• BIST 105.268
  • Altın 163,674
  • Dolar 3,9702
  • Euro 4,6602
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 3 °C

Türklüğün Orhun Abideleri-3

Türklüğün Orhun Abideleri-3
Orhun Müzesi’nde Bilge Kağan, Kül Tigin anıtlarını gördüğümüzde içimizde kabaran duyguları anlatmak mümkün değildi.

NEZİH ÜÇKARDEŞLER – ÖZKAN ALTINTAŞ
KARAKURUM / MOĞOLİSTAN
– Türklerin Ata Yurdu, Moğolistan gezimizin en heyecanlı bölümüne geldik. Ekibimiz Türkiye'nin önemli turizm kuruluşlarının temsilcilerinden oluşuyor. Hepimiz bu yeni yerleri keşfederek, önümüzdeki aylarda buraları Türkiye'den gitmek isteyenlerin görmesini sağlamak istiyoruz. 

kamp-cadir1aa.20130703124136.jpg

Ekibimizde bulunan Nezih Üçkardeşler (Gülentur), Aslı Gülten (Mappa Tur), Kubra Elmaslar (Arbeta Tur), Gökhan Özkan (Deep Nature), Uğur Kurt (Ejder Tur), Uygar Pamuk (Araştırmacı) için heyecanlı günler başlıyordu. Ata Yurdumuzu keşfedecektik.
Türklerin Orta Asya’dan göç ettikleri ve geride üzerinde “Türk” adının yazılı olduğu Orhun abidelerinin bulunduğu Karakurum’dayız. Türk tarihini sonsuzluğa taşıyan Orhun Abideleri’ni gururla seyrettik Orhun Müzesi’nde Bilge Kağan, Kül Tigin anıtlarını gördüğümüzde içimizde kabaran duyguları anlatmak mümkün değildi.
Karakurum, Moğolistan İmparatorluğu'nun 13. yüzyılda 30 yıl başkentliğini yaptı. Moğolistan'ın güneybatısındaki Övörkhangay ilinde bulunuyor. Bugünkü Harhorin kenti yakınlarındadır. Orhun kalıntılarının da bulunduğu UNESCO tarafından kabul edilen Dünya Kültür Hazineleri Alanı Karakurum'da bulunuyor.
Uygur İmparatorluğu ve bir zamanlar dünyanın en büyük imparatorluğu olan Moğol İmparatorluğu'nun başkentleri Orhun Vadisi’ndedir. Bu yüzden Orhun Vadisi Hun İmparatorluğu, Gök Türk İmparatorluğu, Uygur İmparatorluğu ve Moğol İmparatorluğu’na ait arkeolojik kalıntılar, eski şehir ve yerleşim merkezlerin enkazları, yazılı ve dikil taşlar, mezarlar ve Budist tapınaklarının bulunduğu, çok sayıda tarihi bilgi içeren kültürel bir miras olarak kabul edildi.

karakurum11.jpg

KARAKURUM’DAKİ TARİHİ ESERLER

Karakurum küçük bir kasaba halindeydi. Moğol İmparatorluğunun başkenti olduğu günlerden iz bile kalmamıştı. Kasabanın birkaç yerinde şimdi kullanılmayan eskiden kalma beton binalar bulunuyordu. Onların dışında bütün evler keresteden yapılmış ve etrafları tahta perde ile çevriliydi. Kasaba içerisindeki yollar toprak, çukurlar ve küçük gölcüklerle doluydu.

erdene-zuu-manastiri-3.jpg

BUDİST TAPINAĞI ERDENE ZUU MANASTIRI

Kasabanın bir kilometre doğusunda bir müze ve Budist Tapınağı olan Erdene Zuu Manastırı bulunuyor. Budist Tapınağı kasabanın en turistik yeri olduğu için kasabaya gelen herkes ziyaret ediyordu. Satıcılar giriş kapısının karşısında tek sıra halinde hizaya gelmiş askerler gibi çadırlarını dizmişlerdi. Tapınağın uzun bir geçmişi bulunuyor ve günümüzde kullanılıyor.

erdene-zuu-manastiri-1.jpg

erdene-zuu-manastiri-22.jpg

Karakurum’un girişinde yer alan Erdenezu Müzesi büyük bir Budist mabediydi. 16. yüzyıl ve sonrasına ait mabetlerden oluşan Erdenezu, Budizm’e inanan Moğolların ibadet ettikleri önemli kutsal yerlerdendi. Mabetleri gezerken pek çok ibadet eden insana rastladık. Böylece Budistlerin dini törenlerini ve ibadet ediş şekillerini de gördük.

karakurum-muze-8.jpg

KARAKURUM TARİH MÜZESİ,

Karakurum’da farklı bir görünüme sahip bulunan Karakurum tarih Müzesi’nin Japonların yardımı ile yapıldığı söylendi. Rehber eski çağları gösteren büyük haritalar üzerinde Moğolistan tarihini anlatı. Haritada Avrupa sınırından Pasifike kadar bütün Asya Türk devletleri vardı. Moğol Devleti küçücük bir bölgeydi. Son haritada bütün Asya “Moğol İmparatorluğu” olarak gösterilmişti. Altın Ordu Hanlığı Batuhan kumandasında yüz bin kişilik bir ordu ile Avrupa üzerine yürümüştü. Moğollar devleti kurmuş ve Asya’daki Türk Devletleri Cengiz Hanın liderliğini benimseyerek onun tabiiyetine girdiler. Böylece, büyük bir imparatorluk kuruldu. Halkın yüzde doksanı Türk’tü ve imparatorluğun resmi yazışma dili “Türkçe” idi.

kazi1.jpg

UNESCO DÜNYA MİRAS LİSTESİ’NDE

1889'da, Nikolai Yadrintsev'in eski Moğol başkentini bulmak için yaptığı araştırmalar, Türk tarihinin ilk Türkçe yazılı belgeleri sayılan Orhun Yazıtları'nın bulunmasını sağladı. Orhun Vadisi Moğolistan’ın göbeğinde, başkent Ulanbatur’dan 370 km uzaklıkta Orhun Nehrinin etrafında bulunuyor.
Orhun Vadisi 2004 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alındı. Yadrintsev'in yaptığı araştırmalardaki görüşleri Wilhelm Radloff tarafından da desteklendi.
Karakurum’da bulunan Orhun Abideleri Müzesi nedeniyle 46 km’lik Bilge Kağan Yolu Türkiye tarafından inşa edildi. Eskiden dökülen ve önemsenmeyen Orhun Abideleri şimdi Türkiye’nin yaptığı müzede korunaklı bir şekilde sergileniyor.

orhun-abideleri-2.jpg

ORHUN ABİDELERİ

Bilge Kağan ve Kül Tigin Anıtları’nı görmek üzere yola çıktık. İçimizde büyük bir heyecan, merak vardı. Türkiye’nin 5 Ekim 2008 tarihinde yaptırdığı “Bilge Kağan Yolu’nun” başlangıcına geldik. Bayrağımızı ve ülkemizin adını görünce gururlandık. Yolun girişindeki tabelada “Bilge Kağan Yolu Türkiye Cumhuriyeti’nin Moğolistan halkına armağanıdır. Bilge Kağan yolu sizi 46 km mesafede bulunan Göktürk Anıtları’na ve Orhun Müzesi’ne ulaştırır” yazıyordu. Bir süre yol aldıktan sonra Bilge Kağan, Kül Tigin anıtlarını ve Orhun Müzesi’ni gördük. İçimizde kabaran duyguları anlatmak mümkün değildi.

orhun-abideleri-4.jpg

TÜRK KÜLTÜRÜNÜN ABİDELERİ.

Orhun Müzesi’nden içeri girdiğimizde kendimizi Bilge Kağan ve Kül Tigin abidelerinin karşısında bulduk. Türk tarihini sonsuzluğa taşıyan Bengü Taşlar’ını görüpte duygulanmamak elde değildi
Orhun Vadisi’nin bereketli toprakları Kül Tigin yazıtlarında şöyle anlatılıyordu:
“Türklerin hakanı Ötüken dağlarında oturur ise ülkede hiçbir sıkıntı çekmez... Ötüken dağlarından daha iyi bir yer asla yok imiş!... Türk halkının yurt edineceği ve yönetileceği yer Ötüken dağları imiş... Ötüken dağlarında oturursan, sonsuza kadar devlet sahibi olup hükmedeceksin.”
Burada Orhun Vadisi’nin ve Ötüken ormanının ne kadar kıymetli olduğunu yerinde görerek daha da iyi anladık. Bilge Kağan ve Kül Tigin Abideleri eskiden açık alandaidi. TİKA’nın desteği ile 2008 yılında açılan müzede kapalı alana alındı. Müzenin girişinde, bölgede yapılan çalışmaları belgeleyen fotoğraflar sergileniyordu.
Yazıtlardaki sözler öğüt veren içektiydi:

“Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağanı, bu zamanda oturdum. Sözlerimi baştan sona iyice işitin, önce siz erkek kardeşlerim ve oğullarım, birleşik boyum...” (Bilge Kağan Yazıtı, Kuzey yüzü 1)

“...Ey Türk, Oğuz Beyleri ve halkı, işitin! Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe, ey Türk halkı, senin devletini ve yasalarını kim yıkıp bozabilir?...” (Kül Tigin Yazıtı, Doğu yüzü 22)

Yüzyıllar önce tamamen Türk zekâsının ürünü olan alfabe ile yazılan satırları bambaşka duygularla inceledik. Müzedeki abidelerin dışında Bilge Kağan ve Kül Tigin’in mezar külliyelerinde bulunan balballar, heykeller, mezar taşlar, koç başlı heykeller, altın, gümüş mücevherler ve Bilge Kağan’ın eşine ait olduğu düşünülen altın taç sergileniyor. Müzenin dışında mezar külliyesinin olduğu alanda Bilge Kağan ve Kül Tigin Anıtlarının yerinde aynı boyutlarda yapılmış kopyaları yer alıyordu..

kaplumbaga2.jpg

EBEDİ HAYATIN SİMGESİ KAPLUMBAĞA HEYKELİ

Bahçenin arka kapısından çıkıp beş yüz metre ileride çimenliğin ortasında duran ‘Kaplumbağa’ figürünü görmeye gittik. Kaplumbağa figürü, yaklaşık doksan santim yüksekliğinde ve yüz elli santim boyundaydı. Kabaca yontulmuştu ve sırt kısmında dikdörtgen şeklinde içi oyuk bir yer vardı. Bu da, bir zamanlar üzerinde bir taş anıt olduğunu gösteriyordu.

kaplumbaga1.jpg

Müzenin bahçe kısmında Türk mitolojisinde sonsuzluğu ve ebedi hayatı temsil eden oldukça büyük kaplumbağa heykelleri yer alıyor. İlk dikildikleri zaman Bilge Kağan, Kül Tigin anıtlarının kaplumbağa kaide üzerinde durduğu belirtildi.

mezar-tasi.jpg

ESKİ MEZAR GELENEKLERİ ŞELALE

Yurt’larda kaldığımız sırada şelale ziyareti de yaptık. Yaklaşık 2 km. ileride küçük şelale diye adlandırılan yere gittik. Şelalenin yakınındaki taşlarda bazı resimler olduğu söylendi, ama göremedik. Şelalenin yakınında bir anıt mezara rastladık.
Karakurum’da doğa ile iç içe yaşama fırsatı bulduk. Dönüşte ise ülkenin başkenti Ulanbatur’u gezme imkânı bulduk. Türklerin Orta Asya’dan göç ettiği topraklarda olmanın gururunu yaşadık. Türk Hava Yolları ile İstanbul'a dönerken geride bıraktığımz topraklardan ecdadımızın aynı yolu at sırtında ne şartlarda geçtiğini düşündük. Onlar binbir güçlükle yol alırken biz Türk Hava Yolları'nın konforlu uçağında bol ikramla aynı yolu 11 saatte keyifle bir şekilde gidiyorduk. Moğolistan her Türk insanın gidip gezmesi gereken sürprizlerle dolu bir gezi . Biz bir bölümünügördük, ama gitmeye karar verenler daha bir çok şeyi keşfedebilirler. Moğolistan'da yerleşik seyahat acentelerinin bir çok programı var. İstediğini seçim Ata Yurdumuz Moğolistan'ı keşfedebilirsiniz.

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Kadir Uğur’a Kuşadası’nda veda21 Ağustos 2017 Pazartesi 13:00
  • Salda Gölü, turistlerin yeni gözdesi10 Temmuz 2017 Pazartesi 22:00
  • Türklerin yeni gözdesi Ukrayna05 Temmuz 2017 Çarşamba 15:00
  • Egzotik ve romantik balayı rotaları05 Temmuz 2017 Çarşamba 14:00
  • AB için 3. kuşak pasaport30 Mayıs 2017 Salı 14:00
  • Legoland Malezya’da %25 indirim08 Mayıs 2017 Pazartesi 18:00
  • Türk turizmciler Hindistan’da-126 Eylül 2016 Pazartesi 09:00
  • Hindistan gezisi öncesi canlı23 Eylül 2016 Cuma 09:20
  • Kıbrıs turizminde bayram sevinci03 Eylül 2016 Cumartesi 10:00
  • Tebriz’den Evliya Çelebi iyi sözeder26 Ağustos 2016 Cuma 15:00
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.