• BIST 93.616
  • Altın 208,990
  • Dolar 5,3413
  • Euro 6,0898
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 6 °C

Vizesiz kent mimarisi

Vizesiz kent mimarisi
Politik gelişmelerle, Türkiye'ye Orta Doğu ve Afrika kapısı açıldı. Avrupa Birliği'ne karşı, Ortadoğu ve Kuzey Afrika Medeniyeti özendiriliyor.
Dilek Öztürk-Arkitera

Son dönemde yaşanan politik gelişmelerle, Türkiye'ye Orta Doğu ve Afrika kapısı açıldı. Avrupa Birliği'ne karşı, Ortadoğu ve Kuzey Afrika Medeniyeti özendiriliyor. Suriye, Lübnan ve Libya, Ortadoğu'da Türkiye'den vize almayan ülkeler. Hepsinin birçok ortak noktası var. Hepsi, savaşlardan, sömürge olmaktan çıkmış. Hep yeniden, yeniden yapılanmış. Farklı etnik grupların farklı kültürlerin ve yaşam tarzları şehirlerin formuna etki etti. Avrupa himayesinde kendi kimliğinden çıkarılan bu ülkeler, bağımsızlıklarını kazandıktan sonra, yine Avrupa kökenli şirketler ve insiyatifler yardımıyla "geliştirilmeye" çalışılıyor. Petrol zengini şehirlerde, geçmişte yaşanan iç savaş ve istilalar, hafızalardan bir an önce silinmek istercesine, 5 yıldızlı oteller ve milyon dolarlık konutlarla bezeniyor.



Lübnan
Tarihteki Fenike uygarlığının vatanı Lübnan'ın, kuzeyinde ve doğusunda Suriye, güneyinde İsrail yer alıyor.
Lübnan İç Savaşı'ndan dolayı oluşan göç ve demografik değişiklikten dolayı kentlerde etnik yapı oldukça çeşitli. Değişik zamanlardaki istilâ ve göçler, Haçlı Seferleri, iç çatışmalar, dünya savaşları, Avrupalıların istilâ emelleri ve günümüzdeki süper güçlerin karmakarışık olan Ortadoğu'yu ellerine geçirme arzuları küçük bir Ortadoğu ülkesi olan Lübnanı mozaik taşına çevirdi. Bu yüzden nüfusun yarıdan fazlası yabancı kaynaklı. Bu etnik çeşitlilik, sosyal hayata ve şehirlere de yansıyarak, kentlerin mimari yapılarını da etkiledi.

1900 yılında, 20. yüzyıl başı tüm dünya için çok ümit vericiydi. Fakat 1. ve 2. Dünya Savaşları, yeni yaşam şekilleri oluşturmaya ve modernizmin ilk işaretlerini yaymaya başladı. 1950'lerden itibaren Lübnan, beliri periyodlarda, bombalanma ve yıkım aşamalarından geçti. 1975'te başlayan iç savaştan bu yana silahlı çatışmalar, bu kadar fazla asker ve sivil teşkilatlar bulunması dolayısıyla zaman zaman arttı ve bölgede ateşsiz bir gün hemen hemen hiç geçmedi. 1990'lardan sonra, Lübnan'da yeniden yapılanmanin ihtiyacı hissedilmeye başlandı.



Ortadoğu'nun Paris'i: Beyrut

Bu durumda olan bir ülkede yeniden yapılanmaya başlamak, geçmişi unutmak isterken, geçmişin izini takip etmek, buna göre şehirleri yeniden ayaklandırmak, ironik bir durum... Beyrut mimarisi bunu görmek için iyi bir örnek. Beyrut şehri şaşırtıcı raddede ve hızla yeniden yapılandırılırken,Lübnan'da iki temel felsefe arasındaki çatışma da açığa çıktı. Bir yanda geçmişi bir an evvel unutup, geleceği inşa etmek isteyenler. Öte yanda, geçmişi unuttuğumuz takdirde, aynı sürecin yenilenmesinden ürkenler. Hangi yolu seçtiğinize bağlı olarak bambaşka bir kentsel planlama hazırlayabilirsiniz. Bir an evvel iç savaşı unutmaktan yana olanlar, Beyrut'u yeniden bir "Avrupa başkenti" yapmak yanlısı olanlardı. Öldürülen devlet başkanı Hariri bu yaklaşımın temsilcisiydi bir anlamda. Bütün Beyrut şehirini modern bir unutuşun merkezi şeklinde yeniden inşa etme yolunu seçti. Bu uğurda yüksek meblağlar harcadı, tasarımlar seçti, yurtdışına öğrenciler gönderdi.



Bu yaklaşıma en sert eleştiri sanatçılardan ve mimarlardan geldi. Bunlardan biri de Bernard Huri.

Bernard Huri, Lübnanlı bir mimar. Unutuşu eleştirmek için "inadına hatırlatma" yolunu seçenlerden. Huri, Lübnan'da son yirmi senedir devam eden yeniden yapılanma mimarisini "yapay bir Levanten Disneyland"a benzetiyor. Sanki hiçbir şey olmamış, onca acı ve travma yaşanmamışçasına bir an evvel unutup hayatımıza bakalım mimarisi Buna tezat olarak kendisini bir "hafıza koleksiyoncusu"na benzetiyor. Unutulan, yolda bırakılan, istenmeyip çöpe atılan ne varsa kültürde ve tarihte, bunları topluyor birer birer. Bu sebepten ötürü Huri'nin inşa ettiği lokantalar, diskotekler ve kamu binaları iç savaşı unutmaktan ya da unutturmaktan değil, tam tersine hatırlatmaktan yana.
Bunların içinde en önemlilerinden bir tanesi BO18 isimli devasa bir eğlence mekanı. Huri, bu tasarım için yer ararken, tarihsel açıdan son derece travmatik bir nokta seçmiş. 1976'da Falanj milislerinin Filistinlileri taşıyan bir otobüsü tarayıp, hepsini öldürdükleri yer. Bu katliam Lübnan İç Savaşı'nı tetikleyen temel hadiselerden biriydi. İşte Huri eğlence mekanını tam da bu noktada inşa etti.

Mekanın tüm ayrıntıları insanları geçmişin acılarıyla yüzleştirmek amacıyla tasarlandı. Duvarlar basık ve dar, ince uzun bir koridordan geçerek giriliyor içeri, konuklar kendilerini bir mülteci kampında hissetsinler ve böyle bir yerde bulunmanın ne demek olduğunu hiç olmazsa birkaç saatliğine yaşasınlar diye. İçerisi kimi zaman bombalanmış bir sokağı, kimi noktalarda bir tabutu andırıyor. Tüm ayrıntılar buna uygun, gölgeler, duvarlardaki renkler, ışıklandırma... Gece belli bir saaten sonra binanın üst tarafı tamamen açılıyor ve konuklar, kendilerini yıldızların ve açık havanın altında buluyorlar...



Libya

Ülkenin adı olan "Libya", eski Mısırlılar'ın Nil'in batısında yaşayan Berberiler için kullandıkları Lebu sözcüğünden geliyor. Sözcük eski Yunanca'ya "Libya" olarak geçmiştir.

Osmanlı İmparatorluğu'nun zayıfladığı dönemde, 1911'de İtalyanlar bölgeyi işgal ettiler. Daha sonraki dönemlerde her türlü üstünlüğe sahip olan İtalya ülkenin tamamını kontrol etmeyi başardı. Birleşmiş Milletler 1949'da Libya'nın bağımsız bir ülke olması gerektiği kararını aldı.

Libya'da 1969 Devrimi'nden sonra, başkent Tripoli'de dramatik değişiklikler yaşandı. Kentte koloni etkisi ve Avrupa mirası artık arzu edilmedi. Sokakların isimleri ve bütün işaretler değişti, Şehir nüfusu birden artış gösterdi. Bu nüfusu yerleştirebilmek için, acele ile yapılan şehir planında, yeni banliyöler oluşturuldu. Bu durum diğer biyik kentlerde de (Bengazi gibi) görülen ulaşım sorununu yarattı.

Geleneksel Libya mimarlığı artık tarihi mimarlık diye anılıyor. Libya'da geleneksel imari, İslami kültürden, yaşam kültüründen, iklimden, çöl yaşamındani Akdeniz'li olmaktan ve birçok etnik grubun karışıklığından ilham aldı ve gelişti.

Eski Tripoli şehri, de bu geleneklere ve yaşam tarzına göre şekillendi. Dar, gölgeli sokaklar, camiler ve bunların etrafında gelişen meydanlar, kör avlular...

Günümüzde bu eski kentteki evler, artık fakirler ve şehre yeni umutlarla gelen taşralılar için sadece birer barınak olarak kullanılıyor. Bazı binaların çoğu yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya. Kentteki mimari miras, daha iyi bir şehir hayatı oluşturmak için kullanılmadı. Sadece birkaç bina yenilendi ve restore edilerek farklı bir fonksiyon için kullanıldı. İngliz konsolosluğu ve Fransız Okulu gibi...

Libya artık, maceraperest turistlerin akın edeceği yeni bir hedef... Bu, hemen gerçekleşebilecek bir proje değil ama, Trablusgarp kıyılarında, hükümetin petrolden kazandığı milyonlarca dolarla giriştiği 5 yıldızlı otel inşaatlarından geçilmiyor.

Libya, Yunan ve Roma uygarlıkları kalıntıları, tarih öncesinden kalma kaya sanatının görülebileceği açıkhava ören yerleri, ve kum sahilleri ile batının yeni çekim noktası.


Libya'da Bulunan Lüks Otellerden Biri

Durumun siyasi yönüne bakacak olursak, üllke yönetimindeki Kaddafi de bu dönüşümü destekleyenlerin başında. Kaddafi'nin "Yeni Libya'sı", kitle turizmi ile birlikte gelecek değişime hazırlanıyor. Kaddafi, Avrupa Birliği ideallerini esas alarak, bir Afrika Birleşik Devletleri yaratma peşinde. Avrupa Birliği'ni idealize ederek ve her adımında AB'den destek alarak, ülkenin yarısından fazlasını yabancı yatırımcı ve insiyatiflere kazandırarak oluşacak bir Afrika Devleti'nin peşinde...

Libya son yıllarda, Birleşik Krallık için inşaat sektörü açısından gitgide parlayan bir yıldız gibi... Önümüzdeki 10 yıldaki inşaat projeleri için, hükümet tarafından yaklaşık 300 milyar Pound ayrıldı. Son birkaç yılda, Birleşik Krallık emlak danışmanları Libya ile yakın ilişkiler kurmaya çalışıyor ve büyük projeler için ödüllendiriliyor. Libya'nın tekliflerle dolu tapsisinin içinde sadece WSP, Atkins, Scott Wilson gibi büyük oyuncular yok. Ayrıca Libya'nın yerel insiyatifleri de, konut, eğitim ve sağlık sektörlerinde yatırım yapmaya başladı. Turizm, reklam alanlarında da dolayısıyla bir gelişme yaşandı.

Libya, Dubai'de yapılan hatalardan yola çıkarak, şehir planlama, ülke master planı ve mimari tasarıma önem vermeey başladı. Projelerini tamalayabilmeleri için, yerel firmalara, büyük ve tanınmış şirketlerden yardım geliyor. Libya, İngiltere ve İngiltere'de eğitim almış devlet yetkililerinden destak almaya da devam ediyor.

Başkent Tripoli'deki UKTI ekibinin başında olan Gareth O'Brien, "Ortada pek çok fırsat var. Fakat, uzun süreli ilişkileri yürütebilmemiz için sabra ihtiyacımız var," diye ekliyor. Libya'daki İngiliz gruplar ve yetkiller, kentler için destek ve gerekli ilişkileri sağlamaktan kaçınmıyor.
Mahallelerde, her biri 200 bin Dolar'dan satılacak 25 bin yeni daireler yapılıyor ve yapımına devam ediyor.

Kısacası, Libya gelişiyor ve gelişmeye de devam edecek. Ülkede bu açıdan pazarlama marketi çok önemli bir yer tutacak. Sömürge olmaktan çıkmış bu ülkenin, yine Avrupa sermayesi kullanarak, kendi için yarattığı hayalini ne kadar kaldırabileceği de tartışılır...



Suriye
Suriye, tarih boyunca pek çok uygarlık tarafından istila edildi. 1920'den 1946'ya kadar Fransa yönetiminde kaldı. 1958'de, Mısır ile Birleşik Arap Cumhuriyeti'ni kurdular. Bu birliktelik, ancak 3 yıl sürdü. İsrail 1981 yılında Suriye'deki Golan Tepeleri'ni, tek taraflı olarak işgal etti. Bu işgal, bugün halâ iki ülke arasında sorunu.
Suriye'deki geleneksel mimari, hızla gelişen şehircilik hareketleri, planlama süreci, inşaat teknolojileri, mimarlık eğitiminin standartlaştırılması ve tamamen arabaya odaklanan "modern yaşam stili" yaratma kaygıları nedeniyle yok oldu.
Suriye'de mimarlık eğitimi, her zaman mühendislikle birlikte anıldı. 1946'da ülke Fransız mandasından çıktıktan sonra, şehirleri geliştirebilecek bir tane bile mimar yoktu. Sadece Avrupa kökenli mühendisler vardı.
Suriye, bu yüzyılda, birçok farklı mimari stil ve akıma, yeni yaklaşımlara tanık oldu. Mimarlık eğitimi modernist ve geleneksel arasında gidip geldi. Ülkedeki farklı mimarların, farklı stilleri, farklı planlamalara sebep oldu. Mimarlıkta yeni nesil, Suriye için alternatif vizyonlar geliştirme peşinde.
Suriye'de şehr merkezleri dışında da modernizmin geliştiğini görebiliriz. Geleneksel mimari yok olmaya başlıyor ve yerini yeni stiller almaya çalışıyor.
Mimaride yeni trendleri yeşil ve sürdürülebilir akımlarla devam ediyor. Binalarda enerji kullanımı ve daha çevreci binaların ve çevrelerin oluşturulmasına son yıllarda dikkat ediliyor.



Halep
Suriye'de tarihi bölge koruması ve şehir yenileme konularında da çalışmalar yapılıyor. Suriye'nin en eski şehirleri olan Şam ve Halep'in,1950'lerde şehircilik açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiği düşünüldü. Bu eski şehir merkezleri, diğer bölgelerden, yüksek binalar ve geniş bulvarlarla ayrıldı. Şehirlerdekoruma ve nüfusu sabit tutma adına planlama çalışmaları yapıldı.Yapılan bu çalışmalar, bina ölçeğinde kalarak, sadece binaların restore edilerek, içinde yaşayanların burada tutulmasını amaçladı.



Halep Kalesi


Şam

Suriye'nin en büyük şehri olup, aynı zamanda başkenti. Dünya tarihi boyunca, hiç aralıksız en uzun süre kullanılan şehir olarak anılır. Merkez nüfusu yaklaşık 4 milyon olup civar nüfus ile birlikte 6,5 milyona ulaşıyor.


Şam-Emeviye Camii

Emeviler, devrinde dünyanın kültür ve medeniyet merkezi olması sebebi ile mimari yapısı bir hayli gelişkindi. Kent mimarisinde Arap,Yunan ve Roma etkileri görülüyordu. Dünyadaki ilk modern park örnekleri burada görülmüştür ve buradan İspanya'ya ve oradan Avrupa'nın tamamına taşındı. Fakat uğradığı Moğol saldırılarından dolayı çoğu eserini kaybetmiştir.
Osmanlılar, şehri ele geçirdikten sonra buraya pek çok tarihi bina kazandırmışlar ve şehrin en güzel yapıtlarından biri olan tren garını Osmanlılar yapmıştır.
Modern Şam,2000'li yıllarda aşırı gelişme gösterdi. Şehir, şu anda iki bölümden oluşuyor, Yeni Şam ve Eski Şam. Eski Şam şehir merkezinde tarihi yapıların olduğu klasik kesimdir.Yeni şam ise merkezin etrafını saran yer yer merkeze biraz uzak modern yapıda binalar ve şehir düzenlemesine sahip yerlerdir.
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.