• BIST 92.709
  • Altın 212,040
  • Dolar 5,4835
  • Euro 6,1905
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara -2 °C

Ukrayna karışıyor, Rus askeri Kırım’a çıktı

Ukrayna karışıyor, Rus askeri Kırım’a çıktı
Rus tankları ve askeri Kırım’da Ukrayna gibi rusça konuşan bir müttefikini bırakmak istemeyecek olan Rusya’nın tavrı merak ve endişe ile bekleniyor..

MURAT EMEN-EMEN&EMEN
Haftalık Ekonomik Bülten 3-9 Mart 2014
İSTANBUL
- Mücadelesinden zaferle çıkan Ukrayna’da Kırım çatlak verdi. Muhtemelen referanduma gidilecek. Kırım’da Tatarlarla Ruslar arasında mücadele var. Putin askeri müdahale için yetki aldı.

rus-askeri-kiirim.jpg

rus-askeri-kiirim2.jpg

rus-askeri-kiirim3.jpg

PUTİN, MERKEL’İN TEMAS GRUBU FİKRİNİ KABUL ETTİ

Kyiv Post gazetesinin haberine göre Alman hükümeti Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna krizine çözüm için "temas grubu " kurmak için Başbakan Angela Merkel’in önerisini kabul ettiğini söyledi. Merkel, Kırım'daki kabul edilemez Rus müdahalesi üzerine Putin’i uluslararası yasayı ihlal etmekle suçladı. Putin Ukrayna'da "aşırı milliyetçi güçler"e  karşı Rus vatandaşlarının güvenliği ve Rusça konuşan nüfus olduğunu belirterek eylemin savundu ve bugüne kadar alınan önlemler konusunda ısrar etti.  Merkel'in önerisine ise  Ukrayna'da sosyo - politik durumu normalleştirmek için ikili işbirliği amacıyla görüşmeler yapılmalıdır şeklinde oldu.
Reuters haber ajansı, Angela Merkel ve ABD Başkanı Barack Obama’nın Kırım'da Rusya'nın "kabul edilemez müdahale"sinin "uluslararası hukukun ihlali" olduğunu ve politik bir çözüm için çağrıda bulunduğunu bildirdi.

ukrayna.jpg

merkel-putin.jpg

Ukrayna gibi rusça konuşan bir müttefikini bırakmak istemeyecek olan Rusya’nın tavrı merak ve endişe ile bekleniyor.Ukrayna Nato’dan destek istedi. Rusya’ya kaçan eski devlet başkanı Yanukoviç ı basın toplantısı düzenleyerek mücadelesine devam edeceğini belirtti. Bu arada Ukrayna için karşılıklı rekabetleşen AB ve ABD’nin tepkileri bekleniyor. Obama Putin’in müdahale yetkisi için “bedeli olur” dedi.

TÜRKİYE RAPORU
Yerel seçim heyecanı ile birlikte Cemaat- Erdoğan kavgası devam ediyor. Hergün yeni bir tape gündeme düşerken, İranlı Reza ve bakan çocuklarının serbest bırakılması büyük infial yarattı. Simit çalan çocuk içerde tutulurken, rüşvet ve yolsuzluk zanlılarının serbest bırakılması içerde ve dışarda büyük tepkilere yolaçtı.

basbakan-ve-bilal-erdogan.jpg

Gündemin başkonusu Erdoğan ile oğlu arasındaki konuşmalar. Montajdı değildi tartışmaları devam ederken, Erdoğan’ın bu konuda araştırma istememesi garip karşılanıyor.
En son yayınlanan ABD insan hakları raporunda Türkiye’deki Gezi olaylarından başlayarak 17 aralık operasyonuna kadar olanlara yer verilmesi manidar karşılandı. Raporda skandal olarak nitelendirilen 17 aralık depremi üzerinden kınamalar devam ediyor. Milyarların konuşulduğu tapelerle yerel seçime gidiliyor. Anti-demokratik yasa değişiklikleri yapıldı. HSYK idarenin kontrolüne verildi. İnternet sansürlendi. Bütün bunlar AB adayı bir ülkeye yakışmayan şeyler.
En ilginci, 10 gün önce ilgili mahkeme 17 aralık sanıklarının tahliyesini reddetmişti. Bu arada o mahkemenin hakimi izne ayrılıyor. Yerine bakan nöbetçi hakim tahliye kararı veriyor. Olay tertibin alası. Bizim bildiğimiz bu tür nöbetçi hakimler esas dosyalarla ilgili karar vermez ve esas hakimin izinden dönmesini bekler. Doğru olanda budur.En güzeli başbakanın kafa karıştıran cevabı; “adalet yerini buldu” diyor. Ayakkabı kutularındaki paralara rağmen başbakanın bu cevabı vermesini açıklamak çok çok zor.

e2.jpg

KOÇ: TÜRKİYE İLE İLGİLİ ÇOK NEGATİF BİR ALGI OLUŞMUŞTUR

Mustafa Koç ilk defa bir gazeteye son olaylar ve Koç grubuna yapılan yakıştırmalar hakkında konuşmuş.

Soru :“Sızdırılan tapeler siyasette gerginliğe neden oluyor. Son olarak Başbakan ve oğlu arasında geçtiği iddia edilen bazı konuşmalar sızdırıldı. Bütün bunlara genel bakışınız nedir?

Bir kere her şeyden evvel bunun ispat edilmesi lazım. Ama algı da çok önemli. Batı basınına baktığınız zaman -ki ben bunların taraflı olduğuna hiç inanmıyorum, hakikaten objektif yazıyorlar- Türkiye ile ilgili çok negatif bir algı oluşmuştur. Bizdeki demokratik normlar, şeffaflık, hesap verilebilirlik batı normlarının çok çok gerisinde. Demokrasi, insan hakları gibi alanlarda anlayış olarak kat etmemiz gereken daha çok yol var. O bakımdan bence bu yaşananlar çok üzücüdür. Bu yolsuzluk iddialarının aslı yoksa ispat edilmesi lazım. Varsa da kimler bunları yapmışsa sonuçlarına katlanmaları lazım. Geçen hafta haberleri takip ettik, eski Alman Cumhurbaşkanı aklanmış. Almış olduğu düşük faizli bir krediden dolayı istifa etmek zorunda kalmıştı. Bir oradaki duruma bakın bir de buradaki duruma bakın. Arada dağlar kadar fark var.

Soru ; O halde iddiaları mesnetli mi buluyorsunuz?

Hayır onu söylemiyorum. Burada bir algı var ve bunun karşısında hiçbir şey yokmuş gibi davranmak veya hepsine külliyen yalan demenin doğru olmadığına inanıyorum.

e3.jpg

GEÇTİĞİMİZ HAFTA İÇERDE VE DIŞARDA EKONOMİ

Ekonomik açıdan geçtiğimiz haftanın satırbaşlarına göz atarsak;
- Cari açık beklentisi 7.2 iken 6.8 olarak geldi.
- Geçtiğimiz hafta altın ve döviz kazandırdı. Borsa kaybettirdi.
- Bankalarda mevduat hacmı şubat ayı haftasına göre geriledi. Ancak geçen yılın aynı ayına göre %28 artmış durumda.
- Yellen Senato’da konuştu. Ilımlı bir hava içinde konuşan Yellen azaltmanın devam edeceğini söyledi. Anlaşılan o ki tapering bitince gelişmekte olan ülkeler kaderleri ile başbaşa kalacaklar. Yellen tarafından gelecek bir iyilik beklenmesin. Bu ülkelerin iki ana sorunu olacak. Birincisi daralan finans kaynakları. İkincisi rekabet şartlarının sertleşmesi. Bu sorunları aşabilen gelişmekte olan ülkeler zorluğu yenecekler.
- Şubat ayında ihracat geçen yılın aynı ayına göre %4.3 artışla 12 milyar 93 milyon oldu.
- Gelişmekte olan piyasalardan kaçış hız kesmedi. Büyüme kaygılarının artması ile gelişmekte olan ülkelerden 11 milyar dolarlık çıkış yaşandı.
- Türkiye üç değişkende en kırılgan durumda. IIF uzmanlarının hazırladığıbelli başlı gelişmekte olan ülkeler kırılganlık tablosunda aralarında Türkiye’ninde bulunduğu 28 ülke yeralıyor.
Kırılganlıklar üç ana başlıkta toplanmış.
- Dış finansman kırılganlıkları
- İç finansman kırılganlıkları
- İç mali kırılganlıklar olarak sıralanıyor.

Türkiye 13 değişkenden üçünde “en kırılgan” dördünde “kırılgan” altısında ise “az kırılgan görülmüş. Ülkenin en kırılgan olduğu saha, cari hesap dengesi/GSYH, “ “net doğrudan yabancı yatırım/cari açık, ve reserv karşılama oranı değişkeni
- Breziya Merkez Bankası gösterge faizini 10.50’den 10.75’e çıkardı. Faiz artış hızını azaltan Brezilya, yeni artırımlar için kapıyı açık bıraktı.

TÜRK TİCARET BANKASI SEKTÖRE GERİ DÖNEBİLECEK Mİ?
Geçtiğimiz yıl tasfiye kararı kaldırılan ülkenin köklü bankalarından Türk Ticaret Bankası’nın bankacılık sektörüne dönmesi için çalışmalar yapıldığını duyuyoruz.
Bankanın yeniden sektöre dönebilmesi için uygun bir talip gerekiyor.Mevcut hali ile %92.84’ü TMSF %5.65 munzam sandığa kalanı muhtelif kişilerde olan Bankanın yeniden hayat bulabilmesi için sermayesinin 300 milyon dolara çıkarılması gerekiyor.
Bu hafta Dünya Gazetesinin moderatörlüğünde bankacıların katılacağı bir panelde konu tartışılacak.

DÖVİZZEDELERİN GÖZÜ TBB’DE
Japon yeni ve İsviçre Frangı üzerinden borçlanıpta kur farkından zarar eden dövizzedelerin borçlarının yeniden yapılandırılmasında Plan ve Bütçe Komisyonund ile Türkiye Bankalar Birliği ana çerçeve konusunda anlaşmışlardı. Beklenen TBB’nin üyelerini bilgilendirmesi ve arkasından yeni bir yol haritası için detaylı bir çalışmanın yapılması gerekiyor
İktidar ve muhalefet tarafının ortak talebi doğrultusunda TBB’nin TBB’nin hazırladığı çözüm önerisi üzerinde varılan mutabakata göre, 250bin TL ye kadar olan Yen ve Frank cinsinden borçlar kredi çekilen yılın kuru üzerinden TL ye çevrilecek. Çevrilen borça 1.25 aylık faiz uygulanacak.

e4.jpg

2013 YILINDA İNŞAAT SEKTÖRÜ REKOR KIRDI

ÜİK verilerine göre, tamamlanarak kullanıma haszır hale gelen daire sayısı geçtiğimiz yıl rekor kırdı. Bir yılda tam 608bin 571 daire için kullanım izni verildi. Önceki yıla göre yüzde 27.8 bir artış sözkonusu.
İnşaat için ruhsat verilen daire sayısı ise 814bin olarak gerçekleşti. Bu rakam 2012 yılında 751bin, 2011 yılında 650bin idi.ancak bu artışa rağmen 2010 yılının 907binlik rakamı geçilmiş değil.
Geçen yılın tümünde görünürde 1 milyon 157bin konut satıldı. Bu rakamın 529bini ilk satışi, bakiyesi ikinci el satışı kapsıyor. Bu yılın ocak ayında yapılan konut sayısı ise 88bin oldu.40 bin ilk satıştan geliyor. geçen yılın aynı ayında hemen hemen aynı tablo vardı.
Geçen yıl yaklaşık 700bin konut tamamlanmış, ancak bunun 529bini satılmıştı bir anlamda geçen yıldan devreden stok sayısı 170bin. İşte tehlike çanları burada çalıyor denilebilir.
Mevcut stokla ilgili somut bir rakam vermek zor olsada sayısının bir milyonun çoktan aşıldığını söylemek mümkün. Bu gidişle stoka deredilecek sayı artarsa durum ne olur.Akla gelen sorular bu kadar stoka veya yapılacak konuta talep olacak mı? Biliyoruz ki 2014 yılı zorluklarla dolu bir yıl. Faizlerin yüksek seyrettiği bir yıl olacak. Bankacılık sistemi konut satışına destek vermes ise o talebi yakalamak zor olacak.

AVRUPA DOSYASI

UKRAYNA MERKEZ BANKASI SABİT KUR’U BIRAKTI, ESNEK KURA GEÇTİ
Hükümet karşıtı gösterilerle onlarca kişinin hayatını kaybetmesinin ardından Devlet Başkanı Yanukoviç’in ülkeyi terketmesinin ardından, yönetim el değiştirdiği Ukrayna’da yeni yönetim ülkenin para politikasında köklü değişikliğe gidiyor.
Reuters haber Ajansına göre Ukrayna Merkez Bankası, sabit kur sistemini bırakıp, floating dediğimiz esnek kur sistemine geçiyor. Merkez daha önceki bir açıklamasında ülkenin iki yıl içinde 35 milyar dolar desteğe ihtiyacı olduğunu açıklamış ve .ilk dilimi de yakın bir vade de istemişti.IMF bu konuda çalışma başlattı. Taleplerin kısa zamanda karşılanması bekleniyor.
Ülke para biriminin 014 içindeki kaybı dolar karşısında %19. Ülke para birimi grivna geçtiğimiz hafta dolar karşısında tarihi düşük seviyeyi görerek 10.25’e düştü.

e5.jpg

ŞANSÖLYE MERKEL LONDRA’DA

Alman Şansölyesi Angela Merkel 27 sene sonra İngiltere’yi ziyaret eden ilk Alman Başbakanı oldu. Basbakan Cameron kötü AB politikası uygulamasına rağmen, Merkel’e bir nevi zeytin dalı uzattı.İki dünta harbinde de karşı karşıya gelen bü iki ülkenin bu yakınlaşması AB’nin geleceği açısından önemli görülüyor.Hatırlanacağı gibi AB ingiltere’ye rağmen kurulmuştur. Kıta avrupasına karşı herzaman soğuk davranan ve bütünleşmesini istemeyen İngiltere’ye rağmen De Gaulle ve Helmut Kohl’un gayretleri ile kurulan Müşterek Pazar’a önce İngiltere alınmadı.Ancak Margeret Avrupa’da Tchather karşı örgütleme hareketine geçince mecburen üye olarak kabul ettiler.
Merkel Parlemento’da yaptığı konuşmanın ilk bölümünde İngilizce son bölümünde almanca konuştu.

ASYA DOSYASI

ÇİN YENİDEN DÜNYAYI SARSACAK MI? (BBC)
BBC’nin bu araştırma yazısını ilginç gördüğümüz için kısaltmadan bütünü ile veriyoruz.
Çin'in 30 yıllık modernizasyon ve ekonomik mucize döneminin sonuna yaklaşıp yaklaşmadığı sorusuna cevap aramak gerekiyor

e6.jpg

Son birkaç yılda Çin'de inşa edilen şeyleri kabaca sıralarsak şöyle bir liste ortaya çıkar: Her beş günde bir gökdelen, ayrıca 30 havaalanı, 25 kentte metro, dünyanın en uzun üç köprüsü, yaklaşık 10 bin kilometrelik hızlı tren hattı, toplam 35 bin kilometre uzunluğunda otoyollar ve baş döndürücü bir hızla inşa edilen ticari ve iskân amaçlı gayrimenkuller.
Mısır'daki firavunları ve Romalıları gölgede bırakacak türden hummalı inşaat çalışmalarına iki şekilde bakmak mümkün.
Bu, hızla kentleşen bir ülkede gerekli bir modernizasyon olmakla birlikte, aynı zamanda sürdürülemez büyüme kaynaklarına sahip dengesiz bir ekonominin de göstergesi.
Çin'de ekonomik büyümede gözlenen yavaşlama, mali piyasalarda son dönemlerde ortaya çıkan gerginlik belirtileri ile birleşince 2007-08'de başlayan küresel mali krizin üçüncü dalgası olarak değerlendirilebilir. Bu krizin ilk dalgasını finans merkezlerindeki çöküş, ikincisini ise Euro Bölgesi krizi oluşturmuştu.
2008 sonbaharında Lehman Brothers'ın çöküşünü takiben dünya ticaretinde ani ve keskin bir düşüş yaşandı. Büyümesini esas olarak zengin Batı'ya ihracata borçlu olan Çin açısından bunun etkisi büyük oldu. Batı ekonomileri daralıp da satın alma işine son verince Çin'deki fabrikalar şalterleri indirdi.
O dönem sırasında Çin'de yığınlarca göçmen işçinin tası tarağı toplayıp köylerine geri dönüşüne tanık olduk. Bu durum hükümet açısından alarm vericiydi.

'Kredi muslukları açılınca...'
Bunun üzerine ABD hükümetinin ısrarıyla Çin hükümeti devasa bir teşvik programı başlattı. 670 milyar dolarlık kamu harcamaları paketi açıldı ve devlet bankalarına ''Kredi musluklarını açın" talimatı verildi.

e7.jpg

Bu programın bir anlamda işe yaradığı da söylenebilir. Zengin Batı ve Japon ekonomileri durağanlık yaşamaya devam ederken, ekonomik büyüme -üstelik hızlı bir şekilde- geri döndü ve son 30 yıldır olduğu gibi %10'lar seviyesine yeniden ulaştı.
Bunu iki şekilde ele alabiliriz.
Çin, canlandırma programının uygulanmasına başlanılmadan önce bile, herhangi bir büyük devletten bile daha hızlı oranda yatırım yapıyordu.
Krizden önce, yatırımların gayrisafi ülke içi hasılaya oranı %40 civarındaydı. Bu oran, çoğu kalkınmış ülkenin üç katı.
Krizden sonra da, canlandırma paketleri ve inşaat hamlesiyle birlikte yatırımın GSYİH içindeki oranı %50'yi buldu.
Durum şu: Eğer bir ekonomi refah ve istihdam yaratmak için böylesine büyük bir hızda yatırım yapıyorsa; bu yatırımların ekonomik geri dönüşüm sağlamayacağı, bu yatırımın mantıklı bir karar alma mekanizmasının sonunda ortaya çıkmadığı kesindir.
Bu nedenle Çin'de, bazı yerleşim yerlerindeki dev sitelerde kimse yaşamadığı için ışıklar sönük, bazı otoyollarda trafik neredeyse araç yok denecek kadar sakindir.
Ancak bu harcamaları ve yatırımı sorunlu hale getiren finansmanıdır. Borçlanmada bir patlama yaşandı. Çin'in borcunun GSYİH'ye oranı %15 civarında artıyor.
Fitch'in eski piyasa uzmanlarından Charlene Chu, insanların Çin'de bir kredi patlaması yaşandığının farkında olduklarını belirtirken, şu karşılaştırmayı yapıyor:
"Bütün bunların başladığı 2008'de, Çin bankacılık sektörünün büyüklüğü yaklaşık 10 trilyon dolar civarındaydı. Şu anda ise 24-25 trilyon dolar. 14-15 trilyon dolarlık bu artış neredeyse ABD'nin ticari bankacılık sektörünün büyüklüğüne denk. Amerikalılar için bu büyüklüğü yaratmak 100 yıl almıştı. Bu Çin'in ABD sisteminin tamamını 5 yılda inşa ettiği anlamına geliyor."

KREDİ BALONUNUN PATLAMA RİSKİ
Zengin Batı'da yaşayanların, hızla büyük bir borçlanma yaratan mali sistemin riskleri konusunda ders almaya ihtiyaçları olmadığı bilinir. Çin'de, İngiltere'nin tehlikeli bir şekilde yaşadığı gibi, bu borçlar 'gölge' bankalar olarak nitelenen dev mali kuruluşlarda saklı.
Finans tarihinden çıkarılacak derslerin istisnası da yoktur: Bu şekilde kredi vermek borçlananları yükümlülüklerini karşılayamaz hale getirir, alacaklılar için de büyük zararlar anlamına gelir. Buradaki sorun bu senaryonun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği değil, ne zaman ve hangi şiddette yaşanacağıdır.
Çin'de son dönemde bankacılık sektöründe gerilime tanık olmamızın nedeni de bu olabilir. Bunun da, gelecek daha kötü şeylerin alameti olma ihtimali de gözardı edilemez.
Başka bir ifadeyle, eğer daha uzun bir dönemde borca dayalı bir yatırım hamlesi ya da harcamayla büyüme sağlanırsa, iki olasılktan söz edilebilir.
Eğer bu ekonomik patlama kontrollü bir şekilde ve daha erken söndürülebilir, ekonomiyi daha sürdürülebilir bir büyüme için yeniden inşa edecek önlemler alınırsa sonuçta bir yavaşlama yaşanacak ama felaket önlenecektir.
Fakat eğer borçlanma aşırı hızla devam ederse, kriz kaçınılmaz olacaktır.

PEKİ ÇİN'İN EKONOMİK MUCİZESİNE NE OLACAK?
Çin hükümeti, kağıt üzerinde, ekonomiyi tüketimi körükleyen bir yapıdan yeniden dengeye oturtacak bir dizi reform planını açıkladı.
Hükümetle de yakın bağı bulunan, önde gelen Çinli yatırımcılardan Charles Liu, Çin'in büyüme hızının şu andaki %7-8'lerden düşmesinin yüksek olasılık olduğuna dikkat çekerek, ''Çin'de büyümenin kalitesinin daha artı değer yaratan bir çerçeveye oturmasının'' ülke için çok iyi olacağını söylüyor. Bu çerçevede %4'lük bir büyüme tahmininde bulunuyor Liu.

e8.jpg

Ancak reform programının uygulanmasına yeni başlandı ve kredi patlaması da devam ediyor. Dahası, inşaat sektöründeki büyüme nedeniyle zenginleşen o kadar çok komünist parti yetkilisi var ki, şimdi merkezi hükümetin bu reform paketini uyygulama konusunda yeterince ısrarlı olup olmayacağı konusunda tereddütler gündeme geldi.
Olası %4'lük büyümenin siyasi ve sosyal sonuçları da öngörülenden de derin olabilir. %4'lük bir büyümenin insanların iş ve yaşam standardı beklentilerini karşılayıp karşılamayacağı ya da protesto ve huzursuzlukları engelleyip engellemeyeceği de belirsiz.
Çin'in yükselişi benim gazetecilik kariyerimin en önde gelen başlıklarından biri oldu.
Hızlı büyüyen Çin, her zaman yararımıza olmasa da yaşamlarımızı şekillendirdi.
Çok ucuza üretilen mallarla yaşam standardımızın artmasına yardımcı oldu, ancak onların ihracatçıları bizim imalatçılarımızı yok etti.
Ve yarattığı para fazlası Batı'da tehlikeli bir açık ve borçlanma yarattı.
İştahı ve yüksek talebi nedeniyle ödediğimiz gıda, enerji ve hammaddedinin fiyatları arttı. Dahası, Çin'in Asya ve Afrika'daki nüfuzu da küresel güç dengelerinde eksen kaymasına neden oldu.
Peki, ekonomik açıdan zayıf bir Çin, Batı için iyi olur mu? Pek de kötü olacağı söylenemez.
Ama bu aynı zamanda, Çin'in aniden halkının yaşam standartlarındaki artışın devamını sağlayamaz duruma düşmesi; özgüveni zayıflamış, daha istikrarsız ve dünya için muhtemelen daha tehlikeli bir ülke olması anlamına gelecektir.

PİYASALAR

Borsa
Endeks Rusya kaynaklı riskten kaçışa paralel olarak %1 geriledi.
Artan siyasi gerilim ile satış baskısına giren Endeks, önce sınırlı bir tepki göstermesine rağmen Rusya’nın Kırım’a yönelik teyakkuzu sebebiyle %1 azaldı. Perşembe gününü 61.503 üzerinden kapatan endeks, Cuma günü 61bin direnç noktasında gelen tepki alımlarıyla biraz yükselerek haftayı 62.583 olarak kapattı. Bu hafta yeni gerilimler eklemez ise endeksin biraz yükselmesi beklenebilir.

Faizler
İki yıl vadeli yeni gösterge tahvilin faizi 11.18 seviyesinde kapandı. Yeni ihracı yapılan on yıllıklarda da faiz10.48 valörlüde 10.58 oldu. Faizler siyasi gerileme endeksli seyrediyor.

Döviz
Döviz hem iç hem de dıştan dolayı tedirgin seyrediyor.

Hafta içi 2.20 lerde dolaşan dolar/TL Rusya nedeniyle 2.23 lere yükseldi Ancak sonra gerileyerek 2.2075 olarak haftayı kapattı. Euro 3.0478 olarak kapandı. Parite 1.38 seviyesinde.
Bu hafta döviz iç ve dış gelişmelere bağlı olarak seyredecek. Özellikle Ukrayna konusunda Rusya’nın tavrı çok önemli. 1956 Macar ayaklanması hatırlanırsa, iktidardaki Jonas Kadar Hükümetinin talebi ile Rus tankları Macaristan’a girmiş ve ayaklanmayı bastırmıştı. Putin bu konuda bir sınav verdiğinin farkında.

Esenlikle kalın.

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.