MURAT EMEN- EMER&EMEN
Haftanın Ekonomik Görünümü 17-22 Haziran 2013
İSTANBUL- Taksim Gezi direnişi ile başlayan piyasalardaki gerginlikle ilgili hergün dostlar ne olur diye soruyorlar. En güzel cevabı Dünya'daki yazısında yukarıdaki başlığı atan Alaattin Aktaş veriyor.
NE FAİZİN ARTMASI, NE BORSANIN DÜŞMESİ, ASIL TEHLİKE DÖVİZ TALEBİ
TIRMANIRSA YAŞANIR.
Gerçekten bizi en fazla ürkütmesi gereken tahvilden veya hisse senedinden çıkan paranın döviz talebine dönüşmesidir .Şükür ki 1.90'lara tırmanan dolar müdahalelerle 1.85'lere çekilebildi. Bu arada 7-8 milyar dolar yurtdışına gitti.
Eylemin ilk günlerinden beri devam eden tedirginlik Başbakan'ın konuya sert yaklaşımı ile çığırından çıktı ve ciddi bir siyasi ve ekonomik sorun haline geldi. Dışa bağlı bir ekonomiyi yönetmek maharet ister. Dengeleri sağlamak bilgi yanında basiretli aklıselim davranışları gerektirir. Bizden bu beklenmesine rağmen Erdoğan kendi üzerine alındı ve söylemlerinde giderek sertleşti. Eğer ülkenin piyasalarında yarıdan fazla yabancı yatırımcının parası var ise çok dikkatli olmanız gerekir. Hem yatırımcı nezdinde hemde yabancı basın karşısında bu mücadeleyi başarılı olarak yönetmeniz gerekir. Ama biz bunu yapamadık. Yabancı basın hergün manşetten bizi anlattı. Demokratik bir ülkede olmaması gereken manzaraları sergiledi. CNN bizi ve Taksim'deki zorbalığı, şiddeti gösterdi. Sonra Borsa tabiiki düşer ve faizler yükselir. Bütün sorun açığa çıkan bu para nereye gidiyor. Ülkede döviz talebi artıyorsa, satışı yapan yabancılar güvenlerini yitirdikleri için yurtdışına çıkıyorlar diye tercüme edebiliriz. İşte bu tehlikeli. Erdem Başçı'nın ayın 12'si itibariyle verdiği çıkan para miktarı 7-8 milyar dolar mertebesinde. Tahvil piyasasından ziyade çıkışlar hisse senedinden oldu.
Döviz piyasaları diğer piyasalara rağmen en hassas ve dikkat edilmesi gereken piyasalardır. Malesef son olaylarda izlediğimiz öfkeli yönetim tarzı çok şey kaybettirdi.
Ama Sn. Başbakan “Ben kazandım, ben harcarım “ dercesine bir hoyratlık içinde.
Türkiye yaklaşık 15 gündür Gezi Parkı protestoları etkisinde. Bu 15 günlük zaman zarfında Gezi Parkı protestoları ve yapılan sert müdahalenin piyasalar üzerindeki etkisi büyük oldu. Mayıs ayında piyasada yaşanan olumlu dinamikler mayıs ortalarından itibaren yerini dalgalanmaya bıraktı. Dünyadaki trend değişikliğine Gezi Parkı 'da eklenince ortaya çıkan kayıp piyasaları ürküttü.
Dolar protestolar öncesi uluslararası piyasalardan gelen dinamiklerle değer kazanıyordu. Gezi Parkı protestoları ile birlikte zaman zaman 1.90 TL'yi gören dolar iyice dalgalanmaya başladı. Gösterge tahvil faizleri de Mayıs ayı içinde yüzde 5'li seviyeleri görmüştü. Uluslararası gelişmelere Gezi Parkı protestoları eklenince bu faizlerde sıçradı ve 15 günlük periyotta kimi zaman yüzde 7'li seviyeleri gördü.
Protestoların başlangıcı sonrası ilk Pazartesi açılışında düşüş yüzde 10,47'yi buldu. Çok sert müdahale herşeyi altüst etti. Sabahın alacakaranlığında polisin çadırları tarümar ettiği görüntülerde, bir kızımızın polise”Lütfen müsaade edin labtabımı bari alayım” diyen sözleri hala aklımdan çıkmıyor.
Hafta boyunca Bülent Arınç ve Gül'ün ılımlı açıklamalarıyla toparlamaya çalışan borsa Başbakan Erdoğan'ın Tunus'taki sert açıklamalarının ardından 91 binlerden 73 binlere kadar geriledi. Doların ateşini almak için Özelleştirme İdaresi elindeki 300 milyon doları piyasaya verdi.
Haftasonu yine Erdoğan'ın konuşmalarının ardından 11 Haziran'da haftaya düşüşle başlayan borsa Merkez Bankası müdahalesiyle toparlanma evresine girdi.
Gerçi piyasalarımızdaki bu hareketliliğin tamamı içsel değil. FED kaynaklı düşüşle birleşince sonuç 67 milyarı geçen bir kayıp yarattı.
NELER BEKLİYORUZ?
Çözüm siyasette idi. Nitekim bazı görüşmelerle aklı başına gelen Bay Başbakan yumuşama işaretleri verince ortalık cuma sabahı itibariyle nispeten toparlanma sürecine girdi. Piyasalar hala rahat değil. Ankara ve İstanbul'da yapılacak iki mitingin sonucu bekleniyor.Mitingin kaseti belli. Gene mağdur edebiyatı yapılacak. Bildik konular, her salı grup konuşmasında duymağa alıştığımız nutuklar. Kavrayıcı, kavuşturucu ve milleti birbirine bağlayıcı dostane söylemlere hasret kaldık.
Ama Başbakan'ın kafasında çizdiği senaryoyu anlamak mümkün değil. Çözülme emareleri gördüğü kendi saflarını kemikleştirmek için bu mitinglerde esip gürlerken bazı dengeleri sarsabileceğini hesaba katıyor mu acaba? Bu miting girişimi belirli mahfillerce tehlikeli görülüyor. Ülkeyi ayrışmaya götürecek bir hamle gibi yorumlanıyor. AKP'nin karşısında bu konuda herhangi bir siyasi parti yok. Kime karşı bu mitingler sorusu soruluyor.
Niçin mitingler yapılıyor sorusu için bir sürü sebep öne sürülüyor. Bu konuda “mitingler gereksiz” diyen Gazeteci Kürşat Bumin'in yazısına göz atalım.
“Milli irade rejime ağırlığını koyuyor', 'Seçtiği başbakanına sahip çıkıyor' gibi büyük, çok büyük nedenleri akla getirebilecek bir siyasal-toplumsal manzaradan eser yok ülkede. Gençler otoriter söylemler ve uygulamalar karşısında anti-otoriter bir ruh haliyle isyan ediyorlar, hepsi bu... Ne 'hükümet', ne 'siyasal iktadar' ve tabii ne de 'milli irade'den söz eden var!...”
Geçen gün TV'de eski Bakan Ekrem Pakdemirli vardı.”Sn. Başbakan İstanbul'un sorununa sen niye müdahil oluyorsun. Bu şehrin Belediye Başkanı var, Meclisi var” diye güzel bir değerlendirme yaptı. Bencr işin özeti bu.
ERDOĞAN FAİZ LOBİSİNİ SUÇLADI
Başbakan piyasadaki hızlı düşüşle ilgili olarak faiz lobisini suçladı. Yaptığı ağır ve suçlayıcı konuşmadan özel bankalarımız ve bazı isimler nasibini aldı. Halka kamu bankalarına paranızı yatırın diyen Başbakan'ın bu sözleri dış basında da yankı buldu.
Piyasalarımızı geliştirmek için yoğun bir şekilde çalışan hükümetin, büyük kısmı yabancı olan özel bankaları bu şekilde hedef almasını ve ayrımcılık yaparak kamu bankalarını tavsiye etmesini etik bulmadım. Bu bankaların yönetim kurullarında bu davranışın nasıl yorumlandığını merak ediyorum. Bankalar Birliğinden de bu konuda bir görüş bugüne kadar çıkmadı.
Başbakan'ın konuşmalarından hemem hemen her çevre nasibini aldı. Kimilerine gösteririm ben sana dendi. Kimilerine üstü kapalı mesajlar verildi. Talebelerini Gezi Parkına gönderiyor diye hedef aldığı Koç Üniversitesi Rektörü ne yüklenince Koç grubuda nasibini almış oldu.Hisseleri 60 milyar lira birden eridi.
AVRUPA DOSYASI
Göç var
AB üyesi Güney Avrupa ülkelerinden Kuzey ülkelerine göç hızlandı. Krizin etkisini henüz atlatamayan Güney ülkelerinden daha iyi bir istikbal için Başta Almanya olmak üzere zengin kuzey ülkelerine geçişler hızlandı.
OECD raporuna göre kriz döneminde başta yunan ve ispanyollar olmak üzere toplam 116.000 kişi Almanya'ya göç etti. Yunanistan'da işsizlik oranı %28, İspanya'da %27 ve ekonomide herhangi bir belirgin düzelme sözkonusu değil
AB'DE SORUNLU BANKALARI KURTARMA PLANI NETLEŞİYOR
Euro Bölgesi ülkelerinin maliye bakanlığı yetkilileri, kurtarma fonunun sorunlu bankalara doğrudan yardım etmesine imkan tanıyan planın detaylarını yakında netleştirecek. Söz konusu amaç için kurtarma fonundan kullanılacak miktarın 60 milyar euro ile sınırlanması bekleniyor.
Konu hakkında ilk elden bilgiye sahip olan iki yetkilinin The Wall Street Journal Gazetesi'ne verdiği bilgilere göre Euro Çalışma Grubu yetkilileri, bugün ve yarın Roma'da resmi olmayan toplantılarda bir araya gelerek Avrupa İstikrar Mekanizması'nın (ESM), Euro Bölgesi'nin fonlarını sorunlu bankaların hisselerinde alım yapmak için nasıl kullanacağını tartışacak.
◦ Fon 60 milyar euro ile sınırlı olacak
◦ Her bankada bir ESM temsilcisi olacak
◦ Kurtarma paketi almış ülkeler de yararlanabilecek
Hırvatistan AB'nin 28'inci üyesi oluyor
Hırvatistan, bu ay sonunda Avrupa Birliği'nin 28'inci üyesi olacak. Diğer taraftan Hırvat ekonomisinin bu yıl durgunluğa girmesi bekleniyor ve işsizlik oranları da artıyor.
Ülkenin en büyük tersanesi de rekabet gücünü arttırabilmek adına bu hafta çalışanlarının üçte birini işten çıkartacak.Hırvatistan AB üyeliğinden çok şey bekliyor.Euro bölgesine dahil olmadığı sürece sorun yok.Alacağı belirli bazı AB yardımlarının Hırvat ekonomisini canlandırması bekleniyor.

AMERİKA DOSYASI
Amerikan ekonomisi dikkatleri üzerinde toplamaya ve dünya ekonomisine yön vermeğe devam ediyor. Gözler FED'in izleyeceği politikalara yönlenmiş durumda. Bu arada 10 yıl vadeli tahvil faizleri bir ara %2.30'lara yaklaştıktan sonra tekrar 2.20 seviyelerine geri geldi. Bu hafta açılan 10 yıllık ihaleye ilk defa düşük talep geldi.Beklenti trendin yukarı oluşundan kaynaklanıyor. Şimdilik üst tavan 2.30 ama 2.40'lar bile bir müddet sonra görülecek.
Bu hafta Bernanke konuşacak ve piyasaları rahatlatması bekleniyor
. FED'in haziran ayında bir adım atmasını bekleyenlerden değilim.Şimdilik veriler FED'i rahatsız etmiyor. Bilakis rahatlatıcı gözüküyor. Yeni iş yaratma kapasitesi iyi durumda.Enflasyonda trend aşağıya doğru.Ama Avrupa gibi deflasyon tehlikesi yok.Bu çeyrektede %2'lik bir büyüme görülebilir.Tahvillerde de yükselme trendi kendini hissettiriyor ve doları içeri çekiyor. Bu da gelişmekte olan ülke bono ve tahvillerinden çıkışı gerektiriyor.Buna Türkiye'de dahil.
AMERİKA'NIN PETROL ÜRETİMİ EN YÜKSEK SEVİYEDE
ABD'nin günlük ham petrol üretimi geçtiğimiz yıl 1 milyondan fazla arttı. Bu rakam, dünyada ve ABD tarihinde şimdiye kadar kaydedilen en büyük artış.
Altmış yıldan uzun bir süredir BP tarafından yayınlanan sanayi trendlerine ilişkin yıllık istatistiklere göre enerji piyasalarında dengeleri değiştiren kaya gazı petrolü üretimi sayesinde ABD'de yapılan ham petrol üretimi geçtiğimiz yıl yüzde 14'lük artışla günde 8.9 milyon varile yükseldi.
1967 yılında 640 bin varillik artış, rekor olarak kaydedilmişti. Geçtiğimiz yıl ise günlük üretimdeki artış 1.04 milyon varil olarak belirlendi ve rekor yenilenmiş oldu.
ABD'nin yanı sıra Kanada'da yapılan petrol üretiminin de yaklaşık yüzde 7 yükselmesi ile Kuzey Amerika'nın küresel bir petrol üreticisi olarak ağırlığı arttı.
Nijerya ve Venezuela'da ise durum tam tersi. Petrol yataklarının yaşlanmasının yanı sıra siyasi alanda yaşanan sorunlar da üretimin keskin şekilde düşmesine neden oluyor.
ABD'de petrol üretimi artıyor olsa da ülke hala büyük oranda ithalat yapıyor. Ancak 1990'ların ortalarına kıyasla ithalat miktarı azalmış durumda. Bu sayede bazı üreticiler, üretimlerini ihraç ederek Asya ve Latin Amerika'da artan talebin bir kısmını karşılayabiliyor.
ABD, petrol üretiminde Suudi Arabistan ile Rusya'nın arkasından üçüncü sırada geliyor. Ancak ABD'nin halen dünyadaki her 10 varilden yaklaşık birini ürettiği düşünüldüğünde üretim artışının fiyatlar üzerinde büyük bir etkisinin olmasını beklemek doğru olmaz. Dahası, ABD'de petrol ihracatına getirilen kısıtlamalar da olası etkileri baskı altına alıyor.
ASYA RAPORU
JAPON PİYASALARI DÜŞÜŞTE
Amerikan Federal Reserve Bankası'nın politikasındaki belirsizlik bütün dünya piyasaları gibi özellikle Japon piyasalarını etkisi içine aldı ve sert düşüşler yaşandı.
Merkez bankalarının para politikaları ile ilgili belirsizliğin sürmesi nedeniyle ABD ve Asya borsaları değer kaybetmeye devam ediyor. Nikkei kritik 13 bin seviyesini aşağı yönde kırmaya çalışıyor.
Dün yapılan Japonya Merkez Bankası para politikası toplantısının beklenen sonucu vermemesiyle Japonya'nın Nikkei endeksi bugün de geriliyor.
Geçtiğimiz salı günü ABD dolarının Japon yeni karşısında son üç yılın en büyük günlük kaybını yaşaması da Japon hisse senetleri üzerinde ağırlık yarattı. Hisse piyasası %6.4 değer kaybetti. Düşmenin devamı bekleniyor. Nedeni konusunda başı FED'in belirsizliği yanında Japon Merkez Bankası'nında tavrı merak ediliyor. Çöküntü Çin'de de büyük kayıplara yol açtı. Bütün asya piyasalarında aynı mutsuz hava hakim.
Jim Rogers;Abe'nin yanlış ekonomi politikasının yen'in felaketi olacağı kehanetinde bulundu.
Dolar kayıplarının bir kısmını geri aldı. New York piyasalarında Salı günü geç saatlerde 96,04 seviyesinde bulunan dolar/yen şu sıralar 96,49'a yükselmiş durumda.
Konuyla ilgili yorumda bulunan SMBC Nikko Menkul Değerler'den Hiroichi Nishi, "Japonya Merkez Bankası'nın dünkü toplantısı ve Başkan Kuroda'nın açıklamaları ardından bankanın politikası ile ilgili oluşan belirsizlik borsalara baskı yapıyor" dedi.
Öte yandan Wall Street'teki düşüş de yatırımcılar arasında hala Fed'in tahvil alım programını yakın zamanda azaltabileceği endişelerinin devam ettiğini gösteriyor. Dow günü yüzde 0,76, Nasdaq ise yüzde 1,06 düşüşle kapattı.
Finans sektörünün öncülüğünde daha erken saatlerde 4710 puan ile son beş ayın en düşük seviyesini gören Avustralya'nın S&P/ASX 200 endeksi ise yüzde 1 değer kaybetti. Çin'in ekonomik büyümesi ile ilgili endişeler ve emtia fiyatlarındaki zayıflık nedeni ile madencilik sektörü de borsa da düşük performans sergiliyor.
Güney Kore Kospi endeksi yüzde 0,3 gerilerken Çin, Hong Kong ve Tayvan piyasaları tatil nedeniyle kapalı
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDEN PARA ÇIKIŞI İSTİKRARI BOZUYOR
Gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışı yaşanması para birimlerinin istikrarını bozuyor, hisse senedi piyasalarına değer kaybettiriyor ve şimdiden büyüme nedeniyle kaygılı olan politika yapıcıların endişelerini artırıyor.
Yaşanan son dalgalanmanın etkisi ile Asya'da borsalar değer kaybederken tırmanışa geçen dolar karşısında Hindistan, Tayland ve Endonezya para birimleri ciddi şekilde sarsıldı.
İşlemlerdeki volatilite, yatırımcıların gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının canlandırma politikalarından ne zaman vazgeçeceklerini tahmin etmekte zorlandıklarını gösteriyor.
Gelişmekte olan piyasalarda görülen sermaye çıkışı, gelişmiş ülkelerin finansman sistemleri ile büyümelerini tehdit ediyor. Gelişmiş ülkeler, küresel finansal krizin ardından büyük oranda sermaye girişlerine bağımlı hale gelmişti.
Yatırımcılar kendilerini Fed'in tahvil alımlarını azaltma ihtimaline hazırlıyor.
Buna bağlı olarak Hazine tahvili getiri oranları yükselmeye başladı. ABD ekonomisinin birçok ekonomiye kıyasla çok daha iyi bir performans gösteriyor olması nedeniyle ABD varlıkları ile dolar, gelişmekte olan ülkelerin borsalarına ve para birimlerine kıyasla çok daha cazip hale geldi.
Gelişmekte olan ülkelerden gelen veriler de yatırımcıların gerginliklerini artırdı. Filipinler'de ihracatın Nisan ayında geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 7 azaldığı açıklandı. Türkiye'de devam eden olaylar ile Japonya Merkez Bankası'nın tahvil alım programında değişiklik yapmaması kaygıları daha da artırdı.
MERKEZ BANKALARI MÜDAHALE ETTİ
Yabancı sermaye kaybı yaşayan gelişmekte olan ülkelerin merkez bankaları yerel para birimlerini desteklemek için harekete geçti. Hindistan Merkez Bankası dolar karşısında rekor düşük seviyeye gerileyen rupiye müdahale etti. Ayrıca üst düzey bir maliye yetkilisi, yabancı sermaye çekebilmek için yabancı yatırımcıların ekonominin daha önce yasak olan alanlarında yer alabilmelerini sağlayabilecek tedbirler alınacağını açıkladı.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da yabancı sermaye çekebilmek için yeni tedbirler açıkladı. Müdahaleler ile liranın dolar karşısında son birkaç yılın en düşük seviyesine gerilemesi engellendi. Brezilya da ay başında yabancıların tahvil yatırımlarına uygulanan yüzde 6'lık vergiyi kaldırmıştı.
PİYASALAR
Gelişmiş ülke piyasaları toz duman
Türkiye piyasası Erdoğan'ın yumuşama trendine bağlı olarak cuma sabahından itibaren toparlanma sürecinde. Bu haftanın gelişmeleri haftasonu yapılacak mitinglere odaklanmış durumda. Başbakan kendini tutamayıp gene eser gürlerse ortalık gene gerilebilir. Piyasaların denge bulması Erdoğan'ın ağzından çıkacaklarına bağlı.
BORSA
Borsa perşembe gününü 76.488, cuma gününü biraz daha toparlanarak 78.474'lerde kapattı. Cuma akşam saatlerinde 79.423'ü gördü. Siyaset durulursa 90'lar uzun zaman hayal olacak ama kısa zamanda 80'binlere ulaşılabilir. Yabancıların tedirginliği devam ediyor.
FAİZ
7.68 seviyelerini gören 10 yıl vadeki tahvilin bileşik faizi 7.50 seviyesinde idi. Gösterge tahvilin faizi ise 6.21'lere kadar geriledi. Ancak hacım çok düşük.
DÖVİZ
Son bir ayda %6'ya yakın değer kaybeden Türk Lirası tekrar dolar ve euro karşısında değer kazanmaya başladı. Haftanın kapanışında dolar/TL 1.8535 olurken, euro 2.4674 sepet 2.16'ya geriledi.Merkez durumu kontrol altında tutuyor. Daha önce öngörülen 1.80-1.85 bandının yerini 1.85-1.90 bandı almış durumda. Bu ihracatçı açısındanda uygun. Durum iyi gözüküyor. Özelleştirme İdaresi elindeki 300 milyon doları, Merkez 250 milyon doları harcayarak bu dengeyi sağladılar. Dünya piyasalarında da Merkez Bankalarının müdahalesi vardı.
Esenlikle kalın.



































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.