• BIST 109.049
  • Altın 156,292
  • Dolar 3,8656
  • Euro 4,5580
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara -1 °C

TÜRSAB'ın açıklamasına tepki

TÜRSAB'ın açıklamasına tepki
TÜRSAB’ın mal beyanı, yatırımları ve faaliyetleri üzerine Ulusoy'un TÜRSAB’ın resmi sitesinden yaptığı açıklama üzerine tepkiler arttı.
İSTANBUL-  TÜRSAB seçimleri yaklaşırken TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy'un TÜRSAB"ın mal beyanı, yatırımları ve faaliyetleri üzerine TÜRSAB"ın resmi sitesinden yaptığı açıklama üzerine tepkiler arttı.
Turgon ve Tursapnet sitelerinde yer alan kendisine yönelik yazılar üzerine Başaran Ulusoy"un cevap niteliğinde yaptığı açıklamaya aynı sitelerde TÜRSAB üyeleri tarafından eleştiriler yağdı. Özellikle TÜRSAB'ın açıklamasında adı geçen acente sahipleri kendilerine söz hakkı doğduğu için açıklamalar yaptılar.
Açıklamalarda böyle bir yazının kendilerine ait ve üyesi oldukları kuruluşun internet sitesinden yapılmasını kınadıklarını,  belirten acenteler iddialara birer bire cevap vermeyi tercih ettiler.
Performans Turizm"in sahibi Ahmet Koşar “dünya görüşü ve yönetim anlayışı farklı”, Pekin Turizm"in sahibi Emre Pekin açıklamaya cevap niteliğinde “meslek on yıldır itibar kaybetti” şeklinde yazı gönderdiler.
TÜRSAB seçimleri yaklaşırken tansiyonu yükselten açıklamalar arka arkaya yağmaya başladı. Turkiyeturizm.com herkesin söz hakkı olduğu anlayışı içinde yapılan açıklamalar yer veriyor.

Pekin Tur"un sahibi Emre Pekin"in açıklaması

Değerli Meslektaşlarım,

Ben çok fazla TÜRSAB İnternet sayfasını takip edemiyorum.

Her şeyden önemlisi vaktim yetmiyor. Zaten bu yüzden çoğu zaman, çok gerekli olmasına rağmen tartışmalara katılamıyor, bilgi ve deneyimlerimi aktaramıyorum. İnanın bu benim için hoş bir durum değil. Zaman, zaman eleştiri de alıyorum ve eleştirenlere de hak veriyorum. Ama ne yapalım ki bir gün sadece 24 saat; bunun önemli bir bölümünü BEBİSH ile geçiriyorum, yavrum özellikle sabahları bana ait – her şeyiyle, ve ancak onu yuvaya teslim ettiğimde ki yaklaşık saat 11 – 11.30 sularında büroma gelebiliyorum.

Açıkçası kalan zaman da bana yetmiyor. Bu yüzden kusura bakmayın. Özellikle Murat ikide birde takılıyor, ama durum bu, işin aslı bu. Elimde olsa bir günü 30 saat yapar, daha çok işe yetişirdim.

Benim gibi 44 senesini sadece bu mesleğe vermiş ve halen “FULL TIME” vermekte olan bir insanın, bunun ötesinde en az 45 acente doğurmuş bir insanın, mesleğini had safhada ilgilendiren konularda suskun kalması affedilecek bir şey değil. Biliyorum ama lütfen fiziki durumu da göz önünde bulundurarak bana biraz ayrıcalık tanımanızı ve özürlerimi kabul etmenizi rica ediyorum.

Neyse uzatmayalım… Dün çok değerli bir dostumdan TÜRSAB İnternet Haberleri ile ilgili bir mesaj aldım ve okuduktan sonra, benim gibi normalde bu yayınları takip etmeyen meslektaşlarımı da düşünerek platformlarda yayınladım. Bu mesajımın en altında da o bildiriyi aynen veriyorum. Belki merak edip de okuyamamış olanlar hala vardır.

Zira biz genelde eleştirilerde bulunuyoruz ama karşı tarafın da fikirlerine saygı duymak uygarlıktır, prensibi halen ve ilelebet geçerli.

Lafı hiç dolandırmayayım, “Ben bugünkü TÜRSAB Yönetim Tarzına Muhalifim, hem de %100 muhalifim…”

Buna rağmen açıklıkla söyleyeyim ki TÜRSAB açıklamalarında ismi geçmekte olan, çok değerli arkadaşlarım olmalarına rağmen, ne Cemal ile, ne Cem ile, ne Ahmet ile, ne Sehap ile belki son 3 ayda, hatta 6 ayda hiç görüşmedim. Sadece Selma ile görüşmelerim oldu, o da esasında iş ile ilgili konulardan başlayıp, TÜRSAB geyikleri ile devam eden görüşmelerdi.

Yani şu anda bildiride yayınlandığı gibi, organize bir muhalefet hareketi söz konusu değil. Keşke olsa ve keşke bugün TÜRSAB"ın başına çöreklenmiş yönetim anlayışını bertaraf edecek bir güç yaratılabilse. Yanlış anlamayın, olay Başaran Ulusoy, Başaramayan Miniksoy, Abdülgaffar Küçükatlar falan değildir. Kişilerle hiçbir işimiz yok – en azından, benim yok. Sorun TÜRSAB Yönetim Tarzı"dır.

Bugün gerçekten turizm seyahat acenteliği mesleğini yapmakta olan meslektaşlarıma çok basit bir şey soracağım.

On yıl öncesine göre, yapmakta olduğunuz iş ile ilgili olarak, sizin dışınızdaki çevre tarafından bugün daha fazla itibar gördüğünüzü düşünebiliyor musunuz?

Şöyle bir başınızı elleriniz arasına alın ve bu soruyu kendinize bir sorun lütfen.

Bu meslek 10 senedir itibar kaybetmiştir.

Aşağıda tüm TÜRSAB Bildirisini aynen ve yeniden vermekteyim. Bakın bakalım, ilk edineceğiniz intiba nedir? Bugünkü başkanın önümüzdeki Kasım/Aralık ayında yapılacak Genel Kurul Toplantısı için “yeniden” adaylığını ilan edeceği…

Başka?

Geçen dönemden aylar önce ”Ben artık köyüme dönüyorum,” dediğinde, oğlumla konuşuyorduk, “Gerçi dönmez ama eğer dediğini yaparsa, Allah köy sakinlerine sabır versin,” demiştim, gülmüştük.

Takiben Belediye Başkanlığına, Millet Vekilliğine, Turing"e falan aday olduğunda da oğlum, “İnşallah seçilir, siz de kurtulursunuz,” demişti, gene gülmüştük.

Gelelim TÜRSAB İnternet Haberlerinde yayınlanan yazı ile ilgili basit eleştirilerime…

Ben Cemal kadar terbiyeli ve kurallara bağlı bir insan değilim. Bu nedenle bildirinin altında yer alan “izinsiz iktibas edilemez,” notunu pas geçiyorum. Umuma açık bir bildiri yayınlayacaksın ve “iktibas edilemez,” şerhi koyacaksın. Bu ancak bizim 20 küsur avukatımızın dahiyane fikri olsa gerek, hani bugüne kadar kendilerine iletilen yüzlerce, belki binlerce kaçak seyahat acenteliği faaliyeti hakkında hiçbir somut girişimde bulunamayan, bulunmayan ve ötesinde hiçbir sonuç alamayan avukatların.

Uzun, uzun başkan gerçekleştirdiği başarılarla övünmüş. Bakın bunlar neler? Defalarca sorulmasına rağmen, sahibi olduğumuz ( ! ) şirketlerin hesaplarını açıklamaktan kaçınmış bir kimse olarak, o şirketlerin birer, hatta yarımşar cümle ile maddi durumlarını açıklamak,

Neden bu şirketler ile ilgili bilançoları biz TÜRSAB Üyeleri bugüne kadar görmedik? Yüzde 1, hatta binde 1 ortak dahi olsak, o işler bizim sorumluluğumuzda değil mi?

Neden sadece Selma, çok ağır ithamlarda bulununca, minik, minik açıklamalar yapılıp, gene işin özü hasıraltı edildi? Teşekkürler Selma, sayende karşı taraftan ses geldi… Yalan yanlış, fark etmez… Ses, sestir…

Medya"ya ve diğer görsel ortamlara konuşunca, röportaj verilince, hatta yeri geldiğinde “One Man Show” olarak üyelere hitap ederken, mangalda kül bırakmamacasına esip gürleyen, üfüren, falanca şirketin sahibi, filanca işletmenin bilmem nesi, olanca kurumun şusu, busu diyen başkan, iş zorunlu hale gelip yaklaşan seçimleri de düşünerek, açıklama yapma durumuna geldiğinde, “biz o şirketin %1, diğer şirketin % 0.1, öbürünün % 0.00214"ünün, bir diğerinin kapısının mandalıyız…” diye açıklama yapıyor. Pardon yani?

KOMER"de benim 5 kuruş hissem yok ama TÜRSAB yazılarında 45 milyon TL yatırım yapıldığı belirtiliyor. Soruyorum işi bilen uzmanlara, 42,000 metrekare kaba inşaatın maliyeti, bunun beşte biri ancak eder diyor. Ödenen bu para ile TÜRSAB"ın ilgisi var mı, bilmiyoruz. Bu para TÜRSAB"tan mı çıkmıştır, ya da ne kadarı çıkmıştır, bilmiyoruz. TÜRSAB bu işe kefil midir, bilmiyoruz. Zira hesaplar ancak zorunlu olduğunda yarım cümle ile veriliyor, ya da geçiştiriliyor, verilmiyor.

DENİZCİLİK TURİZM VE DENİZCİLİK A.Ş ile ilgili bilgi var bildiride, ama bu şirketin yaptığı bir faaliyet yok bu sene. Bu gemiler ne oldu? Geçen sene başarılı oldular da bu sene sahipleri mazoşist mi takıldılar da yok ettiler gemileri? Olmayan geminin hangi 200 acenteye faydası var? Bitmez yemiş ağacı…

EMITT ve TURLINK gibi -ileriye matuf değil, başlamış- projelerini TÜRSAB"ın başına geçtiği ilk gün yok eden, TÜRSAB"tan ayıran, yerine senelerce paralarımızı “panayır” havasındaki aptalca fuarlara aktarıp ta mesleğe 5 kuruşluk yarar sağlamayan, olmadığını ve olamayacağını sonunda görüp te iki senedir İzmir"e kaydıran bir insanın, bence en azından utanıp ta bu konuyu hiç dillendirmemesi gerekirdi, diye düşünüyorum.

Geçen sene bizim BYK"dan İzmir Fuarı ile ilgili bir yazı geldi, ben de neden olmasın, diye düşünerek, katılım amaçlı bir faks mesajı gönderdim verilen numara ve isme… Yanıt gelmeyince bir daha, olmadı bir daha… Sonunda mesajın altına el yazım ile not düştüm, “Huu, orada kimse var mı,” diye. İnanın öyle bir mesaj bana gelseydi utancımdan yerin dibine girerdim. Hala yanıt yok…

Otuz küsur şirkette pay sahibiyiz ve bir o kadar kurumda temsil ediliyoruz. Çok basit bir şey soruyorum. Bugüne kadar bu şirket ortaklıklarından -bilet satıp ta komisyon alma dışında- menfaat temin eden herhangi bir üyemiz var mı?
Bir seyahat acentesi, bir bilet satarsa zaten komisyon hakkı vardır. Bunun için TÜRSAB"ın o kuruluşa iştiraki olması gerekmez ki…

Eğer 30 küsur şirkete bulaşırsan, bir o kadar vakıf ve şirkete adını yazdırırsan ve hepsine de yetişmeye çalışırsan, zaten meslek kuruluşuna 5 kuruşluk faydan olmaz ki…

Korktuğum başıma geldi. Adını sanını dahi duymadığım bir sürü şirkete daha ortakmışız. Neden bu şirketler kurulmazdan önce, ya da kurulmuşsa, katılım aşamamızda bize bilgi verilmemiş?

Bu dandik şirketlerden dolayı hepimizin başının ağrıyacağı kaçınılmaz…

Açık isimleri ne anlama geldiğini bilemediğim MARTAV, İZTAV, KUTAV, ATAV, FETAV, BOTAV, LİMAŞ gibi kuruluşlarla, İSTANBUL TRAFİK VAKFI, İZMİR ZİYARETÇİ BÜROSU gibi yapılarlarla benim ne ilgim olabilir?
Başkan kendi egosunu tatmin için, önüne gelen her faaliyete bizi neden ortak ediyor?

Seyahat acentelerinin kendi öz malı otobüslerle, kendi turistini taşıyabileceklerinin önünü açabiliyor mu tüm bu bilmem ne …AV kuruluşlar?

Üzülerek yazıyorum, “ZAVALL” meslektaşım, 3 kuruşluk menfaati için, borç harç bir küçük otobüs almış ve kullanamıyor.

Tüm bu… AV"larda temsil edilen başkan ne düşünüyor acaba bu hususta?

Bir sürü bize hiçbir yararı olmayan kuruluşta TÜRSAB ya da başkanı temsil almış… Tebrik ediyorum… da bize ne faydası olmuş?

KOSGEB çerçevesinde kendine -TÜRSAB ya da başkanına yakınlığı dışında- yarar sağlamış, bir tek üyemiz var mı?

Müze kart, Müze ören yeri bileti satımı, Hierapolis ören yeri giriş bileti dışında üyelere sunulan her hangi bir hizmet var mıdır?

Ören yeri kazılarına VİNÇ temin etmek bizim işimiz midir?

Müzelere turnike giriş yapılması bizim işimiz midir? Bunun karşılığında bize bir kazancı var mıdır?

Restoran işletmeciliği –Yıldız Sarayı dahi olsa- bizim işimiz midir? Bu işletmede kaçınılmaz, karşılanacak zarar nereden karşılanacaktır?

Formula-1 iflas ettiğini tüm basın yazıyor, hangi üyemiz bu işten para kazanmış?

Bence de özür dilemelisiniz…

Bugün 24 Haziran ve “Erken Rezervasyon Kampanyası” halen devam ediyor. Yakında yaz sezonu bitecek… Bu nasıl bir başarıdır? Utanmıyor musunuz bunu yazmaya?

Bence de özür dilemelisiniz…

Gazi ve Şehit çocuklarına yardım ve burs temin ettik. Teşekkürler!

Anadolu Ateşi ve Olimpiyat organizasyon biletlerinde iş yaptık… Kaç acentemiz yararlandı? Hangi başarıyı sağladık? Aptalca yorumda bulunmayın…

Bence de özür dilemelisiniz.

Tüketici bilmem ne komisyonunda temsil hakkı kazanmışız. Sevin de kimseye şöyle… Bugüne kadar bir tek üyemize faydası olmuş mu?

Bence de özür dilemelisiniz…

Sosyal Güvenlik Yüksek Danışma Kurulu Üyeliği"ne seçilmişiz. Bir tek üyemizin kazancı olmuş mu? Acente – Rehber arasındaki SGK sorununa çözüm bulmuş mu?

Bence de özür dilemelisiniz…

Mesleki Yeterlilik Kurumu içerisinde, genel kurulunda yer almışız… Bir tek üyemize yararı olmuş mu?

Bence de özür dilemelisiniz…

Bildiride KDV Oranının %18"den, %8"e indirilmesi hususunda da bir madde var. Bu konuda TÜRSAB"ın bugünkü yönetiminin 5 kuruşluk katkısı olmamıştır. Olsaydı, bu uygulama başlamasını takip eden ilk saatler, ya da günler içerisinde otelcilerle acenteciler kapışmazdı.

Bence de gerçekten özür dilemelisiniz…

Hac kontenjanı 22,000 iken 40,000 seviyelerine çıkmış. Bilmiyorum, çok uzun zamandır bilgi ve takip alanımda değil… Gerçekten bilmiyorum, eğer bu bir başarı ise sizi tebrik ediyorum, yok sadece yandaşlarınıza para kazandırma operasyonu ise, kusura bakmayım… Bildiğim kadarı ile Hac kontenjanı almak için, asgari 1,000,000 Dolar incoming operasyonu döviz getirme kuralı vardı ve yanlış hatırlamıyorsam, siz yıllar önce sahte evrak ile bu kontenjanı temin etmek üzereyken yakalanmıştınız.

Bir de 1618 sayılı Yasa"nın değişikliği hususunda, kendinize bir paye vermişsiniz.
O yasanın bugünkü halde çıkarılması hususunda gayretleri olduğunu iddia edenleri Tanrı"ya değil, boklu derenin şeytanına havale ediyorum…
Böylesine kötü bir yasayı, böylesine seyahat acenteleri için hiçbir avantaj sağlamayan yasayı, bu camiaya nasıl reva gördünüz?
Böylesine, seyahat acenteleri için ölüm fermanı olacak bir yasayı, böylesine seyahat acentelerine hiçbir katkısı olmayan bir yasayı çıkarttım olmakla övünebiliyorsunuz?
Sevgili Selma, kendi konusu hakkında inanılmaz gayret sarf etti.
Bizim başkan ise, yasa dışı kurduğu şirketlerin yasal konuma kavuşması için, bu yasanın çıkarılmasına göz yumdu…
Şimdi kalkmış bu işlerini TÜRSAB altında yayınlayabiliyor.

Saygılarımla,
Emre Pekin


Performans Turizm"in sahibi Ahmet Koşar"ın açıklaması

Sayın Başaran Ulusoy,
23.Haziran.2009 tarihli Türsab web sitesinde yayınlamış olduğunuz resmi açıklamanızda adım geçtiği için yanıt hakkım olduğunu düşünerek aşağıdaki yazınıza paragraf aralarında cevap veriyorum.
Anlaşılan o ki, sizinle dünyalarımız farklı...
Anlaşılan o ki, sizinle yönetim anlayışımız farklı...
Anlaşılan o ki, sizinle sektörel meselelere bakışımız farklı...
Ama son resmi açıklamanızdan anlaşılan o ki, sizinle farklı olan üslup konusunda gittikçe bana yaklaşmaktasınız...
Bugüne kadar yapmış olduğum eleştirilerde ve yazılarımda şahsınızla ilgili herhangi bir hakaret veya rencide edici, kamuoyunda Meslek birliğimizi veya şahsınızı küçük düşürecek bir ifade kullanmadığım (mahkeme kararıyla) tescilli olmasına rağmen, ısrarla tarafınıza yapılan eleştirileri bu yönde değerlendirmeniz dikkat çekici...
Turgon ve tursapnet platformlarında (ki iyi ki varlar) yüzlerce meslektaşımızın bir çok konudaki şikayet ve eleştirisini görmezden gelerek, sanki sadece bir kaç kişinin olan biten hakkında yazıp çizdiğini ima etmeniz, dünyanızın ve yönetim anlayışınızın aslında sadece benden farklı değil, bir çok meslektaşımızdan farklı olduğunu ortaya koymaktadır.
Eleştiriye açık olmak, kurum ve kişileri daha kötüye değil, daha iyiye götürür..
Bu eleştirilere vermiş olduğunuz şekilde tepki vermek, eleştirenleri “tu kaka” ilan etmek kısa vadede lehinize gibi gözükse de, uzun vadede Kurumumuza ve şahsınıza önemli ölçüde zarar verir...
Şimdi gelelim “resmi” açıklamanıza : (parantez içerisindekiler düşüncelerimdir)

TÜRSAB BAŞKANI VE BAŞARAN ULUSOY"DAN AÇIKLAMASINA CEVAPLAR

Çok değerli üyelerimiz,

23/06/2009... 2008 yılı Ekim ayından itibaren tüm dünyada etkisini gösteren ekonomik krizin varlığına rağmen, 2009 yılı turizm sezonu yoğunluğunun yaşanmakta olduğu şu günlerde, hepinize en içten sevgi ve saygılarımı sunarken, iyi bir sezon geçirmenizi diliyor ve en azından geçtiğimiz yılın rakamlarına ulaşabilme ümidinde olduğumu sizlerle bir kez daha paylaşmak istiyorum.

Öncelikle ifade etmeliyim ki, bu mesleğe ve dolayısıyla TÜRSAB"a yıllardır emeğini koyan pek çok değerli meslektaşım çok iyi takip ediyordur ki, bağlı bulunduğumuz 1618 sayılı yasa hükümleri çerçevesinde Birliğimizin, her iki yılda bir Olağan Genel Kurulu yapılmaktadır. En son 2007 yılında gerçekleşen Genel Kurul"un ardından 19. Olağan Genel Kurulumuz bu yıl yine Kasım/Aralık ayında yapılacaktır. Bununla ilgili resmi davetimiz, yasanın öngördüğü süre içerisinde siz değerli üyelerimize ulaştırılacaktır.

Esasen, yasal mevzuat çerçevesinde bu bilgilendirmeler Genel Kurul çalışmaları kapsamında, siz değerli üyelerimizin bilgisine sunulacaktır. Ayrıca, TÜRSAB"ın her zamanki şeffaf olma anlayışı doğrultusunda, bazı üyelerimiz tarafından mevzuu edilen hususlara burada açıklık getirilme zorunluluğu doğmuştur.

(Keşke bu bir “zorunluluk” olmadan bu hususlar açıklansaydı.. işte “şeffaflık” o zaman olurdu.. Bu da eleştirilerin ne kadar anlamlı olduğunu ortaya koymaktadır)

Aslında Genel Kurulun ne zaman yapılacağını öğrenebilmenin, TÜRSAB"a sormak, yasayı incelemek gibi, küçük de olsa organize olmanızı gerektirmeden sağlamanın bir yolu daha var. O da; gelişen teknolojinin bir nimeti olarak günümüzde yaygınlaşan bazı “açık kürsü platformları”nı izlemek.

(Bu siteminizi anlamak oldukça zor.. Bu Platformlar iyiki var, bu tür bilgilendirmelere vesile oluyor.. Meslektaşlarımızın dikkatine sunarım)

Zira; bu platformlarda moderatörlük yapan, yakışıp yakışmayacağını düşünmeden oluşturdukları ve adına da “tarz” dedikleri, eminiz ki çoğumuzca kabul görmeyen üsluplarıyla yazı yazan arkadaşlarımızın çoğunu, yaklaşık 1.5 yıl kadar hiçbir yerlerde görmeniz, duymanız mümkün değildir. Bu arkadaşlarımız, ne bir toplantıya katılırlar, ne de katılsalar bile o toplantıda söz alıp tek bir kelam ederler. Bırakınız bu toplantılarda konuşmayı, bu arkadaşlarımız Genel Kurula gelirler, kürsüye çıkıp bir kelime konuşmazlar. Adeta beklerler ki, o toplantı ya da genel kurul bitsin de, yine makinalarının başına geçip, eleştirilerini dile getiren destansı yazılarını yazarak platformda yayınlasınlar ve rahata kavuşsunlar.

(Üslup konusunda tartışmaya girmenin anlamı yok.. Benim “üslubum beğenilsin” diye bir kaygım da yok... Beğenen beğenir, beğenmeyen okumaz.. İçerik daha önemli değil mi ??..
Evet 1,5 yıl ortalıkta görünmediğimiz doğru.. Türsab bir bilgilendirme toplantısı yaptı da bizler mi gelmedik ?
Üyelere söz verilen herhangi bir toplantı oldu da bizim mi haberimiz olmadı ?
İçtüzük gereği yapılması gereken “Genişletilmiş BYK toplantıları” yapılıyor da biz mi gelmiyoruz?
Ayrıca 10 yıldır herhangi bir toplantıda (yapılmışsa) herhangi bir üyenin söz alabildiği görülmüş, duyulmuş bir şey midir ?
Hele (zorla da olsa) bir söz almaya kalkın.. etrafınız sarılır, Başkan “taifesi” gözlerini üzerinize diker ve her türlü baskı altına alır.. Başkan"a şirin gözükmenin en makbul yolu budur..
En son ASYA BYK seçim (!) lerinde söz alan bir meslektaşımızı söz aldığına pişman eden siz değil misiniz ?
Genel Kurulda yangından mal kaçırır gibi 2 güne sığdırılması, yapılan konuşmaların güme getirilmesi, sınırlandırılması vaka-i adiyeden değil midir ?? Başkan derdini 45 dakikada anlatır, üyelere taş çatlasın 2 dakika verilir.. Yoksa benmi yanlış biliyorum bunu da ?
Evet bize de derdimizi anlatacak bir tek bu platformlar kalır... Maalesef...
Sevgili Başkanım.. Bir toplantı yap, sadece üyeler dertlerini anlatsın, gelip orada konuşmazsam bu ithamları o zaman yap!)


Bu arkadaşlar, Genel Kurula 5-6 ay kala gizlendikleri yerden (!) ortaya çıkarlar ve eteklerindeki bütün sözde çakıl taşlarını ortaya dökmeye başlarlar. Yalan, yanlış, bilip, bilmeden, sorup soruşturmadan yazıp dururlar...

(Siz sanırım bu platformları düzgün bir şakilde takip etmiyorsunuz, ya da sizin yerinize takip edenler 5-6 ay kala sizi bilgilendiriyorlar... Turgon ve tursapnet platformlarında eleştiri ve şikayetler sürekli var)

Hatta bazıları o kadar heyecanlı yazar ki, “.......ben eleştiri ve görüşlerimle Türsab"a ve Türk Turizmine hizmet ediyorum” diyebilecek kadar galeyana gelir. Yani; “benden bu kadar, fazlasını beklemeyin” mi demektir bu.

Öncelikle bu arkadaşlarımıza birkaç hususu hatırlatmak istiyorum;

*Sözde, sektörümüzün ve TÜRSAB"ın daha iyi noktalara taşınması, menfaatlerinin kollanması ve kurumun itibarının güçlendirilmesi adına yazılan yazıların, yapılan eleştirilerin, aslında tam tersine sektörü ve kurumu, kamu ve kamuoyu nezdinde ne derece yaraladığını, itibarını zedelediğini görmüyor musunuz ?

(Hayır... Bunu aklı başında hiç kimsenin kabul etmesi mümkün değildir.. Hangi demokraside eleştiri bir kurumu yaralar ? Eğer birisi hata yapıyorsa ve bu yüzden bu hata yapan eleştiriliyorsa eleştirende değil, hata yapandadır “kamu ve kamuoyu vicdanında kurumun yaralanması” suçu...
Bu kadar basit... Artık kol kırılıp yen içinde kalma devri geçti sevgili başkanım.. Mesele kolu kırmamakta)


*Ne hikmetse, hiçbir zaman icraatlarını beğenmediğiniz TÜRSAB Başkanı ya da Yönetim Kurulu"na ulaşmak bu kadar zor mudur ki, yalnızca yazıyorsunuz... Yoksa yazılı yaptığınız eleştirilerin aslında o kadar da doğru olmadığına kendiniz de kanaat getirdiniz de, yüz yüze söylemekten kaçınıyorsunuz ?

(Keşke BYK"lar üyelerin şikayetlerini dile getirebileceği toplantılar yapsa, BYK"da yapılan bu toplantılarda dile getirilenler “Genişletilmiş BYK toplantılarında yönetim kuruluna aktarılsa.. işte o zaman bir KURUM"dan bahsetmek mümkündür.. Yönetim anlayışımızdaki FARK da işte burada.. Ben neden her türlü sorunum için Başkana, ya da yönetim kuruluna gideyim ?? Bir üye olarak benim talebim içtüzüğün doğru bir şekilde işletilerek Türsab"ın KURUMSAL yapıya kavuşturulmasıdır..
Tabii ki KURUMSAL YAPI"dan anladığımızda sanırım örtüşmemekte.. bu yüzden öncelikle dünyadaki Türsab"a eş değer yapılanmalardaki “üye danış”, “hizmet birimleri” gibi yapılanmaları incelemenizi tavsiye etmekten başka bir çarem yok... Heyhat, göreve gelir gelmez Brüksel"deki AB nezdindeki ofisimizi alelacele kapatmanızdan da anladığım kadarıyla bu inceleme de sonuç vermeyecektir..)

*TÜRSAB"ın toplantılarında kürsüye çıkıp da bütün bunları neden dile getirmiyor sunuz ? Niye bu soruları orada yöneltmiyorsunuz ? Şayet, “ben TÜRSAB toplantılarına katılmıyorum, Genel Kurullarında da uygun bulmadığım için konuşmuyorum..” gibi bir tutum içerisindeyseniz, o zaman kurumun ve mesleğin menfaatlerini düşünüyorum şeklindeki ifadeniz, inandırıcı olması şöyle dursun, abartıdan başka bir şey değildir.

(Söz alabileceğimiz bir toplantı olsa... Keşke.. ah nerede o günler. Benim kürsü korkum da yok.. Her genel kurulda da Allah"a şükür çıkıp kürsüden konuşmuşluğum da vardır, hem de hamasi nutuk filan da değil.. Yönetimsel ve Denetimsel zaaflarımızın bertaraf edilmesi konusunda öneriler de getirdim... ani hiç öyle “toplantılara katılmıyorum, uygun bulmadığım için konuşmuyorum” gibi bir tavrım yok.. Fırsat verin, kürsüye çıkmayan ne olsun)

Değerli Üyelerimiz,

Geçtiğimiz haftadan itibaren TÜRSAB"ı ve Başkanı"nı hedefleyen yazıları kaleme alan, her zamanki arkadaşlarımız; Cemal Kızıltan, Selma Yılmaz, Cem Polatoğlu, Ahmet Koşar ve Sehap Akın"ın, kurumun ve mesleğin menfaatleri (!) için verdikleri bu çetin mücadele ortamında merak ettiklerini, hatta daha da fazlasını siz değerli üyelerimizle paylaşıyorum.

(Bu yukarıda saymış olduğunuz 5 kişiden inanın çok daha fazlası sizin yönetim anlayışınızı beğenmiyor ve içinde bulunduğumuz girdaptan şikayetçi.. Platformları daha dikkatli takip ederseniz göreceksiniz...ukarıdaki 5 kişinin belki diğerlerinden farkı, sözlerini sakınmamaları, başlarına bir şey gelir diye korkmamaları.. Türsab"dan herhangi bir beklenti içerisinde olmamaları... Bu listeye eklenebilecek en az 50 kişiyi şahsen tanıyorum)

*KOMER A.Ş.; Şirketin sermayesi 40.000.000.- TL., TÜRSAB"ın hissesi yalnızca 11.800.- TL. olup, şirketin Yönetim Kurulu Başkanlığı tarafımca yürütülmektedir. Kurucuları, hissedarları aklımıza, bilgimize, deneyimimize güvendikleri için başkanlık görevine layık buldular. KOMER"de hissesi olmamasına rağmen, TÜRSAB"ın itibar ve menfaatlerini düşündüğü için (!) Cemal Kızıltan"a bilgi olarak veriyorum.
Başaran Ulusoy"un şahsi kefaleti ile yapımına başlanan ve tamamlandığında, dünyanın en önemli Kongre Merkezlerinden birisi konumunda olacak KOMER"in kuruculuğuna ve yapımının devamına TÜRSAB"ı taşıdığımız için kusura bakmasınlar.... Kaldı ki, bu şirketin; Kültür ve Turizm Bakanlığı, Aydın İl Özel İdaresi, Kuşadası Belediye Başkanlığı ve Kuşadası Ticaret Odası başta olmak üzere 159 kurucusu bulunmaktadır. TÜRSAB ve Yönetim Kurulumuz, tüm bu kişi ve kuruluşların güvenine mazhar olmuştur.

Diğer Şirket ve İştirakler;

*TURPRES Ltd.Şti.; Sermayesi 10.000.- TL. olup, TURSAV"ın hisse bedeli 8.500.- TL. ve TURSER"in hisse bedeli 1.500.- TL. (Bizden önceki Yönetim Kurulu döneminde kurulmuş bir şirkettir.)

*TURSER Ltd.Şti.; Sermayesi 100.000.- TL. olup, TURSAV"ın hisse bedeli 99.000.- TL. ve TUR-PRES"in hisse bedeli 1.000.- TL. (Bizden önceki Yönetim Kurulu döneminde kurulmuş bir şirkettir.)


*SEYAHAT ACENTALARI MESLEK EĞİTİM HİZMETLERİ A.Ş.; Sermayesi 100.000.- TL. olup, TURSAV hisse bedeli 9.000.- TL., TURPRES hisse bedeli 64.900.- TL., TURSER hisse bedeli 25.000.- TL., TÜRSAB hisse bedeli 1.000.- TL. ve TÜRSAB Ltd.Şti. hisse bedeli 100.- TL."dır. Kaldı ki, yasal görevlerinden birisi sektöre kalifiye eleman sağlamak olan Birliğimiz, işte bu amaçla İstanbul ve Ankara"da hayata geçirdiği okulları açmıştır. Şirketin kuruluşu ise, Milli Eğitim Bakanlığı"nın desteği ve teşviki ile hayata geçmiştir.

*DENİZCİLİK TURİZM VE DENİZCİLİK A.Ş.; Sermayesi 49.500.000.- TL. olup, TUR-PRES olarak hisse bedelimiz 266.000.- TL."dır. Kaldı ki, bu şirket bünyesinde bulunan Ankara ve Samsun Feribotlarına ait biletler, Birliğimiz üyesi 200"e yakın seyahat acentası tarafından satılmak suretiyle, bu üyelerimize bir gelir kaynağı yaratılmıştır.

*UKTAŞ; Sermayesi 17.700.000.- TL. olup, TURSAV olarak % 14.042 ve TURPRES olarak % 0.017 hisse oranına sahiptir. (1991 – 1993 yılları arasını kapsayan 1.dönemimizde kuruluşu gerçekleştirilmiştir.)

*ANFAŞ; Sermayesi 31.240.000.- TL. olup, TURSAV olarak % 0.114 hisse oranına sahiptir. (Bizden önceki Yönetim Kurulu döneminde kurulmuş bir şirkettir.)

*MARTAV; Kuruluş Malvarlığı 25.900.- TL. olup, TURSAV 5.000.- TL. hisseye sahiptir. (Bizden önceki Yönetim Kurulu döneminde kurulmuş bir Vakıf"tır.)

*İZTAV; Kuruluş Malvarlığı 20.000.- TL. olup, TURSAV 1.000.- TL. hisseye sahiptir. (Bizden önceki Yönetim Kurulu döneminde kurulmuş bir Vakıf"tır.)

***TÜRSAB İştirakleri;

*İSTANBUL TRAFİK VAKFI; TÜRSAB 50.- TL. hisseye sahiptir. (Bizden önceki Yönetim Kurulu döneminde katılınmıştır.)

*İZMİR ZİYARETÇİ BÜROSU; TÜRSAB 500.- TL. hisseye sahiptir. (Bizden önceki Yönetim Kurulu döneminde katılınmıştır.)

*LİMAŞ; TÜRSAB 1.500.- TL. hisseye sahiptir. (Bizden önceki Yönetim Kurulu döneminde katılınmıştır.)

***TÜRSAB Bağışı ile üyelikler;

*KUTAV; 10.000.- TL. katkı sağlanmıştır.
*FETAV; 6.500.- TL. katkı sağlanmıştır.
*BOTAV; 3.000.- $ + 1.000.- TL. katkı sağlanmıştır.
*ATAV; 1.000.- $ katkı sağlanmıştır.
(Bu Vakıfların hepsine, bizden önceki Yönetim Kurulu döneminde katılınmıştır.)

(Yukarıdaki açıklamalarda şahsınızın TÜRSAB"ın önüne geçmiş olduğunu “üzülerek” görüyorum.. Bu durum Türsab"ın KURUMSALLIKTAN NE KADAR UZAK OLDUĞUNUN bir kanıtı)

Bu şirketlerden bir kısmı önceki dönem Yönetim Kurulları zamanında kurulmuş şirketlerdir. Parantez içerisinde bunları belirttik. Üstelik bu şirketler, o dönemlerde de sürekli zarar ediyorlardı. Şimdi “Şirketleri” merak eden arkadaşlarımıza ben soruyorum; O dönemlerde de bu işlerin bu kadar takipçisi oldunuz mu ? Yoksa o zamanlar sektörde değil miydiniz ? Ya da kurumu şimdiki kadar önemsemiyor muydunuz ?

(Daha önceki Yönetim Kurulları döneminde “defalarca anlatmaya çalıştım, sanırım anlamamakta ısrar ediyorsunuz” İçtüzüğün 99 maddesine uygun olarak her 3 ayda bir Genişletilmiş Byk Toplantıları yapılır ve tüm Byk başkan ve üyelerine bu konular hakkında bilgi verilirdi… Byk"lar da gider bu gelişmeleri bölgelerindeki üye acentalara anlatırlardı.. O dönemde de yönetim kurulları tarafımca takip edilir, en “acımasız” bir şekilde eleştirilirdi. (Sayın Talha ÇAMAŞ"a ve Sayın İhsan MAHMUTOĞULLARI"na bizzat sorabilirsiniz… Bu gün ise kendisine kocaman bir özür borcum olduğunu düşünüyorum.. Meğer ne kadar gelişkin bir demokratik ortamda idare ediliyormuşuz da haberimiz yokmuş) Kısaca evet o günlerde de mesleğimiz onurumuzdu, önemsiyorduk ve takip ediyorduk… )

Dönemimizde, şirketlere ilişkin bilanço karları;

*TÜRSAB LTD.ŞTİ.; 2007 yılı – 44.035.49 TL., 2008 yılı – 320.088.08 TL.

*TURSER LTD.ŞTİ.; 2007 yılı – 63.530.13 TL., 2008 yılı – 228.243.55 TL.
(Bizden önceki Yönetim Kurulu döneminde kurulmuştur.)

*TURPRES LTD.ŞTİ.; 2007 yılı – 160.714.87 TL., 2008 yılı – 357.933.47 TL.
(Bizden önceki Yönetim Kurulu döneminde kurulmuştur.)

Yukarıda son iki yıllık bilanço karlarını belirttiğimiz şirketleri kar"a geçirdiğimiz için, kurumun itibarını ve mesleğin gelişimini önemseyen (!), yaptığı eleştirilerle Türk turizmine ve TÜRSAB"a katkı sağladığını zanneden arkadaşlardan özür dileriz...

(Tabii ki özür dilemeniz gerekir. Birincisi bu karlar nereye gidiyor? Neden bu güne kadar bu karlardan hiç bir üyenin haberi yoktu ?)

Daha önce pek çok platformda ifade ettiğimizi burada bir kez daha belirtmek istiyoruz:

TÜRSAB Ltd.Şti"nin kuruluş sebebi; yasal geliri, üyelik ve yıllık aidatlar ile bağışlar olan Birliğin, bu kadar çok projeye imza atması ve bu kadar çok iştirakte yer almasının, böylesi kısıtlı bir gelirle mümkün olamayacağı aşikardır. Ayrıca ve en önemlisi de, “bağış” sistemine Maliye"nin izin vermemesi şirket kuruluşunu mecburi kılmıştır.

Hiçbir sıkıntı ve üzüntü duymadan, meslektaşlarını “bir avuç donkişot” diye tanımlayan Sehap Akın"a soruyorum;

O, çok eleştirdiğiniz şirketlerden birisi olan Seyahat Acentaları Meslek Eğitim Hizmetleri A.Ş."nin sahibi bulunduğu TÜRSAB İstanbul Turizm Meslek Lisesi, 2007 – 2008 eğitim döneminde 14 öğrencisini mezun etti ve bu çocuklarımızın 13"ü üniversite"yi kazandı. İki satır kutlama ya da küçük bir teşekkürü bile akıl edemediniz.

Diğer taraftan, zaman zaman TÜRSAB"a gelen Cem Polatoğlu arkadaşımıza da sormak istiyorum; kendisi, dilediği zaman Birliğe gelip giden bir arkadaşımız... Keşke, araçlarla ilgili merakını daha önce söyleseydi de, onu aydınlatsaydık. Ama yine de o şansını yitirmiş değil...

(Ne yani diğer 4 kişi bu şansını yitirdi mi ?) Ne zaman isterse, buyursun gelsin, kendisine bu konuda istediği kadar detaylı bilgi verelim... Ayrıca, araçların yaşı 1.5 – 2 olup, bakımları muntazaman yapılmaktadır ve bugüne kadar da hiç biri yolda kalmamıştır. Kaldı ki, yazınızda bu konuyla ilgili olarak, yüz milyarlarla ifade etmeye çalıştığınız bir gider kalemi de, TÜRSAB"ın bütçesinde yer almamaktadır.
Sponsorlara bu konuda herhangi bir saygısızlık yapılmasına müsaade etmeyeceğimizi özellikle belirtmek isteriz. Kaldı ki, yalnızca araçların değil, Birliğin gerçekleştirdiği pek çok organizasyon gideri de sponsorlarla desteklenmektedir.
(Kimsenin kimseye saygısızlık yaptığı yok! Sadece seçtiğimiz yöneticilerden üyeler olarak SAYGI bekliyoruz !)


Arkadaşlar !

Daha önceki dönemlerde TÜRSAB bünyesinde olan EMITT Fuarı gibi, TURLİNK Bilgi İşlem Projesi gibi önemli çalışmalar bu bünyeden kayıp giderken, neden peşlerine düşmediniz ? Onlar sizin, bizim, hepimizin menfaatleri değil miydi ? Onlar, bu kurumun malı değil miydi ? Yoksa, o zamanlar TÜRSAB sizler için bu kadar önemli değil miydi ?

(....Diye üyelerin size sorması gerekmiyor mu ?? Neden bu Projelere sahip çıkmadınız? Neden bir önceki yönetimin başardıklarını devam ettirmediniz? Neden bu Projeleri elinizin tersiyle, kişisel hınçlarınız, hesaplaşmalarınız nedeniyle, bir kalemde ittiniz?)

Gelelim Hac ve yemek mevzuuna... Selma Yılmaz hanım bir hesap yapmış ki, sormayın gitsin... Bu bilgileri kimden aldığı bilinmez...

1) Geçen yıl Hac"da seyahat acentalarınca kullanılan resmi sayı 40.000 kişi olup, bunun 25.000"ini standart ve 15.000"i de müstakil ve lüks"tür. Dolayısıyla, 25.000 kişi için organizasyon, denetim vs. kişi başı 1.- SAR olarak hesaplanmaktadır. Ve bu rakamlar yalnızca Mekke içindir. Yani; 25.000 kişi x 1.- SAR x 25 gün = 625.000.- SAR yani, 167.000.- $"dır. Bu miktar, faturalı olup, Birliğin gelir hesaplarına geçmiştir.
Ayrıca, 15.000 kişinin yemek organizasyonu Birliğimizce yapılmamıştır.

2) Umre"de ise bugüne kadar giden sayı 52.846 kişi. Bunun yaklaşık 11.000"i yemek aldı. Yani; 11.000 kişi x 1.- SAR x 16 gün = 176.000.- SAR yani, 46.933.- $"dır. Ve bu rakamlar da yalnızca Mekke içindir. Bu miktar da faturalı olup, Birliğin gelir hesaplarına geçmiştir.

Kaldı ki, geçen yıl Umre organizasyonu yemek işinde TÜRSAB olarak yer alınmamıştır.

Dolayısıyla, bu sene Hac için;

1) 1.000.000.- Euro teminat mektubu vermeyi, (Zira; yemek firması, 18.02.2009 tarihini ve 0511863 ile 0511864 numaralarını taşıyan, 500.000"er Euro"luk iki adet teminat mektubunu Birliğimiz emrine vermiş bulunmaktadır.)
2) 300.000.- Euro nakit teminat vermeyi, (Zira; işi alan firma, bu meblağı hesabımızda tutmaktadır.)
3) Diyanet İşleri Başkanlığı"nın uygun bulduğu menü"yü kabul eden kimse varsa, buyursun gelsin...

Bu işten 8 trilyon kar elde edildiğini söylüyor arkadaşlar...

DEĞİL 8, DEĞİL 7, DEĞİL 6, DEĞİL 5, DEĞİL 4, DEĞİL 3, DEĞİL 2 TRİLYON, 1 TRİLYON VERSİNLER, YÖNETİM KURULU KARARI İLE İŞİ KENDİSİNE DEVRETMEYE HAZIRIZ.

TÜRSAB olarak, pek çok projeye başarı ile imza attık. Yaptığımız her faaliyeti, siz değerli üyelerimize taşımaya çalıştık.

*2002 yılından beri devam eden, Müze ve örenyeri girişlerinde toplu bilet alımlarında indirim uygulamasında başarılı olduk, bu uygulamadan 467 üyemiz faydalandı... ÖZÜR DİLERİZ....
(Güzel… 5000 üyeden 467 üye.. bu da bir başarı öyküsü)

*T.C.Denizli Valiliği İl Özel İdare"si ile Birliğimiz arasında mevcut protokol esasları çerçevesinde, Pamukkale Örenyeri (Hierrapolis) biletlerinin seyahat acentalarına indirimli satışını temin ettik... ÖZÜR DİLERİZ....

*Müze biletlerinden elde ettiğimiz geliri, yine müze ve örenyerlerinde kullanılan termal turnikelerin yapımı, yapılan restorasyonlara sağlanan vinçler vs. olarak geri iade ettik... ÖZÜR DİLERİZ....

*Türk tüketicinin, kendi kültürüne ve tarihine sahip çıkması hedeflenerek Kültür ve Turizm Bakanlığı ile birlikte Müzekart projesini hayata geçirdik, başarılı olduk... ÖZÜR DİLERİZ...

*Formula-1 biletlerini satıyor ve kar ediyoruz.. ÖZÜR DİLERİZ...

*Anadolu Ateşi organizasyonlarına destek verdik ve biletlerini sektörün kullanımına sunduk, başarılı olduk... ÖZÜR DİLERİZ....

*İç Turizmin canlandırılmasına destek amacıyla hazırlanan Erken Rezervasyon Baharı kampanyası"nda; Kültür ve Turizm Bakanlığı,TÜROFED ve THY ile birlikte yer alındı ve başarılı olundu.... ÖZÜR DİLERİZ....

*Olimpiyat biletlerini sektörün kullanımına sunduk, başarılı olduk... ÖZÜR DİLERİZ....

*TÜRSAB"ın kurumsal kimliğine duyduğumuz inanç ve saygı çerçevesinde, hizmeti üyelerimizin ayağına taşımak amacıyla 20 bölgede kurulan Bölgesel Yürütme Kurullarını, kendi hizmet binalarına kavuşturduk.....ÖZÜR DİLERİZ....

(Gap, Adana, Konya, Fethiye, Kuşadası, Bodrum, Ankara, Kuşadası bunlardan bazıları...)

*Gazi ve Şehit Polis ve Asker ailelerine muhtelif desteklerde bulunduk. Bu ailelere mensup 105 çocuğumuza burs imkanı sağladık. Bununla ilgili şartlı bağış yapan ve burada isimlerini açıklamamızın mümkün olmadığı kişilere saygımız sonsuzdur.... Bunun için de ÖZÜR DİLERİZ....

*TBMM Başkanlığı"nın güvenine mazhar olduk ve Yıldız Porselen Fabrikası Satış Reyonu ile Yıldız Restoranın işletmeciliğini aldık...ÖZÜR DİLERİZ...

*Birliğimizin girişimi doğrultusunda; Bakanlar Kurulu Kararı ile düzenleme yapılarak KDV oranını % 8"e indirmeyi başardık.. ÖZÜR DİLERİZ....

*Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulu"nun resmi üyeleri arasında yer aldık ve bu tarihten itibaren Hac organizasyonu yapan üyemiz seyahat acentalarının resmi kotası 22.000"den, 40.000"e yükseldi. Bunu da başardık, ÖZÜR DİLERİZ....

*KOSGEB Kanununda değişiklik yapılması ve KOSGEB desteklerinden sadece sanayicilerin değil, aynı zamanda hizmet sektörününde yararlandırılarak, seyahat acentalarının da kapsam içerisine alınması sağlanmış, bu da Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı Kurulması Hakkındaki Kanunda değişiklik yapan 5891 sayılı kanun, 05.05.2009 tarih ve 27219 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe girmiş, ayrıca anılan yasada TÜRSAB"ın, KOSGEB Genel Kuruluna üye olması ve temsili sağlanmıştır... ÖZÜR DİLERİZ....

*28.09.1972 tarihli Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 1618 sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu"nun, günün koşullarına ve sektörün ihtiyaçlarına cevap verebilir bir konuma getirilmesi amacıyla yıllardır sürdürülen çalışmalar tam 35 yıl sonra başarılı ile sonuçlandırılmış ve 13.01.2007 tarihli Resmi Gazete"de yayımlanan değişikliklerle yeni şeklini almıştır... Bu kadar zaman sonra bunu başarabildiğimiz için ÖZÜR DİLERİZ....

*Ulusal ve uluslararası meslek standartlarını temel alarak, teknik ve mesleki alanlarda, ulusal yeterliliklerin esaslarını belirlemek; denetim, ölçme ve değerlendirme, belgelendirme ve sertifikalandırmaya ilişkin faaliyetleri yürütmek için gerekli ulusal yeterlilik sistemini kurmak ve işletmek üzere kurulmuş olan Mesleki Yeterlilik Kurumu içerisinde TÜRSAB, Genel Kurul"da temsil olarak yer aldı.... ÖZÜR DİLERİZ....

*TÜRSAB, 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanununun 26.maddesi kapsamında, Sosyal Güvenlik Yüksek Danışma Kurulu Üyeliği"ne getirildi. Kurulun vazifesi; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı başkanlığında gündem konusunda toplanarak, sosyal güvenlik politikaları ve uygulamaları konularında görüş bildirmektir. Bunu başardığımız için de, ÖZÜR DİLERİZ.....

*4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 25.maddesine göre; tüketici sorunları, ihtiyaçları ve çıkarlarının korunmasına ilişkin genel tedbirleri araştırarak, sorunların evrensel tüketici hakları doğrultusunda çözülmesi için alınacak tedbirlerle bu kanunun uygulanmasına yönelik tedbirler ile ilgili görüşleri ilgili merciilere iletmek amacıyla Bakanlık koordinatörlüğünde oluşturulan Tüketici Konseyi"nde yasa gereği, TÜRSAB temsil edilmektedir. Bunu başardığımız için de, ÖZÜR DİLERİZ....

(Bu konularda özür değil bilgilendirme bekliyor üyeler… Fayda bekliyorlar... KOSGEB Kredilerine nasıl başvuracaklarını bilmek istiyorlar... Mesleklerini nasıl ve ne şekilde devam ettireceklerine dair Meslek örgütlerinin çaba sarfetmesini bekliyorlar... Beklentiler farklı, vaatler farklı, yapılanlar farklı... NEDEN ? Çünkü dünya görüşü ve Yönetim anlayışı farklı...)

Değerli üyelerimiz,

Her ne kadar kendileri artık direkt olarak turizm sektöründe iştigal etmeyip, emlak sektörü ve catering hizmetlerinde yoğunlaşmış olsalar da; bu arkadaşlarımıza bir tavsiye de bulunmak istiyorum; kurumun itibar ve menfaatini bu kadar çok düşünüyorlarsa, buyursunlar TÜRSAB"a, kapısı herkese açık.... Hatta ve hatta Genel Kurula da gelsinler ve çıkıp konuşsunlar...

(Söz en kısa zamanda düzenleyeceğiniz tüm üyelere açık bir bilgilendirme toplantısına katılıp, eğer izin verirseniz“ kürsüden kurumun menfaatine yönelik düşüncelerimi paylaşacağım...
Genel Kurulda ise konuşmak için sizin izninize gerek olmadığı konusunda sanırım tüm üyeler hemfikir. )


En önemlisi de, gerçekten işinde gücünde olan siz değerli üyelerimizin zamanlarını bu kadar çok çalmasınlar... (?)

İyi bir sezon geçirmeniz dileğiyle saygılar sunuyorum.

Başaran ULUSOY
TÜRSAB
Yönetim Kurulu Başkanı
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.