• BIST 102.372
  • Altın 202,746
  • Dolar 4,8545
  • Euro 5,6836
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 26 °C

Yelkenin yıldızları geldi

Yelkenin yıldızları geldi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın start vermek için kullandığı tabanca tutukluk yapmasaydı, belki haber bültenlerine bile konu olmayacaktı.
İSTANBUL- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın start vermek için kullandığı tabanca tutukluk yapmasaydı, belki haber bültenlerine bile konu olmayacaktı. Oysa 2010 Kültür Başkenti İstanbul'un tanıtımı için büyük bir fırsat, "İstanbul Europa Race" yelken yarışı...



İstanbul'a bu fırsatı yaratan kişi, 12 Eylül askeri darbesinden sonra 6 yıl hapis yatan ve sonrasında "Memlekete bir de dışarıdan bakalım" diyerek yurtdışına çıkan Cumali Varıer...
Varıer ile 29 Ağustos'ta İstanbul'dan başlayan ve 23 Eylül'de Fransa'nın Brest kentinde sona bulacak İstanbul Europa Race hakkında "paslaştık", İstanbul'daki ofisinde. Memleketi terk-i diyar eylediğinden beri 3 çocuğu ve eşiyle Fransa'nın Cannes şehrinde yaşıyor ancak bir evde değil, 18 metrelik bir teknede...
"Mapus" yatmışlığından dolayı, o pek istemese de "siyasi paslar" atıyorum. "Siyasi safı", Mahir Çayan'ın kurduğu THKP-C'si olmuş... Peki, bugün hangi siyasi sularda yüzüyor? "Siyasi düşüncelerimde bir 'dönme' yok ama fikirlerim ve vizyonum gelişti. Zaten yurtdışına çıkmamın sebebi de 'memlekete bir de dışarıdan bakma' isteğimden doğdu."
Temel maksadımız "denize yelken açmak" olduğu için Varıer'in uzun uzun yaptığı siyasi tahlilleri "kısa pas" kabilinde tutalım.
1990'larda gittiği Fransa'da, özellikle Türkiye'ye ve insanlarına olan önyargılardan rahatsız oluyor: "Milliyetçi değil ama yurtsever bir tepki gelişti. Yanlış oluşturulan Türkiye imajının düzeltilmesi için de mücadele vermeye başladım."
Bunun için de "elit" bir spor olan yelkenciliğe ilgi duymaya başlıyor Varıer. Nihayetinde işi uluslararası yarış organizasyonlarına kadar götürüyor ve bugün İstanbul Europa Race'in organizatörü oluyor. 2007'de de Hürriyet Cup Yelken Yarışları'nı düzenlemişti.

1 milyar dolarlık spor
"İstanbul Europa Race gerçekten mühim bir yarış mı?" diyerek "derin sulara bir pas" atıyorum: "Evet. Çünkü 'Avrupa kimliği'yle yapılan tek yarış. Yarışmacılar da yelkenin zirvesinde yer alan isimler." Konuya hâkim olmak için, "Burada yarışanlara futbolun Ronaldo'ları diyebilir miyiz?" diyerek attığım "futbolvari pas"a da aynı kesinlikte "Evet" yanıtını veriyor Varıer: "Yelkenin Ronaldo'ları, Zidan'ları, Maradona'ları yarışıyor. Katılımcılar dünyanın en büyük yarışları olan American's Cup ve Volvo Race'e de katılan isimler."
"Büyüklük" denilince bir ekonomi gazetecisinin gözlerinin önüne illaki "parasal rakamlar" gelir. Soruya ne hacet, işte cevap: "American's Cup'ta 6 tekne yarışır. Bir ekibin bütçesi 100 milyon eurodur. Yarışın toplam bütçesi tahminen 300 milyon euro. Volvo Race'te ise ekip bütçesi 30, yarış bütçesi ise 60 milyon euro." Bu pahalı sporun dünyada yarattığı ekonomik büyüklük ise 1 milyar dolar civarında.
Ala. Peki, bu yarışların rotası olan şehirlerin kazancı ne? Varıer, bu pası Valencia örneğini vererek alıyor: "American's Cup'ın son ev sahibi İspanya'nın Valencia şehri oldu. 5 milyon turist gitti yarışları izlemek için. Bunlar paralı turistler. Kişi başı 1000 euro harcansa 5 milyar euroluk bir ekonomi oluşur."
Valencia'da yapılan 2007 American's Cup'ı kazanan takımının sponsoru İsviçreli Alinghi. Fakat memleketinde deniz olmadığı için hakkını yine Valencia'ya satmış; 300 milyon euro karşılığında.

500 bin euro veren olmadı
Epey bir dünya sularında dolaştırdıktan sonra, bizim İstanbul yarışına getiriyorum topu ve "bütçemizi, kazancımızı ve kıvancımız"ı soruyorum Varıer'e: "6 milyon euroluk bir bütçe oluşturdum ama 1 milyonu eksik kaldı, o yüzden TV canlı yayınını kaldırdım. Yarış sayesinde İstanbul 50 milyon dolar değerinde bir tanıtım yapmış oldu."
"Adında 'İstanbul' olan bir yarışta neden Türkiye'den takım yok?" sorusuna ise engel olarak "zihniyet ve futbol"u söylüyor Varıer. Nasıl mı? Şöyle: "Bu yarışa katılabilecek 3-4 sporcumuz var. Onlarla takım kurmak için görüştük. Sonra 500 bin euro destek verecek bir sponsor aradık. Büyük şirketlerin hiçbiri kabul etmedi. 'Biz yelkende yokuz. Futbolda varız' dediler. Türk markaları reklam yapmadan reklamı öğrenemedi. Bu anlamda Avrupa'nın 20 yıl gerisindeler. Evet, futbola sponsor olup kendini milyonlarca kişiye tanıtırsın ama yelken, tenis gibi sporlar elittir ve getirileri farklıdır."
Oyunu açacak pas "elit" kelimesi: "Yelken takımlarına sponsor olan firmalar, yarış etabı olan ülkelere gider ve potansiyel yatırımlar için üst düzey ilişki kurmaya çalışırlar. Bizim yarış sırasında İspanyolların 20 şirketi geldi Türkiye'ye. Gaye hükümet, belediye, işadamlarıyla görüşüp ilişkiler kurmak. Özellikle sanayi atıkları, çevre temizliği, çöp toplama gibi alanlarda faaliyet gösteren firmaların Türkiye Yatırım Ajansı ile kontakları var. Yarışımızda yer alan ve su, atık gibi alanlarda uzmanlaşmış Fransız Veolia Environment firmasının gözü Türkiye'nin 70 milyar euroluk pastasında. Çünkü AB uyumu çerçevesinde Türkiye'nin 3 yıl içinde yapmak zorunda olduğu 34 milyar euroluk, 2025'e kadarsa 70 milyar euroluk yatırım var. Bu yatırıma göz diken Veolia, yarış sayesinde Türkiye'de ayrıcalıklı ilişkiler kurma fırsatı buldu."

Erdoğan'dan torpil isteyecek
2011'deki yarışında Türkiye'den de bir takımın olması için Varıer, Başbakan Erdoğan'ın kapısını çalacak. Yani, sponsor işini tepeden çözecek: "Öyle. Başbakan'dan en azından büyük firmaların bizim ne dediğimizi daha dikkatli dinlemelerini sağlamasını rica edeceğiz. Türkiye'de statükocu kurumsal iletişim müdürlerini aşıp büyük patronlara ulaşamıyorsunuz çünkü... Başbakan söylerse en azından kendimizi anlatma şansımız olur."
İstanbul Europa Race'in ilkini ticari açıdan kafa kafaya bitirmeyi hesaplayan Cumali Varıer, 2011 ve sonrasında ise kâr hedefliyor: "Öncelikle bu yarışı marka yapıp değerini artırmak istiyorum. Bu tür yarışlarda kâr oranı yüzde 10'dur. 2011'de İstanbul ismini vermek ister mi bilmiyorum ama ben bu kez start'ı değil finish'i burada yapmak istiyorum."
Siyasi mücadelesinden ötürü 12 Eylül'ün hayatından 6 yıl çaldığı Cumali Varıer, çıktığı yurtdışında gözünü kulağını memlekete kapatmak yerine hayallerinin peşinden koşmaya devam eden bir isim. Üstelik bu hayallerin içinde de en büyük yeri memleketi; Türkiye kaplıyor...


70 MİLYON DOLARLIK O FİLMİ ÇEKEĞİM
Aynı zamanda prodüktör olan Cumali Varıer, 10 yıldır bir film yapmak istiyor. Öyle böyle değil, 70 milyon dolar bütçeli ve 50 milyon kişinin izleyeceği bir film.
"Özellikle sinema çevresi buna pek inanmıyor. Daha önce de bir ABD'li yapımcı gelip Gılgamış'ı çekeceğim dedi ama yalan oldu" diyerek, "ters bir pas" atıyorum.
Varıer ise iddialı: "Bütçenin yüzde 60'ı AB fonlarından gerisi de yatırımcılardan sağlanacak. Aslında parayı verecek iki yatırımcı buldum ama filmin yönünün değişmesini istemediğim için beklemeye aldım onları."
1492'de İspanya'dan sürülen ve Osmanlı'nın kucak açtığı Yahudilerin öyküsünü "objektif" bir biçimde anlayacağını söylüyor Varıer: "Bu, bizim tarihimizin beyaz sayfasıdır. Medeniyetler çatışmasına bir atıf olacak."
10 yıldır hayalini kurduğu bu film için 2010 yazında "motor" diyeceğini söyleyen Varıer, "2011'de ise sinemalarda olacak" diyor. Başrollerde Fransız Jean Reno kesin gibi ama Natalia Portman plase... Varıer, Türkiye'den ise Yetkin Dikinciler'i düşünüyor, İkinci Beyazıd'ı oynaması için.


İstanbul Europa Race'ta yarışan takımlar
Foncia
Veolia Environnement
Paprec Virbac 2
Groupe Bel
1876
DCNS
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.