in evinde bulunan belgelerden elde edilen bilgileri açıkladı.
Yetkililer bu bilgilere dayanarak El Kaide'nin 11 Eylül saldırılarının onuncu yıldönümünde Amerika'da trenleri hedef alan eylemler düzenlemeyi düşündüğünü söylüyor. Bin Ladin'in evinde ele geçirilen bilgisayar, DVD ve belgelerden elde edildiği söylenen bu iddiaya göre, bir demiryolu hattına düzenlenecek eylemle trenin devrilmesi ya da uçurumdan veya bir köprüden düşmesi hedefleniyordu.
Üst düzey bir Pakistanlı askeri yetkili, bin Ladin'in eşlerinden birinin sorgucularına beş yıldır aynı evde El Kaide lideriyle birlikte yaşadığını söylediğini aktardı.
Bu arada Amerikalı yetkililer, ABD Merkezi Haber Alma Teşkilatı CIA'in bir süredir gizlice bin Ladin'in kaldığı evi takip etmekte olduğunu bildirdi.

Sıfır Faiz ve/veya sıfır reel faiz Tartışması

Başbakan Erdoğan'ın”Eğer reel faiz ABD ve Japonya'da 0.25, İsrael'de 2.3 ise niye bizde 7, 8, 9 olsun.Bizde düşüreceğiz.” şeklindeki demeci kafa karıştırdı. Öncelikle Sn. Başbakan'ın dediği gibi Reel faizler 7,8,9 değil sadece 1, 2 hatta bazen negatife bile döndüğü oluyor. Ekonomistler “Acaba sıfır faizmi kastediliyor?” diye düşünüyorlar. Bunu da “Hayalci bir yaklaşım” diye niteliyorlar. Ancak reel faizi sıfırlamak hedeflenebilir. Eğer faizleri enflasyon seviyesine çekerseniz reel faiz sıfırlanmış olur. Bankacılık açısından her ikisini de “ütopik ve şimdilik olmaz” diyen bankacılar konunun siyasi yatırım amaçlı olduğunu belirttiler. Gerçekten politikacılar yaklaşan seçim dolayısıyla meydanlarda. Artan seçmen şikayetlerini karşılayabilmek edilmiş bir öngörü diye düşünebiliriz.

Petrol ve kıymetli maden fiyatlarında keskin düşüş
Petrolün varil fiyatı dün uluslararası piyasalarda yüzde 10 geriledi.


emen2.20110508085854.jpg

Geçtiğimiz hafta Perşembe günü emtia kalemlerinde son iki yılın en iki yılın en hızlı satışları sonucu petrolün varili 100 doların altına inerken, aralarında bakır ve gümüşün de bulunduğu değerli madenlerin fiyatlarında da gerileme yaşandı. Asya piyasalarında ise tersi oldu.
Satış furyası ilk olarak yılın en hızlı yükselen değerli metali gümüşte başladı, ardından diğer emtiaya da sirayet etti. Spot gümüşün onsu, 28 Nisan’da gördüğü zirve seviyesinden yüzde 25 aşağıya, 49.5 dolara geriledi. Spot altın ise 1.480.9 dolara kadar çekildi. Altın ve gümüşteki gerilemede aralarında ünlü spekülatör George Soros’un da bulunduğu pek çok büyük yatırımcının portföy boşaltmasının etkili olduğu belirtiliyor.

Gözlemciler, düşüşün nedeni konusunda farklı görüşler öne sürdüler.

Bazıları Amerika'daki işsizlik oranlarına işaret ederken, bazıları da piyasada kaçınılmaz fiyat düzeltmesi yaşandığını ve küçük yatırımcıların paniğe kapıldığını söylüyor. Sabah saatlerinde Asya piyasalarında ise, emtia fiyatlarında küçük de olsa artışlar yaşandığı bildiriliyor. Emtia fiyatlarında yaşanan gerileme son iki yılın en şiddetli ve hızlı düşüşü olarak değerlendiriliyor.

Perşembe günü New York borsasındaki düşüşün nedeni ABD ve Avrupa'dan gelen ekonomik veriler olarak görülüyor.

Petrolün varil fiyatı 12 dolar gerilemiş, altın, gümüş ve bakır da değer kaybetmişti.
Asya piyasalarında madenlerin değer kazanmasının nedeni ise, yatırımcıların ucuz fiyatları değerlendirme çabası olarak görülüyor.
• Brent ham petrolü de yüzde 1'lik artışla varil başına 111 doların üzerine çıktı.
• Hafif Amerikan ham petrolü ise, 100 doların biraz üzerinde seyrediyor.
• Gümüş yüzde 2.5 değer kazanırken altındaki artış yüzde 1 oldu.
• Gümüşün onsu 35.54 dolar, altının onsu ise 1,489 dolardan işlem görüyor.

4 dolar fazla geldi

Finans piyasalarının referans olarak kabul ettiği emtia endeksi Reuters-Jefferies CRB dün yüzde 4.8 düşüş yaşadı. Bu, endeksin küresel finans krizi başladığından bu yana yaşadığı en sert kayıp oldu.

edward-meir.jpg

New York merkezli MF Global aracı kurumunun emtia analisti Edward Meir, Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada, “Bu tarihe geçecek bir gün. Tüm emtiada işlemlerde bir çıkış eğilimi var” dedi. Barclays Capital’ın temel metaller analisti Gayle Berry ise gelişmeyi, “korkutucu bir hareket” sözleriyle tanımladı.
Analistlerin genel görüşü, emtiadaki satış dalgasını ABD’de ekonomideki toparlanmanın yeterince güçlenemediğine ilişkin sinyaller ve benzinin galon fiyatının 4 doları geçmesi nedeniyle tüketimin düşeceği beklentisi tetiklediği yönünde. Dün ABD’de açıklanan işsizlik başvuruları verisi de bu olumsuz havayı kuvvetlendirdi. Yeni işsizlik başvuruları geçen yıl ağustos ayından bu yana en yüksek seviye olan 474 bine çıktı.

AB Ülkeleri Konsey Toplantısı 7 Mayıs tarihinde yapıldı.

7 Mayıs tarihinde toplanan 27 ülkenin lider ve ilgili bakanları, açılış gününün etkinliği olan Güneş Enerjisi ile çalışan Uçak modelini de görme imkanı buldular. Bu yılın teması olan enerji ve yenilik konusunun sürprizi 8 metre genişliğindeki kanatlarına depoladığı güneş enerjisi ile hiçbir fosil yakıt kullanmadan dünyayı turlayabilecek ve geceleride uçabilecek uçak’ı görmek oldu. Yakında medyada görürüz.

Economist'ten 'Türkiye ekonomisi aşırı ısınıyor' uyarısı (BBC)
''Türkiye ekonomisi aşırı ısınıyor...''

emen3.jpg


Economist'in Türkiye'yle ilgili analizinin başlığı bu.
Dergi, Türkiye'de seçmenlerin bazıları hükümetin son dönemdeki baskıcı yöntemlerinden huzursuzluk duysa da Adalet ve Kalkınma Partisi'nin gelecek ay yapılacak seçimlerde yine birinci parti olmasının beklendiğini kaydediyor.
Partiye yönelik desteğin ardında ekonomi yönetiminin önemli bir rol oynadığının altını çiziyor Economist. Yaklaşık 10 yıldır Türklerin büyük bölümü, geçmiş krizlerde lekelenmiş bir sicili olduğunu düşündükleri muhalefet partilerine ekonomiyi emanet etmekte gönülsüz Economist'e göre.
Rakamları etkileyici bulan ve 2009'da keskin bir küçülmenin ardından Türkiye'nin geçen yıl G-20 ülkeleri arasında en hızlı üçüncü büyümeyi kaydettiğini kaydeden Economist, şöyle devam ediyor:
''Bir tek Türk bankası bile kriz yüzünden batmadı. Güçlü lira nedeniyle de enflasyon kontrol altında. Merkez Bankası'nın yeni Başkanı Erdem Başcı, ömrümde ilk kez Türkiye'deki enflasyonun İngiltere'yle aynı düzeyde olduğunu gördüm diyor: Gemi, yani Türkiye ekonomisi dengede, ancak deniz dalgalı ve her an bir fırtına patlayabilir uyarısında da bulunuyor Merkez Bankası Başkanı.''
Bu kaygıların uzmanlar tarafından da paylaşıldığına dikkat çeken dergi, Goldman Sachs ekonomistlerinden Ahmet Karalı'nın karamsar bir tabloya işaret eden dengesizliklerin ve ekonomideki zaafın artmakta olduğu uyarısını aktarıyor.

Türkiye ekonomisinin ikiz derdi var diyor Economist: Enflasyon ve cari açık.

Goldman Sachs'ın tahminlerine göre, enflasyon yıl sonunda yüzde 7.5'u; HSBC uzmanlarından Murat Ülgen'e göre cari açık da önümüzdeki bir yıl içinde gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 8'i bulabilir. Seçimden sonra ise, hükümet mali politikasını sıkılaştırma, merkez bankası da faiz oranlarını arttırma baskısıyla karşı karşıya kalabilir.

'Önlemler soğutmaya yetmeyebilir'

''Ancak, bu önlemler bile böylesine ısınmış bir ekonomiyi soğutmaya yetmeyebilir'' uyarısında bulunuyor Economist ve Merkez Bankası'nın faiz oranları ve zorunlu rezerv karşılıklarına ilişkin müdahalelerinin işe yaramadığını kaydediyor.
Dergi, en büyük sorunların başında hükümetin asgari ücret, kayıtdışı ekonomiyi kontrol altına alma ve enerji ile diğer maliyetleri azaltacak rekabet düzenlemelerine ilişkin reformları yapmamasının geldiğini kaydediyor.
İşsizliğin önemli bir sorun olduğunun altını çizen Economist, işgücünün sadece yüzde 44'üne iş bulabilen ve bu konuda OECD ülkeleri arasında karnesi en kötü olan Türkiye'nin işsizliği kontrol altında tutabilmek için en az yıllık yüzde 5 büyüme oranına ihtiyacı olduğunun altını da çiziyor. Economist, sorunlar sadece içeride de değil diyor ve uyarılarını şöyle noktalıyor:
''Gelecek ay yapılacak seçimler siyasi belirsizliğin tek kaynağı değil. Arap baharı, Türkiye'nin dev müteahhitlik şirketlerinin etkin olduğu önemli pazarlarda risk yaratıyor. Örneğin Libya'daki 14 milyar dolarlık ihaleler donmuş, Suriye'yle anlaşmalar da ertelenmiş durumda.''

''Daha derin siyasi gerekçelerle olduğu kadar, hasar görmeye müsait ekonomisini koruyabilmek için de yeni hükümetin en büyük ihracat pazarı olan Avrupa Birliği'yle yıpranmış olan ilişkilerini onarması bir zorunluluk haline geliyor.''

WSJ – TÜRKLER NATO’YU NİYE SEVMİYOR

Wall Street Journal, Bahçeşehir Betam’ın yaptığı araştırmaya dayanarak, Türkler için NATO’nun giderek sevimsizleştiğini yazıyor.

2004 yılında yapılan araştırmada sorulan” Nato Türkiye’nin güvenliği için gereklimidir?” sorusuna MHP’liler %24 Hayır derken, bu oran 2010 yılında sorulduğunda MHP’liler için bu oran%72’ye yükselmiş. Aynı oran AKP için 2004 yılında %32 iken 2010 yılında %52 olmuş. Buradan hareketle ülkede eski tip milliyetçilik ve İslami anlayışın giderek ivme kazandığı sonucuna varıyorlar.
Betam Raporuna göre, 2004 yılında Türklerin %67’si Nato’ya destek verirken, belirli nedenlerle 2010 yılında bu oran %41’e geriledi. Türkleri Nato’dan soğutan sebeplerin başında Fransa Başbakanı Sarkozy’nin yerli yersiz aleyhteki beyanları ile AB konusunda Batının lakaytlığı önde geliyor.

Ülke batı yerine AKP yönetiminde doğuya dogru eksen değiştiriyor.

Gazete “Geçen ayki Libya’ya NATO’nun müdahalesi konusunda da AKP Hükümeti ve Erdoğan karşı çıkmışlardı. Erdoğan’ın Kürt hareketi konusunda daha da sertleşmesinin arkasında ülkede yükselen milliyetçi ve İslami anlayışın etkisi var.” diyor. Aşağıdaki grafikte her üç partiye mensup vatandaşların yıllar boyu düşen Nato destekleri görülüyor.

emen6.jpg

PİYASALAR

• Avrupa, Asya ve gelişmekte olan ekonomilerde parasal sıkılaşma sürüyor
• ABD ise 2012'ye kadar likidite sağlamaya devam edeceğini ifade ederek direniyor
• Avrupa MB toplantısından faiz artırımı çıkmadı.
• Yurtiçinde ise, dış dinamiklere ek olarak İMKB özelinde banka bilançoları izlenmekte diğer hisseler hareketli.

Avrupa ECB Merkez Bankası Başkanlarının Helsinki’deki toplantısından faiz artırımı çıkmadı. Trichet, faizi 1.25’te sabit bıraktı. Analistler yılsonuna kadar 2-3 faiz artırımı daha bekliyorlardı. Genel olarak ABD, Avrupa, Asya ve gelişmekte olan ülkelere baktığımızda, dünyada faiz artırımları ve parasal sıkılaşma yaygın bir tercih haline gelmişken ABD'de hala gevşek para politikalarının sürdürüldüğünü görüyoruz. USD'nin küresel piyasalardaki hakim konumu nedeniyle ABD'nin henüz sıkılaşmaya geçmemesi ise varlık fiyatlarını hala desteklemekte. Bu görünüm bir süre daha devam edebilir.

İMKB'de banka bilançoları mercek altında kalmayı sürdürüyor.

IMKB’de banka hisseleri düşük seyrediyor. Reel sektör hareketli. Borsayı seçimlere kadar 70.000’nin üzerine taşımak hedefleniyor sanki. Borsa 68-70.000
aralığında gidip gelecek. Bankalar için gelişmeler karamsar. Başbakanın son demecide bankalara karşı bir tavır olarak yorumlandı. Sıfır faiz politikasına şimdilik hayal diye baktığımızdan üzerinde durmuyoruz. Ama bu yıl banka bilançolarında hayır yok.
Citigroup bazi Turk banka hisseleri için tavsiyesini düşürdu.
Garanti, Halkbank, Bank Asya ve İsbank için tavsiyesini Al dan Tut a cekmis. Vakif hala Tut, YKB ise Al tavsiyeleri (cover ettikleri arasinda) olan tek banka

BDDK Başkanı da bazı bankaları hedef alarak ikazlarını yapıyor. Gerekirse konut kredisi verme lisanslarını iptal ederim dedi. Babacan’dan Başkana destek geldi. Değişik yollarla gerçekten %75 sınırını aşan pek çok banka var.
Bu arada sektöre girmeye çalışan küçük bankalar açısından durum oldukça güç. Eskisi gibi açık pozisyon veya yurtdışından kaynakla iş yapmak zorlaşıyor. Piyasalar riskli. Rekabet üst düzeyde. Birde BDDK’nın gözlemi tepelerinde. Çoğu küçük bireysel kredi türünde açılım yapıyor. Yeni şubeler açarak büyüme modeli gerilerde kaldı. Milennum ve Finans için bu konuda söylentiler vardı. Ama fazla bir hareket gözlenmiyor.

Yaz aylarında enflasyonun artmasını bekliyoruz. Tahvillerde getiri potansiyeli zayıf.

Nisan sonunda işlem bazında %8,16 seviyesini gördükten sonra yükselişe geçen gösterge faiz dün %8,57'ye kadar yükseldikten sonra haftayı %8,46'dan kapattı. Karşılık oranlarının artırılması ve enflasyondaki artış beklentimizden ötürü mevcut seviyeler itibariyle gösterge tahvilde getiri potansiyeli sınırlı bulunuyor. Ancak Nisan başında %9'lu seviyelerden özellikle düşük enflasyon verisinin etkisiyle gerileyen faizlerde yabancı yatırımcıların da alıcı tarafında yer alması yukarı yönlü hareketleri sınırlıyor.
PPK'nın faiz indirim sürecine son vermesi, ancak zorunlu karşılıklarda artışların sürmesi daralan TL likiditesi nedeniyle tahvil-bono piyasası açısından bir risk unsuru. Önümüzdeki dönemde bu durumun oluşturacağı baskının özellikle iskontolu ve sabit kupon ödemeli tahvillerde belirgin şekilde hissedilmesi bekleniyor. Ek olarak yaz aylarında artmasını beklediğimiz enflasyon da TL Bono'lar için negatif.

Geçtiğimiz hafta ABD'de açıklanan ADP özel sektör istihdam verisinin beklentilerin altında kalması ile güç kazanan EUR/USD 1,49 seviyesinin üzerini gördü. Ancak daha sonra yeniden gevşeyen parite Avrupa Merkez Bankası toplantısı öncesi 1,48-1,49 bandında seyretti. Faiz artırımı gelmeyince 1.4353’lere kadar geriledi. Cuma kapanış 1.4308 oldu. Piyasaların ECB’den faiz artırım beklentileri gerçekleşmediği için parite ciddi şekilde gevşedi.

Bu hafta siyasetin daha da kızışmasını bekliyoruz. BDP’li bağımsız adayların tehdide varan söylemleri rahatsızlık yaratıyor. Artık onlarında gizli gündemi falan kalmadı. Açık açık toprak istediklerini belirtiyorlar. Medyanın bunlara çok fazla zaman vermesi eleştiriliyor. Basın daha sorumlu davranabilmeli diyor vatandaş. %7 oy potansiyeli olan bir partinin sanki %90 oy potansiyeli varmış gibi görsel medyada yer bulması sağduyulu vatandaşı rahatsız ediyor. Konuşmalar rayından çıktı ve tehdide döndü. Krizi iyi yönetebilmek lazım.

Esenlikle kalın.

(DİKKAT: Haftalık ekonomik yorum Emen&Emen tarafından turkiyeturizm.com için hazırlanmaktadır. İzinsiz kopyalanıp kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Aksi takdirde Basın Yasası ve Telif Hakları Yasası'na göre yasal işlem yapılacaktır

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.