• BIST 13251.85
  • Altın 6726.12
  • Dolar 48.8283
  • Euro 55.6264
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 15 °C
  • Antalya 23 °C

Amerika'da atıştırmalıklar öğünlerin yerini alıyor

Amerika'da atıştırmalıklar öğünlerin yerini alıyor
ABD’de geleneksel üç öğün düzeni giderek çözülüyor. Yeni araştırmalar, özellikle gençlerin öğle yemeği yerine protein barı, meyve ve küçük atıştırmalıkları tercih ettiğini ortaya koyuyor.

NEW YORK - ABD’de geleneksel üç öğün düzeni giderek çözülüyor. Yeni araştırmalar, özellikle gençlerin öğle yemeği yerine protein barı, meyve ve küçük atıştırmalıkları tercih ettiğini ortaya koyuyor. İtalya’da büyüyen ve daha sonra ABD’ye taşınan bir yazarın kişisel gözlemleri ise değişimi çarpıcı bir soruyla gündeme taşıyor: Amerikan öğle yemeğinin sonu mu geliyor?

İtalya’nın “merenda”sından Amerika’nın sınırsız atıştırmasına

İtalya’da doğup büyüyen yazar, Amerikan yeme kültüründeki dönüşümü kendi yaşam deneyimi üzerinden anlatıyor. Çocukluğunda günün değişmez ritüellerinden birinin “merenda” olduğunu belirten yazar, bunun öğle ve akşam yemeği arasındaki belirli saatlerde tüketilen küçük bir ara öğün olduğunu hatırlatıyor.

İtalya’da öğünlerin saati belliydi: Öğle yemeği yeniyor, öğleden sonra merenda yapılıyor, ardından aile akşam yemeği için yeniden sofrada buluşuyordu.

Yazar, 2005 yılında ABD’ye taşındığında ise farklı bir yemek kültürüyle karşılaştığını belirtiyor. Amerika’da atıştırmalığın belirli bir zamanı yoktu. Sabah, öğleden sonra, otomobilde, çalışma masasının başında ya da televizyon karşısında günün hemen her anında bir şeyler yenebiliyordu.

Yazarın gözlemine göre başlangıçta küçük bir kültürel farklılık gibi görünen bu durum, bugün Amerikan yaşam tarzındaki çok daha büyük bir değişimin işaretine dönüşmüş durumda.

Üç öğün düzeni gençlerde çözülüyor

18-25 yaş arasındaki 1.000 tam zamanlı Amerikalı üniversite öğrencisiyle gerçekleştirilen bir araştırmaya göre öğrencilerin yalnızca yüzde 24’ü okul döneminde düzenli olarak günde üç dengeli öğün tüketiyor.

Öğrencilerin yarısından fazlası öğünlerini zaman zaman veya sıklıkla atıştırmalıklarla değiştirdiğini belirtirken, yaklaşık dörtte biri ise ancak zaman bulduğunda yemek yediğini ya da belirli bir beslenme programına sahip olmadığını ifade ediyor.

En az bir yıllık üniversite eğitimi alan öğrencilerin yüzde 96’sının tipik bir okul haftasında en az bir öğünü atıştırmalıklarla değiştirdiğini belirtmesi ise değişimin boyutunu ortaya koyuyor.

Geleneksel öğünün yerine küçük porsiyonlar geliyor

Değişim yalnızca üniversite kampüsleriyle sınırlı değil.

Uluslararası Gıda Bilgi Konseyi'nin 2025 araştırmasına göre Amerikalıların yüzde 62’si düzenli ya da zaman zaman geleneksel öğünlerin yerine atıştırmalık veya daha küçük öğünler tüketiyor. 2020 yılında bu oranın yüzde 38 olduğu belirtiliyor.

Pazar araştırma şirketi Circana’nın verileri de benzer bir tablo çiziyor. ABD’li tüketicilerin yüzde 55’inin günde üç veya daha fazla atıştırmalık tükettiği belirtilirken, atıştırmalıkların artık yalnızca öğünler arasında değil, doğrudan ana öğünlerin yerine de geçtiği görülüyor.

Başka bir ifadeyle, atıştırmalık artık öğle yemeğine ulaşmayı sağlayan küçük bir köprü değil; doğrudan öğle yemeğinin rakibi.

Öğle yemeği neden kayboluyor?

Yazarın değerlendirmesinde değişimin merkezinde yalnızca yiyecek tercihleri değil, zaman kavramı bulunuyor.

Geleneksel öğle yemeği yalnızca yemek anlamına gelmiyordu. Aynı zamanda çalışmaya ara vermek için toplumsal olarak kabul edilmiş bir zaman dilimiydi.

Okullarda öğle arası, fabrikalarda yemek molası, ofislerde ise öğle saati vardı. Bu zaman diliminde insanların başka işler için müsait olmaması doğal karşılanıyordu.

Modern çalışma düzeninde ise yemek giderek başlı başına yapılan bir faaliyet olmaktan çıkıyor.

Bir öğün masa, tabak, sandalye ve zaman gerektirirken; protein barı, sandviç, meyve veya benzeri bir atıştırmalık yürürken, otomobil kullanırken, bilgisayarda çalışırken veya e-postaları yanıtlarken tüketilebiliyor.

Yazarın dikkat çektiği temel değişim de burada ortaya çıkıyor: Yemek artık günün programını belirlemiyor; programdaki boşluklara uyum sağlamak zorunda kalıyor.

Beş dakikada hazırlanan öğle yemekleri

Circana'nın araştırmasına göre Amerikalıların tükettiği yemeklerin yaklaşık yarısı beş dakikadan daha kısa sürede hazırlanıyor. Öğle yemeklerinde bu oran yüzde 56’ya ulaşıyor.

Bu durum, insanların kelimenin tam anlamıyla yemek yemeye zaman bulamadığı anlamına gelmiyor. Daha çok, yemek yemenin çalışmayı, toplantıyı, eğitimi veya günlük üretkenliği kesintiye uğratmaması beklentisini ortaya koyuyor.

Uzaktan çalışma da bu dönüşümü hızlandıran unsurlardan biri.

Haberde görüşlerine yer verilen ABD’li çalışanlar, öğle yemeklerini bilgisayar başında e-postaları yanıtlarken, telefon görüşmeleri arasında veya otomobilde geçirdiklerini anlatıyor.

Üniversite öğrencilerinin yüzde 60’ının da ders çalışırken veya başka bir işle uğraşırken sıklıkla yemek yediğini belirtmesi aynı eğilimin genç kuşakta güçlendiğini gösteriyor.

Protein barı artık öğle yemeği

Yeni yaşam biçimi gıda endüstrisini de değiştiriyor.

Parçalanmış günlük programlara en kolay uyum sağlayan ürünler; taşınabilir, hızlı tüketilebilen, tek elle yenebilen, besin değeri yüksek ve geleneksel bir öğünün yerini alabilecek kadar doyurucu ürünler oluyor.

Üniversite araştırmasına katılan öğrencilerin yüzde 70’i atıştırmalık seçimlerinde protein miktarının etkili olduğunu belirtirken, yüzde 82’si sağlıklı atıştırmalıkların gün boyunca enerjilerini korumalarına yardımcı olduğunu düşünüyor.

Böylece protein barının işlevi de değişiyor.

Eskiden öğle yemeğine kadar açlığı bastırmak için tüketilen ürün, artık bazı tüketiciler için öğle yemeğinin kendisine dönüşüyor.

Ekonomik baskı da sofrayı küçültüyor

Dönüşümün ikinci önemli nedeni ise ekonomi.

Araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 86’sı günlük yaşam giderleri nedeniyle maddi baskı hissettiğini belirtiyor. En az bir yıldır üniversitede bulunan öğrencilerin yüzde 90’ı ise başka harcamalara para ayırabilmek amacıyla satın aldığı yiyecek miktarını azalttığını veya öğün atladığını söylüyor.

Araştırmanın bir atıştırmalık şirketi tarafından yaptırıldığı ve sonuçların resmi bir gıda güvensizliği ölçümü olarak değerlendirilmemesi gerektiği özellikle belirtiliyor. Buna karşın bulgular, yemek bütçesinin kira, faturalar ve eğitim giderleriyle giderek daha fazla rekabet ettiğini gösteriyor.

Tek kişilik hanelerin artması da başka bir faktör.

Tek kişi için yemek hazırlamak; alışveriş, hazırlık, pişirme ve artan yiyeceklerin saklanması düşünüldüğünde bazı tüketiciler tarafından hem ekonomik hem de zaman açısından verimsiz görülüyor. Bu nedenle küçük porsiyonlu ve hazır tüketilebilen ürünler daha cazip hale geliyor.

Sofrayla birlikte sosyallik de mi kayboluyor?

Yazarın üzerinde durduğu en önemli konulardan biri ise dönüşümün sosyal boyutu.

Aile yemeği, okul kantini veya ofis öğle yemeği yalnızca insanların karınlarını doyurduğu ortamlar değildi. Farklı programlara sahip insanların aynı anda aynı yerde bulunmasını sağlayan günlük ritüellerdi.

Circana'nın verilerine göre ABD’de evde tüketilen ana öğünlerin yaklaşık yarısı artık yalnız yeniyor. Evde tüketilen öğle yemeklerinde yalnızlık oranı daha da yükselirken, atıştırmalıkların yüzde 65’inin tek başına tüketildiği belirtiliyor.

Dolayısıyla tartışma yalnızca “Amerikalılar ne yiyor?” sorusundan ibaret değil.

Asıl soru, insanların yemek yemek için hâlâ durup durmadığı.

Amerikan öğle yemeğinin sonu mu?

İtalya’daki çocukluğunda “merenda”nın anlamlı olduğunu anlatan yazar, bunun nedenini diğer öğünlerin sınırlarının belli olmasına bağlıyor. Atıştırmalığın bir başlangıç ve bitiş zamanı vardı; çünkü biraz sonra ailece yenilecek bir akşam yemeği bulunuyordu.

Amerika’da gelişen yeni model ise bunun tersine işliyor. Günün hemen her anında tüketilebilen küçük yiyecekler, geleneksel öğünlerin çevresinde bulunmak yerine onların yerini almaya başlıyor.

Bu nedenle Amerikan öğle yemeğinin dönüşümü aynı zamanda modern yaşamın dönüşümünü de anlatıyor.

Yemek giderek masada gerçekleştirilen, zamanı belirli ve sosyal bir faaliyet olmaktan çıkıp çalışırken, seyahat ederken, ekrana bakarken veya bir sonraki toplantıya yetişmeye çalışırken yapılan görünmez bir günlük işleme dönüşüyor.

Ve yazarın gözleminin işaret ettiği gibi, belki de protein barı Amerikan öğle yemeğini ortadan kaldırmadı; öğle yemeğine ayıracak zamanı giderek azaltan modern hayatın ihtiyaçlarına kusursuz biçimde uyum sağladı.

 

Kaynak: Newsweek
Bu haber toplam 70 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.