• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 1 °C

Türkiye sadece tatil beldesi değil!

Türkiye sadece tatil beldesi değil!
Rus İzvestia Türkiye'nin sadece bir tatil beldesi olmadığı Türk halkının Amerikan aleyhtarı eğilimleri bakımından dünyada lider olduğu" ifade edildi.
MOSKOVA- Rus İzvestia Gazetesi'nde yayımlanan bir yazıda Türkiye'nin sadece bir tatil beldesi ve alış-veriş ülkesi olmadığı bildirildi ve "Türk halkının Amerikan aleyhtarı eğilimleri bakımından dünyada lider olduğu" ifade edildi. 
Gazetenin 28 Ekim 2008 tarihli sayısında yayımlanan yazıda "15 yıl önce sıradan Rus vatandaşları, yurt dışında kendileri için başlıca tatil beldesi olarak Türkiye'yi keşfetti. Aradan geçen dönem içinde bu ülkeyi rekor sayılacak sayıda Rus turist ziyaret etti. Oysa daha önce bu ülkeyi Rus bavulcular keşfederek ülkemize bol miktarda Türk malı getiriyorlardı. Bugün ise Türkiye'yi ülkemizin yeni siyasi ve ekonomik müttefiki olarak artık keşfetme zamanı gelmiştir," denildi.

Milletvekili Sergey Markov imzalı yazıda daha sonra şunlar ifade edildi:

"Biz Türkiye'ye ABD ve NATO'nun ileri karakolu gözüyle bakmaya alıştık. Bu ülke Soğuk Savaş'ın sürdüğü dönemde gerçekten de öyleydi. Tarih açısından biz, bu devlete Rus-Türk savaşları gözlüğüyle bakıyoruz. Oysa dünyamız hızla değişiyor. Türkiye artık bambaşka bir ülke ve yakın gelecekte orada daha da büyük değişiklikler olacaktır. Avrupa Biriliği'ne üyelik ve ABD ile stratejik ortaklık gibi dış siyasi öncelikleri giderek ortadan kalktığından Türkiye, dünyada kendisi için yeni bir yer aramak zorunda kalacaktır."

Aynı zamanda Siyasi Araştırmalar Enstitüsü Başkanı da olan Markov, yazısına şu satırlarla devam etti:

"AB'ye tam üye olması durumunda Ankara, ülke içinde Avrupa'dakine benzer ekonomik ve siyasi kurumlarını güçlendirebilir, AB'den sübvansiyonlar alabilir, Türk toplumunun laik rejimini sağlamlaştırabilir ve ekonomik gelişmeyi hızlandırabilir. Ne var ki 30 yıl süren sabırlı bekleyişten sonra bu stratejik hedefin erişilemez olduğu artık anlaşılmıştır. Fransa ve Hollanda'da düzenlenen referandumlar ve AB toplumlarında göçmenlere karşı tavrın değişmesi, Türkiye'nin birleşik Avrupa'ya katılmasını engelliyor. Örneğin Fransa'nın yeni Anayasası'nda, AB'ye herhangi yeni bir devletin kabul edilebilmesi için Fransa hükûmetinin bu konuda düzenlenecek referandumun sonucuna göre karar verilebileceği belirtiliyor. Müslüman ülkelerden gelen yoksul ve yasalara pek de uymayan göçmenlerin, ülkeye akınından yorulmuş şehirlerinin Arap nüfuslu banliyölerinin yandığını ve Cezayirli Müslüman teröristlerin düzenlediği bombalı saldırıları hatırlayan Fransızların 70 milyonu aşan nüfusuyla Türkiye'nin AB'ye katılmasına razı olacağına inanmak imkansız gibi."

Sergey Markov, satırlarına şu şekilde devam etti:

"Şimdiyse Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilere geçelim: yıllarca Washington, Ankara'nın başlıca stratejik ortağı olarak bilindi. Fakat son yıllarda okyanus ötesindeki ortak Türkiye için yalnızca sorunlar yaratmaya başladı. Örneğin ABD, Irak'taki Kürt devletini fiilen tanıyarak 'Türkiye Kürdistanı'ndaki stratejik istikrara son derece ağır bir darbe indirmiştir. Bu nedenle Türk ordusu Irak topraklarında Kürtlere karşı askerî operasyonlar düzenlemek zorunda kalmıştır. Amerikalılar, Kafkasya'daki durumu taa Güney Osetya'daki savaşa kadar "kızdırmakla", Türkiye'nin kuzeydoğusundaki durumun istikrarı için açık bir tehdit yarattılar. ABD'nin İran ile savaş planına gelince, bu savaş bütün bölgede istikrarın büsbütün bozulmasına yol açabilir. Üstelik ABD, İslam aleyhtarı bir güç olduğunu ortaya koydu ve bu husus Müslüman bir ülke olan Türkiye'yi hiç de sevindirmedi. Kamuoyu araştırmalarına göre Türk halkı, Amerika aleyhtarı eğilimler bakımından dünya lideridir. Türk vatandaşları arasında çağdaş Batı toplumunun ahlaksızlığını ve dinî aşırılıcılığı eleştirenlerin sayısı hızla artmaya başladı.

Bununla birlikte Türkiye İslamlaşma yoluna giremez zira bu tür bir gelişme ülkenin içten patlamasına neden olacaktır. Ayrıca ülkenin büyük şehirlerinin tamamında yaşayan nüfus Avrupalılaşmış ve laik orta sınıftan oluşuyor. 1990'lı yıllarda Türkiye, Türkçe konuşan ülkeler ittifakını kurmaya girişti fakat proje pahalı ve karmaşık olduğu için, istenen sonuç alınamadı. Böylece, Türkiye'nin dış politikasının belirsizliğini koruduğunu ve rüzgâr eserken yere düşmekte olan bir yaprağın savrulmasını andırdığını söyleyebiliriz.

Satırlarına "Türkiye'nin artık nereye yönelmesi gerekiyor?" sorusuna yer vererek devam eden Mavrov, yazısını şu satırlara yer vererek son verdi:

"Bu sorun Türk eliti için giderek daha güncel bir karakter kazanmaya başladı. Belli ki Türkiye, ABD ve AB'den daha bağımsız olmak ve kendine yeni müttefikler aramak zorunda kalacaktır. Hatta Rusya, bu ülkeye ikili stratejik, ekonomik ve siyasi ortaklık kurulması önerisinde bulunmalıdır.

Türkiye'nin siyasi açıdan yeterince değerlendirilmemiş bir ülke olduğunu ifade eden Markav yazısına şu satırlarla son verdi:

"Neredeyse elli yıldır ABD, NATO ve AB'nin gölgesinde yaşıyor. Türkiye, bir yandan jeopolitik bir dev, diğer yandan da siyasi bir cücedir. Jeopolitik bakımdan bu ülke, Avrupa ile Asya arasında bir köprü ve Kuzey ile Güney arasında bir kavşaktır. Yalnızca Hristiyan ve Müslüman dünyaları değil, bir yandan geleneksel dinler, öte yandan da çağdaş dinî bilinç ve yaşantı şekilleri bu ülkede iç içedir. Yani Türkiye bir dinî kültürler ve mozaikler ülkesidir. Türkiye, ayrıca, Avrasya, Orta Doğu ve Avrupa arasında bulunduğu için enerji kaynaklarının taşınması için kilit bir transit ülke konumundadır.

Eminim ki siyasi süreçlerin hızlı gelişimi sayesinde bütün ülkeler, küresel sorunların çözümünde Türkiye'nin önemini takdir edecektir. Rusya'nın da kendine geleneksel olmayan, yeni müttefikler araması gerekiyor. Çünkü Batı ile ittifak kurmak ve eski SSCB coğrafyasının bölünmesine yönelik önceki 17 yıllık dış siyasi rota, artık ciddi engellerle karşılaşıyor. Moskova; Rusya, Beyaz Rusya ve Kazakistan'dan oluşan Tek Ekonomik Alana (TEA) Ukrayna yerine Türkiye'ye katılma önerisinde bulunabilir. Sırası gelmişken şunu da kaydedelim: Türkiye'nin TEA'ya katılması, ardından bu örgüte Azerbaycan'ın katılması demektir ve daha sonra nasıl olsa Ukrayna da katılmak için koşarak gelecektir. Rusya ve Türkiye'nin ekonomik yapıları birbiriyle rekabet içinde değil; aksine birbirini tamamlayan yapıdadır. Türkiye'de bulunmayan arasında Enerji kaynakları, diğer bazı doğal kaynaklar, gelişmiş bilimsel eğitim kurumları (nükleer, havacılık-uzay sanayi, savunma endüstrisi gibi) yüksek teknoloji kolları, gelişmiş eğitim sistemi ve büyük şirketler Rusya'da mevcut. Rus ekonomisinin muhtaç olduğu şeylerse Türkiye'de var: Transit topraklar, genç iş gücü, inşaat, ticaret, hafif sanayi ve turizm alanlarında faaliyet gösteren KOBİ'ler. Rus ve Türk sermayeleri için kendi ülkelerindeki ekonomik alanlar artık dar geldiği için bunların büyük pazarlara ihtiyacı var. AB pazarı ise kendi içinde giderek daha kapalı bir hâle geliyor.

Türkiye'nin NATO üyeliği bu konuda aşılmaz bir engel oluşturmayacak, çünkü giderek çöken NATO, Türkiye'nin önündeki en önemli sorunları çözmeye yardımcı olamaz. Türkiye'nin TEA'ye katılması, onun, AB ve ABD ile görüşmelerdeki konumunu önemli derecede güçlendirecektir, devletin laiklik temellerini sağlamlaştıracak ve Türk ekonomisi için parlak bir gelecek yaratacaktır.

Bence, şimdilik Türk eliti atalet etkisi altında bulunduğundan henüz buna hazır görünmüyor. Fakat eski rotanın iflasından sonra ülkede, bir yandan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Batı yanlısı diye nitelendirilebilen İslamcılar, diğer taraftan da Batı karşıtı laik askerî çevreler olmak üzere iki grup arasında süren mücadele yüzünden ülkede ciddi kriz yaşanıyor. Ülkesinde Türkiye'nin Putin'i diye adlandırılan Batı yanlısı Erdoğan, Ağustos 2008'de Gürcistan ve ABD'yi değil, Rusya'yı desteklemekle herkesi hayrete düşürdü. O zaman Erdoğan hemen Moskova'ya geldi. Hatta Türkiye eski Montrö Sözleşmesi'ne atıfta bulunarak, ABD'nin istediği sayıda savaş gemisinin İstanbul Boğazı'ndan Karadeniz'e geçmesine izin vermedi. Başbakanın karşıtları olan askerî çevreler de, giderek ABD'ye sırtını çevirmeye ve Moskova'ya bakmaya başladılar. Rusya, yeni dost arayışı içinde bulunan yeni Türkiye'ye TEA ve stratejik ortaklık gibi gerçek bir alternatif teklif etmelidir. Örneğin: böyle ortaklık, Türkiye'nin ortaya attığı "Güney Kafkasya Barış Platformu" ile bağlı olabilir. Gürcistan, Azerbaycan, Ermenistan, Rusya, Türkiye ve İran bu platformun üyeleri olabilir. Aynı zamanda bu inisiyatif, Kafkasya'daki durumu istikrarsızlaştıran ABD gibi dış güçleri dışlayabilir.

Biz, Türkiye'nin Cumhuriyet Bayramı'nı kutluyoruz. O gün, yani 29 Ekim'de yeni Türkiye'yi ilk tanıyan ve ona doğrudan askerî ve siyasi destek sağlayan ülkenin Rusya olduğunu hatırlayalım. Bence, 21. Yüzyılın başında Rusya ile Türkiye arasında yeni bir stratejik ekonomik ve siyasi ortaklık için gerekli zemin oluşmuştur. Böyle bir iş birliği platformunu kurmak için iki ülke politikacıları, iş adamları ve aydınların desteği şart. Kısacası, Türkiye'yi yeniden keşfetmemiz gerekiyor."
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Ziyaretçilerin tercihi Antalya ve İstanbul12 Aralık 2017 Salı 11:00
  • Sarıeroğlu:Turizmde istihdam %50 artırılacak11 Aralık 2017 Pazartesi 13:00
  • Goldman Sachs, büyüme tahminini %7'ye çıkardı11 Aralık 2017 Pazartesi 12:00
  • Türk rehberlerin Çince telaşı07 Aralık 2017 Perşembe 13:00
  • Son dakika: Ilgaz Dağı kayıyor!06 Aralık 2017 Çarşamba 12:30
  • Seyahat eden sayısı ilk kez 300 milyonu aştı06 Aralık 2017 Çarşamba 11:00
  • Antalya turizmi, toparlandı 05 Aralık 2017 Salı 15:30
  • Gap Bölgesi Turizm Odaklı Tanıtımı03 Aralık 2017 Pazar 14:00
  • Artvin, iki milyondan fazla turisti ağırladı02 Aralık 2017 Cumartesi 15:00
  • Bakan Kurtulmuş, Mevlana Müzesi’nde02 Aralık 2017 Cumartesi 12:00
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.