• BIST 88.735
  • Altın 228,704
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 27 °C

Yabancı gelmeye hevesli değil

Yabancı gelmeye hevesli değil
Dünya Gazetesi’nde Alaattin Aktaş yabancı yatırımcının geldiğini değil, gittiğini yazdı. Aktaş, Türkiye ekonomisine bakıldığında yabancı DIBS’ten çıkıyor.

MURAT EMEN-EMEN&EMEN
Haftalık Ekonomik Bülten  2-7 Haziran 2014
İSTANBUL -
Dünya Gazetesi’nde Alaattin Aktaş yabancı yatırımcının geldiğini değil, gittiğini yazdı. Akta, Türkiye ekonomisine bakıldığında yabancı DIBS’ten çıkıyor. Eğilim bu yönde.Yabancı bu piyasaya girmeğe hevesli değil. Tam tersine yavaş yavaş çıkmağı tercih ediyor. Bu öncü gösterge pek hayra alamet bir geleceği ifade etmediğin belirtiyor.

alaattin-aktas.jpg

Aktaş yazısında özetle: “Giriş değil, net çıkış var. Yabancı yatırımcı yılın ilk dört buçuk ayında DİBS piyasasında 4.3 milyarlık çıkış gerçekleştirdi. Biliyorsunuz ki önemli olan DIBS piyasasıdır. Hisse senedi piyasası değil. Hisse piyasasına gelen sadece döviz açısından önem arzeder. Ama yabancı yatırımcı gelip devlet iç borçlanma senetlerini almak isterse bunun çok anlamı ve sonucu vardır” diyor.

TÜRKİYE DOSYASI
GEZİ'NİN BİRİNCİ YILI

Gezi olaylarının birinci yılını kutluyoruz. Masumane duygularla bir çevre hareketi olarak başlayan ancak Hükümetin ters tepkisiyle karşılaşılan olaylar sadece ülkede değil, bütün dünyada büyük yankı uyandırdı. Olaylarla birlikte Erdoğan ve AKP Hükümetinin hala da devam eden sertleşme sürecini yaşadık.

gezi1.jpg

İngiliz Guardian gazetesi Gezi Parkı protestolarının birinci yıldönümüyle ilgili haberinde, Türkiye'de Gezi sonrası yaşanan siyasi gelişmeleri irdeliyor.
"Yaz isyanın hayaleti dersini almamış gibi görünen Başbakan'ın üzerinde dolaşıyor" yorumunu yapan gazete, "Erdoğan yolsuzluk iddiaları karşısında ülkeyi kendisine sadık olanlar ve hainler olarak bölme stratejisine yöneldi" diyor.
Haberde, "Hükümetin ödün vermez tavrı ve polisin sert müdahalesi protestoların kısa sürede tüm ülkeye yayılmasına neden oldu. Bir çevre hareketi, ülke liderinin giderek artan otoriterliğine karşı bir isyana dönüştü" deniyor.
Gazete Türk Tabipler Birliği'nin verilerine dayanarak protestolarda sekiz kişi öldüğünü, 8,000 kişinin yaralandığını, 104 kişinn başından ağır darbe aldığını, 11 kişinin de, çoğu polisin kullandığı plastik mermiler sonucu, birer gözünü kaybettiğini aktarıyor.

guardian_1.jpg

'KORKU DUVARI YIKILDI'

Gazeteye konuşan feminist aktivist Mehtap Doğan, polisin sert müdahalesinin protestocuları caydırmadığını belirterek, "Gezi korku duvarını yıktı" diyor.
Hükümetin "alışveriş merkezi planlarından vazgeçtiğini ancak hızla muhalefeti bastırmaya yöneldiğini" savunan gazete, "protestolara destek verenlerin, bunların haberini yapanların, hatta Twitter'den protestolarla ilgili mesaj atanların işlerini kaybettiğini, yüzlerce kişinin yargılandığını" kaydediyor.
Gazete, suç işlemek için örgüt kurmak suçlamasıyla yargılanan ve 29 yıla kadar hapsi istenen Taksim Dayanışması üyesi 63 yaşındaki Mücella Yapıcı'nın 'Gezi Parkı daha bir başlangıç" dediğini aktarıyor.
Guardian'a göre Yapıcı, "Haziran'da yeni bir dayanışma doğdu. En önemlisi, insanlar maruz kaldıkları adaletsizliğe ve kendilerine karşı işlenen suçlara karşı seslerini yeniden yükseltmeyi öğrendiler. Gezi demokraside bir derstir" diyor.

guardian_3.jpg

Haber şöyle devam ediyor:
"Protestolardan bir yıl sonra, yazdaki isyanın hayaleti, giderek artan bir şekilde dersi almamış gibi görünen Başbakan'ın üzerinde dolaşıyor. Erdoğan yolsuzluk iddiaları karşısında ülkeyi kendisine sadık olanlar ve hainler olarak bölme stratejisine yöneldi. Polis ve yargıyı karşıt görüşlülerden arındırdı. Güçler ayrılığını zayıflatacak yasalar çıkardı."
"Muhalefeti bastırmak için medya üzerindeki baskı artırıldı. Twitter geçici olarak kapatıldı, YouTube'a Türkiye'den hâlâ erişim yok. Erdoğan hâlâ 'Gezi provokatörlerini' Türkiye'ye karşı komplo içinde olmakla suçluyor."
Mücella Yapıcı da 'polisin ve devletin artan şiddetinin, tırmanan baskınını ve baskıcı yasaların korkuya işaret ettiğini' belirtip şu yorumu yapıyor:
"Korkuyorlar çünkü birbirimize tutunduğumuzda neleri başabileceğimizi gördüler. Bize saldırıyorlar ve saldırmaya devam edecekler. Önümüzde çok zor zamanlar var."
Guardian gazetesi, Başbakan Erdoğan'ın ise parti grup toplantısında yaptığı konuşmayı aktarıyor ve Başbakan'ın "ülke içinde ve ülke dışındaki provokatörleri suçladığını" yazıyor.
Antropolog gazeteci Ayşe Çavdar Guardian'da "Gezi siyasetin temellerini ve dilini kökünden değiştirdi" derken, protestolar sırasında gönüllü olarak çalışan İncilay Erdoğan adlı bir doktor ise Gezi olaylarının farklı etnik ve dinsel gruplarla farklı sınıflardaki insanların daha fazla dayanışmasını sağladığını belirtiyor.

EKONOMİ YÖNETİMİ
Geçtiğimiz hafta Türkiye Bankalar Birliği  Genel Kurulu yapıldı. Eski yıllarda 1991 öncesi TBB'nin doğal Başkanı TCMB Başkanı idi. Sunum konuşmasını yapan Başkan'dan önemli mesajlar beklenir ve arkasından sektörün dertlerini dinlerdi. Rüştü Saraçoğlu bu düzeni değiştirip 5 büyük bankanın genel müdürlerinin sıra ile başkanlık koltuğuna oturduğu bir düzen yarattı. Böylece suskun kamu bankalarının TBB üzerindeki hakimiyeti başladı.
Geçtiğimiz hafta yapılan toplantıda TBB Başkanı'nın söyledikleri bir sürü parlak laf salatası idi. Efendim bankaların verdikleri kredilerle bilmem kaç km yol yapılırmış. Nerede bankacılık sektörünün sorunları. Hiçmi talebiniz yok hükümetten. Yıllardır yakındığınız devşirme “zimmet” maddesi bankacının korkulu rüyası olmaya devam ederken, niye genel kurulda bunu dile getirmezsiniz. Ersin İnce'nin başkan olduğu yıllarda Sn. İnce her vesile ile bu maddeyi, bu tersliğin bankacıyı ürküttüğünü, aktif bankacılığı önlediğini anlatırdı. İşler şubeden başlar. Ama şube müdürü ileride teklif yaptığı şirket batarsa ne olurun sıkıntısı ile iş yapmağa çekinirdi. Bu nedenle son on yılda Türk bankacılığı bireysel bankacılık konusunda alabildiğine yol almıştır. Ama kurumsal bankacılık Maalesef kadük kalmıştır. Bütün bunların konuşulduğu, dile getirildiği bir genel kurul olması gerekir.

gezi2.jpg

GÜNDEMİN ÖNEMLİ KONUSU FAİZLER. EKONOMİ YÖNETİMİ FAİZ KONUSUNDA İKİYE AYRILDI

Ekonomi yönetiminin önde gelen isimleri, Merkez Bankası’nın faiz indirmesi için ikiye ayrıldı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci faizlerin yüksek olduğunu savunurken, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise Merkez Bankası’na destek verdi.
Başbakan Erdoğan, dün Meclis’te yaptığı grup toplantısında Merkez Bankası’nı faizleri sadece yarım puan indirdiği için “Sen bizimle dalga mı geçiyorsun” sözleriyle eleştirirken, bugün de Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi Başbakan’ın çıkışını destekledi.
“Aşırı değerli lira riski var, faizler yüksek” diyen Bakan Zeybekci, faiz konusundaki görüşlerini söylemelerinin Merkez Bankası’na baskı olmadığını savundu.
Bakan durumu toparlamaya çalışmakla beraber “sen bizimle dalga mı geçiyorsun” ifadesi kullanan Sn. Başbakan’ın üslübunu saklıyabilmenin imkanı yok. Gerçekten yakışık almıyor. Bir Obama’nın FED Başkanı Yellen’e bu şekilde hitap edebilirmiyi bir düşünün lütfen.. Bu da bizim kültür farkımız malesef.
Bu konuşmalarından arkasından TCMB'nin özerkliği ileri sürülerek bu özerkliğe müdahaledir diyenler oldu. Gerçekten müdahaledir. Herkes TCMB iceaatını tenkit edebilir. Bu eleştiridir. Ama bunu yapan Başbakan ise resmen müdahaledir. Bu konuda ısrarını sürdüren Başbakan'ın tavrı pazartesi günü Merkezin vereceği sunumda ne olaak piyasalar merak ediyor.
Madalyonun  birde öbür yazı var. Orada da Merkez’e destek verme cesareti bulabilen takdire şayan iki tane değerli bakan var.
Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, dün yaptığı konuşmasında “Kurumlar ana ilkelerinden taviz vermediği sürece önümüz açık” sözü üstü kapalı olarak Merkez Bankası’na arka çıktığı yorumlarına neden oldu.
Bugün de Maliye Bakanı Mehmet Şimşek daha açık bir şekilde Merkez Bankası’na sahip çıktı “prensip olarak Merkez Bankası'nın politikaları üzerine yorum yapmadım. MB'nin bağımsızlığı, kredibilitesi Türk ekonomisinin geleceği açısından çok önemli. MB konusunda Başbakan Yardımcısı Babacan ile aynı görüşteyim”ifadesini kullandı.
Geriye dönüp baktığımızda Merkez ne zaman 5 puan birden artırşti. Kurlar alıp başını gittiğinde, dolar 2.30’lara fırladığında ilacın dozunu biraz artırarak 5 puan artırmıştı. Nitekim hasta iyileşti. Dolar tekrar geriledi. Şimdi faizleri şu ortamda 5 puan indirirseniz yanlış yaparsınız. 3 puan bie indirseniz gene yanlış yaparsınız.
Başbakan’a bende katılıyorum. Sıcak para ile yatırım yapılmaz. Verimli bir kaynak değildir. İstediğinde gidebilen bir kaynak işe yaramaz. Ama gelin görünkü son on yılın politikası ile tüketici konumuna gelen, bireysel borç batağına saplanmış ülkede, tasarrufun milli gelire oranı %12. Bununla istediğiniz şeyleri yapamazsınız.. Bugün cari açık için o sıcak paraya ihtiyacımız var.
Bu hafta gözler  TCMB Başkanı Başçı'nın  Bakanlar Kuruluna yapacağı sunumda olacak. Her zaman yapılmayan bu tür sunumların sonucunu piyasalar yakından takip edecek. Faiz konusundaki çekişmenin nereye varacağını Salı günü görmüş olacağız.

alaattin-aktas1.jpg

YABANCILAR ÇEKİLİYOR

Geçtiğimiz hafta Dünya Gazetesi’nde Alaattin Aktaş’ın bir yazısı vardı.Yabancı yatırımcının geldiğini değil, gittiğini vurgulayan bir yazı idi. İlginç olduğu için özetleyerek sunuyorum.
Yabancı yatırımcının Türkiye’ye yoğun biçimde döviz getirdiği iddiasını resmi rakamlar doğrulamıyor. Giriş değil, net çıkış var. Yabancı yatırımcı yılın ilk dört buçuk ayında DİBS piyasasında 4.3 milyarlık çıkış gerçekleştirdi. Biliyorsunuz ki önemli olan DIBS piyasasıdır. Hisse senedi piyasası değil. Hisse piyasasına gelen sadece döviz açısından önem arzeder. Ama yabancı yatırımcı gelip devlet iç borçlanma senetlerini almak isterse bunun çok anlamı ve sonucu vardır.
• Birincisi, yabancı DİBS’e geliyorsa faizin yükselmeyeceğine, kağıdın fiyatının düşmeyeceğine inanıyordur.
• İkincisi, Türk parasının çok değerlenmiyeceğine inanıyordur.Yani dövizin DIBS’ten fazla getirmeyeceğine inanıyordur.
• Üçüncüsü.  yabancı DIBS’e girdikçe talebi artar ve fiyatı yükselir ve faiz geriler.
Yabancılar DIBS’ten çıktıkça veya daha az aldıkça, devlet satabilmek için fiyatını yani faizini artırmak zorundadır.
Netice yabancı DIBS’ten çıkıyor. Eğilim bu yönde.Yabancı bu piyasaya girmeğe hevesli değil. Tam tersine yavaş yavaş çıkmağı tercih ediyor. Bu öncü gösterge pek hayra alamet bir geleceği ifade etmiyor.

ŞİMDİ GELELİM ESAS KONUYA 

 FAİZ KAVGASI İNŞAATTAKİ BU TABLO YÜZÜNDEN Mİ ÇIKTI ACABA?

Gene geçtiğimiz hafta Dünya Gazetesinde Sn. Alaattin Aktaş başka bir inceleme yazısı yayınladı ve ilginç bir değerlemede bulundu. Faizin sebebi acaba İnşaat sektörümü diye soruyor.
İki sektör piyasa için çok önemlidir. Biri oto alım-satımı diğeri inşaat sektörü. Görsel ve yazılı medyada son günlerde inşaat sektörünendeki ilan ve reklam artışının kaygı verici boyuta ulaştığını  görüyoruz.  Sektörde arz artıyor ancak talep yok. Konut satış istatistikleride hiç iç açıcı değil. Satışta geçen yıla göre düşüş var. Arzda gerilese idi mesele yoktu. Ancak kuvvetli bir arz fazlası var.Sorunda burada başlıyor.
Yazar “acaba” diyor. Faiz kavgasının sebebi inşaat sektörümü diye soruyor. Onun gördüğünü bizde görüyoruz. Sn. Başbakan’ın bu sefer kişileri hedef  alan öfkeli çıkışı.
Konuşmasının içeriğine bakılırsa asıl gerekçe sıcak para değil. Reel sektörü ayaklandıracak büyüme isteği. Faizler inince reel sektör hemen canlanmayacak. Ama bazı sektörler var ki hemen canlanma sürecini başlatacak. İnşaat sektörü gibi. Faizler yüksek olunca konut kredileride durdu ve sektör sıkıntıda. Şahsen bende Başbakan’a bu konuda katılıyorum.

gezi4.jpg

TCMB İNŞAAT SEKTÖRÜNÜN HEDEFİNDE

Dünya Gazetesinden Ömer Faruk Çolak, gene bu konuda ilginç bir yaklaşım sergiliyor.
Türkiye'de her iktidar döneminin ekonomide bir hedef alanı var. Adalet Partisi barajları ile anılırdı.Demokrat Parti köylü dostu bilinirdi. 12 yıllı AKP iktidarıda riki yıllarda inşaatçı dostu olarak anılacak. AKP zamanında Türkiye inşaat şantiyesine döndü. Bunun için etrafınıza bakmanıza gerek yok. On dakika TV reklamlarını izleyin göreceksiniz. Müteahhitler ayrıcalıklı sınıf ya da yeni seçkinler oldu.Bunlar paraları nedeni ile bu sınıfa terfi ettiler. Halk'ta bunlarla işbirliği yaptı. Gecekondusu olanlar kamu arazisine yerleşmişler,bunları müteahhitlere devrettiler. Yoktan daire sahibi oldular.
Gecekondusu olmayanlarda banka kredileri yolu ile konut edindiler. Bu mekanizma konut fiyatlarını sürekli yukarı çekti. Ancak son beş aydır reel konut fiyatları düşmeğe başladı. Buna birde Merkezin kredi hacmını daraltıcı politikası çerçevesinde faiz oranlarını yükseltmesi eklenince, konut satışları hızla düşmeğe başladı.”
Ömer Faruk Çelik'in makalesi bu minval üzerine devam ediyor. Sonuçta geldiği nokta şu;
“Salı gününden itibaren TCMB'nin bağımsızlığı yok olma sürecine girdi. TCMB artık hedeftir.Yeni bir dönem başlıyor. İnşaatçılar, kentsel rantçılar bu aşamada kazandık diye düşünüyor olabilirler.
Yazarın son cümlesi IMF Başkanı Lafarde'dan alınma.”Türkiye'de konut balonu patlamak üzere. En büyük yarayıda bugün kazandık diyenler alacak.

ORTADOĞU DOSYASI

MISIR’DA SEÇİMİN GALİBİ SİSİ

Mısır'da yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde resmi olmayan rakamlara göre geçtiğimiz Temmuz ayında Mursi'nin devrildiği askeri darbeyi yöneten eski Genelkurmay Başkanı ve Savunma Bakanı Abülfettah El Sisi geçerli oyların yüzde 96.7’sini, rakibi Hamdin Sabbahi ise yüzde 3.3’ünü aldı.

gezi5.jpg

Resmi sonuçların en geç 5 Haziran’a kadar açıklanacağı belirtilen seçimlere katılım oranı yüzde 47 olarak açıklandı. Oy kullanma hakkı olan 53 milyon 909 seçmenden sadece 25 milyon 342 bin 464’ünün oy kullandığı ve kullanılan oylardan yüzde 4'üne tekabül eden 2 Milyon 29 bin 698 oyun geçersiz sayıldığı belirtildi.
Sisi destekçileri tarafından, Kahire’nin Tahrir, İskenderiye’nin Sidi Cabir meydanlarında sabaha dek kutlamalar yapıldı.
Seçimi, Müslüman Kardeşlerin öncülük ettiği Meşruiyete Destek ve Ulusal İttifak, Güçlü Mısır Partisi, 6 Nisan Gençlik Hareketi ve Darbe Karşıtı İttifak grupları boykot ederek, oylamaya katılmadı.
Geçtiğimiz hafta bir vesile ile sohbet ettiğim bayan, bir Mısırlı ile evli ve yıllardır Kahire’de yaşıyorlar. Gezmek için dostları ile İstanbul’a gelmiş. Onunla Mısır ve son seçimleri konuştuk. “Mısırlı çok akıllı. Devletin diş işlerine katılmasını katiyen istemiyor. Bu bakımdan Mursi yanlıları Müslüman Kardeşler olayı Mısır’da bitti. General Sisi şimdilik kuvvetli durumda. Ancak nüfusun önemli kısmı Hiristiyan. Bu dengede onlarında payı var. İstikrar için biraz beklemek gerekecek. Mübarek bir şanstı Mısır için. Ancak son yıllarında çocuklarına yönetimi devredince “Ne oluyoruz.Tekrar Krallığa mı dönüyoruz” lafları Mübarek’i bitirdi. Mübarek’in biraz zamanı olsaydı. Herşeyi düzeltebilirdi. Ancak Mursi yanlıları acele ettiler.”

AMERİKA DOSYASI

AMERİKAN EKONOMİSİ BİRİNCİ ÇEYREKTE BEKLENTİLERDEN FAZLA DARALDI

Amerika ve FED politikaları herzaman gündemimizde ve olmaya da devam edecek. Son günlerin havasında Yellen politikasının daha da yumuşadığını gördük. Öyle tahmin ediyoruz ki FED bakiye 45 milyarı eritmek için bile acele etmeyecek. Sanki süreci uzatacak. Eskiden 6.5 dediği işsizlik hedefini şimdi 5.5'a çekmesi bu ertelenin bir işareti denilebilir.
ABD GSYH'sı %1 daralarak beklentinin ve ilk okumanın üzerinde bir düşüş gösterdi. En son daralma 2011 yılı birinci çeyreğinde kaydedilmişti. Bloomberg anketine katılan ekonomistlerin tahmin medyanı, yüzde 0.5'lik bir gerileme olacağı yönündeydi.

AVRUPA DOSYASI

ALMAN MALİYE BAKANI, FRANSIZ ULUSAL CEPHENİN ZAFERİ “BİR FELAKET”

gezi6.jpg

Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schauble Ulusal Cephe'yi 'faşist' bir parti, partinin Pazar günü yapılan Avrupa seçimlerindeki performansını ise 'bir felaket' olarak tanımladı. Ancak Schauble partinin zaferinin sorumluluğunun Fransa sınırlarını aştığını belirtti.

gezi7.jpg

Berlin'de düzenlenen bir etkinlikte İngilizce bir konuşma yapan 71 yaşındaki Schauble, "Seçmenlerin çeyreği kesinlikle aşırı uçlardaki faşist bir partiye oy vermişsse nerde hata yaptık? Bu bir felaket," diye konuştu.
Marine Le Pen, babası tarafından kurulan partinin başına üç yıl önce geçmiş ve o tarihten bu yana partiyi şikayetçi seçmenler için makul bir adres haline getirmek üzere kampanya yürütmüştü. Aşırı sağcılık gömleğini reddeden Le Pen partisini vatansever olarak tanımlıyor.
İki hafta önce Fransız Le Monde gazetesinde Fransız seçmenlerin yalnızca yüzde 39'unun ülkelerinin Avrupa Birliği üyeliğinin iyi bir şey olduğunu düşündüğünü okuduğunda donakaldığını söyleyen Schauble İngiltere'de bu oranın daha da düşük olabileceğini belirtti.
Pazar günü yapılan seçimlerde oyların yüzde 25'ini alarak Hem Cumhurbaşkanı François Hollande liderliğindeki Sosyalist Parti'yi hem de muhafazakar muhalefet UMP'yi geride bırakan Ulusal Cephe'nin elde ettiği zafer Almanya'da şaşkınlık yarattı.
Korumacı bir platformda yer alan Ulusal Cephe, göçmenlik ve Avrupa Birliği'ne düşmanca yaklaşıyor. Le Pen, toplumda yüksek işsizlikten kaynaklanan huzursuzluktan fayda sağladı ve euroyu Avrupa'da yaşanan birçok ekonomik problemin kaynağı olarak gösterdi. Bu mesajlar, Ulusal Cephe'nin suç ve göçmenlik gibi konulardaki görüşlerine katılmayan seçmenlerin de partiye yaklaşmalarını sağladı.
Schauble, "Konu sadece Fransız politikacılar için değil Avrupa'daki herkes için önemli. Fransa'nın olmadığı bir Avrupa mümkün değil," diye konuştu.

FRANSA: ULUSAL CEPHE KARŞITI ÖĞRENCİLER SOKAKLARA AKTI
Fransa'da binlerce öğrenci, Avrupa Parlamentosu seçimlerinde büyük başarı kaydeden aşırı sağ parti Ulusal Cephe'yi protesto etti.
Ulusal Cephe kitlesel göçe, serbest ticarete ve euro'ya karşı bir politika izliyor.
Paris'te toplanan öğrenciler sağcı partiye karşı sloganlar atıp "Ulusal Cephe'ye Hayır" yazılı pankartlar taşıdı.

gezi8.jpg

Associated Press haber ajansına konuşan göstericilerden Kevin Motillon, "Ulusal Cephe'nin AB karşıtı söyleminin arkasında yabancı düşmanlığı ve başkalarını reddetme var. Bugünün dünyasına kesinlikle uymayan bir söylem" dedi.

'TEK TİP SİYASET'
Sandıktan zaferle ayrılan Ulusal Cephe lideri Marine Le Pen seçmenlerin "tek tip siyaset, yani Fransızlar tarafından, Fransızlarla ve Fransızlar için yapılacak bir siyaset" talep ettiklerini ifade etti.

gezi9.jpg

Partisinin Cumhurbaşkanı François Hollande üzerinde baskı yaratttığını belirten Le Pen, "göçmenlere seçim hakkı gibi çılgın önlemlere" karşı mücadele edeceklerini söyledi.
Le Pen, daha önce Fransa siyaset sahnesinden dışlanan Ulusal Cephe'yi yeniden başarılı bir parti haline getirdiği gerekçesiyle bir kesimden büyük destek görüyor.

PİYASALAR

BORSA

ÜSTÜSTE POZİTİF VERİLERLE 80BİNE DAYANDI.
ECB'nin haziran'da parasal genişlemeye yöneleceği ve TCMB'nin faiz indirimi beklentilerinin fiyatlandığı ortamda, IP Morgan'ın altı banka için fiyat yükseltmesiyle BIST100 79.753 seviyesine hadta içinde ulaştı. Bu seviyede satış beklentileri nedeniye 80 bin barajının aşılması beklenmiyor.

FAİZ
İki yıllık gösterge tahvilin faizi gerilemeğe devam ederek 8.59 cuma günüde 8.52 oldu. Bu hafta ilginç değişiklikler olabilir. Pazartesi günü Başçı, bakanlar kuruluna sunum yapacak. Stressli bir toplantı olacaktır. Ama kazananı belli bir mücadele var. Güncel konuşmalarda Başbakan'ın kritik etme hakkı vardır diyen yandaşlara verilecek cevap hazır. Siz, ben veya başkası eleştirirse gerçekten bu eleştiridir. Ama eleştiriyi yapan Başbakan ise bu basbayağı baskıdır.

DÖVİZ
Ülke içi tartışmalar ve TCMB konusu ortalığı gerdi. Dolar serbest piyasada 2.10'un altına geriledi. Bankalarda 2.0918 seviyesinde. ECB genişlemesine paralel bir gelişme beklentisi var. Ancak keskin bir faiz düşüşü çok şeyi değiştirir. Euro/dolar paritesi 1.36 civarında.
Esenlikle kalın.

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.