• BIST 93.616
  • Altın 208,990
  • Dolar 5,3413
  • Euro 6,0898
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 11 °C

Yerli Davos izlenimi

Can Pulak

Türkiye enteresan bir ülke. Neyi yaparsa iyi yapıyor.8 yıl
Davos ekonomik zirvesini izledim. Gördüm ki benzerini, biz de başarılı bir şekilde organize edebiliyoruz.
Nitekim bunu gerçek Davos’un dünya çapındaki organizatörü Shawb’da fark etmiş ki, geçenlerde Istanbul’da düzenlemiş aynı toplantıyı. Ayrıca bizimkilere bir teklifte bulunmuş… Heryıl Mısır,Ürdün ve Rusya’da yaptığı zirveyi, artık Türkiye’ye taşıyacak.
Bu Haziran’da Istanbul’da,Ortadoğu-Afrika ve Rusya’yı da kapsayan, geniş boyutlu bir zirve yapılacak. Bu önemli bir haber... Başbakan Davos’a gitmiyor ama, Davos Türkiye’ye geliyor işte. Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan Uludağ’da açıkladı bunu. Davos gelirse, dünyanın tüm ekonomik kafaları da gelecek ülkemize. Avrupa, Ortadoğu ve Asya ekonomisine imza atanlar, dünyanın en büyük şirketlerinin CEO’ları,para babası patronlar filan, Türkiye’de olacaklar.
Bu gerçekten önemli bir iş.
Gelelim bizim yerli Davos’a…
Aslında ben, Uludağ’a devlet tarafından bilinçsizce yıkılmış otellerin durumunu görmeye geldim. Onları da gördüm ama, neye niyet neye kısmet, kendimi ekonomik zirvede buluverdim.
Zirveyi Kapital ve Ekonomist Dergileri ile Bursa Valiliği birlikte organize etmiş. Başta Ali Ağaoğlu olmak üzere, epeyce sponsor da bulmuşlar. Hayri Yazıcı da, otelinin konferans salonunu tahsis edince, zirve kolayca gerçekleşmiş.
Türk siyaset, ekonomi, iş ve medya dünyasının önemli isimleri vardı zirvede. Yani öyle laf olsun diye yapılmış bir zirve görüntüsü yoktu ortada. Büyük patronların, büyük şirketlerin CEO’larını, önemli bankaların genel müdürlerini
gördüm orada. Bazıları konuşmaları dikkatle izlediler, bazıları da otelin kulisinde ülke ekonomisi ile yeni iş bağlantılarını görüştüler. Çok sayıda gazeteci, televizyoncu, naklen yayın arabaları filan Uludağ’daydı hep.
Zirvenin ilk günü, en önemli konuşmayı Başbakan Yardımcısı Ali Babacan yaptı. Rahat konuşan, kafasındakileri
bir siyasetçiden ziyade, bir akademisyen diliyle anlatan bir görüntü verdi. Gerçekçiydi, her şeyin iyi olduğunu söylemedi ama, nasıl iyi olabileceğinin altını çizdi. Küresel kriz devam ediyor. Bu krizin köküne henüz inilemedi.Bugünü kurtarma politikaları, krizin çözülmesini geciktiriyor. Böyle söyledi Babacan.
Gelişmiş ekonomilerde tablo parlak değilmiş. Ekonomik güç batıdan doğuya doğru kayıyormuş. Bu durumda tüm ülkelerdeki kafa karışıklığı ve belirsizlik sürecekmiş. Peki bu durumda Türkiye’nin durumu ne olacak?
Zirveye katılanların hepsi, bunu öğrenebilmek için Babacan’ın dudaklarından dökülenleri dikkatle dinlediler.
Babacan’a göre, halkın borçlanarak tüketmesi endişeye yol açıyor. Bu yıl yüzde 4 büyüme bekliyoruz. Uzun vadeli politikalar sürdürüyoruz. Bundan sonra izlenecek politikalar önemli. Bilinmeyen geleceğe doğru yürüyoruz. Ama karşımıza çıkacak her türlü uluslararası senaryolara karşı hazırlıklıyız.
Dünyada ekonomik sis var. Böyle durumda hızlı düşünmek gerekiyor. Emniyetli bir hızla yola devam edeceğiz ve bütçe disiplininden asla sapmayacağız. Asla taviz vermeyeceğiz.
Durumu böyle özetledi Babacan. Geçen yıl Türkiye’ye 15 milyar dolar sermaye akışı olmuş. İyi bir para bu. İstikrar olunca, para da geliyormuş. Bu istikrarı bozmamak için çok büyük bir dikkat sarfedeceklermiş. Babacan çalışanı koruyacağız diyor. Ama, çalıştıranı da korumak şartıyla. Buna bir bütün olarak baktıklarını söyledi. İş dünyasının huzuruna dikkat edilirse, üretim de artar, ihracat da, gelir de...
Öyle olursa, fert başına milli geliri iki misli arttırabilirmişiz.
Fazla tükettiğimizin ve borçlanarak yaşadığımızın ısrarla altını çizen Babacan,sonuçta mermi gibi sözünü söyleyiverdi…
-Herkes ayağını yorganına göre uzatsın…
Uzatmazsa ne olur, onu da belirtmeye çalıştı ama, dinleyenlerin morali bozulmasın diye, üzerinde daha fazla durmadı. Kazandığımızdan çok harcamanın iyi bir tablo olmadığını, böyle bir sağlıksız harcamayı frenlememiz gerektiğini ifade ederek, “Hedefimiz ve yönümüz doğrudur. Merak etmeyin” dedi…
Babacan ekonominin de dışına çıktı ve gerçek manada bir hukuk devleti olmamızın gereğine işaret etti. Böyle olmazsa, bundan ekonomi de nasibini alır dedi. Bir dava yıllarca sürer mi? Sürerse adalet bunun neresinde olur? Hepimiz anladık ki, Ali Babacan da şikayetçi yargıdan. O şikayetçi, bu şikayetçi, Cumhurbaşkanı şikayetçi, Başbakan şikayetçi,yardımcıları şikayetçi, hatta Adalet Bakanı bile şikayetçi…
Peki kim düzeltecek yargıyı? Bunu Babacan da söyleyemedi, kimse de söyleyemiyor işte…
Babacan diyor ki, iki ayrı mahkemeden aynı konuda iki ayrı karar çıkıyor. Çıkıyor da, çıkmamasını kim düzeltecek? Herkes birbirine bakarak, adeta gözleriyle sordular bunu. Babacan sürdürdü yargıyı eleştirmeyi…
-Yargı süresi kısalmalıdır. İnsanların hapiste hayatı kararıyor. İçerde 140 bin kişi var. Bunlardan çoğu tutuklu. Öyle şey olur mu? Milyonlarca dosya var. Bunların süratle ele alınması için savcı ve hakimlerin sayısını arttırmaya çalışıyoruz. Belki inanmayacaksınız ama, bunu bizzat yargı önlüyor. Şimdiye kadar gelen yapılarının değişmesini istemiyorlar. Ama sıkı çalışmalar yapıyoruz. Bu işin de üstesinden geleceğiz…
Babacan son olarak, mevcut iktidarın şimdiye kadar yaptığı çalışmaları perçinlemeye uğraştığını, bundan sonra gelecek iktidarların, yapılanları değiştirmemeleri için hazırlıklar yaptıklarını da söyledi ama bunların neler olduğunu açıklamadı.
Yerli Davos’un ilk gününden özet notlar bunlar…
 

Bu yazı toplam 3041 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.