• BIST 83.675
  • Altın 250,714
  • Dolar 6,1048
  • Euro 6,8129
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 15 °C

Uçaklarda polis var da göremiyor muyuz?

Musa Alioğlu

Şimdi okuyacağınız, "Yerli ve yabancı uçaklarda silahlı görevli bulunacak" başlıklı bu yazıyı 8 Ekim 2017 tarihinde yazmışım.

Yani bundan tam 16 ay önce. Bu tarihten önce, Mayıs 2016'da da "Uçaklarda Air Marshall (Hava Polisi) şart" başlıklı bir başka yazı daha yazmışım. Yani, benim bu yazımdan tam 1,5 yıl sonra bu konuda bir kanun çıkmış. 

Bu kanunu ele alıp, irdeleyen bu yazımızı okuyup neler yapılacağını bir anlayalım, daha sonra neler olduğunu araştıralım.    

"Türkiye'de sivil havacılık güvenliğinin görünmeyen ve de çok bilinmeyen otoritesinin, Milli Sivil Havacılık Güvenlik Programı (MSHGP) adıyla bilinen kurul olduğunu ve güvenlik konusunda karar alma yetkisine sahip olduğunu geçen haftaki yazımda belirtmiştim.

Tam da bu sırada yayınlanan bir Torba Yasa'da gördük ki, MSHGP yeni bir kimlik ve kişiliğe büründürülecekmiş.

Tüm sivil havacılık faaliyetleri, havacılıkla ilgili bütün tesislerin korunması ve bu işin uluslararası mevzuata da (ICAO-ECAC) uygun hale getirilmesi, uygulanması ve denetlenmesi konusu, İçişleri Bakanlığı ile koordineli olarak, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'na (UDHB) verildi.

Güvenlik politikaları için, İçişleri, Gümrük, Ulaştırma Müsteşarları, Emniyet Genel Müdürü, Jandarma Genel Komutanı, Gümrükler ve Gümrük Muhafaza Genel Müdürleri, SHGM ve DHMİ Genel Müdürleri'nden oluşan, Milli Sivil Havacılık Güvenlik Kurulu resmen oluşturulacak.

Yasada, Türkiye'ye uçuş yapan yabancı tescilli hava araçlarında silahlı güvenlik görevlisi bulundurulmasına izin verilmesine, mütekabiliyet (karşılıklılık) ilkesi saklı kalmak kaydıyla, İçişleri Bakanlığı yetkili olacak. Görevlilerin yetki ve sorumlulukları ise yönetmelikle düzenlenecek.

UDH Bakanı Ahmet Arslan, uçaklarda güvenlik görevlisi bulundurma uygulamasının ABD ve İngiltere gibi dünyanın belli ülkelerinde olduğunu belirterek "Yabancı havayolları ülkemize silahlı güvenlik görevlisiyle getirmek istiyordu. Ancak, mevzuatımız buna izin vermediği için, sıkıntı yaşıyorduk. Türkiye, mevzuatını buna uyumlu hale getiriyor. Silahlı güvenlik görevlisi, gerektiğinde bazı uçaklarda bulunacak. Bu görevli, emniyet mensubu olacak. İçişleri Bakanlığımız da uçaktaki işlemleri ve havacılık prosedürlerini bilenleri hava polisi olarak görevlendirecek" diye konuya açıklık getirdi. 

Torba Yasa'nın yabancı uçaklarda ve gerektiğinde yerli uçaklarda bulunmasına izin verdiği güvenlik görevlisi (Air Marshall-Hava Polisi) bana göre Türk tescilli tüm uçaklarda da bulunmalıdır.

Her ne kadar mütekabiliyet kelimesi bu kapıyı açık bıraksa da, ben bu durumun iç hatlarda değil, sıkıntılı ülkelere sefer yapan uçaklarımızı kapsadığı anlamını çıkarıyorum. 

Yurt içi ve yurt dışı sefer yapan tüm TC tescilli uçaklarda güvenlik görevlilerinin bulunması gerektiğini, Mayıs 2016'da yazdığım "Uçaklarda Air Marshall şart" başlıklı yazımda dile getirmiştim. Konunun önemine binaen, kısaltarak dikkatinize sunuyorum.

“Ülkemizde insanlarımızın yasalara, yönetmeliklere ve kurallara uymamakta acayip takıntılı olduğunu söylemek hiç de abartı olmaz.

Hayatın her alanında bu alışkanlıklarımızın çarpıcı örneklerini her an görmek mümkündür. Hangi rejim ile yönetilirse yönetilsin bizim insanımız tarih boyu bu tür ters hareketleri sergilemiştir. Türkçemizde ‘’Dipçik zoruyla’’ diye bir deyim vardır. Bu deyim bir eylemi veya bir isteğin zorla yerine getirilmesiyle ilgili kullanılır.

Yine bizim insanımızla ilgili olarak ‘’Ya umduğundan ya da korktuğundan’’ gibi veciz ifadelerle de anlatılan durumlardan bahsedeceğim.

Geçenlerde bir haber okudum. Doğrusu hiç şaşırmadım. Onur Air havayolu şirketinin bir uçağı Trabzon’a gitmek üzere kalkış sırasını beklemektedir. Uçak bir takım haklı sayılabilecek nedenlerden ötürü kalkış yapamayınca yolcular sinirlenir ve doğal olarak tepki gösterirler. Buraya kadar her şey normal. Bundan sonrası tam bir film. Bir yolcu diğerlerinden farklı olarak kabin görevlisi ile tartışmaya başlar ve sinirlenerek steward denen delikanlıya bir tokat atar. Kaptan, uçağa polis çağırır, sinirli ve saldırgan adamı almak ister. Bizim halkımız sözde mazlumun yanındadır ya, direnirler ve suçluyu polise vermezler. Ve uçak bu durumda daha fazla beklemeden kalkar ve gider. Şimdi böyle bir tartışmanın veya kavganın gökyüzünde meydana geldiğini varsayalım. Bunun nelere sebep olabileceğini düşünmek bile insana korku veriyor.

Geçmişte de bir ara, uçaklarda adına ‘’air marshal’’ denen silah taşımaya yetkili güvenlik görevlilerinin bulundurulması isteniyordu. Sektörün otoritesi olan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü bu konuyu kapattı ve bir daha da gündeme gelmedi. Türkiye, dünyanın en jeostratejik bir bölümünde bulunuyor. Ülkemizin son dönemlerde içerden ve dışardan birçok tehlikeye maruz kaldığını her gün görüyoruz. Uçak kaçırmanın teröristler için ne kadar cazip bir eylem olduğunu söylemeye gerek var mı? Bu nedenle bir yasal düzenlemenin havalimanlarında ve uçaklarda yapılması kaçınılmaz olmuştur. Her ne kadar uçaklarda kabin içinde silah taşınması yasak olmasına rağmen güvenlik zafiyeti yaşanmaz diye bir şey yok. İsrail’de, İran’da ve ABD’nin bazı eyaletlerinde uçaklarda hava polisi görev yapmaktadır. Kötü şeyler yaşanmadan yani testi kırılmadan önlem alınsa iyi olur diye düşünüyorum.”

Alınan bu kararı doğru ve olumlu olarak değerlendiriyorum. 

İyi ve güvenli uçuşlar Türkiye'm."

İyi ve güvenli uçuşlar temennisiyle biten bu yazının üzerinden geçen zaman dilimi içinde bu konuda neler oldu hiç merak ettiniz mi? Torba Kanunu'nun içine atılan bu mevzu bana göre uyutuldu sanki. Bir tek, o zamanlar Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme olan bakanlık adı Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı oldu, Bakan Ahmet Arslan'ın yerine de Mehmet Cahit Turhan bakan oldu. Başbakanlık da tarihe karıştı. 

Bakanlığın adının ve bakanın değişmesiyle bu kanunun hayata geçirilemeyişini birlikte mi mütalaa etmeliyiz. Hani, devlette süreklilik esastı. 

Devletin bunca kurumunun katılımıyla gerçekleştirilecek olan ve sadece kanunda yazan bu konu acaba neden uygulanamadı? Neden gerek görülmedi? 

Uygulamaya girdi de bizim mi haberimiz olmadı? Uçaklarda polis var da, biz mi hiç göremiyoruz. Yoksa, yan koltukta oturan agresif yolcu polis mi? Tören yapmaya ve icraatın reklamını sergilemeye de meraklı olan bürokratlar bu işin açılışını yaptılar da biz mi duymadık. "Padişah yasağı üç gün sürer' misali, uçaklara sivil polisleri koyup, sonra bu işten vaz mı geçtiler?

Bilen varsa çıksın ortaya anlatsın bu işi. 

Emniyetli uçuşlar Türkiye'm... 

Bu yazı toplam 695 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.