• BIST 87.143
  • Altın 219,609
  • Dolar 5,8507
  • Euro 6,6489
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 18 °C

Uçaklar neden hep geç kalkıyor?

Musa Alioğlu

Son zamanlarda İstanbul'dan uçakla bir yere gitmek isteyenler veya herhangi bir yerden İstanbul'a uçakla gelmek isteyenlerin sabrının taştığını görüyoruz. İstanbul Atatürk Havalimanı ülkemizin en yoğun limanlarının başında gelmektedir. Bu havalimanın rantabl kullanılmaması bir yana , içinde bulunduğu durumu ele almadan bu konuya akılcı bir cevap bulmak zor olur.

Bakınız ben geçen hafta iki kez Ankara'ya gittim ve geldim. İlk yolculukta THY'nin sabah saat 10.00'daki uçağına bilet aldım. Evim alana çok yakın olduğu için 08.45'te evden çıktım. Saat 09.00'da alana gelip aracımı otoparka park ettim. Oradan yürüyerek CIP Salonu'na geldim. Biletim okeyli idi ve biniş kartımı internetten almıştım. Buna rağmen kontuara uğrayıp, hem yerimi teyit ettim, hem de yeni bir biniş kartı aldım. Salona geçip bir çay içmeye kalktığımda adımın anons edilmesiyle şaşırdım. Saatime baktım tam 09.30'ü gösteriyordu. Bizi neden uçağa bu kadar erken çağırıyorlar diye söylendim. Görevliye sordum, yolcuları erken çağırdılar gibi bir şeyler söyledi. Bana çok inandırıcı gelmedi. Bizim özel araca binip uçağa gitmemiz ise sadece üç dakikamızı aldı. Uçağa girdik, yerlerimize oturduk. Bir baktım bizden sonra bir araç daha geldi, ondan da yolcular indi. Sonra bir başka araç ile VIP yolcular geldi. Herkes yerine oturdu. İki kabin memuru yolcuları ayrı ayrı saydılar. Kapıları kontrol ettiler, baş üstü dolaplarını teker teker kapattılar. Yapmaları gereken rutin işleri birer birer yaptılar. Biz ha kalktık, ha kalkacağız diye beklemeye başladık ki, birden kaptan pilotun sesi duyuldu. " Kalkışta 14'üncü sıradayız. Yaklaşık 30 dakika sonra kalkacağımızı ümit ediyoruz". Bilen birisi olarak durumu normal karşıladım. Ama bilmeyenler homurdanmaya ve söylenmeye başladılar. Yanımdakilere neden böyle olduğunu anlattım, beni anlamamış olacaklar ki yine söylenmeye devam ettiler. Bazıları havacılık uzmanı imişçesine değişik ve ipe sapa gelmez yorumlar yaptılar. Onları sakin sakin dinledim. Sonra vakti zamanı geldi ve bizim uçağımızın motor çalıştırıp pist başına gitmek üzere taksiye yöneldi.

Yanımdaki yolcuların bazılarının bilmediği durum Atatürk Havalimanı'ndaki pist uzatma çalışmasıydı. Yani basına göre sabıkalı pist olarak adlandırılan 06-24 pisti 250 metre uzatılıyordu ve sıkıntı bundan çekiliyordu. Aslında pistin çok kabahati yoktu. Sabıkalı falan da değildi. Bir çukuru vardı ve o çukurun da doldurulması veya düzeltilmesi gerekiyordu. Uzatılması da iyi olacaktı. Havalimanlarından sorumulu olan Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü'nün bu çalışmayı neden yaza getirdiğini, neden bunu kışın yapmadığını da soranlar oldu. Cevap belliydi. Çünkü pistte kullanılan mastik asfalt ancak belli bir sıcaklıkta serilebiliyor. Bu ve buna benzer teknik nedenleri DHMİ Genel Müdürü Orhan Birdal yerinde basına uzun uzun anlattı. O iyi anlattı ama, basın anladığı kadar yazdı. Rüzgarın, kalkışları ve inişleri etkilemesi gerçeğini söyledi, ama basın "Genel Müdür, suçu rüzgara yükledi " diye başlık attı. Olur böyle şeyler burası Türkiye. Kamu görevlisini suçlamak çok kolaydır, çünkü size cevap verme hakkını bile kolay kolay bulamazlar. SMART Projesi ile AHL'ye yeni alanlar kazanılması çok iyi olmuştur. Ama bunlar yetmeyecek, yine sorunlar yaşanacaktır. Yolcular hiç kabahati olmayanlara sayıp dökeceklerdir. THY bu alanı en çok kullanan havayolu kuruluşu olarak, bu eleştirilerden en çok nasibini alan bir marka. . Ama onların da kabahati yok. DHMİ iş yapıyor, onun da kabahati yok. Birileri hava trafik kontrolörleri maaşlarının arttırılması için işi yavaşlatıyor diyerek onları suçluyor. Bana göre onların da kabahati yok. Şimdi bana diyeceksiniz ki, peki kabahat kimde. Bana göre hiç kimsede kabahat yok.Kabahat, AHL'yi buraya kuranlarda mı, yoksa AHL'nin etrafına evler, villalar, alışveriş merkezleri, oteller yapanlarda mi.? Eğer bu alanın çevresi geniş olsa, askeri alan burada olmasa, koruganlar kaldırılsa, kesişen değilde paralel iki üç pist olsa acaba bunlar olur muydu? Hava trafik kontrolörlerinın sayısı ve maaşı arttırılsa acabu bu sıkıntılar yaşanır mıydı ? İşte tüm bunların masaya yatırıldığı bir toplantı tamda bu sırada yapıldı.Konunun ülkenin ulaştırma gündeminde önemli bir sorun haline geldiğini gören Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, geçen hafta Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile İstanbul Atatürk Havalimanı'ndaki sorunların ele alındığı bir toplantı gerçekleştirdi. Bakanlık Müsteşarı Habip Soluk, Müsteşar Yardımcısı Suat Hayri Aka, Sivil Havacılık Genel Müdürü Dr. Ali Arıduru, Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürü Orhan Birdal ile özel sektörü temsilen Türkiye Özel Sektör Havacılık İşletmeleri Derneği, TAV Havalimanları Holding, AHL'den iç ve dış hat tarifeli sefer yapan THY, Onur Air ve Atlasjet firmalarının yetkilileri aynı masa etrafında toplandı. Herkes bildiğini söyledi. Önerilerini sundu. Sayın bakanlar da sabırla dinlediler. Ardından konunun tamamen olmasa bile biraz daha çözüme kavuşması için ne gerekiyorsa yapılması için düğmeye bastılar. AHL, bu ülkenin can damarı. AHL çok önemli bir geçiş noktası. Bu nedenle devlet konuya gerçekten en üst düzeyde ve ciddiyetle yaklaşıyor. Bu durum uçaktaki sabırsız yolcunun daha fazla söylenmemesi, önüne geleni suçlamaması için bir önemli adımdır. Ben sayın bakanın akılcı ve pragmatik yaklaşımlarla bu konuda da iyi şeyler yapacağına inanıyorum. Ama lütfen biraz sabır, çünkü sayın bakan sihirbaz değil. Onun sihirli bir değneği hiç yok. Lütfen biraz daha anlayış..Verilen sürede bu alanın biteceğine ben inanıyorum, sizler de inanın..

Bu yazı toplam 5531 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.