• BIST 88.735
  • Altın 229,592
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 23 °C

Türkleri kutluyor, Almanları kınıyorum

Özkan Altıntaş

Almanya’nan Erfurt şehrinde Alman Aşçılar Federasyonu “Dünya Aşçılar Olimpiyatı” düzenledi. Bu işten Almanya büyük para kaldırdı. Çünkü katılım bedelleri oldukça yüksekti.
Bu arada şimdiye kadar adını kimsenin duymadığı Erfurt şehri haftalardan beri dünya kamuoyunun gündemini meşgul etti. Erfurt için iyi bir tanıtım oldu.
Gidenler görmüştür. Erfurt’ta dişe dokunur gidilice bir yer yoktu. Tipik bir Alman şehridir. Ama Almanya’nın fuar ve kongre organizasyonu tek merkezden yapıldığı için böyle organizasyonları ülkenin her tarafına yayarak bölge kalkınmasına fayda sağlanmaktadır.

BİZİM TÜRKLER, BİZİM ALMANLAR
Gelelim bizim Türk ve Alman aşçılara...
Türk aşçıları Türk bayrağı altında katıldıkları için kutluyorum. Alman bayrağı altında katılan aşçılarımızı ise kınıyorum.
Türkiye’den yola çıkıp Alman bayrağı altında yarışmaya katılanların aldığı dereceler hiç önemli değil. Çünkü onlar Türkiye’nin hanesine değil, Almanya’nın hanesine artı değer yazıldı. Adı ne olursa olsun onun adı listelerde yer aldığı gibi ‘Deutschland’ dır.

TÜRKÇE YEMEK, TÜRK MUTFAĞI DERKEN, ALMANYA NERDEN ÇIKTI?
Biz ülkemizde Türk mutfağını dünyaya açmak için çırpınırken, Türk yemeklerini Türkçe isimlerle dünyaya tanıtmak ve yerleştirmek için uğraşırken “Bu ne fasulye, bu ne lahana turşusu’ denilmeli.
Almanya adına yarışan arkadaşyar orada ‘Tuna Fish’mi yaptılar? Yoksa mutfağı bile olmayan Almanya’nın “Kartoffell” denilen patates yemeğini mi yaptılar?
Hayır! Hepsi çıktı oraya halis muhlis Türk mutfağınının ürünlerini yaptılar...
Bu da benim yüreğimde bir burukluk yarattı.
Bu nedenle Türk bayrağı değil de yabancı bir bayrak altında Türk mutfağının ecdat yadigarı yemeklerini yaptıkları için bu arkadaşları kınıyorum.
Eğer isteselerdi Türkiye’den Türk bayrağı altında katılırlardı.
Nitekim Türk bayrağı altında katılıp derece alan arkadaşlarımız oldu ve onları da yürekten kutluyorum.
Yarışmada 32 takım arasında 31'inci olan Türk Aşçılar Milli Takımı’nı herşeyden çok kutluyorum.
Aldıkları derece ne olursa olsun. Orada Türk bayrağını dalgalandırarak, Türkiye’yi temsil ettiler. Türk bayrağının ayyıldızıyla dünyadaki kataloglarda, internet sitelerinde ve çeşitli yayın organlarında yer almasını sağladılar. Türkiye’nin en çok ihtiyacı olduğu dönemde, tanıtımını yaptılar...

ERFURT’TAKİ DERECELER KİME YARADI?
Erfurt’ta Türk Aşçılar Milli Takımı’nı 31’inci olmasından çok yarışmaya katılması her şeyden çok değerlidir.  
Bir başkasının başka bayrak altında yarışarak hala ‘Türk takımıyız’ diye inadı, bir diğerlerinin “Şu kadar madalya aldık. Bu kadar başarı gösterdik” diye yırtınması kime yaradı?
Arkadaşlar takke düştü kel göründü. Kendimizi aldatmayalım.
Burada bir kaç gerçek daha var...
Birincisi her yarışmanın bir galibi vardır.
Herkes birinci, ikinci, üçüncü olacak diye bir kural yoktur.
Türk Aşçılar Milli Takımı ne yaptı? Orada Türkiye’yi temsil etti.
Eğer bu takım orada olmayasaydı orada Türkiye yoktu.
Keşke Genç Aşçılar, Askeri Aşçılar, Catering grubunda Türk bayrağı altında birer takımımız daha olsaydı.
Oraya dünyanın dörtbir yanından aşçılar gelmişler ve herkes birbirini izliyor. Türkiye’den yarışmaya katılan katılmayan en az 50 Türk aşçısı Erfurt’taydı. Hepsi orada neler olduğunu gördü.
Bize göre yaptıkları hataları, eksikleri ve yapmaları gerekenleri görmeleri konusunda hepsi için büyük bir deneyim oldu.
Türkiye’de yapılan yarışmalarda kendi yağımızla kavruluyoruz. Sonra aşçılar “Sen kazandın, ben kazandım”, “O buna torpil yaptı, şu buna yan baktı” gibi abuk sabuk şeylerle avunuyoruz.
Bize göre er meydanını herkes Erfurt’ta gördü...
Adamlar takır takır geldiler çok övündüğümüz Türk mutfağını aşıp gittiler. İster dalavere, ister misyon! Ne derseniz deyin.
Bu işlerde dalavere olmadığına inanmıyorum. Bütün dünyanın tarihten kalma bir kinle Türklere karşı hala kuyruk acısı var ve bunu her fırsatta ortaya koyuyorlar.
Nitekim herkesin bildiği gibi Erfurt’ta bunun alası görüldü.  Ama orada alınacak derslerin çok olduğunu düşünüyorum.

RAFET İNCE DİKKAT ETMELİYDİ
Rafet İnce’nin bana bir lafa var: “Ağabey bizim aşçılar yarım pabuçla, buruşuk pantalonla, ellerini yıkamadan yarışmaya girmişlerdi. Utandım” dedi.
Bu güzel sözleri söyleyen ve doğru eleştiri yapan, Erfurt’ta başarılı olan Rafet İnce’nin Türk Aşçılar Milli Takımı için sarfettiği küçük düşürücü sözler onun bu erdemli bakışını takdir etmemizi ortadan kaldırdı.
Aksine arkadaşlarını arayıp kutlaması gerekirdi.
Ne olursa olsun hiç kimse meslektaşları, hele milli Takım hakkında kötü sözler söylememelidir.
Sanırım bu da Erfurt’tan alınacak derslerden biri olmalıydı.
Birbirimizi yiyeceğimize "Dünyaya karşı nasıl yarışırız, arkadaşlarımızın başarılı olması için ne öneriler götürebiliriz ?" diye sormalıyız.
Rafet İnce Erfurt’ta yarışmaya giren arkadaşların kılık kıyafetlerini halkı bir şekilde eleştirirken, sözlerine dikkat etmesi gerekirdi.
Milli Takım’a giremedim diye kin duymak yanlış bir bakıştır. Bu gibi kuruluşlarda sadece yemek yapmak deği, başka kriterlerde aranır.
Bir kişinin “Ben çok iyiyim” demesiyle iyi olunmaz.
Bunun sebebini gene en iyi Rafet İnce biliyordur. Kötü söz söyleyen kendisine zarar verir.
Rafet İnce, insanları karalayarak bu sorunu daha kötü hale getirmeden, Türk bayrağı altında katıldığı yarışmada aldığı ödülün tadını çıkarmalıdır.

AŞÇILAR F1 PİLOTU VE OTOMOBİLİ GİBİ SÜSLENMESİN
Amasya yemek yarışmasında uluslararası arenada yıllarını vermiş ve dünyayı görmüş bir arkadaşım “Bizim aşçılarımız Formula 1 otomobili gibi süslenip çıkacaklarına sade giyinip, işlerini doğru yapmaya gayret etseler daha başarılı olacaklar” demişti.
O arkadaşımın üzerinde sadece beyaz bir aşçı önlüğü, ütülü bir pantalon, pırıl pırıl boyanmış ayakkabılar vardı. Elleri ise manikür, pedikür yapılmışcasına muntazamdı. Saçı başı tarafı yüzü tertemizdi. Bence onun sözüne uyup önce aşçı arkadaşlarımızın görüntülerina çeki düzen vermeleri gerekin.
Hijyenin zirvesinde görev yapan aşçılarımız, oraya uygun olmalıdır.
Nitekim Erfurt’ta yarışma boyunca gezinen jürinin ajanlarını kılık kıyafet ve görüntülere ayrıca not verdiklerini öğrendik.

62 TAKIM ARASINDA 62’İNCİ OLMAK BAŞARI MIDIR?
Böyle bir yarışmada 62 takım arasında sonuncu olmak katılımcılar için başarıdır. Çünkü böyle bir yarışmaya katılma cesareti göstererek büyük deneyim kazandılar. 
Ama bir farkla Alman bayrağı olmayacaktı?
Bırakın Almanya’da ki kurumlarda çalışan Türk aşçılar Alman bayrağı altında katılsınlar.
Bu durumda İstanbul'daki değerli aşçılarımızın dünya kadar yol teperek Almanya'ya gitmelerinde tek şey var.
Yıllardır Türkiye'yi içine almayan Avrupa Birliği’ni deldiler.
Türk vatandaşı oldukları halde Alman kimliği ile yarışa girdiler. Yani yasadışı bir şekilde Alman vatandaşı oldular.
. İnşallah başka yarışmalarda daha dikkatli olurlar.

KÜSKÜNLER TAKIMI, AMA NEYE KARŞI?
Almanya adına yarışanların yaptığı çok mu iyi oldu...
Kesinlikle “Hayır”
Onlara “Küskünler Takımı” diyorum.
Kendilerine Milli Takım’da veya başka yerde imkan bulamayanlar buluştular. Aralarında birbirine yiyen karşı olan federasyon ekibi veya aşcılık dünyasında lider olma sevdasında olanlarda vardı. Yani kartvisitinde "Başkan" yazsın da ne olursa olsun diyenler de vardı. kimisi yarıştı kimisi seyretti.
Hemde kimler Türkiye’nin en değerli aşçıları olan arkadaşlarım.
Gittiler Alman bayrağı altında yarıştılar. Bu olacak şey mi?

BARİ MENGEN VEYA BOLU BÖLGESEL TAKIMI OLSAYDI
Bölgesel katılım yapıyorsun.
Bari Mengen Aşçılar Takımı, Bolu Aşçılar Takımı diye katıl...
Belki Türkiye’ye pıtrak gibi aşçı yetiştiren bölgenin adını dünyaya duyurma fırsatı bulurdun.
Öz be öz Türk adının arkasında kalsaydınız daha iyi idi.
Çok değerli ve yaptıkları işe hayran olduğum aşçı arkadaşlarım var. Neden böyle yaptılar anlayamadım. 
Vasfi Pakman kardeşimiz, Almanya’da sesini duyurmak istiyor. O kendine göre haklı. Ama bizimkilerin orada ne işi vardı? O meçhul!
Çünkü ne kadar çırpınsalar Türkiye için değil Almanya için ortaya çıktılar ve Türkiye’ye, Türk imajına, Türk mutfağının tanıtımına bir gram katkıları olmadı.
İnşallah bu yarışma herkese ders olur...
Almanya’da Türkiye adına yarışıp dereceye giren:
Tolga Özkaya, Kemal Özcan, Ercan Yıldız,  İzzet Ayva, Rafet Nice, Bektaş Mustafa Özcan adlı arkadaşlarımı başarıları için kutluyorum.
Almanya’da Almanya adına yarışıp dereceye giren;
Çoşkun Açıkgöz, Mithat Yalçınkaya, Ramazan Kılıç, Gökhan sorguç, İmdat Ayan adlı arkadaşlarımı aldıkları ödüller için kutluyorum.

Bu yazı toplam 1033 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.