• BIST 91.686
  • Altın 211,706
  • Dolar 5,3854
  • Euro 6,1343
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 7 °C

Yoksulluk sonunda sokağa döküldü

Yoksulluk sonunda sokağa döküldü
Mısır’da yoksulluk ve 30 yıldır süren Mübarek yönetimine karşı 30 bin kişinin katılımı ile başlayan protestolar Mısır’ın diğer şehirlerine de yayılıyor
MURAT EMEN- EMEN&EMEN
Haftanın Ekonomik Yorumu 31 Ocak- 5 Şubat 2011

İSTANBUL- Tunus"un ardından ayaklanan Mısır ilgi odağı olmayı sürdürüyor. Mısır"da yoksulluk ve 30 yıldır süren Mübarek yönetimine karşı 30 bin kişinin katılımı ile başlayan protestolar Mısır"ın diğer şehirlerine de yayılıyor. Muhaliflerin lideri Dünya kamuoyunun yakından tanıdığı El Baradey"de evinde göz hapsinde.



Olaylar bu ülkede yatırım yapan Türk firmalarını da endişelendirdi. Türk firmalarının Mısır"da 1.5 milyar dolayında yatırımı bulunuyor. 250"nin üzerinde Türk Firması ve 70 fabrika Mısır"da faaliyette bulunuyor. Türkiye-Mısır toplam dış ticaret hacmi 4 milyar dolar civarında bulunuyor.
İlginç olan, Suudi kralı Hüsnü Mübarek"e sahip çıktı. Tıpkı Tunus Başvekili gibi galiba Mübarek"in de sığınacağı yer Suudi Arabistan olacak. Olayların seyrini izlemeye devam edeceğiz. Giderek ölü ve yaralı sayısı artıyor. Batı dünyası durumu izlerken, ABD ve Türkiye vatandaşlarını tahliye ediyor.

Piyasalar karıştı

Merkez Bankasının beklenmeyen kararıyla başlayan ters dalganın boyu çok yükseldi. Önce dolar hızla 1.60 seviyelerine yükseldi. Bu doların haziran 2010 dan sonraki en yüksek seviyesi. Bu hafta 1.62-1.63 bekleniyor.
Borsadan çıkışlar endeksi 63.000 seviyelerine hızla düşürdü. Her ne kadar borsa için en düşük seviye budur deniliyorsa da kötü bir data olayı daha aşağıya çekebilir. 62.000 beklenebilir. Ancak genel kanaat bu noktalardan tepki alımları ile endeksin tekrar yükselişe geçmesi beklenebilir.



TCMB yetkililerinin konuşmaları kafaları karıştırdı. Önce Başkan faiz indirimi olmayacağı sinyalini verdi, Başkan Yardımcısı Erdem Başçı farklı bir yaklaşım sergiledi ve PPK beklenmeyen faiz indirimini yapınca kafalar karıştı. Bu arada TCMB 2011 enflasyon tahminini revize ederek 5.9 "a yükseltti.
Bu arada TCMB 2011 yılının ilk enflasyon raporunu yayınladı. Geçmişe oranla daha fazla veriye bağımlı hale geldiğini vurgulayan Başkan Yılmaz, 2011 beklentisini 5.4"den 5.9"a yükselttiklerini, munzam artışlarıyla piyasadan 22.5 milyar çekilmiş olacağını belirterek bu miktarın mali kesim hariç kredilerin %5.8"ine tekabül ettiğini açıkladı. Frene sert basmadıklarını belirterek “Piyasa sürüklemez, Merkez yön verir.”
dedi.

Merkez Bankası uzun zaman kendi doğruları yönünde gitti. Tek araçlı bir para politikası uygulayan TCMB bu tutumu yüzünden çok eleştirildi. Ancak Merkez geçen yılın sonunda bu direnişinden vazgeçti. Örtük biçimde de olsa amaçlarını çeşitlendirmeyi kabul etti. Fiyat istikrarı amacının yanına finansal istikrarıda ekledi. Para politikasını finansal istikrarı gözetecek şekilde uygulayacağını ilan etti.
Sıcak para akışı onu esasen rahatsız etmeye başlamıştı. Önce faiz oranlarını düşürerek sıcak para için cazibeyi azalttı. Bununla sıcak paranın azalacağı, çıkış için dövize talep yaratıp onu yükselteceğini ve TL değerini düşüreceğini hesapladılar. Bu senaryo aynen gerçekleşti.

Düşük faiz uygun bir politika. Ancak içerde enflasyonu azdırma gibi bir olasılığı
Olduğunu unutmamak gerekir. Bunun içinde piyasadan artırılan karşılıklar yoluyla 22.5 milyar çekmek kredi hacmını kontrola matuf bir tedbirdir. Çekilen likidite ile verilen likidite aynı vadede değiller. Bütün bu gelişmelerle piyasalar alışık olmadıkları bir kaosa girdiler. Gerçekten kafalar karıştı. Durulması biraz zaman alacak.

Yabancı uzun vadeye gelecek mi?

Merkez Bankası"nın gecelik borçlanma faizini 1.75"e çekmesi ve ardından munzamları artırması, yabancı yatırımcıyı uzun vadeye yöneltti. TCMB"nin bu kararı aldığı 12 Kasım"dan buyana yabancılar 8.4 milyar dolarlık hisse senedi sattılar. Kur hareketlerinden arındırıldığında sadece 617 milyon dolarlık erime yaşandığı ortaya çıkıyor.
Buna karşılık devlet tahvilinde aynı dönemde 894 milyon dolarlık bir artış var. Kur hareketlerinden arındırıldığında bu tutar 3.7 milyar dolara tekabül ediyor. Son haftanın girişide 1,1 milyar dolar olarak hesaplanıyor. Bu da yabancının O/N dan çıkıp daha uzun vadeye girdiğini gösteriyor.



Bu konuda demeç veren Bakan Babacan “Merkez Bankası tarafından alınan önlemlerin faydasının görüldüğünü belirtirken, ilk verilerin kredi hacminde bir düşüşe işaret ettiğini söyledi. Ancak biz kredi hacmi mutlaka düşsün demiyoruz. Ama kontrollu, dengeli artsın mücadelesindeyiz. Bu arada kısa vade de duran bir kısım yabancı sermayenin ciddi bir kısmının çıktığını ama daha uzun vadeli yatırımcının gelmeye başladığını belirtti.



TÜRKİYE İÇİN AB RÜYASI BİTİYORMU ?

“Çok istiyorsa AB fişi çeksin” diyen Başmüzakereci Egemen Bağış böylece gelinen son noktayı kısaca özetlemiş oldu. Birliğin adı Avrupa Birliği. Adamlar bizden sonra müracaat eden doğu Avrupa"nın bütün Avrupa devletlerini tek tek içeri aldılar. Bunun gerekçesini Fransa Eski Maliye Bakanından bizzat bir konferansta dinlemiştim. “Birliğin adı Avrupa Birliği ise ve bizde Avrupa Ülkesi isek bizi almak zorundasınız” diyorlar demişti.

Biz hala kapıda tek ayak üstünde bekliyoruz. Bu arada gümrük birliği yolu ile Türkiye pazarını ele geçirdiler. İç işlerimize, güneydoğu meselelerine kadar her şeyimize karıştılar. Etnik bölünmeyi kışkırttılar. Ama üyelik gelişmesi 2011 yılının ilk ayında kocaman bir sıfır.

AB serüveni 1959"da başlayıp günümüze kadar gelen bir hayal yolculuğu idi. Yani 50 yıldır bu yolculuğun içindeyiz. 70"li yıllarda işi sıkı tutsa idik belki de bugünlere gelmeden Yunanistan ile birlikte üyeliğimiz gerçekleşecekti. Ancak 70"li yılların başlarında hükümet olan Ecevit"in AB"ye kuşkulu bakışları bu şansı bitirdi. Rahmetli Özal iktidara gelince konuyu tekrar tetikledi. Arkasından Tansu Çiller döneminin gümrük birliği falan derken, oyalama taktikleri AKP iktidarına kadar sürdü.
2000"li yılların başlarında iktidar olan AKP hiçbir zaman AB"ye inanmadı. Ancak istekli gözükerek içeriye ve dışarıya karşı takiyye yaptı. İktidara geldiği ilk yıllarda AB desteğine ihtiyacı vardı. Batılı gözükmek için gayret sarfediyordu. Hatırlayınız AKP iktidarının ilk günlerini. Erdoğan gelir gelmez bütün AB ülkeleri başkentlerini dolaştı ve bir AB rüzgarı estirdi.
Son referandum ile aldığı oy oranına dayanan güçlenme ve güven duygusu şimdilerde onları gerçek niyetlerini ortaya koymaktan ve AB"nin fişini çekmekten bahsettirebiliyor.

AB"nin İslam devletine doğru giden bir Türkiye"yi üye olarak almayacağını artık herkes biliyor. Ama islami rüzgarlar AB için sadece bir bahane. Merkel-Sarkozy ikilisi bu işe iktidara geldikleri gündenberi baş koydular. En önemli misyonları bu idi. Başarı ilede götürüyorlar. İçişlerimize karışabilmek için varmışız gibi davranıyorlar. Kıbrıs, Ege gibi meselelerde küçücük Kıbrıs rum kesiminin oyuncağı haline geldiler. Şart olarak ileri sürüyorlar. Ama vize gibi bir konuda bile bir adım gidilemedi.
Bizim açımızdan avunmak yerine gerçekten bu serüveni bitirmekte yarar var. Bunun içinde kartları açık oynamakta yarar var. Bizi bu kadar yıldır oyalama ve kapıda bekletmelerine benim şahsen tahammülüm kalmadı. AKP Hükümetinin takiyyeyi bırakıp bu konuda resti çekmesinin zamanı çoktan gelmiştir ki bunu yapacak niyette gözüküyorlar.

Hazineden sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan her şeye rağmen AB konusuna gene iyi niyetle yaklaşarak “ Avrupadan daha iyi durumdayız. Artık AB Türkiye için iyi bir çıpa olamaz. AB müzakereleri çok yavaş ilerlese de AB müzakereleri rayında” diyebiliyor.

Avrupa Euro krizi sebebiyle parçalanabilir

Uluslararası yatırımcı George Soros, Avrupa"nın zengin ve yoksul olmak üzere iki farklı hızda gelişen Avrupa nedeniyle dağılabileceği uyarısında bulundu. “Bu yüzden bir çözüme ihtiyaç var.” dedi.



Fortisbank yok artık.

Birleşme onaylandı, Fortis Bank tarih oluyor. Türk Ekonomi Bankası ile Fortis Bank"ın tüzel kişiliğinin sona erdirilmesi ile ilgili tüm hak, alacak, borç ve yükümlülükleri ile TEB"e devri resmen onaylandı. Artık, yola seneler önce Türk-Amerikan Dış Ticaret Bankası olarak çıkan daha sonra çeşitli el ve isim değişikleri yaşayan banka tarih oldu.

PİYASALAR

Geçtiğimiz hafta son gün İstanbul serbest piyasada dolar 1,5850, euro 2,1700 liradan güne başladı.Kapalıçarşı'da 1,5790 liradan alınan dolar 1,5850 liradan satıldı.. 2,1630 liradan alınan euronun satış fiyatı ise 2,1700 lira olarak belirlendi.

TCMB kararları ardından yabancı çıkışının hâlâ devam ettiği kurda yukarı hareketin sürebileceğini belirtilirken, gösterge faizde sert hareket beklemeyen bankacılar Hazine'nin Şubat ayı iç borçlanma programında yapabileceği olası bir değişikliğin piyasalarda belirleyici olacağını söyledi.

Hazine'nin Şubat ayı iç borçlanma programında bir değişiklik yapıp yapmayacağına göre piyasanın şekilleneceğini söyleyen bir bankacı, "Hazine uzun tarafta ihale açmazsa, bu tarafta faiz aşağı gelebilir. Ancak gösterge faizde dün gördüğümüz satış baskısı bugün de devam eder. Kısa vadeli kağıtlar tarafında yavaş yavaş alıcı gelmeye başladı. Dolayısıyla dünkü kadar sert yükseliş görmeyiz. Gösterge faiz yüzde 7.90/8.05 bandında hareket eder" dedi.

Bankacılar, Hazine tarafından 15 Şubat'ta ihraç edileceği açıklanan 15 Ocak 2020 itfalı tahvile, enflasyon beklentilerindeki artış nedeniyle yeterli talep gelmeyebileceğini, bu nedenle Hazine'nin iç borçlanma programından çıkarılmasını istediler.

Bankacılar, TCMB'nin 2011 enflasyon beklentisini yüzde 5.4'ten yüzde 5.9'a revize etmesi ve son dönemde aldığı kararların uzun vadede enflasyon yaratabileceği endişesinin yanı sıra ikinci piyasada faizlerin dört ayın en yüksek seviyelerine gelmesi nedeniyle 2020 itfalı tahvile talebin düşük olabileceğini söylüyorlar.

Hazine Ocak-Mart dönemi iç borçlanma stratejisi kapsamında 15 Şubat'ta 15 Ocak 2020 itfalı 6 ayda bir kupon ödemeli sabit kuponlu tahvili yeniden ihraç edeceğini açıklamıştı.

Bu arada Reuters kaynaklı bir haber piyasalarda tehdit gibi algılandı.

1994 ve 2001 krizinde banka yöneticilerinin resmi olarak 'Hazine'ye borç vermeyiz' tehdidinin bir benzeri bu kez Reuters haber ajansı üzerinden bankacı isimleri gizlenerek yapıldı. Merkez Bankası'nın munzam karşılık kararından sonra kâr problemi yaşayan sektörden ismini açıklamayan bazı bankacılar (!) Hazine'ye "Borç vermeyiz" uyarısı yaptı.

Reuters'ta yayınlanan haber "Bankalar, 15 Şubat'ta ihracı planlanan 2020 vadeli kağıdın borçlanma programından çıkarılmasını istedi" başlığıyla verildi.

Türkiye'de bankacılık sektörünün çatı örgütü olan Bankalar Birliği'nden ya da ismini veren bir banka yetkilisinden görüşlerin yer almadığı haberde ismi gizli tutulan bankacıların şu görüşlerine yer verildi: "Ocak ayında Hazine 2020 itfalı tahvilden beklentilerin üzerinde satış yaptı. Piyasada arz fazlası oluştu. Piyasada 2020 itfalı tahvilden fazlasıyla varken, bir ihraç daha yapılması satış baskısını daha da artıracak. Öte yandan bu tahvil ihraç edilmezse gelecek hafta gösterge kağıttan daha çok satış yapabileceği beklentisi ortaya çıktı. Daha fazla gösterge kağıt arzı endişesi gösterge faizdeki son yükselişlerde de etkili oldu. 15 Ocak 2020 itfalı tahvile, enflasyon beklentilerindeki artış nedeniyle yeterli talep gelmeyebilir."

Tahvil-bono piyasasında dün spot kapanışta ortalama yüzde 7.92, valörlüde yüzde 7.91 seviyesinde olan 7 Kasım 2012 itfalı gösterge tahvilin faizi bu sabah tezgahüstü piyasada ilk işlemlerde yüzde 7.94/7.91 seviyesindeydi. Döviz piyasasında yabancıların hala alım tarafında olduğunu söyleyen bir bankanın döviz masası işlemcisi, "Dolar/TL 1.60 seviyesine yaklaşmadıkça ya da bu seviyeyi geçmedikçe lokal müşterilerden döviz bozdurumu gelmesini beklenmiyor.

Yurtdışında açıklanacak veriler var. Dışarıda risk iştahında belirgin bir toparlanma olmazsa TL'de değer kaybı sürebilir. Ancak yabancıların alım ilgisi dış piyasalardan bağımsız. Dolayısıyla müşteri satışları da gelmedikçe kurda yukarı hareket daha olası" dedi. Cuma günü itibariyle euro/dolar paritesi 1.3713 seviyelerinde idi.

Geçen haftanın kapanışları :
Borsa 63.211
Dolar 1.6065
Euro 2.1895
Euro/dolar 1.3609

Bu hafta ilginç geçecek diye bir his var içimizde. Siyaset kızışıyor. Seçim havasına yavaş yavaş giriliyor. Torba yasa çıkmak üzere. Mısır olayları devam ediyor. Davos zirvesi Mısır olaylarının gölgesinde kaldı. Davos"un gündeminde bu sene “GIDA” konusu ağırlıklı imiş.

Esenlikle Kalın

(DİKKAT: Haftalık ekonomik yorum Emen&Emen tarafından turkiyeturizm.com için hazırlanmaktadır. İzinsiz kopyalanıp kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Aksi takdirde Basın Yasası ve Telif Hakları Yasası'na göre yasal işlem yapılacaktır)

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.