• BIST 105.964
  • Altın 162,960
  • Dolar 3,9325
  • Euro 4,6364
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 1 °C

YTL'ye itibar ve kısa vade

YTL'ye itibar ve kısa vade
Ekonomist İsmail Emen: YTL yatırımlarına itibar etmeli. Hazine bonosu faizleri daha da yükselmesi sözkonusudur, kısa vadeli yatırımda fayda bulunuyor.

İSTANBUL- Emer&Emen Ekonomi Araştırma Bürosu Başkanı eski Genel Müdürü, ekonomist İsmail Emen, yatırımcının YTL yatırımlarına itibar etmesini tavsiye ediyor. Hazine bonosu faizlerinin daha da yükselmesi sözkonusu olduğu için, kısa vadeli yatırımda fayda bulunduğunu belirtiyor.
İsmail Emen ve Murat Emen'in ekonomik gelişmelere bakışları şöyle.

HAFTANIN EKONOMİK YORUMU 25-31 Mayıs 2008

Bu haftanın Economist dergisinde 130 doların üzerine çıkan petrol fiyatları ele alınıyor ve nereye kadar koşacağı irdeleniyor. Senatör Liberman bu konuda endeks fonları suçlayarak, fonların petrol future kontratlarını vadesi gelmeden yüksek fiyatla elden çıkararak olayı normal mecrasından saptırdıklarını iddia ediyor.
Artan fiyata rağmen hızlı büyüyen Çin ve Hindistan gibi iki ülkenin yarattığı talep fazlasına karşın, petrol üreten ülkelerin arzı düşürmeleri de ayrıca sorunu katmerliyor. Liberman gibi siyasilerin yapacakları şey, endeksleri suçlamaktan ziyade, üretimi artıracak tedbirleri zorlamaları ve petrol üreten ülkeleri, yabancı petrol şirketlerine daha fazla üretim için imkan tanımalarına yönlendirmek olmalıdır, deniyor.
Petroldeki bu hareketlilik altınıda peşinden sürüklüyor (935$). Gıda fiyatları yükselmeye devam ediyor. Beklentiler Mayıs ayı enflasyon rakamınında yüksek geleceği. Arkasından TCMB"nin faizleri bir .50 daha artırabileceği konuşuluyor.
Geçen hafta petrol fiyatları kadar, FED"in büyüme tahminlerini düşürüp, enflasyon beklentilerini yükseltmesi haftayı etkiledi. Bunun içinde içeride de siyasi hava ısınmaya ve gerilmeye devam etmesi de var. Yargıtay"ın açıklamaları ve Danıştay"ın destek vermesi ile gerilen hava sıcaklığını koruyor.
Yükselişini sürdüren faizler geçtiğimiz hafta 19.90"lara kadar çıktı. Bu hafta da bu seviyelerde dolaşır tahmin ediliyor. Hafta içi ihaleler kadar, bu hafta açıklanacak TCMB Finansal İstikrar Raporu merak ediliyor.
Euro geçtiğimiz hafta 1.58"e kadar çıktı. Bunda AB ülkeleri büyüme rakamlarının olumlu gelmesinin önemli payı var. Bu trendin bu hafta da bu seviyelerde devamı bekleniyor.
Artan faizlerin etkisi ile gelen risk istahı, doları 1.2280 seviyelerine kadar geriletti. Daha sonra 1.2450"den kapanan doların bu hafta fevkalade birşey olmassa 1.25-1.27 bandında hareketi bekleniyor. Bunda siyasi gerilimin seyri ve petrol fiyatları önem taşıyor.
Bazı gelişmeler hiç hoş değil. Özellikle ATV-Sabah"dan sonra Kanaltürk"ün Fethullah grubunun eline geçmesi, mücadelenin seyri ve tarzı konusunda, tarafsız çevrelerde büyük endişe yaratıyor. “ Kedinin kaplan olmasının korkuluyor”” benzetmesi açısından bakarsak, kedinin giderek büyüdüğünü ve güçlendiğini görüyoruz.
Yatırımcının YTL yatırımlarına itibar etmesi tavsiye ediliyor. Hazine bonosu faizlerinin daha da yükselmesi sözkonusu olduğu için, kısa vadeli yatırımda fayda var.
EMEN&EMEN
İsmail.emen@groupmna.com

YÖNETİMİN AMACI KAR MIDIR, UZUN ÖMÜR MÜ :BİR SEÇME ŞANSI VAR MI?
Son birkaç yıl içinde toptan satış kadrosunda azaltım sorunları, tüm işletme dünyasında çok yaygınlaştı. Yöneticiler geride kalan elemanlarına güçlerinin yetebileceğinden fazla iş yüklemenin, onların şirkete bağlılıklarını yitirmenin ve işletme yeniden büyümeye başladığı zaman işe düşük yetenek ve bağlılığa sahip yeni elemanlar almak zorunda kalmanın maliyetini iyi bilirler. Bütün bu maliyetlerin farkındayızdır, ama yine de ne zaman yatırım karlılığının artırılması gerekse, personel azaltımına gitmeye devam ederiz.
Bunun nedeni, eleman çıkarmaları şirketimizin gerçek niteliği bağlamında ele almamamızdır. Gerçekten de, günümüzde, işletme dünyasındaki varlıklarının temel nedeni bakımından iki farklı ticari şirket türü vardır.

Bunlardan biri, salt ekonomik amaçlarla işletilen şirketlerdir. En az kaynak kullanımı yoluyla en yüksek sonuçları elde etmek. Bu tür bir “ekonomik şirket”, öncelikle kar amacıyla yönetilir. Şirket elemanları da birer “ bilanço varlığı “- şirketin maddi varlıklarının birer uzantısı- olarak görülür. Ekonomik bir şirkette, maddi varlıklar gibi, insan varlığına yapılan yatırım da en kısa süre içinde en yüksek olası getiriyi elde etmek amacıyla, minumum düzeyde tutulur.
Ekonomik şirket, kazara görülen örnekler dışında, bir çalışma topluluğu değildir; kurumsal bir makinedir. Tek amacı, içindeki küçük bir yatırımcı ve yönetici grubu için servet üretmektir. Bir bütün olarak üyeliğe karşı hiçbir sorumluluk duygusu taşımaz. Çalışanları ve yöneticileri için, ana amacının-bilanço ve insan varlıklarına yatırımın karlılık oranı- bir yan ürünü olmanın dışında, herhangi bir topluluk olanağı sağlamaz.
Bu ekonomik şirket, tutarlı bir seçeneği temsil eder. Iş dünyasındaki birçok insan kendi şirketinde bir çalışma topluluğu yaratmak istemeyebilir. Salt kendisi ve ailesi için bir geçim olanağı olmaküzere kurumsal bir makine sahibi olma arzusu, herkes için, son derece yasal bir eğilimdir. Üstelik bu felsefi açıdan da tutarlıdır. Varlıklar tabii ki önemlidir; ama yatırım karlılığı da aynı derece önemlidir. Bu finansal kavramlar olmasaydı, uygarlık asla günümüzdeki servet üretme yeteneğini geliştiremezdi. Ama tercihini bu seçenekten yana kullanmanın bazı özel sonuçlarıda vardır
Her yerde olduğu gibi, burada da bedava mama yoktur. Ekonomik şirketler yöneten insanların yönetsel uygulamalarında yararlanabilecekleri seçenekleri çok daha sınırlıdır. Yalnızca küçük bir grup insan o tür şirketilerin çevresinde “bizden biri” olmaya hak kazanır. Onların dışında kalan ve kurumsal çabaya katkıda bulunmak üzere işe alınmış çoğunluktaki insanlar yalnızca birilerinin para makinesinin eklentileri haline gelirler. Onlar becerileri için işe alınmış yabancılardır. Asla şirketin üyesi olamazlar. Üstelik, şirketteki insanlarada pek güven duymayabilirler ve şurası kesindir ki, şirket için ellerinden geleni yapma arzusunu pek ender taşırlar.

Bütün bunlar da, hiyerarşik denetim sistemlerinin mutlaka güçlendirilmesi gerektiği anlamına gelir. Aksi takdirde, ekonomik makinenin etkili bir biçimde işlemesi sağlanamaz.
Eğer bu ekonomik işletme büyürse, o zaman şirket içindeki iç çekirdeğe yeni üyelerin kabul edilmesi zorunlu olcaktır. Bu yeni üyelerin kimler olacağı, kaçınılmaz biçimde, kurucular tarafından belirlenecektir. Yeni üyelerde ya aile bireylerinden ya da yakın arkadaşlar arasından seçilecektir. “şirkete ait insanlar grubu” yine olabilecek en küçük grup olmağa devam edecektir. Işe alınabilecek insanlar, şirkete alınsalar bile orada kalıcı olamayacaklarını çabucak anlayacaklardır. Firmada oldukları sürece, günün birinde oradan ayrılmalarının kaçınılmaz olduğunu hep akıllarında tutarak çalışacaklardır.
Günün birinde, şirketin kurucusu ya da onun yerini alan kişi göçüp gidecektir. İşte ekonomik şirketlerin doğasında varolan ikinci zayıf nokta burada ortaya çıkar. Bu türden şirketlerin öğrenen birer kuruluş olabilmeleri çok güç olmakla kalmaz; aynı zamanda, bir yönetim kuşağından öbürüne geçişte karşısına önemli engeller de çıkar.
Bana göre, ekonomik bir şirket, bir yağmur birikintisine benzer; bir çukurda ya da delikte toplanan yağmur damlaları gibidir. Bu damlaların kendileri birikintidir. Çukurun dibinde, durdukları yerde dururlar. Yağmur yağmaya devam ettikçe, yeni damlalar eklenir birikintiye; birikintinin kapladığı alan genişler, çevresindeki toprak parçalarını da örtmeğe başlar. Ama birikintiyi ilk oluşturan damlalar merkezde, oldukları yerde durmağa devam eder.
Bu durum, bir çelişkiyi de içinde taşır; yağmur birikintilerinin kararlığı aynı zamanda dış tehlikelere karşı da son derece açık bırakır onları. Yağmur birikintileri fazla ısıya dayanamazlar. Bulutlar çekilip, güneş ortaya çıkıp da ısı yükselince, birikinti de buharlaşmaya başlar. En ortadaki, birikintinin ilk damlaları bile, bir ısı dalgasının ortasında, buharlaşma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Gerçekte de, yağmur birikintilerinin yaşam süreleri oldukça kısadır.

İkinci şirket türü, ekonomik şirketin tam tersine, kendi kendini sürekli bir topluluk haline getirme amacı çevresinde örgütlenmiştir.

Bu tür bir şirket, bir nehrin uzun ömürlülüğüne sahiptir. Yağmur birikintisinin aksine, nehir, içinde yeraldığı arazi yapısının sürekli bir parçası olur. Yağmur yağdığı zaman suları gürleşir, kabarır; güneş çıktığı zaman suları çekilir, alçalır. Ama nehrin tümüyle kuruyup ortadan kalkması için son derece ağır ve uzun bir kuraklık döneminin yaşanması gerekir.
Bununla birlikte, su damlaları açısından bakıldığı zaman, nehir müthiş bir karışıklık, büyük çalkantı demektir. Bir nehirde hiçbir su damlası uzun süre tam ortada kalamaz. Bir andan bir sonrakine, nehrin bir yanındaki su ile bir başka yanındaki su yer değiştirir. Nehrin suyu hiç olduğu gibi kalmaz. Sonunda, su damlaları nehrin denize ulaştığı yerde deniz suyuna karışır. Nehrin ömrü, onu oluşturan su damlalarının tek tek ömürlerinden çok daha uzundur.
Uzun ömürlü şirketler de, bir yağmur birikintisi gibi durağanlaşmak yerine, bir nehir gibi akıp giderler. Hiçbir su damlası şirkette uzun süre egemen olamaz; hep peşinden gelen yeni su damlaları merkezdekinin yerini alır; en sonunda da, hepsi denize karışır. Su damlaları hasara uğramaz; sadece ileriye taşınırlar. Nehir, kendi yatağı içinde akan suyun sürekliliği ve hareketini güvence altına alan, kendi doğasında bulunan süreçlerle kendini yenileyip varlığını sürdüren bir topluluktur.
Bu tür bir “nehir şirket”te, yatırım karlılığı yine önem taşır. Ama yöneticiler, sermaye optimizasyonu sorununa insan insan optimizasyonunun tamamlayıcı bir unsuru olarak yaklaşırlar. Şirketin kendisi, öncelikle bir topluluktur. Uzun ömürlü olmayı ve kendi potansiyelini geliştirmeyi amaçlar. Karlılık yalnızca onu bu amaçlarına ulaştıran bir araçtır. Hem karlı, hem de uzun ömürlü olabilmek için, bir topluluk oluşturmaya yönelik süreçlere büyük özen göstermek gerekir.
Üyeliğin tanımlanması, ortak değerlerin belirlenmesi, elemanların seçilip işe alınması, onların bilgi ve becerilerinin geliştirilmesi, potansiyellerinin tesbit edilmesi, insanca bir anlaşmaya uygun yaşanması, yabancı kişi ve kurumlarla ilişkilerin yönetilmesi, şirketten iyi ilşkiler içinde ayrılınmasını sağlayacak politikaların oluşturulması hep bu türden süreçlerdir.
Nehir gibi bir şirket yaratabilmek için, mutlaka bu akışın gerçekleşebileceği çığırları,araçları ömceden tasarlamak gerekir.
Yazan : Arie de Geus

Week of May 26 - May 30

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.