• BIST 103.328
  • Altın 193,027
  • Dolar 4,6479
  • Euro 5,4758
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 26 °C

Yaprak dökümü: Artık Zapatero'da yok

Yaprak dökümü: Artık Zapatero'da yok
AB elitleri istemedi Zapetero, Papandreu ve Berlosconi'nin arkasından koltuğu bıraktı. İspanya'da seçilmişler yerine atanmışların iktidarı kapıda!

MURAT EMEN-EMEN&EMEN
Haftanın Ekonomik Görünümü 21-26 Kasım 2011
İSTANBUL-
İspanya'da yapılan erken seçimlerde Zapetero aday değil. Muhalefetin ağırlıkta olduğu İspanya'da iktidar değişti. AB elitlerinin istemediği liderlerden olan Zapetero, Papandreu ve Berlosconi'nin arkasından koltuğu bıraktı. Acaba İspanya'da da seçilmişler yerine atanmışların iktidarımı kapıda!
AB bünyesinde yaşanan bu değişmeler bize 1960'dan buyana yaşadığımız bazı gerçekleri hatırlatıyor. Bizimde yakından yaşadığımız bu kritik dönemleri Güngör Uras köşesine taşımış.
Gerçekten bugünün AB'sinde yaşananların benzerliği çok fazla.
1960 yılında askerler iktidara el koydu. Gene dışarıdan para bulmak gerekiyordu. Parayı verecek olanlar, para bekleyenlere IMF'de görevli Kemal Kurdaş'ın ismini verdiler. “Onu bakan yapın. Bizimle o konuşun” dediler. Kurdaş Maliye Bakanı oldu. Para trafiğini yönetti. İşler düzelince bakanlıktan ayrıldı.
emen-askerlik.jpg
Dünya bunlarla uğraşırken Türkiye paralı askerliği konuşuyor. Leman dergisi de konuyu kapağına taşıyarak TV reklamlarından esinlenerek gündeme katıldı.

1970 yılında askerler gene iktidara el koydu. Gene dışarıdan para bulmak gerekiyordu. Parayı verecek olanlar, Dünya Bankasında çalışan Atila Karaosmanoğlu'nun ismini verdiler. Karaosmanoğlu 1971 Mart'ında Başbakan yardımcısı oldu. Tıkanıklığı açtı.
2000 yılının sonunda ekonomi duvara tosladı. Döviz gerekiyordu. Dışarıdan para gönderecek olanlar, para bekleyenlere Dünya Bankası'nda çalışan Kemal Derviş'in adını verdiler. Derviş Amerika'dan geldi ve Ekonomiden sorumlu bakan oldu. Sorunlar çözüldü.
Güngör Uras, özetle “parayı veren düdüğü çalar” diyor. Bu üç isimde Batı'nın finans kuruluşlarında çalışan, deneyimli, batılıların tanıdığı ve güvendiği isimlerdir. Üç isimde döviz sorununu çözmek için Batılı çevrelerle birlikte özel istikrar programları hazırladı. Bu programları o dönemlerde işbaşındaki geçici hükümetler uyguladı. Ekonomi bu istikrar tedbirleri ile ayağa kalkmağa başlarken geçici hükümetler seçime gitti. Seçimi kazanan partiler rahat ettiler.
İşte bu model şimdilerde Yunanistan ve İtalya'da uygulanacak. Yunanistan'da Papadimos, İtalya'da Monti, bu ülkelerin Kemal Kurdaş'ı, Attila Karaosmanoğlu'su ve Kemal Derviş'i. Bu ülkelerde koalisyon hükümetleri kuruldu kurulacak ve IMF, AB Merkez Bankası ve Merkel ile Sarkozy ile ülkelerinin yol haritasını belirleyecekler.
Sonrada ülkelerine dönerek koalisyon hükümetlerinin desteği ile istikrar tedbirlerini uygulayacaklar. Önceden alınan kredilerin ödenebilmesi, sistemin çökmemesi için alınacak ek kredilerin sağlam kazığa bağlanması için işlerini tamamlayarak seçime karar verecekler. Onlar bunu ilk defa görecekler ama biz bu filmi birkaç defa gördük.
Son zamanlarda (yayılmaya çalışılan) psikolojinin piyasalar üzerinde ne kadar etkili olduğunu net bir şekilde görüyoruz. Kötü şöhretine rağmen Berlusconi ve son derece zor bir dönemde başa geçen Papandreu sanki AB'nin ve IMF'nin talep ettiği her yasayı ve düzenlemeyi meclisten geçirmemiş, her türlü kemer sıkma politikasını kabul etmemiş gibi piyasalar bu kişilerin yerine atanan teknokratları bir anda baştacı yapıverdi.Oysa hiçbir zaman verimsiz çalışan veya AB karşıtı hükümetler sorunu zaten yaşanmamıştı. Sorun “Konu ekonomi”.
Dolayısıyla verimli çalışan bir karar mekanizmasının başındaki kişinin değişmesi önemli bir gelişme değil.Nitekim ECB'nin piyasadan alım yapmasının ardından oluşan olumlu havayı bu gelişmeye bağlayanlar, geçtiğimiz hafta başında ECB'nin çekilmesi ile acı gerçekle karşı karşıya kaldılar.(Dünya-Manukyan)
Bizde de geçmişte Kurdaş,Karaosmanoğlu veya Derviş gibi yetişmiş teknokratlarımız yok mu idi ki de ABD'den ithal ettik diye hayıflanırım.Benim bildiğim o seviyede onlarla teknotratımız vardı, belki daha iyileri Ama amaç o değil. Borç verenlerin amacı tanıdıkları, bildikleri aynı dili konuşan insanlarla piyasalara ayrı bir motivasyon vermek. Yoksa onların allami cihan olmaları değil.

FRANSA'NIN AAA RATİNGİ CİDDİ OLARAK SORGULANIYOR

Her ikisi de AAA ratingine sahip Fransa ve Almanya bonoları arasındaki getiri farkı 1.91 seviyesini gördü. Normal zamanlarda bu oran 0.25-30 bandında dolanıyordu. Dolayısıyle alıcıların gözünde Fransa'nın AAA notu ciddi biçimde eleştiriliyor. Yakın zamanda Fransa'nın notunun gündeme getirilmesi mümkün diye düşünülüyor.
S&P'nin geçtiğimiz haftalarda yaptıgı ve sonra geri aldığı Fransa'nın notunu düşürme olayı güzel bir sinyal gibi algılanabilir.

İNGİLTERE EKONOMİSİ KAYGI UYANDIRIYOR

emen-king.jpg

İngiltere Merkez Bankası Başkanı ülke ekonomisinin geleceğine ilişkin karamsar açıklamalar yaptı. Başkan Mervyn King ekonomide durgunluğun önümüzdeki yıl ortalarına kadar sürebileceğini söyledi. King Euro Bölgesi borç krizinin İngiltere ekonomisine yönelik 'en büyük risk unsuru' olduğunu kaydetti.
Merkez Bankası, 2011-2012 ekonomik büyümeye ilişkin tahminlerini yüzde 1'e çekerek, küresel ekonomik durumun tahmin edilenden daha kötü durumda olduğunu bildirdi.
İngiliz ekonomisi geçen yıl resesyondan çıksa da, ülkedeki ekonomik büyüme hızı yüzde 0,5 civarında seyrediyor. King'in değerlendirmesi İngiltere'de son işsizlik verilerinin açıklanmasını takip ediyor.
Ülkede işsiz sayısının temmuz-eylül döneminde 129 bin kişi artarak, 2 milyon 620 bin kişiye ulaştığı açıklandı. İşsizlik oranı yüzde 8,3 olarak açıklanırken, ülkede işsizlik yardımı alanların sayısı 5 bin 300 kişi artarak, ekim ayında 1 milyon 600 bin kişiye ulaştı.2 milyon 620 bin işsiz sayısının, ülkede 1996 yılından bu yana görülen en yüksek oran olduğuna dikkat çekildi.
Ülkenin Ulusal İstatistik Kurumu'ndan yapılan açıklamaya göre, 16-24 yaş grubunda işsiz olan gençlerin sayısı ise 1,02 milyon kişi oldu.
İngiltere genç nüfustaki yüzde 21,2'lik işsizlik oranıyla, Avrupa'da İspanya, Yunanistan ve İtalya gibi ülkelerin gerisinde, Fransa ve Almanya'nın ise önünde yer alıyor.

AB'DEN KREDİ DERECELENDİRMEYE DENETİM

AB Komisyonu, ülke ve şirketlerin borç ödeyebilme kapasitelerini değerlendiren kredi derecelendirme kuruluşlarına daha sıkı kurallar getirmeye hazırlanıyor.
Barnier bazı kredi notlarındaki zamanlamanın dikkat çektiğini söyledi Komisyon, Standard & Poors, Moodys ve Fitch gibi kuruluşların, daha sıkı kurallarla çalışması, kendileri ve derecelendirmeyi nasıl yaptıkları konusunda daha şeffaf olması ve hata yaptıklarında sorumluluğu üstlenmeleri gerektiğini belirtti.

emen-barnier.jpg

Yatırımcılar, kredi derecelendirme kuruluşlarının değerlendirmeleri ışığında, borç alan ülke ve şirketlerin durumu konusunda yargıya varıyor. Kredi notunun düşürülmesi, borçlanma faizinin artmasına neden oluyor.
AB Komisyonu'nun Bankacılık ve Mali Hizmetlerden Sorumlu Üyesi Michel Barnier, kısmen özel yatırımcıların sahip olduğu kredi derecelendirme kuruluşlarının, insanlar üzerinde büyük bir etkisi olduğunu söyledi.

FRANSA KAZASI

Barnier, "Kredi derecelendirme kuruluşlarının notları, piyasaları, genel olarak ekonomiyi ve dolayısıyla Avrupa vatandaşlarının refahını doğrudan etkiliyor. Sadece dile getirilen bir görüş değil" dedi. Barnier ayrıca, bu kuruluşların değerlendirmelerinin mutlak doğru olmadığını ve geçmişte pek çok kez hata yaptıklarını vurguladı.
Standard & Poors, geçen hafta kazayla Fransa'nın kredi notunu düşürmüş ve daha sonra bunun teknik bir aksaklıktan kaynaklandığını açıklamıştı.
Özellikle kamu maliyesi zor durumdaki Yunanistan, İrlanda ve Portekiz gibi ülkelerin kredi notunun düşürülmesi, bu ülkelerin borçlanma faizlerini önemli oranda yükseltiyor.
Michel Barnier, bazı ülkelerin kredi notunun düşürülmesinin çok zarar verdiğini söyledi.
Barnier, "Bazı not değişikliklerinin zamanlaması da beni hayrete düşürüyor. Örneğin bir ülke için uluslararası yardım programı müzakerelerinin tam ortasında, kredi notu açıklaması yapılıyor. Bu kredi derecelendirmelerinin piyasalarda daha fazla çalkantı yaratmasına izin veremeyiz" diye konuştu.
Kendilerinin dışındaki not indirimlerine ses çıkarmayan AB mızrağın ucu kendilerine dokununca hareketlendiler ve karşı taarruza geçtiler.

MACARİSTAN YİNE IMF KAPISINDA

emen-imf.jpg

Macaristan hükümeti, geçen yıl IMF'yle olan kredi anlaşmalarını uzun vadede iptal etmiş ve cari dengeleri piyasa üzerinden devlet tahvilleri satışıyla düzenleyeceğini açıklamıştı.
Ülkede ekonomik büyümenin ve mali istikrarın beklendiği gibi gelişmemesi, hükümeti tekrar IMF'nin kapısını çalmak zorunda bıraktı.
Başbakan Viktor Orbán'ın Cuma akşamı yaptığı açıklamaya göre, Macaristan IMF'yle kredi anlaşması yapmak için resmi olarak da başvurdu.Yapılan ilk açıklamalara göre, hükümet IMF'yle cari dengelerin korunması amacıyla öncelikle bir "teminat" anlaşması yapmak istiyor.
Yani, aslında IMF'den somut bir kredi almadan, sadece IMF'nin Macaristan'ın cari dengelerinin korunması yolunda "teminat vermesi" amaçlanıyor.
Bu pratikte, kredi alınmayacağı, ancak Macaristan darda kalırsa, IMF'nin muslukları açacağı anlamına geliyor.
Burada amaç, uluslararası piyasaların Macaristan'a olan güvenini korumak ve kredi derecelendirme kurumlarının, Macaristan'ın kredi notunu düşürmesini engellemek.
Konu diğer bir yönü ile Avusturya'yı da yakından ilgilendiriyor. Macaristan ile sıkı bağları bulunan Avusturya'nın ratingi de Macaristan uçurumdan düştükçe sorgulanan diğer bir konu.
Ancak yorumcular, böylesi bir anlaşmanın Macaristan'a yetmeyeceği ve IMF'nin de buna yanaşmayacağı düşüncesindeler.
Pratikte, Macaristan'ın yıllık cari gereksinimi kadar, yani 4 milyar Euroluk bir kredi anlaşması imzalanması bekleniyor.
Bu anlaşmanın detayları görüşmelerin ardından belli olacak.

emen-abd.jpg

ABD'DE NELER OLUYOR

Süper Komite çalışıyor

23 Kasıma kadar ABD'de Demokrat ve Cumhuriyetçilerden kurulmuş bulunan Süper Komite bütçe kısıntıları üzerinde bir uzlaşmaya varamaz ise ABD'nin ratingi de tekrar görücüye çıkacak gibi.Ancak yukarıda KAL'ın çizgilerinden çıkan sonuç durumu güzel özetliyor.
ABD bugünlerde gelecek yıl yapılacak seçimlerin mücadelesine tanık oluyor. Cumhuriyetçi kanatta kıyasıya bir adaylık bir mücadelesi var. Son zamanlarda manşetlerde olan bir Türk dostu politikacı var.
ABD'de bulunduğum 2000'li yılların başlangıcı, TV'de ABD Temsilciler Meclisini izliyorum. Chairman Newt Gingrich konuşuyor. Birden konuşma dikkatimi çekiyor çünkü Atatürk'ten bahsediyor. Ağzım açık kalıyor. Tarihçi olan Gingrich özetle” devrim böyle aylarca konuşularak sakız edilerek yapılmaz beyler. Bakın Türkiye'nin Atatürk'üne ve devrimleri nasıl kısa zamanda yapmış örnek alın.” diyor.
Bir dönem kanser tedavisi gören eşini bırakarak ikinci evliliğini yaptığı için aşk skandalı nedeniyle başkanlık yarışından çekilen Gingrich gene sahnede. Bu sefer ikinci değil üçüncü ilişkisini yaşayan Gingrich'in bu konuda zorlanması bekleniyor. Diğer adaylar Herman Cain, Rick Perry ve Mit Romney. Adaylardan Herman Cain yıldızı yüksek iken bir seks dedikodusuna adı karıştırıldı. 2012 yılında bu konular gündemi işgal ederken, ABD ekonomisinin geleceği Süper Komitenin elinde bekliyor.

emen-cain.jpg

TÜRKİYE

Cari denge ve enflasyon kontrol altında

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, “Enflasyon yüzde 70 olasılıkla, 2011 yılı sonunda yüzde 7.8 ile yüzde 8.8 aralığında” dedi.
Başçı, Türkiye Bankalar Birliği’de yaptığı sunumda, “ekonomide süregelen iç ve dış talep dengelemesinin bir sonucu olarak cari dengenin iyileşmeye devam ettiğini söyledi.
Başçı” Merkez Bankası, fiyatlama davranışlarındaki olası bir bozulmayı engellemek için Ekim ayında politika duruşunu sıkılaştırmıştır. Orta vadede küresel iktisadi faaliyetteki zayıf görünümün enflasyon baskılarını kontrol altında tutması beklenmektedir” diye konuştu.
Başkan Başçı konuşmasında, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarına dair risklerin dikkatle takip edileceğini ve orta vadeli enflasyon görünümünün bozulmaması için gerekli tedbirlerin alınacağını ifade etti.

PİYASALAR

Küresel piyasalardaki olumsuz hava etkisini sürdürüyor.

Euro bölgesindeki borç krizinin çözümüne ilişkin Almanya ve Fransa arasındaki görüş ayrılığı olduğu haberi ve Fitch'in ABD bankalarına not uyarısında bulunması, moral arayan piyasalarda huzursuzluğu artırdı. IMKB'de yaşanan düşük işlem hacmi ve yatay seyir hakimiyetini sürdürüyor. Perşembe günü 55300 bölgesine çekilen endeks, özellikle banka kağıtlarında ki satışla düşüşünü sürdürdü ancak endeks 55.000 de tutundu.
Piyasa yurtdışından etkileniyor. İçerde de yüksek cari açık sıkıntı yaratıyor. Bunda 2012 beklentilerinin olumsuz etkisi de var. Piyasalar kırılgan.
Yurtiçinde yaşanan likidite sıkışıklığı ve hacımdaki düşüşle birlikte gösterge faiz 10.70'e yükseldi.Likiditeyi sıkma devam ederse faizler %11 bileşik seviyesini görebilir deniliyor. Yurtdışındaki bozulmaya paralel yabancı çıkışı görülebilir.

DOLAR YÜKSELİŞ TRENDİNDE

İspanya'nın başarısız tahvil ihalesi ve bölge ülkelerinin tahvil faizlerinde görülen artışların ardından piyasalar olumsuza dönerken, TCMB'nin düşük montanlı döviz satım ihalesi doları 1.8160'a kadar taşıdı.
Başbakan Yardımcısı Babacan yaptığı konuşmada, şartların sık değiştiği bir ortamda 3 ay, 6 ay yerinde duracak bir para politikası beklenmemesi gerektiğinin altını çizdi. Babacan, Avrupa'daki durum ve Ortadoğu'daki ekonomik ve politik nedenlerle önümüzdeki dönemde belirsizliklerin çok yoğun ve karmaşık olacağını söyledi. Belirsizlikler çok yüksek diyen Babacan, “Hiçbir şey sürpriz olmamalı, kimse bu kadar beklemiyorduk dememeli. Öyle bir dönemden geçiyoruz ki, bu dönem son yüzyılın hiçbir dönemi ile mukayese edilmemeli.
Bu dönemde ülke; Sağlam bir kamu maliye yapısına, bankacılıktaki sıkı duruşuna, devam edecek.” diye ilave etti.
Bölgedeki siyasal gelişmelere gelince;
• Suriye'deki çatışmalar ciddiyetini koruyor. Yakında önemli gelişmeler olabilir. Başer Esad taviz vermiyor.
• Mısır'da iktidarı elinde tutan Ordu'ya karşı Tahrir meydanı karıştı.
Genel söylem; Arap baharı bahane. ABD Ortadoğu'da kendine yakın bir yönetim oluşturuyor. Suriye'de bu plana dahil. Suriye konusunda Arap Birliği yanında Türkiye, ABD ve Fransa yakın temas ve istişare halinde.
Esenlikle Kalın

(DİKKAT: Haftalık ekonomik ve politik yorum Emen&Emen tarafından turkiyeturizm.com için hazırlanmaktadır. İzinsiz kopyalanıp kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Aksi takdirde Basın Yasası ve Telif Hakları Yasası'na göre yasal işlem yapılacaktır) 
 

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.