• BIST 12433.5
  • Altın 6495.18
  • Dolar 44.3489
  • Euro 51.3612
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 12 °C
  • Antalya 11 °C

Büyüyen ülkeler çamura saplandı

Büyüyen ülkeler çamura saplandı
Çin, Rusya, Hindistan ve Brezilya gelişmekte olan ülkeler arasına Türkiye'yi de koyabiliriz. Bu ülkeler için yavaşlamak hız kesmek bir başlangıç değil.

MURAT EMEN-EMEN&EMEN
Haftanın Ekonomik Görünümü 29 Tem-02 Agustos 2013
İSTANBUL-
21inci yüzyılın ilk on yılında, inanılmaz büyüme yaşayan ülkelerin, bugünkü sıkıntılı dönemleri dikkat çekiyor.
Bu haftanın The Economist Dergisi gelişmekte olan ülkelerin yavaşlamasını kapak konusu yapmış. Bu ülkeler için yavaşlamak hız kesmek bir başlangıç deği. Ancak 21inci yüzyılın ilk on yılında öyle bir çıkış yaşadılar, inanılmaz büyüme rakamlarına sahip olunca, bugünkü sıkıntılı dönemleri kapak konusu oluyor. Çin, Rusya, Hindistan ve Brezilya gelişmekte olan ülkelerin ön saflarında. Bunlara bir ölçüde Türkiye'yi de koyabiliriz.
Bütün bu ülkeler 21 inci yüzyılın sprinterleri idiler. Ön safları kimseye bırakmadılar. Ama bugünlerde pistin çamurları içinde alıştıkları adımları atmakta zorlanıyorlar.
Bunların mazotu büyük ölçüde FED'in piyasaya sürdüğü 3 trlyonu geçen likidite idi. Gerekli yüksek faizi verdikleri için bu paralar bu ülkelere aktı. Terazinin ağır kefesi bunlardı. Şimdi kum saati tersine döndü. Onlar gene önümüzdeki on yılda büyüyecekler. Ama artık eski hızları yok. Ta ki zengin ülkeler yeni bir krize girinceye kadar.
Çin son on yılın çift haneli büyüme rakamlarına sahip ülkesi şimdi hedefi olan %7.5 'u tutturmak için debeliyor. Hindistan (%5), Breziya ve Rusya (%2.5) civarında olan büyümeleri bir zamanların ancak yarısı kadar. Türkiye aynı şekilde %4 olarak belirlediği büyümeyi geriye doğru revize etmek durumunda. Bunlardan genç işgücü olanlar uzun vade de daha şanslı olacaklar. İç tüketimini canlandırabilenler geçmişte olduğu gibi daha şanslı olacaklar.

TÜRKİYE'DE BÜYÜME HEDEFİNİN TUTMASI ZOR
Geçtiğimiz hafta Financial Times Gazetesinde bu konuda bir makale vardı. Ülkenin hedeflediği %4 büyüme rakamına ulaşmanın sağlanabilmesi için iç tüketimin canlanması gerekir diyordu.

untitled-1a.jpg

Ancak TCMB'nin geçtiğimiz hafta yapmak zorunda olduğu faiz artırımlarından sonra bu güç gözüküyor.
Financial Times, Türkiye'de Merkez Bankası'nın dünkü faiz artırımına geniş yer ayırıyor. Gazete, bu kararı Merkez Bankası'nda politika değişikliğinin işareti olarak yorumluyor. Merkez Bankası Para Politikası Kurulu dün gecelik borç verme faiz oranını yüzde 6,5'tan yüzde 7,5'e çıkartmıştı.

ENFLASYON MU, BÜYÜME Mİ?
Gazete, Merkez Bankası'nın iki yıllık aradan sonra yaptığı bu ilk faiz artırımının Amerikan Merkez Bankası FED'in piyasaya para sürme politikasında sona gelinirken, gelişmekte olan ekonomilerin yaşadığı ikilemi gösterdiğini söylüyor. Gazeteye göre bu ikilem enflasyon mu, büyüme mi?
Financial Times Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bu haftaya dek, gelecek iki yıldaki yerel, genel ve cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi büyümeye odaklandığı ve bu ay içinde döviz piyasasına müdahalelerle Türk lirasının değerindeki rekor düşüşten kaynaklanan enflasyon baskısını frenlemeye çalıştığını söylüyor.

Haber şöyle devam ediyor;
'Hatta Erdoğan otoriterliğe karşı son dönemde yapılan protestolar nedeniyle müphem bir uluslararası 'faiz lobisini' suçladı. Uzmanlar sözüm ona bağımsızlığına karşın, Merkez Bankası'nın faizleri daha önce arttırmamış olma nedeninin bu olduğunu söylüyor. Ancak bu yıl lirayı güçlendirmek için 6,65 milyar dolar harcanmış olmasına karşın, özellikle iki ay süren protesto gösterilerini takiben, müdahalelerin ülkedeki piyasa güveni sorununu yeterli düzeyde çözmediğine işaret eden bir hamleyle, Merkez Bankası gecelik borç verme faizini yüzde 7,25'e çıkarttı'

YÜZDE 4 BÜYÜME ZOR'
Gazete küresel mali krizden bu yana piyasalara para pompalanmasının, gelişmekte olan ülkelere bir sermaye akını yarattığını ve bu sayede bu ülkelerin gevşek para politikaları izleyebildiğini, krediler ve büyümenin arttığını söylüyor. Ancak Financial Times, FED'in piyasaya para sürme politikasını terk etmesiyle birlikte, gelişmekte olan ülkelerin merkez bankalarının para politikalarını sıkılaştırmak zorunda kalacağını belirtiyor. Ancak gazete, Türkiye'nin büyük bir cari açık sorunu olduğunu da vurguluyor ve şöyle devam ediyor;
'Türkiye'nin Hindistan gibi bazı diğer ülkelerle paylaştığı büyük cari açık sorunu, Lira'nın gücünü kritik bir mesele haline getiriyor. Para pompalama politikasının terk edilmesi sonucu yabancı yatırımcılar çekilir ve siyasi belirsizlik devam ederse, Lira zayıflayacak ve cari çık daha da büyüyecektir. Yani Türkiye, büyümeye yönelik tehdide karşın, faiz oranlarını arttırmak zorundaydı. Hükümetin bu yılki yüzde 4'lük büyüme hedefi iç talep artmadıkça çok olası gözükmüyor ki iç talep de yüksek faizden olumsuz etkilenecektir.'

YABANCILARIN PORTFÖY DURUMU
Nisan sonu itibariyle Türkiye'de yerleşik olmayanların toplam portföyü 170 milyar dolar mertebesinde iki. Bunun 76.2 m.Doları Borsada bakiyesi 70 m.USD.Devlet İç Borçlanma Senetlerinde idi.Bakiyesi mevduat şeklinde duruyordu. Mayıs sonu itibariyle erime başladı ve 12 Temmuz itibariyle bu portföy toplam olarak 170m.USD'den 142.2 m. USD'ye geriledi. 28 milyar USD'lik bir erime yaşandı.
Bundan sonra gerçekten günümüzdeki uzun ve belirsiz yolu dikkate alarak yabancı portföyüne özen göstermek gerekiyor. ABD parasını çekmeye başlarsa neler olur diğer gelişmekte olan ülkeler gibi bizde düşünmek zorundayız.

untitled-2.20130728134542.jpg

BABACAN : KORKULACAK BİR DURUM YOK

İstanbul Sanayi Odasının toplantısına katılan Babacan”Amerika, Avrupa ve Japonya merkez bankalarının tahvil almaktan vazgeçmesi durumunda düzinelerle ülkenin borcunu ödeyemeyeceğini ifade ederek, bu ülkelerin çoğunun gelişmiş ülkeler olacağını söyledi.
23 Temmuz'da Bernanke'nin açıklamalarıyla birlikte global krizde yeni bir safhaya geçildiğini bildiren Babacan, bu süreçte gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışı yaşandığını anımsatan Babacan “bunu çoğumuz Gezi direnişine bağladı ama Hindistan, Brezilya, Endonezya, Rusya, G.Afrika'da da aynı günlerde sermaye çıkışına rastlandı”dedi.
Piyasalarda son gelişmeler nedeniyle korkulacak bir durum olmadığını bildiren Babacan, hangi kurumun neyi ne zaman yapacağını bildiğini vurguladı.

KOÇ GRUBUNA YÖNELİK ARAMALI VERGİ İNCELEMESİ TEPKİ YARATTI
Koç Grubu şirketlerine yönelik başlatılan vergi incelemesi borsada moralleri bozdu. Tüpraş ve Aygaz’da başlatılan incelemeler grup şirketlerinin halka açık bütün şirketlerinin performansını olumsuz etkiliyor. Tüpraş, Aygaz ve Koç Holding hisseleri geçtiğimiz hafta yüzde 3’ün üzerinde düştü..

 untitled-3.20130728134625.jpg

Koç Grubu’nun sahip ya da ortak olduğu 14 halka açık şirket bulunuyor. Bugün itibariyle 85,6 milyar lira piyasa değerine sahip olan halka açık Koç Grubu şirketleri, Borsa İstanbul’daki bütün şirketlerin değerinin yüzde 16’sını denk geliyor.

KILIÇDAROĞLU: VERGİ İNCELEMESİ HİTLER DÖNEMİNE BENZİYOR
Bu konuda ne düşündüğü sorulan CHP Başkanı Kılıçdaroğlu gazetecilere;
“Ben istediğimi denetlerim’ mantığı ile bir siyasi parti genel başkanının talebiyle denetim yapılamaz. Tüpraş’a yapılan vergi incelemesi Başbakanın ‘hesabını verecekler’ demesi üzerine yapılmaktadır. Hitler döneminde Almanya’da ‘Führer’e doğru’ denen bir süreç vardı. Bu vergi incelemesi de o dönemde yapılanlara benziyor. Denetim elemanlarını siyasi otoritenin emrine vererek, beğenmediği, ‘partisini desteklenmeyen kişiyi incelerim denetlerim’ mantığıyla yola çıkarsanız, gözdağı vermiş olursunuz. Erdoğan’ın yapmak istediği budur ve bunu yapıyor. Ancak buna tek başına bir siyasi partinin değil TOBB’un, ticaret ve sanayi odalarının da ayağa kalkması itiraz etmesi lazım. Eğer böyle yapmazlarsa sürecin kendilerine de ulaştığını görecekler. Biz elbette muhalefet olarak üzerimize düşeni yapacağız ama bizden çok daha önemlisi meslek ve sivil toplum kuruluşlarının harekete geçmesidir. Tek başına bir siyasi partinin tepki vermesi Erdoğan’ın ekmeğine yağ sürer. Bir otelde ‘insani bir iş yaptı’ diye oteli açıp ‘yaralı insanlara yardımda bulundu’ diye bir iş adamı saldırıya uğruyorsa bu yanlıştır. Bize göre Gelir İdaresi Başkanlığı kesinlikle özerk olmalıdır.”

YILDIZ HOLDİNG’TEN “ AKP ÜLKER'İ UÇURDU” HABERİNE AÇIKLAMA
Aydınlık Gazetesi geçtiğimiz hafta Ülker'in çatı şirketi Yıldız Holding'le ilgili bir haber yayınladı. "AKP Ülker'i uçurdu" başlıklı haberde "Hükümete yakınlığıyla bilinen Ülker Grubu, 3. havalimanı gündemde hiç yokken havaalanının yapılacağı Arnavutköy bölgesinden tam 3 milyon 630 bin metrekare arazi satın aldı. Havalimanı inşaatı, aldığı arazinin hemen yanı başında yapılmaya, 3. köprü uzantı yolu da arazisinin üzerinden geçmeye başlayınca TOKİ'yle ortaklık sözleşmesi imzaladı. Arazilerini 326 milyon bedelle TOKİ'ye devreden Ülker, imzaladığı ortaklık sözleşmesiyle bölgede yapılacak inşaat projelerinden milyarlarca dolarlık kazanç elde edecek" denildi.
Yıldız Holding iddialarla ilgili olarak Wall Street Journal'ın sorularını yanıtladı.
1944 yılından bu yana faaliyet gösteren Ülker'in haberde bahsi gectiginin aksine, TOKI ile arasinda bu yerlerin devriyle ilgili herhangi bir hasılat paylaşımlı gelir ortaklığı sözleşmesinin bulunmadığını ifade eden Holding, açıklamasında, "Bu iddia gerçek dışıdır. Sözkonusu taşınmazların bulunduğu yerler TOKİ'nin çalışma alanı olup istimlak bölgesidir. İstimlak edilecek yerler ilgili kanuna dayanarak uzlaşma yolu ile ilgili kuruma satılmıştır" denildi.
Bölgedeki taşınmazların güncel m2 rayiç değerleri 150-200 TL aralığında olmasına rağmen taşınmazların satış işleminin metrekare için 90 TL üzerinden gerçekleştirildiğini ifade eden Holding'in açıklaması şöyle devam etti: "Ekspertiz raporundaki rakam bile taşınmazların satış değerinin üzerindedir. Dolayısıyla kamunun zararına bir işlem söz konusu değildir. “

AMERİKA RAPORU

ABD'de ekonomik büyüme bir kez daha beklemeye geçti

Son haftalarda açıklanan veriler ile bilanço rakamları, ABD'nin nihayet güçlü ve kendi kendine yetebilen bir büyüme döngüsüne gireceği umutlarını yok etti. Ekonomistler, ikinci yarıda ABD'nin 'ılımlı' biz hızda büyümesini beklerken çok az sayıda kişi kayda değer bir toparlanma yaşanmasını bekliyor. İşsizliğin hızla düşürülmesi, ücretlerin artması ve ABD ekonomisinin dış tehditlere karşı korunması için ekonominin dikkat çekici bir hızda büyümesi gerekiyor.


untitled-4.20130728134719.jpg

Tüketicilerin kemer sıkmaya başladığını gösteren işaretlerin gelmesi de şüpheleri artırıyor. Ticaret Bakanlığı'nın rakamlarına göre perakende satışlar Haziran ayında yalnızca yüzde 0.4 arttı. Son dönemde istihdam büyümesindeki artışın temel dayanaklarından biri olan restaurant harcamaları da geçtiğimiz ay keskin şekilde geriledi. Hem ABD hem de dış piyasaların istikrarlı olmaması bilanço rakamlarını da etkiledi.
Fed, ayda 85 milyar dolar değerinde yaptığı tahvil alımlarında yapacağı değişikliklere karar verebilmek için ekonomik verileri yakından takip ediyor. Birçok Wall Street analisti Eylül ayında yapılacak FOMC toplantısında tahvil alımlarının azaltılmasına karar verilmesini bekliyor. Ancak Fed Başkanı Ben Bernanke, Senato'da yaptığı sunumda bir karar vermek için çok erken olduğunu söyledi ve ekonominin beklenmeyen şoklara karşı kırılgan olduğunu vurgulayarak zaman çizelgesinin ekonominin gelecek aylarda göstereceği performansa göre değişeceğini belirtti.

untitled-5.20130728134846.jpg

The Wall Street Journal Gazetesi'nin yaptığı son ankete göre ekonomistler, ekonominin ikinci çeyrekte yıllık bazda yalnızca yüzde 1,5 büyümesini bekliyor. Haziran ayında ise ekonomistlerin beklentisi ekonominin ikinci çeyrekte yüzde 1.9 büyüyeceği yönündeydi. ABD ekonomisindeki büyümenin yüzde 1'in altına gerilemesini bekleyen bazı piyasa oyuncuları da mevcut.
Son tahminlerdeki düşüşün sürpriz olmadığını düşünen Washington Üniversitesi ekonomistlerinden Tara Sinclair konu ile ilgili olarak, "İlk yapılan tahminler aşırı derecede iyimserdi" diye konuştu.
Öte yandan ekonomide umut aşılayan gelişmeler de yaşanıyor. Mortgage faiz oranlarındaki artışa ve inşaatlardaki yavaşlamaya rağmen konut piyasasından toparlanma işaretleri gelmeye devam ediyor. Finans piyasalarında son dönemde görülen problemlere rağmen tüketici güveni de oldukça yüksek. Yılın ilk yarısında her ay yaklaşık 200 bin kişi istihdam edildi. Ekonominin genelinde yaşanan yavaşlığa rağmen istihdam büyümesinde bir yavaşlama henüz başlamış

ABD GİDEREK DÜNYA LİDERLİĞİNİ ÇİN'E KAPTIRIYORMU?
Yapılan yeni bir kamuoyu araştırmasına göre ABD ve Çin'deki insanlar birbirlerine giderek daha da şüpheyle yaklaşıyor ve dünyanın diğer bölgelerindeki insanlar da ABD'nin dünyanın en önemli ekonomik ve siyasi gücü olma özelliğini Çin'e kaptırdıklarını düşünüyor.
Washington merkezli Pew Araştırma Merkezi'nin 39 ülkede 38 bin kişi ile yaptığı ankete göre araştırmaya katılan ülkelerin 23'ünde insanlar, Çin'in dünyanın süper gücü olarak ABD'yi koltuğundan ettiğini ya da eninde sonunda edeceğini düşünüyor. Ankete göre Çinliler uluslarının nihai hakimiyetini sorgulamazken ABD'liler bu konu hakkında farklı görüşlere sahip.

untitled-6.20130728134935.jpg

Böylece, Çin'in 30 yıldır kaydettiği ekonomik büyüme ile ABD'nin 2008'de yaşadığı ekonomik depremin, Çin ile dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD'ye ilişkin görüşleri değiştirdiği algısı daha da güçlenmiş oldu.
Raporda, "Çin'in ekonomik gücü yükselişte ve birçok insan Çin'in eninde sonunda ABD'yi dünyanın süper gücü olarak alt edeceğini düşünüyor" ifadesi kullanıldı.
Ankete göre ABD'nin Çin'in önünde olmaya devam edeceğini düşünen ABD'lilerin oranı yüzde 47'ye geriledi. 2008'de yapılan ankette ise bu oran yüzde 54 idi. Çinlilerin ise yaklaşık üçte ikisi Çin'in ABD'yi geçtiğini/geçeceğini ve Çin'in daha fazla saygı görmeyi hak ettiğini düşünüyor.

Finans Dersi : En kötüye hazırlıklı olun, gerçekleşecek"

Goldman Sachs Ceo'su Lloyd Blankfein en kötü senaryoya herkesin kendini hazırlaması gerektiğini; çünkü bunun gerçekleşeceğini söyledi. The Lira'nın haberine göre “Riski yönetmek için sadece problemin geleceğine kendinizi hazırlamak ve disipline etmeniz lazım.

untitled-7.20130728135506.jpg

Yeterli bir süre verin, olma ihtimali düşük olan senaryoların bile kesinlikle gerçekleşebileceğini öğrendim. 2007-2008 Global Krizi bana düşünülebilen en kötü senaryoları bile çaresizce kabullenmeyi öğretti. Risk yönetimi en uç olaylara bile hazırlıklı olabilmekle mümkündür.” diyen CEO Blankfein sıradan halkın gayrimenkul alımlarının 2008 gibi bir krize sebep olabileceğini kim düşünebilirdi. Ama onlar aldıkları kredilerin faizlerini ödemediler. Büyük kriz başımıza geldi.

• Çin nüfusunun %54'ü ABD'ye olumsuz yaklaşıyor
• Çinlilerin yaklaşık yüzde 23'ü ABD ile ilişkileri 'düşmanca' olarak niteledi.
• Anket, Çin'in güçlü olduğu alanların bilim ve teknoloji olduğunu gösterdi.
• Sonuçlara göre Çin en fazla Afrika ve Latin Amerika'dan saygı görüyor.
• Afrikalıların yaklaşık yüzde 59'u Çin'in çalışma metotlarını takdir ettiklerini belirtti.
• Çin'e karşı en olumsuz ülke Japonya.
• Pekin'in en ateşli destekçileri olan ülkeler Malezya, Pakistan, Kenya, Senegal, Nijerya, Venezuela, Brezilya ve Şili.
• Genç ve eğitimli kesim Çin'i cazip buluyor
• Genç kesim gelecekte Çin'in cazibe ve güç kazanacağına inanıyor.

untitled-8.20130728135243.jpg

Shinzo Abe'nin 21 Temmuz'daki seçim zaferi reformları için gerekliydi

Abe seçimlerde koalisyon için gerekli olan 59 sandalye beklerken 76 sandalye kazanarak büyük güç kazandı. Artık ajandasındaki reformları ortaya koyma çalışmaları yürütüyor.
Özellikle radikal parasal tedbirkeri ile dikkati çeken Abe, şimdi üç ayrı kolda politikasını yürütecek.
• Bank of Japon'dan daha fazla genilşemeci destek,
• Japon tarımını geliştirmek için reform paketi,
• Bürokraside sadeleşme çalışmaları.
Bunlar Abe'nin sonbaharda uygulayacağı çalışmalar.

PİYASALAR
Geçtiğimiz hafta perşembe günü ABD 10 yıllıklarda stres yaratan yükseliş akşam saatlerinde hız kesti. Bir süredir kritik bir eşik seviyesi olarak kabul edilen %2.60'dan gerileyen faizler, diğer piyasalara hafif tepki alımları getirdi. Küresel bir iyimserlikten bahsetmek mümkün değil. Tedirginlik devam ediyor.
Ülke ekonomisinde ise yükselen faizlerin borsada yarattığı stres hakim. Endeks geriledi. Merkez'in yaptığı faiz artırımının tedrici olduğu belirtildiği için ikinci hamle gelebilir diye beklemede olanlarda var.

Borsa
Hafta boyunca baskı altında kalan ve 72.455 seviyesine kadar gerileyen BIST 100 Endeksi bankalara gelen alımla toparladı. Perşembe gününü 73.850'den kapatan borsa haftanın son günü 1.75 daha gerileyerek haftayı 72.555 olarak kapattı. Burada Koç Grubu şirketlerinden bazılarına yapılan vergi incelemesiinin etkisi oldu. Gerçekten Gazi olaylarının tepkisi olduğundan şüphe olmayan aramalı vergi incelemesi konusunda Muhalefet liderinden başka konuşan ve yazan yok gibi. Kılıçdaroğlu'nun dediği gibi meslek kuruluşlarının bu gibi keyfi davranışlara karşı sesini çıkarması gerekir diye düşünüyoruz. Koç ülkenin bir numaralı kuruluşudur ona hiçbirşey olmaz. Ama olan ülkenin itibarına ve demokratik kuruluşlarına duyulan güvene olacaktır.Merakla bekliyorum. Osman Arolat'ın dışında hangi köşe yazarımız bu konuda görüş belirtecek.

Faiz
ABD 10 yıllık faizlerinin 2.62'lere çıkmasıyla içerde de faizler yükseldi.%8.84 olan 10 yıllık tahvilin bileşik faizi %9.32'ye, repo ihalesi açılmaması sonrası %8.94'e yükselen gösterge faiz %9.24'e kadar yükseldi.Kapanışta bileşik faiz 9.40 oldu.
İçerde faizler ABD on yıllıkları izliyor. Onlar yükselirse bizde de yükselir. Bu durumda şimdilik %9'un altına inmek mümkün gözükmüyor.Merkezin istisna gün ilan etmeyerek repo ihalesi açmaması ile TL likiditesi sıkıştı. Kısa vadeli faizlerde yükselme görüldü.

Döviz
Parasal sıkılaştırma ve ABD on yıllıklardaki yükselme nedeniyle ve de Merkez döviz satışı yapmadığı için kur yükseldi. Dolar haftayı 1.9265'den euro 2.5582'den kapattı. Euro/dolar paritesi 1.3282 oldu.
Piyasalar döviz satışını yeterli görmüyor. Ya fonlama maliyetleri 6.5-7'e çekilerek istisnai günler uzatılmalı ya da normal günlerde döviz satış miktarı artırılmalı diyorlar.
Esenlikte Kalın.

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.