• BIST 91.686
  • Altın 211,430
  • Dolar 5,3854
  • Euro 6,1343
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 8 °C

Uyanış sürüyor. Ortadoğu karıştı

Uyanış sürüyor. Ortadoğu karıştı
Libya ve Bahreyn’deki olaylar ciddi boyutlara ulaştı. Yemen’den kötü kokular geliyor. Cezayir karıştı. Suudilerde bir sessizlik var ama iyiye alamet değil.
MURAT EMEN-EMEN&EMEN

Haftanın Ekonomik Yorumu 21-26 Şubat 2011
İSTANBUL -Dünyanın gündeminde iki önemli konu var. Birincisi karışan ve kolay kolay da durulmayacak Ortadoğu ülkeleri, ikincisi hızla yükselen temel gıda maddelerinin yaratacağı sosyal patlama endişeleri. Bu arada Economist Dergisi “AKP kazanırsa yolun Başkanlık Sistemi” olduğunu “ belirten bir makale yayınladı.

ORTADOĞU TOZDUMAN
Ortadoğu"daki kaynama devam ediyor. Libya ve Bahreyn"deki olaylar ciddi boyutlara ulaştı. Yemen"den kötü kokular geliyor. Cezayir karıştı. Suudilerde bir sessizlik var ama iyiye alamet değil. Özellikle Şii nufusu yoğun olan arap ülkelerinde İran destekli hareketler bekleniyor. Bunlardan biride Bahreyn oluyor.
Tunus ve Mısır'da onlarca yıl iktidarda kalan liderleri deviren halk ayaklanmaları, diğer Arap ülkelerinde de demokrasi yanlılarını cesaretlendirmiş durumda.

Bahreyn"de neler oluyor ? (BBC)



Bahreyn dediğiniz yer, Kadıköy kadar bir yer. Şehrin bir kısmına Manama demişler ve başkent kabul ediyorlar. Bahreyn nüfusunun %70"i Şii, %30"u ve kral Sünni. Nüfus derken öyle büyük rakamlar beklemeyin. Şiiler 600.000 iseler Sünniler 300.000 kadar. Ama memleket Kral ailesi ve 50 sünni ailenin elinde.

"Kendi halklarını tanımıyorlar" diyor Zeyna, "kendi halklarına güvenmiyorlar da..." ardından ağlamaya başlıyor. Bahreyn polisinin, Perşembe sabahı başkent Manama'daki İnci Meydanı'nda kamp kuran demokrasi yanlısı eylemcilere saldırmasının üzerinden bir kaç saat geçmiş.
"Uyarmadan giriştiler - gözyaşartıcı gaz, plastik mermi kullandılar, yakın mesafeden üstelik. Aileler, kadınlar ve çocuklar vardı. Uyuyorlardı. Benim ülkemde, Bahreyn'de nasıl olur bunlar?"
Kral'ın televizyonlara çıkıp haftabaşındaki gösterilerde iki kişinin ölümünden duyduğu üzüntüyü dile getirmesinden ve soruşturma sözü vermesinden sadece bir gün sonra, Bahreynliler ve dünya, bu müreffeh ada krallığının başka bir yüzüne tanık oldu.
Çogunluk olmalarına rağmen azınlık gibi idavranılmasına, ayrımcılığa öfkelenen Şii eylemcilerin protestoları burada uzun zamandır alışıldık bir durum ama bunlar, hükümete, yaşanan huzursuzluklardan dolayı, Körfez'in öte yakasındaki Şii İran'ı sorumlu tutma ve insan hakları eylemcileriyle, muhalifleri hedef alma fırsatı veriyor.
Bahreyn Krallığı, uzun yıllar boyunca Batı'nın gözünde ilerleme kaydeden, temsili bir demokrasiye doğru adım adım yaklaşan bir ülke imajı çizdi. Ama gerçekte bambaşka bir hikayesi var. Çünkü Kraliyet ailesi, iktidarını her sorgulayana giderek daha da baskı yapan bir hal aldı.
Bahreyn'in güvenlik kuvvetleri, geçen Ağustos ayında gece baskınları düzenleyerek meslek sahibi, din adamı ya da insan hakları savunucusu 23 Şii'yi gözaltına aldı. Bu kişiler terör örgütü kurmak ve buna mali fon sağlamakla suçlandı. İtirafların işkence altında alındığı suçlamaları var, hükümet ise bunu reddetmeyi sürdürüyor. Yüzlerce Şii erkek ve genç toplandı ve hala hapisteler.

İşkenceyle alınan ifade

BBC muhabiri Her ikisi de Şii olan iki gençle görüşmüş. - Manama'nın dış mahallelerinden birinde gözaltına alınıp gizli bir yerde tutulmuşlar, çırılçıplak soyulmuş, dayak yemiş, tecavüzle tehdit edilmiş, bir kaç saat sonra yine gözaltına alındıkları sahile atılıvermişler.
İşkenceciler, bu gençleri isyan çıkarmakla suçlamış - ancak, bana "tek suçumuz Şii olmaktı" diyorlar. Bu olay Ekim ayında yaşanmış. Bir insan hakları eylemcisi, bunun münferit bir olay olmadığını - böyle onlarca kurban yakınının kendilerine başvurduğunu anlatıyor bana.

Takip eden aylarda da gözaltılar, artmaya devam etti



Bunu BBC muhabiri de onaylıyor. Kendiside Aralık ayında üst üste dört gün güvenlik kuvvetlerince takip edilmiş. Ne yapmak istediklerini de gizlemeye uğraşmadılar bile. Bize gözdağı vermeye çalıştılar ama daha da önemlisi, mülakat yaptığımız kişilere gözdağı vermekti amaçları.
Sünniydiler. Suriye'den, Yemen, Ürdün ve Pakistan'dan geliyorlardı - hükümet vatandaşlık işlemlerini hızlandırıp hemen iş veriyor. Şimdi Bahreynlileri dövmek için istihdam edilen kişiler, bunlar.
Bir gösterici bana "kimileri Arapça bile bilmiyor. Bayrağa saygıları yok. İnsanlara saygıları yok. Sadece patronlarına hesap veriyorlar." diyor.
Aslında dışarıdan gelmeleri işlerini kolaylaştırıyor. Sonuçta yerel bir bağlantıları ya da aşiretleri yok. Cezadan da muaflar. Bana söylenen, "İnci Meydanı'ndaki göstericilere yönelik saldırı, önde gelen Kraliyet Ailesi üyelerinin onayı ve bilgisi olmadan yaşanamazdı. "

Bahreyn ve polis şiddeti

"Nasıl olur da bir gün taziyelerini sunup ertesi gün bu katliamın yaşanmasına izin verir?" diye soruyor Zeyna.
Zeyna, Sünni bir ailenin genç bir ferdi, meslek sahibi bir kadın. Geçmişte Kraliyet Ailesi'nin halka uyguladığı bazı sınırlamaları kabullenmiş - örneğin tüm önemli bakanlıkları elinde tutan El Halife ailesinin hiçbir şekilde eleştirilememesini mesela. Ülkesinin demokrasiye doğru ilerlemekte olduğuna inanmış. Kral, reformdan bahsettiğinde, samimiyetine de...
Şimdi bütün bunlar İnci Meydanı'nda gözyaşartıcı gaz, plastik mermi ve silah seslerinde kaybolup gitmiş durumda. Zeyna "bak" diyor, "güzel Bahreynimi ne hale getirdiler."
El Halife ailesi, hamlesini yaptı ve bunu yaparken Batı'dan özenle sakladığı yüzünü göstermiş oldu. Gözaltılar ve baskı sürerken Zeyna ve diğer pek çok Bahreynli aynı soruyu soruyor: Amerika ve İngiltere şimdi ne yapacak, Batı hangi Bahreyn'e yanıt vermeyi tercih edecek?

Batı'nın Bahreyn'deki ikinci yüzü

 

Washington yönetimi, Mısır"da Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek"i deviren halk ayaklanması karşısında beceriksiz davranmakla eleştirildi. Bahreyn"de de aynı manzarayla karşılaşmak mümkün olabilir mi acaba? İşte The Telegraph Gazetesi'nde yer alan batının ikinci yüzü anlatan başmakale:

 

Washington yönetimi, Mısır"da Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek"i deviren halk ayaklanması karşısında beceriksiz davranmakla eleştirildi. Bahreyn"de de aynı manzarayla karşılaşmak mümkün olabilir mi acaba? Bahreyn rejimi, demokrasi yanlısı protestoculara acımasızca karşılık veriyor; şu ana kadar üç protestocu öldürüldü, çok sayıda protestocu da yaralandı. Görünüşe bakılırsa Bahreyn, Suriye, Pakistan ve Hindistan"dan işe aldığı güvenlik güçlerini kullanıyor. Bu arada ordu da başkent Manama"yı adeta abluka altında tutmakla meşgul.

Şu ana kadar Beyaz Saray"ın Bahreyn"deki gelişmelere tepkisi tereddütlüydü. ABD Başkanı Barack Obama"nın sözcüsü, Bahreyn ve bölgedeki bütün ülkelere itidal çağrısında bulunarak, "vatandaşların temel haklarına saygı" göstermelerini istedi; Britanya Dışişleri Bakanı William Hague"dan da benzer bir açıklama geldi. Fakat protestoculara en ufak bir destek iması yok –halbuki çarpıcı bir tezat şeklinde Obama, İran"daki göstericileri ayan beyan teşvik etmişti. Şu an verilen cılız tepki anlaşılabilir. Bahreyn, ABD"nin kilit önem taşıyan stratejik müttefiki; 60 yılı aşkın süredir Amerikan Beşinci Filosu"nun operasyon üssü ve burada 4 binden fazla ABD askeri konuşlanmış durumda. Ülkeye iki asırdır hükmeden El-Halife ailesiyse, Washington için vazgeçilmez olduğunun farkında.

 

Sonuçları iyi düşünün

 

Durum ABD için bilhassa karışık bir ikilem teşkil ediyor; keza Bahreyn"le yakın ve tarihi ilişkileri olan Britanya için de. Bu huzursuz ve tehlikeli bölgedeki Batı çıkarları, İran"ın ve nükleer programının dizginlenmesini, yanı sıra hayati önem taşıyan deniz rotalarının korunmasını gerektiriyor. Bahreyn, her iki ülke için de kritik rol oynuyor. Amerika"dan demokrasi yanlısı göstericilere daha fazla moral ve destek vermesini isteyenlerse, Batı"nın İran"a karşı kalesi olan bir ülkenin istikrarsızlığa sürüklenmesinin sonuçlarını iyi düşünmeli.

Libya'da ölü sayısı yükseliyor

New York merkezli İnsan Hakları İzleme örgütüne göre Libya'dan son üç günde protesto gösterilerinde ölenlerin sayısı 84'e yükseldi.

Ülkeyi 42 yıldır yöneten Muammer Kaddafi'ye karşı gösterilerin odağındaki kent ülkenin ikinci büyük kenti olan Bingazi.



İnsan Hakları İzleme örgütü, güvenlik güçlerinin protestolara müdahalesi sonucu, çok sayıda kişinin de yaralandığını duyurdu. Muhalefetin bastırıldığı ülkede, nadiren bu tür gösteriler düzenleniyor. Gösterilerin süreceği söylenen ülkede, devlet medyası misilleme tehdidinde bulunuyor.Yönetim karşıtı gösterilerin düzenlendiği Libya'da gece saatlerinde internet erişiminin kesildiği bildirildi.
Medyaya getirilen sınırlamalar ülkeden alınan haberlerin bağımsız kaynaklarca doğrulanmasını zorlaştırıyor ancak Facebook ve el Cezire'nin arapça internet sayfasına ulaşımın durdurulduğu BBC tarafından doğrulanabildi.
Türk firmalarına ait şantiyelerde yağmalamalar var. İşler Bingazi ve çevresinde durdu.İşçiler ve Türk vatandaşları Türkiye getiriliyor.
Bütün bu karışıklıklardan Iran"ın memnun olduğunu söyleyebiliriz. Hatta o ülkelerdeki Şii halkı içten içe desteklediğinide söyleyebiliriz. Batı dünyası bütün bu olaylardan sonra Ortadoğu"da 3 veya 4 adet daha İran görürse şaşmamalı.
Bütün bu gelişmeler ABD ve batı dünyasının istemediği yönde gelişecek olursa
Ortadoğu"da daha büyük karışıklıklar beklenebilir. Bu gelişmelerden alınacak çok ders var. Onca petrol gelirinden halkına refah sağlayamayan kral veya diktatörlerin yerlerinin sağlam olmadığını rahatça söyleyebiliriz.

TEMEL GIDA FİYATLARINDAKİ ARTIŞLAR DURDURULAMAZSA SOSYAL PATLAMA OLUR (BBC)

IMF ve Dünya Bankası, Paris'teki G20 zirvesi öncesinde gıda fiyatlarındaki yükselişin ekonomik dengesizlikleri de artırdığına dikkat çekerek, bu soruna öncelik verilmesini istedi.



Dünyanın en büyük ekonomilerinin oluşturduğu G20 grubunun maliye bakanları ve merkez bankası başkanları Paris'te bir araya geldiler. Uluslararası Para Fonu IMF, toplantı öncesinde, gıda fiyatlarındaki yükselişin ekonomik dengesizlikleri de artırdığına dikkat çekerek, bu soruna öncelik verilmesini istedi. Hafta başında Dünya Bankası da, gıda fiyatlarının "tehlikeli seviyelere" ulaştığını belirtmişti.
Dünya Bankası'na göre, Haziran ayından bu yana 44 milyon kişi daha yoksulluk sınırının altına düştü. IMF Başkan Yardımcısı John Lipsky, BBC'ye yaptığı açıklamada, G20 ülkelerinin istikrarsızlığı önlemek için çare üretmesi gerektiğini belirterek, "Temel tüketim maddeleri, özellikle de gıda fiyatlarındaki dalgalanma nedeniyle, büyük bir endişe hakim" dedi. Açlık dünyanın gündemine tekrar oturuyor. Özellikle bugday fiyatlarındaki anormal artışlar endişe verici.

Sosyal patlama tehlikesi

G20 dönem başkanı Fransa'nın Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy de, gıda fiyatlarındaki ani yükselişleri ve dalgalanmayı durdurmak için emtia piyasasındaki spekülatörlerin engellenmesi gerektiğini söyledi.
Dünya Kalkınma Hareketi (WDM) öncülüğündeki 100 kadar örgüt de, spekülasyonun tehlikelerine dikkat çeken bir bildiriye imza attı. WDM'den Julian Oram, "G20 gıda fiyatlarındaki spekülasyonla mücadele ederek, hayat kurtarabilir, kronik açlığı azaltabilir ve iç savaşlarla sosyal patlamaları önleyebilir" dedi. Dünya Bankası'nın çağrısında da gıda fiyatlarındaki artışın Orta Doğu'daki isyan dalgasının başlıca nedenlerinden biri olduğu vurgulandı.

Türkiye Başkanlık Sistemine mi gidiyor?

Economist dergisi, Arap dünyasındaki halk isyanlarıyla birlikte, dikkatlerin yeniden Türkiye'nin demokrasi örneği üzerinde yoğunlaştığını yazıyor.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne tam üyeliğe yaklaştırma konusunda, lâik seleflerinden daha fazlasını yaptığını belirten dergi, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin, iktidarı boyunca darbe tehditleri ve kapatma davasıyla karşı karşıya kaldığını da ifade ediyor.
Yazıda, Türkiye ekonomisinin, küresel mali krizi zarar görmeden atlattığı ve yüzde 5'lik büyüme oranıyla yalnızca Çin ve Hindistan'ın gerisinde kaldığı tespiti yapıldıktan sonra, işsizliğin azaldığı, ülkenin, çoğunlukla Kürtlerin yaşadığı güneydoğusunda, şiddetin neredeyse durduğu da belirtiliyor.

Economist, şiddetin durmasının hükümet ile PKK'nın hapisteki lideri Abdullah Öcalan arasında sözsüz bir anlaşmayla bağlantılı olduğunun düşünüldüğünü de aktarıyor.

'Türkiye, Putin Rusya'sı olur demek yersiz'

Mısır'a örnek gösterilen Türkiye'nin, bir yandan Rusya gibi otoriter bir rejime doğru ilerlediği eleştirilerinin çok yerinde olmadığı, Türkiye'de seçimlerin adil ve özgür olduğu, basının çoğunlukla serbest bir ortamda çalıştığı da, Economist'in değerlendirmesinde işlenen fikirler arasında.
Dergi, bununla birlikte Başbakan Erdoğan'ın giderek daha az hoşgörülü hale geldiğinin açık olduğunu da savunuyor. Economist bu fikri desteklemek için şöyle devam ediyor.
"Ülkenin en büyük medya holdingini dize getirmesi ardından, hükümet, şimdi de başka muhalif sesleri hedef alıyor. Son kurban ise ordu yanlısı eğilime sahip internet haber sitesi Oda TV oldu."
Economist Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri Süheyl Batum'un, ordu için sarfettiği "kağıttan kaplan" sözlerine de değinip; "Adalet ve Kalkınma Partisi'nin, bu ifadeleri CHP'nin, generallerin borazanı olmaya devam ettiğinin kanıtı olarak gördüğünü" de kaydediyor.

'AK Parti zaferi başkanlık sistemi getirebilir'

Dergi buna karşılık CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun, liberal bir tutum sergileyerek, ordunun sivillere hesap vermek zorunda olduğunu vurguladığını yazıyor.
Economist'e göre, AKP'nin Haziran seçiminde yeterli çoğunluğu elde etmesi durumunda yapılacak Anayasa değişiklikleriyle, mevcut parlamenter sistemden, başkanlık sistemine doğru bir geçiş söz konusu olabilir.
"Adalet ve Kalkınma Partisi'ne düşman olanların hayalini kurdukları senaryo, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Erdoğan'ın başkanlık sistemi konusunda çatışarak partiyi bölmeye götürmeleri" diyen Economist, bu ihtimali zayıf gördüğünü de ekliyor. Dergiye göre, yine "hükümete düşman olanlar" için kabus senaryo ise, Milliyetçi Hareket Partisi'nin yüzde 10 barajının altında kalması.

PİYASALAR

Geçtiğimiz haftanın iç ekonomik olayları kısaca şöyle.

Merakla beklenen PPK toplantısı geride kaldı. Özetle, politika faizleri değiştirilmedi ve munzam karşılıklar konusunda da bu ay artırılmayabileceği mesajı verildi. Kurul'un 23 Mart'taki bir sonraki toplantısına kadar son alınan kararların ekonomi üzerindeki sonuçlarını izlemeyi tercih ettiğini görüyoruz. Kısa vadede TL varlıklar üzerindeki baskı hafifleyecektir. Bu süreçte yurtiçinde dış piyasalardaki gelişmelerin ağırlığının artmasını bekliyoruz.

Gazete haberlerine bakılırsa Sanayici 2011"e umutlu girmiş. İhracatın ibresi rekor gösteriyormuş. IMF Türkiye"den memnunmuş falan filan.
Öbür taraftan artan hacizler, artan hayat pahalılığı ve işsizlik toplumun önemli dertleri olmaya devam ediyor.85 kuruşluk ekmek bir lira olmuş, simit 75 kuruştan 100 kuruşa çıkmış. Biz hala %5-6 Enflasyondan bahsediyoruz. Siz temel gıda maddelerine bakın. Asıl enflasyonun göstergesi onlar. İşsizlik %20"lere ulaşmış, biz hala %10 işsizlik geveliyoruz. Siyasetçinin ağzına bakıyoruz iyi birşeyler duyarmıyız diye.. Karşılıklı laf atışmasından başka bir şey yok ortalıkta.Bir Ergenekon-Balyoz tutturmuşuz gidiyoruz.. Yollarda rasladığımız dilenci sayısı gün be gün artıyor. Bolluk döneminde alınan krediler şimdi can yakıyor.
TCMB uygulamalarıda bir garip.. Bankalar faiz artırıyor. Kredileri daraltıyor. Enflasyonist belirtiler ortaya çıkmaya başlamış. TCMB hala faiz indiriyor. Adama getir paranı %6"dan yatır bankaya deniyor. Gerçek enflasyonu ortaya koymazsanız, ve mevduat sahibine reel faiz vermezseniz, bankalara mevduat da bulamayız bu gidişle.Gayrimenkul gibi birtakım balonlar şişer.
Bakınız et konusuna. Koç gibi bir grup bile etçiliği bırakıyor. Karkası 35"e maleden, Arjantin"den 15 liraya gelen karkas ile baş edemiyor. O zaman bende ithal ederim deyip, tesisini kapatıyor.
Bu haftaya kadar çıkan sıcak para 10 milyar dolar. Geçtiğimiz hafta TCMB faiz indirmeyince tekrar ama yavaş başlayan bir yabancı girişi var.Bununla birlikte tahvil faizlerinde bir gevşeme yaşanıyor.Uluslararası piyasalar Ortadoğu olaylarının etkisinde işlem hacımlarını düşürdüler.
Yabancı girişleri devam ederse faiz 8"lere kadar gerileyebilir. Yanabcı girişi döviz fiyatlarını biraz aşağı çekecektir.
Euro/dolar paritesi 1.36 sınırında. Uzun zaman TL/Dolar paritesini 1.60 üzerine taşımak isteyenler bu hareketlerinde başarılı olamadılar. Bugünlerde 1.58"lik bir denge gözüküyor.

Esenlikle kalın.

(DİKKAT: Haftalık ekonomik yorum Emen&Emen tarafından turkiyeturizm.com için hazırlanmaktadır. İzinsiz kopyalanıp kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Aksi takdirde Basın Yasası ve Telif Hakları Yasası'na göre yasal işlem yapılacaktır)

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.