• BIST 93.419
  • Altın 250,664
  • Dolar 6,4985
  • Euro 7,3792
  • İstanbul 30 °C
  • Ankara 31 °C

Türkler özel teşviklerle İran'da

Türkler özel teşviklerle İran'da
Türk firmaları için yeni bir pazar anlamına gelirken, yabancı yatırımcılara tanınan teşvikler Türkiye için ise elden kaçacak yatırımcılara işaret ediyor...

TEBRİZ- Yollarında Türkiye plakalı araçlar, Türkçe konuşan bir nüfus, yatırım bölgelerinde Türklere gösterilen büyük ilgi ve sadece Türklere özel verilen teşvikler... Komşu İran İslam Cumhuriyeti giderek Türkiye'ye daha fazla yakınlaşıyor. Bugüne kadar adeta bir perdenin arkasında kalan ve yabancı karşıtlığıyla bilinen ülkede değişen dengeler, Türkiye için fırsatları ve riskleri beraberinde getirecek.
Dünyaya kapılarını aralayan ülkedeki yatırım fırsatları Türk firmaları için yeni bir pazar anlamına gelirken, yabancı yatırımcılara tanınan teşvikler Türkiye için ise elden kaçacak yatırımcılara işaret ediyor... Büyük küçük birçok Türk firması iş kovalamak için İran'a akın ederken, tasını tarağını toplayıp İran'a yerleşmenin planlarını yapan firma sayısı da artıyor.
Büyük değişimin arenası İran'da neler olup bittiğini görmek ve bu değişimin Türkiye'ye yansımasının nasıl olacağını yerinde incelemek için yola çıktım.
İran'la ilgili ön araştırmam esnasında, Tebriz'de düzenlenecek olan 11. Uluslararası Ayakkabı Deri ve Yan Sanayi Fuarı'ndan haberdar oluyorum. Kadın bir gazeteci olmamın yaratacağı dezavantajı en aza indirmek için katılımcı bir firma ile haberleşip Tebriz'e kadar kara yoluyla beraber yolculuk etmek benim için cazip bir seçenek. Rotamız Tokat, Erzurum, Erzincan, Ağrı... Ve nihayet Gürbulak'tan İran'a giriyoruz.

Yatırımcı için yok yok
Yaklaşık 30 saatlik bir yolculuk sonunda İran'da sanayinin gözbebeği şehirlerinden biri olan Tebriz'deyim. Değişim rüzgarlarının son hızla estiği ülkede henüz liberal bir ekonomiden bahsedilemese de görünen o ki İran kapılarını dünyaya araladı. Yabancı yatırımcıyı cezbetmek isterken onunla beraber gelen kültürel açılımı ise kapıdan içeri almak istemeyen İran Hükümeti bunun çelişkisini yaşıyor. 30 yıl önceki devrimle dini rejimi benimseyen İran halkı ise artık 'değişim' istiyor. Türkiye için hem büyük bir tehlike hem de fırsat oluşturan İran, 2002 yılından beri 35 milyar dolarlık yabancı yatırım çekmiş durumda. İran'a yabancı yatırımın gözle görülür bir şekilde artmasında, teşvikler ve koruma kanunundaki düzenlemelerin etkili olduğu belirtiliyor.
Özellikle petrol, doğalgaz ve petrokimya sektörlerindeki dış yatırımlara önem veren İran Hükümeti güven unsurunu aşılamak için yabancı sermaye lisansı alanların yatırımı sigortalanıyor. Yani bir savaş veya başka bir olağanüstü durum karşısında fabrikası kapanan yatırımcı yatırım bedelini geri alabiliyor. İşçi maliyetleri 510 dolar civarında. 440 dolara kadar vergi yok. Bu rakamın üzerindeki maaşlar ise yüzde 10 vergiye tabii. Yabancı şirketler için vergiler yüzde 60'lardan yüzde 20'lere indirilmiş. Yatırım yapılan bölgelere göre 5 ilâ 10 yıllık vergi muafiyeti de unutulmamıº. Makine ve teçhizat gibi yatırım mallarının ülkeye girişi gümrük vergisinden muaf tutuluyor. Diğer taraftan, yatırımın İranlı bir ortakla gerçekleştirilmesi halinde ülkenin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak Iran bankalarından düşük faizli uzun vadeli, yatırımın yüzde 80'ine varacak oranlarda, kredi temin etme imkânı da mümkün. Doğalgazın Türkiye'ye göre oranla yüzde 80, elektriğin ise 4'te bir oranında daha ucuz olduğu yatırım bölgeleri sadece Türkiye'nin değil tüm dünyanın ilgisini çekiyor.

Tebriz'de 38 Türk şirketi var
İran'ın sanayi anlamında da bel kemiğini oluşturan Tebriz'de 8 binden fazla fabrika bulunuyor. Tebriz'de bulunan İran'ın ilk ve tek Serbest Yabancı Yatırımcı Bölgesi'nde 23 ülkeden 100'e yakın fabrika var. Bundan 4 yıl önce açılmış olan OSB'de inşaatlar son hızla devam ediyor. Henüz oturmamış da olsa, belli ki birkaç yıla kadar tam teşekküllü bir sanayi bölgesine dönüşecek. Değişim sinyallerini son hızla yakalayan Türk iş adamlarına ait ise 38 yatırım bulunuyor. Bunlardan ikisi yüzde yüz Türk sermayesi ile kurulmuş. Türk yatırımcılar iki ülke arasında mekik dokuyor. Çevrede gezerken sık sık rastladığım Ankara, İstanbul plakalı araçlar bunun en büyük kanıtı...
Tebriz Yabancı Yatırımcı Sitesi Genel Müdürü Muhammed Rıza Zafarani ile bölge üzerine sohbet ediyoruz. Zafarani, Almanya, İsviçre ve Fransa ortaklı birçok yatırımın olduğu bölgedeki gelişmelere ve Türkiye ile gelişen ilişkilere dikkat çekiyor.
İran'ın Orta Asya ve Türkiye ile yakın ilişkiler içinde olduğunu ifade eden Zafarani, "Dil ve din birliği yeni fırsatların kapısının açılması anlamına geliyor. Birçok avantaj yaratarak yatırımcı için maliyetleri düşürdük" diyor.
İlk fazı 267 hektar olan bölgeye şu anda 4 bin hektar daha eklemişler. Yani yatırım bölgesini gördükleri ilgiden dolayı 15 kat büyütüyorlar. Zafarani, "Diğer sanayi bölgelerinde yatırım ortalama 600 bin dolarken burada 2 milyon 800 bin dolar. İşçi sayısı ortalama diğer yerlerde ortalama 23 kişi, burada ise 65 kişi. Ortalama yatırım 4 bin metrekare, burada 11 bin metrekare. Enerji tüketimi de 4 kat daha yüksek" diyor. Bölgede yatırımcılar için 3 bölüm bulunuyor. 1. bölüm yüzde 85 malını ihraç edenler, 2. bölüm iç pazara yönelik çalışanlara yönelik, 3. bölümde ise hi tech olarak adlandırılan yüksek teknoloji gerektiren firmalara ayrılmış. Türk firmaları genelde birinci bölümde yer alıyor.

Bankacılık yatırım bekliyor
DEİK İran İş Konseyi Başkanı Ali Osman Ulusoy ise İran'ın turizm, enerji, bankacılık ve telekomünikasyon alanında büyük ihtiyaçları olduğunu belirterek "İran bu alanlarda büyük gelişmelere gebe bir pazar" açıklamasını yapıyor.
"İran'ı tanımıyoruz. Biraz yavaş ama çok güzel şeyler yapıyor. Yaptığını da bizden iyi yapıyor. İranlı ticareti çok biliyor. Ülkenin Doğu Azerbaycan olarak adlandırılan bölgesinde 25 milyon insan yaşıyor. Tüketim maddeleri değişiyor. Elektrik çok ucuz. Ev kiraları çok ucuz. Şu anda dönüşen bir ekonomiden bahsediyoruz. İran kabuğundan çıkıyor" diyor Ulusoy.
Geçtiğimiz aylarda yaklaşık 50 kişilik iş adamı kafilesini Tebriz'i keşfe götüren Üretken Sanayici İş Adamları Derneği (ÜSİAD) Genel Başkanı Ahmet Ortatepe ise İran'ın aslında Türkiye için bir tehlike yarattığına vurgu yaparak şöyle devam ediyor:
"Böyle giderse Türkiye KOBİ'lerini elinde tutamaz. Çok araştıran, bize gelip soran firmalar var. Son olarak Türkiye'de fermuar üreten batmış bir firma geldi. 300 bin dolarlık tesisini satıp bir an önce gitmek istiyor" diyor. İran'ın siyasi olarak belli yapılar ortaya koyduğuna da dikkat çeken Ortatepe, "Türkiye'den giden ithal ürünlerin ülkeye girmesi yerine yatırımın önünü açmak istiyorlar. Bunun için çok ciddi teşvikler verip, ithalatın önüne geçmek istiyorlar."

ALACAKLARIMIZDA SORUN ÇEKİYORUZ
Türk işadamlarının ilgi gösterdiği İran pazarına ilişkin çekinceleri de var. Çekinmeleri de normal çünkü ülkede yaşanan siyasi gelişmeleri ekonomiden ayırmak mümkün değil. Hükümet, yabancı yatırımlara devlet garantisi verse de Dünya Ticaret Örgütü'nün üyesi olmayan İran'daki keyfi olabilecek uygulamalar Türk iş adamlarını tedirgin ediyor. Ayrıca ağır işleyen bürokrasi de cabası.
İran'a yaptığım seyahatteki yol arkadaşlarımdan Plasmod şirketinin sahibi Yavuz Erdoğan ve kardeşinin İran'a gitmesinin tek sebebi fuar değil. 100 bin doları bulan alacaklarını İranlı iş adamlarından toplamak istediğini anlatan Erdoğan, "Son bir ayda yaşananlardan ötürü bütün alacaklarımız durdu. Genelde ülkenin durumu yüzünden para kazanamadıklarını söyleyip, ödeme yapmak istemiyorlar " diyor.

FUARLAR DÜNYAYA AÇILAN KAPI
Sosyal hayatın son derece kısıtlı olduğu ülkede İran halkı için fuarların ayrı bir önemi var. Öyle ki fuarlar genç kız ve erkeklerin birbirleriyle tanışıp sosyalleştiği ortamlara dönüşmüş. İhtisas fuarlarında bile eğlenen gençlere rastlamak mümkün. Tebriz'de düzenlenen Ayakkabı Fuarı da işte böyle bir fuar. Türkiye'den 12 katılımcının olduğu fuara 22 firma katılmak için başvurmuş. Ancak siyasi olaylardan çekinen 10 firma katılımını son anda iptal etmiş. Fuarda Türk bayraklarıyla bezeli bir koridor var. Görüştüğüm Türk firmaları İran pazarını tanımak, ilginin ne denli ciddi olduğunu anlamak için buraya geldiklerini söylüyor. Fuara ilk kez katılan Prestij Tekstil ve Ayakkabı Müdürü Ömer Sağlam, başlangıçta biraz tedirgin olduklarını ancak daralan diğer pazarlardan kendilerini kurtarmak için İran'a geldiklerini anlatıyor.

SINIRDA MEYVE SULU RÜŞVET
Gürbulak sınır kapısındayız... Atatürk ve Humeyni'nin fotoğrafları sınırın iki ucundan birbirilerine bakıyor. Türk tarafından rahat geçiyoruz. Sadece kıyafetlerimizi değiştirmemiz konusunda uyarılıyoruz. İran sınır kapısında ise beklemeye başlıyoruz. Karmaşa hakim. Arabanın işlemleri için geniş bir odaya giriyoruz. Ancak öyle ki her masada 10-20 dolar bırakıp evrakları masa masa gezdiriyoruz. Evrak işlemlerini halledip arabada beklemeye başlıyoruz. Sıra bizim arabaya geldiğinde üç gümrük memuru bagajı inceliyor. Fuar için iş adamlarının yanlarında getirdikleri meyve suları dikkatlerini çekiyor. Biri, "Hacı'nın ağzı kurudu şunlardan birini alalım" diyor. İş adamları çoktan 100 doları gözden çıkardıkları için meyve sularını büyük bir mutlulukla veriyorlar ve "Bizim için çok rahat oldu. Hala katır sırtında mallarımızı gönderdiğimiz dönemler oluyor" diyorlar.

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.