• BIST 101.090
  • Altın 200,828
  • Dolar 4,7878
  • Euro 5,6116
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 25 °C

WikiLeaks medyada kimleri vuracak?

WikiLeaks medyada kimleri vuracak?
Türkiye ile ilgili belgelerin daha pek azı açıklanmışken, yarattığı gürültü çok fazla. Hedef tahtası politika ile başladı. Arkadan bakalım nereleri hedef alacak
MURAT EMEN-EMEN&EMEN
Haftanın Ekonomik Görünümü 6-12 Aralık 2010

İSTANBUL- Son günlerin gözde konusu WikiLeaks gündemdeki yerini koruyor ve gördüğüm kadarıyla korumaya da devam edecek. Seçim ortamının ve propaganda sürecinin en önemli malzemesi olacak gibi gözüküyor. Türkiye ile ilgili belgelerin daha pek azı açıklanmışken, yarattığı gürültü çok fazla. Arkası gelirse daha neler duyarız bilmiyorum. Hedef tahtası politika ile başladı. Arkadan gelenler bakalım nereleri hedef alacak.
Basında şimdiden medyadaki muhbirler tahminleri başlayınca, acaba piyango kimlere vuracak merakı var. Hasan Cemal hemen “ismim çıkarsa hayret etmem” demiş. Oray Eğin……… demiş birileri birilerini işaret etmiş falan.Elçilik yemeklerine basının fazla itibar gösterdiği bilinir. Sızdırılan pek çok bilginin kaynağının basın yoluyla temin edilmesi doğal olduğuna göre, ABD Elçiliğine hangi medya mensuplarının hizmet verdiği kulislerde dolaşıyor. Bakalım tombaladan kimler çıkacak. Bu konunda abartılacak tarafı yok. İşin doğasında var.
Kişisel olarak baktığımızda, bir ülkenin büyükelçiliğinin bilgi diye merkezine yolladığı şeyleri” palavra” diye es geçemezsiniz. Mutlaka da itinalı değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Ama birilerinin kişisel değerlendirmelerinden ziyade benim ve/veya ülkemin o
kişi veya kişiler hakkında ne düşündüğü önemlidir.

Türkiye 'WikiLeaks Çalışma Grubu' oluşturdu
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, WikiLeaks adlı internet sitesinde yayımlanan ABD Dışişleri Bakanlığı'na ait gizli belgelerle ilgili olarak özel bir çalışma grubu oluşturulduğunu açıkladı.



Hem Dışişleri Bakanlığı'nda, hem de Türkiye'nin Washington Büyükelçiliği'nde özel gruplar oluşturduklarını belirten Ahmet Davutoğlu, ''Bize ulaşan belgeler en titiz şekilde, en dikkatlice ve en küçük virgülüne kadar tetkik ediliyor'' dedi.
Ahmet Davutoğlu, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'ın, Wikileaks'te yayımlanan belgelerle ilgili olarak Türkiye'den, hükümetten ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan özür dilediğini de açıkladı.
Dışişleri Bakanı, ABD Dışişleri Bakanlığı'na ait belgelerin ortaya çıkmasının Türkiye'nin dış politikasının temel ilkelerinde ve Türk-Amerikan ilişkilerine bakışlarında herhangi bir değişikliğe yol açmayacağını söyledi.
Ahmet Davutoğlu belgelerin sızmasını ise 'diplomasi tarihi açısından büyük bir şanssızlık' olarak nitelendirdi.

Clinton: Uluslararası topluma yönelik bir saldırı
ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Amerikan dışişlerine ait gizli iç yazışmalardan oluşan yüz binlerce belgenin kamuoyuna ifşa edilmesini 'uluslararası topluma yönelik bir saldırı' olarak niteledi.
Hillary Clinton, belgelerin dünya kamuoyunda bomba etkisi yaratmasından yaklaşık 18 saat sonra yaptığı açıklamada, her ülkenin ortak kaygılar üzerinde başka ülkelerle açık ve özel diyalog kurmaya hakkı olduğunu söyledi.
Haber sızdırma sitesi WikiLeaks dünyanın her yerindeki temsilciliklerle Washington arasındaki haberleşmeyi yansıtan 250 bini aşkın belgeyi yavaş yavaş sitesine yüklüyor.
Belgelerden bazıları 1966'ya kadar geri gitse de çoğu son on yılı kapsıyor.

Daha yolun başı
Bunların şimdiye dek sadece binde biri, yani 200'ü aşkını siteye girdi. Yayınla eş zamanlı olarak dünyanın önde gelen gazeteleri Guardian, The New York Times, Le Monde, El Pais ve dergilerinden Der Spiegel de bu belgelerdeki bilgileri okurlarına aktarıyor.



Belgelerin tam kopyaları beş büyük dünya gazetesinin elinde
Rapor ve yazışmalar güvenlik tehditleri konusunda açık ve dürüst değerlendirmelerin yanında dobra ifadeler ve bazı liderler hakkında pek olumlu olmayan görüşler de içeriyor. ABD Adalet Bakanı Eric Holder, konu hakkında soruşturmanın sürdüğünü sorumlu bulunanlar hakkında cezai işlem yapılacağını söyledi.
WikiLeaks sitesinin kurucusu Julian Assange ise Amerikan makamlarının sorumluluklarının arkasında durmaktan kaçındığı eleştirisinde bulundu.

Türkiye dosyası
Wikileaks'in gizli yazışmalar skandalı, Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun da Washington'da bulunduğu bir sırada patlak vermişti.
Wikileaks sitesinin yayınladığı Amerikan yönetimine ait iç yazışmalarda, Türkiye'de hükümet ve bürokratlara çeşitli eleştiri ve suçlamalar yöneltiliyor.



Bunlarda Davutoğlu'nun adı sıkça geçerken, kendisinden bir belgede 'olağanüstü tehlikeli' diye söz ediliyor.
Şimdilik sadece küçük bir bölümü yayınlanan yüzlerce yazışma içinde Ankara'daki büyükelçilikten ABD Dışişleri Bakanlığı'na 2004'ten itibaren geçilen çok sayıda rapor ve bilgi notu var.
Bunlar arasında Başbakan Erdoğan'ın İsviçre'de gizli hesapları bulunduğu, yetkililerin yolsuzluklara karıştığı, Doğan grubunun hedef alındığı gibi unsurlar yer alıyor.
Ayrıca yer yer bazı yetkililere yönelik küçük düşürücü ya da aşağılayıcı ifadeler kullanılıyor.
ABD Büyükelçisi'nin Başbakan ve yakın çevresinden 'vizyonsuz', Egemen Bağış'tan 'yetersiz', Bülent Arınç'tan 'saldırı köpeği' diye söz etmesi, Ankara'daki elçilik yetkilileri ile hükümetin arasındaki ilişkilerin bundan böyle nasıl seyredeceği konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Başbakan Erdoğan, konuyla ilgili ilk açıklamasında herhangi bir değerlendirme yapmadan önce Wikileaks'in tüm belgeleri yayınlamasını bekleyeceklerini söyledi.
Türkiye ile ilgili belgelerde Başbakan Erdoğan'ın güvenilir olmadığı yolunda ifadeler yer alıyor.
Ayrıca ABD'nin İran konusunda Türkiye'den daha sert tutum istediği anlaşılıyor.



2005-2008 yılları arasında Ankara"da ABD Elçisi olarak görev yapan Ross Wilson konuşuyor (Vatan)

Ortaya çıkan Wikileaks skandalını genel anlamda nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle bu belgeleri dışarıya sızdıranlar Amerikan kanunlarına göre aykırı hareket etmişler ve sorumsuz davranış sergilemişlerdir. Şimdiye kadar gördüğümüz kadarıyla sadece elde ettikleri belgelerin küçük bir kısmı yayınlanmasına rağmen Amerika"nın diplomatik görüntüsünde ciddi bir delik açılmıştır. Ortaya çıkan belgeler nedeniyle Amerika"ya güven duyan ve Amerika"nın güven duyduğu ortak ülkeler ve müttefikler ile çalışması da güçleşmiştir. Şuna dikkat çekmekte fayda vardır: Gizlilik sadece diplomasiye özgü bir durum değildir. Yapılabilmesi için avukat, doktor, polis veya birçok meslek erbabı da aynı şekilde gizlilik ilkesine dikkat etmek zorundadır. Gizliliğin bu şekilde riske atılması hepimiz için berbat bir durum ortaya çıkardı.

Duyduklarımızı rapor ettik

- Wikileaks, görüldüğü kadarıyla bu tür belgeler yayınlamaya devam edecek. Ne bekliyorsunuz bu uzun süreç içinde? Almanya"da bir kişi görevinden alındı...

Bu soruya cevap vermek oldukça güç. Şimdiden görülen tek şey Amerika"nın bundan sonra Almanya olsun, Türkiye olsun, diğer ülkelerle çalışma kabiliyetinin azalacak olmasıdır. Herkesin anlaması gereken şey bu yazışmaların hiçbir zaman için kamunun okuması niyetiyle yazılmamış olmasıdır. Bu yazışmalar hiçbir zaman hakkında yazılan ülkelerin iç politika malzemesi olması için de yazılmamıştır. Şimdi bu şekilde bu kriptoların ülkelerin iç politikalarını etkisi altına almaları ve bu türlü sonuçlar ortaya çıkarması Amerika"nın işlerini daha da zorlaştırmaktadır.

-Bazı kişiler “Diplomasinin 11 Eylül”ü diyor. Buna katılıyor musunuz?
Spekülasyon yapmanın şu anda yararlı olduğunu sanmıyorum çünkü global olarak tam olarak neyin karşımıza çıkacağını bilmiyoruz. Durum şunu gösteriyor ki Amerikan hükümeti, birebir görüşmelerde daha güç bir dönem yaşayacak. Diplomasiyi yürütürken zor bir zaman dilimine giriyor. Özür dilemek zorunda kalacak birçok zaman. Davranışlarında daha tedbirli ve dikkatli olacak. Herşeye rağmen bu hatıraların silinmesi ve Amerikan hükümetinin adımlar atarak bilgilerini güvene alması da sanırım bir zaman alacak.

-Ankara"dan, Başbakan Erdoğan da dahil olmak üzere oldukça sert demeçler geldi. Bununla birlikte şimdiye kadar sizin yazdıklarınız daha objektif bulundu.
Öncelikle şunu söylemekte yarar var, şimdiye kadar açıklanan kriptolar toplamda sadece çok küçük bir kısmı, benim yazdıklarımın da, daha birçok başka belgenin gelmesi bekleniyor. Bundan dolayı şimdiye kadar ortaya çıkan belgelerden bir sonuca ulaşmak sanırım yanlış olur, çünkü dediğim gibi çok küçük bir bölümünü oluşturmakta dışarıya sızanlar. Raporları yazarken yaptığımız şeylerden biri duyduklarımızı yazmaktır ve mümkün olduğunca objektif bir analiz ortaya koymaktır. Ben, benden önce görev yapan Büyükelçilerin de bu açıdan yazdıkları kriptoları mümkün olduğunca objektif bir şekilde yazmaya çalıştıklarına eminim.

- Türkiye"de yine kriptoların en çok tepki gösterilen yanlarından biri yazılış tarzı oldu. Yani kulaktan dolma bilgilerin veya dedikoduların da bu belgelere girmesi gibi. Siz belgelerde bir anormallik görüyor musunuz?
Türkler ve bu kriptoları okuyanlar şunu anlamalı ki bu kriptolar diplomatların duyduklarınu, gördüklerini ve analizlerini rapor ederler. bütün raporlar analiz değildir. Bu raporlarda farklı kesimlerden farklı kimselerin düşündükleri de olduğu gibi yazılabilir ve bu şekilde en yararlı biçimde ve toplumun farklı yaklaşımları Washington"a yansıtılarak, politika yapımı sürecine katkıda bulunulmaya çalışılır. Şimdi görüyorum ki bu yazılanlar iç politikada da büyük etki gösteriyor ve bu da oldukça köt

-Başbakan Erdoğan bu kriptoları yazan diplomatlar hakkında Amerikan yönetiminin hukuki tedbirler almasını istedi aksi halde kendisinin mahkemeye gidebileceğini açıkladı? Bu olası mı?
Bence diplomat yapması gerekenleri yapıyor. Hukuki yol kullanmanın pek mümkün olduğunu sanmıyorum ve bunu konuşmanın da mantıksız olduğunu düşünüyorum. Ortaya çıkan belgelerdeki yazılış tarzını Amerikan diplomasi yapma karakterine uygun olduğunu görüyorum. Ortaya çıkan belgeler yaptığımız işin karakterine uygun. Benim zamanımdan ortaya çıkan raporlar da olsun, diğerlerinde olsun, belki kelimeleri değişik kullanırdım veya farklı anlatım tarzı seçerdim. Ama nihayetinde dediğim gibi ortaya çıkanları olağanüstü görmüyorum.
Bu komplo teorileri çok saçma. Görünen tamamen şu: Bir genç adam gizli bilgilere ulaşma kredisini kötüye kullandı ve dışarıya sızdırdı.




Konut fiyatlarında balon var mı? (Yavuz Semerci)

AH Serdar Turgut... "Emlak reklamlarındaki artış bir tehlike işareti sayılabilir" diye yazdın, durduk yere tartışıyoruz.
Çevreden sorular geliyor: "Risk var mı yok mu? Bir emlak balonu mu yaşıyoruz? Bu balon patlar mı?"

Uzmanlar ve bankacıların konuya ilişkin ciddi analizler yaptıklarını biliyorum. Konut kredileri dikkatle takip ediliyor. Kredi hacimlerindeki artışlar, azalışlar, geri dönmeyen krediler, hem bireysel hem de sistematik açıdan günlük olarak izleniyor. Serdar Turgut'un uyarılarını haklı çıkaracak olumsuz veri (henüz) yok.

Turgut, iyi niyetle emlak ilanlarındaki artışı kötüye yoruyor.

Konut satın alanlar açısından dikkat edilmesi gerekenler var elbette. Bunlardan önce, konut kredilerindeki mevcut durum sistematik bir risk taşıyor mu ona bakalım.

1) Merkez Bankası verilerine göre, bankalar toplam 161 milyar TL'yi bireysel kredi ve kredi kartı harcamaları için finanse etmiş. Başka bir deyişle, toplam 500 milyar liralık kredi hacminin yüzde 32'si bireysel kullanımda...

2) 161 milyar liralık bireysel kredinin dağılımı ise şöyle: Yüzde 34'ü konut sektörü (54 milyar TL), yüzde 26'sı kredi kartı harcamalarından kaynaklanıyor. Yüzde 37'si de tüketici kredisi.

3) Konut kredileri, toplam kredi hacminin yüzde 11 'ine denk geliyor. Bu kredilerin tümünün ödenmediğini (İmkânsız bir durumdur ama yine de varsayalım) farz edin. 126 milyar TL'lik özkaynağı olan sistem çökmez, olsa olsa nakit krizine girer. Ödeme sisteminin bu denli bozulması için de bu ülkede işsizlik oranının herhalde yüzde 50'lere çıkması gerekir. Bankacılık sisteminde tahsili gecikmiş alacak miktarı 20 milyar TL'dir. Bu miktar, toplam kredi hacminin yüzde 4'üne, bankacılık sektörünün toplam bilanço büyüklüğünün yüzde 2'sine denk geliyor. Ve bankalar tahsili gecikmiş alacakları için bilançolarında 17 milyar TL karşılık ayırmış durumda. Yani riskler minimum seviyesindedir.

4) Turgut'un dediği gibi bir arz fazlası, etrafa ve ilanlara bakılarak tespit edilemez. Rakamlar ortadadır. Sadece İstanbul'daki konut açığı yıllık 200 bin civarındadır. İlanları ve etrafta gördüğünüz projeleri alt alta sıralayacak kadar deli olsanız bile, çıkacak rakam 10-20 bin konutu geçmez.

5) ABD ve gelişmiş ülkelerde konut sektöründe başlayan krizin ana nedeni, şişen konut fiyatları kadar konut kredilerinden elde edilecek gelirlerin paketlenerek para piyasalarında satılacak değere dönüştürülmesidir. Krizle birlikte geriye gelen fiyatlar ve aynı ev için (fiyat arttıkça) yeniden konut kredisi alarak borçlanan tüketiciler ile yüksek fiyattan konut gelirlerini önceden belli bir iskontoyla satın alan fonlar zarar etmiştir. Bu sistem Türkiye'de yok ki, bir kriz anında ekonomi ve tüketiciler üzerinde tsunami etkisi yapsın.

6) Risk yok mudur? Vardır! TOKİ ile gelir paylaşımı esasına göre çalışan firmalar, hesabını yanlış yapmışsa batabilirler. Bu durumda garantör firma TOKİ olacağından teslimatta gecikmeler yaşanabilir sadece. Bir de kendi finansal imkânlarına güvenen ve konutları banka kredisine ihtiyaç duymayacak şekilde pazarlayan firmalar vardır. Bunların batması, tüketiciye, verdiği ana para kadar zarar verebilir. TOKİ ile iş yapmayan firmaların batma ihtimali düşünüldüğünde, eğer tüketici kredi alarak bu işe girmişse risk bankaların üzerindedir. Teminat konuttur. Her koşulda tüketici, iş yaptığı firmayı araştırmalı. Bu anlamda risk her zaman vardır. Ancak bu risk sistem açısından tehlike arz etmemektedir.

7) Konut fiyatları şişmiş midir? Şişmişse, yatırımınız kâr etmez. Satarsanız (ki Türkiye'de konut satın alanların büyük kısmı kendi ihtiyacını karşılıyor. Bir yatırım olarak bakmıyor) zarar etseniz bile bu durum bankacılık sistemini ve ekonomiyi büzmez. Sizi daraltır. Sonuç olarak üzülmeyin, ortada patlatacak bir balon yok. Turgut, sadece "Ya varsa" diye uyarıyor...

Mutat ziyaretlerini yapan IMF heyetide GYODER"i ziyaret edip gayrimenkul balonu konusunda araştırma yapıyormuş. Basındaki son haberde bu.

S&P Yunanistan'ın görünümünü negatife aldı

Standard & Poor's, Portekiz'in ardından Yunanistan'ı da negatif izlemeye aldı. Kuruluş, Yunanistan'ın ''BB +'' olan kredi notunu üç ay içinde 1, hatta 2 basamak birden düşürebileceğini kaydetti. S&P, karara gerekçe olarak, yeni Avrupa kurtarma mekanizmasından doğabilecek sonuçlara işaret etti. S&P, yardım mekanizmasının Yunan tahviline sahip özel sektör yatırımcılarının zararına olacak bir yapı içermesi halinde, not indirmini uygulamaya koyabileceğini belirtti.

İmparatorluk geri geliyor"

Amerikan Wall Street Journal gazetesinden Türkiye'ye tam sayfa övgü  05 Aralık 2010 Pazar, 12:20:49




ABD'nin önde gelen iş dünyası gazetesi Wall Street Journal (WSJ), haftasonu gezi ekinde İstanbul'a tam sayfa ayırdığı haberde, ''Türkiye'nin bölgesel süper güç olma yolunda güvenle ilerlediğini'' yazdı.

''İmparatorluk Geri Geliyor'' başlığıyla yayımlanan haberde, İstanbul'un görülmesi gerekli yerlerinden fotoğraflar da yer aldı.

PİYASALAR

Geçtiğimiz hafta Avrupa MB Başkanı Trichet, Avrupa ekonomisinin görünümüne dair olumlu bir tablo çizerken mevcut likidite programını sürdüreceğini açıkladı. Yeni bir tahvil alım programı bildirilmemesi nedeniyle piyasaların ilk tepkisi satış yönünde oldu. Ancak, sonrasında hem Trichet'in genel ekonomi görüşleri, hem de ABD'de açıklanan veriler piyasalara yeniden umut verdi. EUR/USD paritesi 1,3200 seviyesini aşarken hisse senetlerinin de gün içi kayıplarını geri aldığı görüldü.
Kasım ayı enflasyonu açıklandı. Buna göre TÜFE 0,03 artarken, ÜFE 0,31 azaldı. Buna göre Kasım itibariyle yıllık enflasyonTÜFE'de %7.29, ÜFE'de%8,17 oldu. Piyasalarda kısa vadede tepki alımları sürebilir. Avrupa ülkelerine ilişkin sorunların gündemde olduğu bu dönemde temkinli duruşu sürdürmekte yarar var.

Olumlu hava sürüyor
IMKB haftayı Avrupa borsalarına paralel olarak artıda kapadı. Bu hafta da gene Avrupa borsalarının paralelinde bir seyir bekleniyor. Endeks bu hafta 68.000 engelini aşabilir.

Risk alma iştahı arttı.
Taksim Meydanında bomba patladı. Piyasalar banamısın demedi. Terörün memfi etkisi yok oldu denebilir. Ancak enflasyon verilerine bakıldığında özellikle ÜFE yıllık oranının 8,17 olması faizlerin aşağı yönlü hareketini frenleyebilir. Aralık olarak 7.68-7.71 gözüküyor.

TL Güçlenme savaşında
Trichet"in konuşması fazla bir şeyi değiştirmedi. Programın devam ettiğini söyledi. Euro/dolar 1.32"nin kapısını çaldı. Tl/dolar tarafında önümüzdeki günlerde 1.46-1.52 bandı konuşuluyor.
Bekleyip göreceğiz.

Esenlikle Kalın

(DİKKAT: Haftalık ekonomik yorum Emen&Emen tarafından turkiyeturizm.com için hazırlanmaktadır. İzinsiz kopyalanıp kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Aksi takdirde Basın Yasası ve Telif Hakları Yasası'na göre yasal işlem yapılacaktır)
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.