• BIST 109.330
  • Altın 155,771
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 9 °C

Yenikapı geleceğe taşınıyor

Yenikapı geleceğe taşınıyor
Yenikapı'yı dünyanın sayılı merkezlerinden biri haline dönüştürebilecek uluslararası bir projenin ön hazırlıklarına başlandı.(Fotoğraf:Murat Öztürk)
 Gül Keskin

Yenikapı'da Türkiye'nin en kapsamlı arkeolojik kazı çalışmalarından biri hızla devam ediyor. 1800'lü yıllara dayanan geçmişi ile "Asrın Projesi" olarak tariflenen Marmaray çalışmaları sırasında gün yüzüne çıkan 10.000'i aşkın tarihi eser ile uluslararası bir odak noktası haline gelen bu alan aynı zamanda Marmaray projesi tamamlandığında, hattın Avrupa yakasındaki çıkış noktası ve Taksim-Yenikapı metro hattının da bitiş noktası olacak. Üstleneceği tüm bu yeni fonksiyonlarla Yenikapı'yı sosyal, fiziksel ve ekonomik anlamda büyük bir değişim bekliyor.



Projeler tamamlandığında Yenikapı'nın nasıl bir değişime uğrayacağına ilişkin sorular son birkaç yıldır hem akademik çevrenin hem de İstanbullular'ın zihnini meşgul etmeye devam ederken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Metropoliten Planlama Müdürlüğü ve İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Yenikapı'yı dünyanın sayılı merkezlerinden biri haline dönüştürebilecek uluslararası bir projenin ön hazırlıklarını başlattı.
Öncelikli olarak değişim sürecin planlanmasına odaklanan, sonrasında Yenikapı'ya arkeopark, müze gibi farklı kullanımları getirecek kentsel tasarım projelerinin temin edilmesi için davetli uluslararası kentsel tasarım yarışmasının düzenlenmesini kapsayan projenin detaylarını öğrenmek için İstanbul 2010 AKB Ajansı Kentsel Uygulamalar Direktörü Korhan Gümüş ve İMP Kentsel Tasarım ve Yarışmalar Grubu Proje Yürütücüsü Murat Vefkioğlu ile görüştük.


Fotoğraf: Murat Öztürk

Mayıs ayından itibaren Yenikapı'daki Marmaray Transfer Merkezi alanında ortaya çıkan kültür ve tarih mirası ile ilgili arkeolojik buluntuların orada değerlendirilmesi, bunun için projelerin temin edilmesi konusunda kendilerine bir talepte bulunulduğunu, bunun üzerine İMP Kentsel Tasarım ve Yarışmalar Grubu olarak çalışmalarına başladıklarını, yaptıkları incelemeler sonucunda da uluslararası davetli mimarlardan proje temin edecek bir yöntemi öneri olarak sunduklarını ifade eden Vefkioğlu, projenin gerçekleştirileceği alanın daha evvel İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından kentsel tasarım projesi olarak bir gruba ihale edildiğini, bu nedenle şimdiye kadar bu alandaki çalışmalarda ileri gidilmediğini belirtti. İstanbul 2010 AKB Ajansı'nın çalışmaları ile alanın, ihale kapsamındaki yükleniciye verilen kısımdan çıkartılıp, bir arkeopark sınırı olarak belirlendiğini iafde eden Vefkioğlu, proje geliştirmesi İstanbul 2010 AKB Ajansı, program geliştirme ve tasarım yöntemi ise İMP ve Bilgi Üniversitesi tarafından yürütülen çalışmanın "çok aktörlü" bir proje olduğuna dikkat çekti.

Ortaya çıkacak tüm çalışmaların sadece İstanbul'a ve Türkiye'ye değil, dünyaya hitap edebilecek nitelikte olduğunu söyleyen Vefkioğlu, çalışmanın sadece davetli mimarlardan proje temin etmekle sınırlı olmadığını, aynı zamanda üst ölçekte kentsel tasarım sınırları içinde ana kararların getirilmesi ve bunların yüklenici firma ile ortaklaşa çalışılarak değerlendirilmesini beklediklerini; çalışmanın kendi arasında etaplara bölünebileceğini, 2010'da başlayacak veya 2010'dan sonra devam edecek kısa, orta ve uzun vadeli çalışmalar olarak ele alınabileceğini belirtti.

Alanın artık ciddi bir şekilde ele alınıp projelendirilmesi ve kente kazandırılması gereken bir yer olduğunu ifade eden Vefkioğlu, ilk etapta istasyon mahalinin ve çevresinin, ikinci etapta "100 Ada" bölgesinin, üçüncü etapta ise açık alanlardaki arkeopark gezinti alanlarının ele alınabileceğini; bu etaplamalar düşünülürken sahil kısmındaki İDO ile ilgili istasyon bağlantısının dikkatle incelenmesi, belki de 1. etap içerisinde, kapasitelere ve yolcu gidiş-geliş etkinliğine göre düşünülmesi gerekliliğinin altını çizdi.

Vefkioğlu davetli proje temininin 7 aylık bir süreç içinde tamamlanmasını ve 2010'un ortalarına doğru uygulama safhasına geçilmesini umut ettiklerini belirtti.


Yenikapı Arkeolojik Kazı Alanı

Korhan Gümüş, Beyoğlu Atlas Pasajı'ndaki İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı'nda gerçekleştirdiğimiz söyleşide, "Türkiye'de ilk kez" böylesi bir proje yönetme deneyimi yaşanacağını dile getirdi:

"Aslında Marmaray projesinin ilk ortaya çıkışı 20-25 sene öncesine gidiyor. O zaman bir ulaşım projesi olarak tasarlanmış. Zaten arazi olarak da Ulaştırma Bakanlığı'nın kendi alanında gerçekleşen bir proje. Bugün karşılaştığımız konu ise bu yönetim modelinin geliştirilmesi. Ortaya çıkan bir takım sorunlar da bunun gerekliliğini gösteriyor. Arkeolojik buluntular ile mimari proje arasında bir ilişki var ama bu ilişki bir sorun şeklinde yaşanıyor. Orada gerçekleşecek olan ulaşım yapılarının mimarisi, kentsel tasarımı, düzeni, onların bu lokasyonda gerçekleştirilme ihtiyacı ile arkeoloji arasında ters ilişki vardır. Çünkü arkeoloji kurtarma kazısı yapılarak devreye giriyor. Oysa ki arkeolojik verilerle mimarlık bir iletişim içinde olabilir. Zaten bu tip kararlar kent ölçeğinde verilirken hep arkeoloji ile birlikte düşünülmesi gereken konulardır.

Tarihi Yarımada'da bir network çalışması yapmak demek mutlaka arkeoloji ile ilgili bir önceliğin olması gerek demek. Bizim burada yapmaya çalıştığımız şey aslında bütün bu öncelikleri ilişkilendirmek. Arkeoloji, mimari program, ulaşımla ilgili öncelikler, bölgenin Marmaray sonrası yaşayacağı değişim... Çünkü burada çok önemli bir değişim yaşanacak. Bütün bunları ilişkisel bir model içinde çoklu düşünceye açmaya; hem ilişkilendirmek hem de bu bütünü farklı yorumlarla, düşüncelerle ortaya koymaya çalışıyoruz. Çünkü ulaşım yapısı, basitce iş görsün diye yapılabilecek bir yapı değildir. Otopark dahi yapsanız bunun arkasında öznel bir fikir vardır. Tasarım da öznel bir iştir. Bir kamu programından söz ediyoruz, o yüzden farklı öznelliklere açık olması gerekir. Özellikle 21. yy'ın yönetim modeli bunu gerektiriyor.


Yenikapı Arkeolojik Kazı Alanı

20. yy'da bir ulaşım yapısı yapılırken, teknik bir gerekçeden hareket ederdi. Metro istasyonunun standartları bellidir, sanki onun başka bir biçimi olmazmış gibi standart bir çalışmadır. Oysa 21. yy'da metro istasyonu dediğiniz zaman, bu artık teknik bir gerekçe ile yapılabilecek bir şey değildir çünkü çok farklı tasarım yaklaşımları olabilir. Tabii bir takım standartlara yine bağlı olabilir ama yenilik üretmesi gerekir. En azından kent içinde sembolik bir değeri vardır. Bunun sadece yaratıcılığa açılması açısından değil, mimarlık programlarının öznel olması için de böyle bir ihtiyaç vardır. Yapıyı kimin yaptığını, imzasını bilmeniz lazım, anonim bir şey değildir. Metro istasyonunu bizde hangi mimar yapmış bilinmiyor ya da bilinse bile o sadece bir inşaat grubunun içinde yer alan bir kişi gibi anılıyor. Oysa modern bir toplumda, bu alanlarda öznel bir faaliyet olduğunu kavramamız gerekir.

Yenikapı'daki programın nasıl gerçekleşeceği henüz belirli değil ama birçok mimara açılacağı kesin ve uluslararası bir program olması hedefleniyor. Bu konuda bir anlaşmaya varılmış olması müthiş bir gelişme. Projenin sonucu bence başarılı olacaktır ama projenin başlangıç noktasında elde edilmiş olan mutabakat projeden daha önemli bir başarı.

Proje, İstanbul'a çok şey kazandıracaktır. Bu mutabakatın oluşmuş olması, o başarıyı garanti edecek en önemli faktör. Bugün, İBB Başkanı böyle bir projenin yapılması konusunda karar vermiş olmasaydı o başarının yakalanması imkansızdı. Bu yüzden İBB Başkanı'nı kutlamak lazım. 2010 İstanbul AKB Ajansı'nın projeyi kendisine mal etmek için değil, sadece bu yeni 21. yy formatına taşıması, kurumlar arası bir ortak yönetimle projenin yürütülmesini sağlamak için devraldı.

Bizim kamu modelinde genellikle koordinasyondan çok söz edilir ama uygulamaya gelince koordinasyon lafta kalır, herkes ayrı çalışır. Biz şu anda doğrudan doğruya misyon odaklı bir model üzerinde çalışıyoruz. Projenin ortak ihtiyaçlarının koordinasyon içinde yönetilmesini sağlamaya çalışıyoruz. Zaten İstanbul 2010 Ajansı'nın kuruluş amacı da bu: Ayrı bir kurum olarak değil, bütün kurumları bir araya getirebilmek."


Yenikapı Arkeolojik Kazı Alanı

Konuyla ilgili yurtdışından farklı üniversiteler ile temas halinde oldukların da ifade eden Gümüş, program için "yaratıcı bir ekip" oluşturulduğunu, bu yaratıcı ekibin arkeoloji konusunda fikir sahibi olan insanların görüşlerini alacağını, aynı zamanda Atatürk Kültür Merkezi'nin yenilenmesinde de olduğu gibi bu görüşün oluşması için ortamlar hazırlayacağını söyledi. Gümüş, AKM'de sürecin, proje sürecinin dışında başladığını, ancak burada bu müzakere ortamının proje sürecinin içinden başlatıldığını vurguladı.

"Bu program aynı bir mimari program gibi işin kamusal tarafını oluşturan kısım. Yaratıcı grup bütün aktörler ile görüşerek, kamuoyuna şeffaflık sağlayarak projenin hedeflerini tanımlayacak. Zaten orada Marmaray Projesi'nin bütününden gelen ulaşımla ilgili zorunluluklar var. Burası, İstanbul'un şehir içi ve şehirler arası deniz ulaşımı terminali.

Buradaki arkeolojik verilerin dikkate alınması, ortaya çıkan buluntuların yerinde sergilenip sergilenemeyeceği meselesi araştırılacak ama şöyle bir cevap verilmeyecek: Burada bir gemiyi sergileyelim, bir müze binası olmuş olsun.

Biz, bu konuların tanımlanmasını, bu konudaki en iyi uzmanlara bırakacağız. Müzeleştirme burada mı olsun başka bir yerde mi olsun? Bu benzer konularla ilgili yol haritasını oluşturacak olan karar veren kişiler değil, kararları verecek kişilerin önünü aydınlatacak olan uzmanlar ve teamüller olacak. Farklı kişiler ve farklı görüşler oluşmasını hedefliyoruz. Projenin ana fikri, o farklılıkların yaratacağı ortamdan ortaya çıkacak.


Yenikapı Arkeolojik Kazı Alanı

Bunun için projenin başında 3 aylık bir dönem öngörüyoruz. 3 ay boyunca program geliştirme ekibi kafasını her tarafa uzatarak, herkesle ilişki kurarak, kamuoyuna bilgi vererek bu projenin ana yörüngesini ya da bir tür master planını oluşturacak. Bugüne kadar zaten yapılmamış olan o. Yoksa mimari hizmeti dünyanın her yerinde alabilirsiniz. Seçerken dikkatli olursunuz. Ama asıl müşterinin akıllı olması lazım, hangi programı mimardan istiyor. Başarılı bir mimari projenin olması için mimarın başarılı olması yetmez. Programı veren müşterinin de başarılı olması, kendi programını doğru tarif etmesi lazım. Bu nedenle, 3 aylık süreci altın fırsat olarak görüyoruz."

Gümüş, bu çalışma ile başlangıcında bir Ankara projesi olarak başlayan Marmaray Projesi'nin, şimdi tam bir kent ölçeğine dönüştürülmüş bir İstanbul projesi olarak yoluna devam edeceğini ifade etti: "Burada belediyenin sadece yer üstünü düzenleyen, yolları, kaldırımları vs. yapan bir kurum olarak değil tam da olması gerektiği gibi kentin amaçlarını tanımlayan bir kurum olma işlevini üstlenmesi sağlanmış olacak."

Bölgede yaşayan insanların sürece nasıl dahil olacaklarına ilişkin ise Korhan Gümüş şunları aktardı:

"Projenin sınırları teknik açıdan bölgedeki halkı ilgilendirmiyor ama proje çok ilgilendiriyor. Projenin bu ilgisi nedeniyle oradaki ilçe belediyeleri ile işbirliği yapmamız lazım. Alanın, yenileme alanı ilan edilmiş olması bu ilişkinin belediyeler açısından kurulduğunu gösteriyor. Ama buradaki projelerin biraz Tarlabaşı projesi vb. gibi "yap-satçı müteahhit' tarzı gerçekleşmemesi lazım. Bunun dışında yeni bir model üretmek zorundayız. Bugün gerek Fener-Balat'da, gerek Tarlabaşı'nda gerekse de Sulukule'de yapılan projeler henüz daha "yap-satçı müteahhit' mantığını geçmiş projeler değil. Tabii belediyelerin bu konuda deneyim üretmesini beklemiyorum, asıl profesyonel gruplardan bekliyorum. Bu tip projeleri üretebilecek profesyonel zekaya ihtiyacımız var. Dünyanın her yerinde bu tip projeler basitçe bir tasarım metodolojisi ile gerçekleşmez, daha farklı bir metodoloji ile gerçekleşir. Çünkü bunlar çok aktörlü projeler.

Bölgede yaşayan insanların haklarının korunması, onların gelişmenin işinde nesne olarak değil özne olarak yer alabilmeleri, terke zorlanmamaları ama aynı zamanda bölgenin gelişmelere açık dinamiklerini yitirmeden dönüşmesi gerekiyor. Bu ciddi bir kent deneyimidir. Bence 2010'un en önemli projesinden söz ediyoruz ve bölgede yaşayan insanlar tarafını ihmal edersek, sadece yine istasyon ve müze yapısı ile bunu sınırlandırırsak büyük bir eksikliğimiz olacak. Bu yüzden bu işin başından beri, bölgedeki insanlarla birlikte eğitim çalışmaları, arkeoloji ve Marmaray ile ilgili konular hakkında bir şeyler yapılması gerektiğini düşünüyorum. Proje süreci nasıl olursa olsun, insanların bunları bilmeye hakları var. Proje bu şekilde yürüyecek."

Korhan Gümüş'e yaptığı açıklamanın ardından proje için basına yansıyan Rem Koolhaas gibi dünyaca ünlü isimlerle işbirliği yapılıp yapılmayacağı sorusunu yönelttik, Gümüş, Rem Koolhaas ile bir ön görüşme yapıldığını, "Biz kendisine teklifte bulunduk. Kendisi de master plan hazırlanması düzeyinde de olabilir -o zaman tabii mimari kısımda yer alamaz düzenleyici tarafında olur- ya da mimari projelerin hazırlanması kısmında teklife olumlu baktığını söyledi. Bu işin içinde bütçe konuları da var tabii ama böyle bir projeye birçok ünlü mimar imzasını atmak ister. Rem Koolhaas gibi birkaç isimle görüşmeleri sürdürüyoruz ama tabii bunu İstanbul 2010 AKB Ajansı'nın kendisinin yapmasını değil, sürecin bağımsız bir profesyonellik içinde yürüyebilmesi için seçici kurul tarafından yapılmasını hedefliyoruz. Bir projeyi verimli kılan, seçici kurula devredilmiş olmasıdır. Bu 3 aylık sürecin sonunda seçici kurulumuzu oluşturmuş olacağız. Yarışma konusunu da onlara devretmiş olacağız, bizim yarışmaya ya da proje edinim sürecine müdahalemiz olmayacak. Onlar karar verecekler kimlerin dahil olacağına, master planla bu proje arasındaki ilişkinin nasıl olacağına. Bir mimar belki sadece müze binasını yapabilir, bir diğeri sadece ulaşım yapısını yapabilir. Tüm bunları toparlayacak bir başka mimari düzey de olabilir. Rem Koolhaas'ın bazı projelerinde öyle gerçekleşiyor. Doğrusu bu kararları İstanbul 2010 AKB Ajansı'nın kurumsal bürokrasisi ile almak yerine, tam da bir yarışmanın, bir mimari projenin ya da bir sanat projesinin gerektirdiği gibi profesyonel bir ara yüzeyin oluşturulmasını tercih ediyoruz. Projenin genelinde böyle bir profesyonelliğin hakimiyetini sağlamak bence bu işin püf noktası. Bunu sağlayamaz ve klasik proje hizmet alma yöntemleri ile hareket edersek bu başarıyı yakalayamayız. Bu proje, bu ara yüzeyde çok ciddi bir danışmanlık hizmeti almak için hazırlandı."
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.