• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 12 °C

Türkiye markası üzerine

Türkiye markası üzerine
Ülkemizi çok kaliteli ürünler ihraç eden, dünyaca ünlü ürün markaları olan bir ülke olarak tanımlayabilmek çok önemli bir zorunluluktur kanısındayım.
Tevfik Dalgıç

Bundan iki yıl kadar önceydi. Bahçeşehir Üniversitesi Fazıl Say Salonu'nda gerçekleştirilen 2.İDA -İletişim Danışmanları Derneği-Konferansın gündemi "AB sürecinde Türkiye'nin Tanıtımı" idi. "Türkiye'nin tanıtımında bir şeyler eksik"başlıklı konferansın bu başlığı bile nelerin eksik olduğunu belki de ortaya çıkarıyordu. Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesinden Ali Atıf Bir moderatör olarak, Bersay İletişim Grubu Yönetim Kurulu Başkanı, 1970'li yılların Milliyet Hey dergisinden beri arkadaşlığımız ve mesleki işbirliğimiz sürüp gelen değerli dost Ali Saydam, Hill&Knowlton Brüksel Ofis Direktörü Abigail Jones ve ben de konuşmacı olarak katılmıştık. O yıl İDA Başkanlığını yürüten değerli iletişimci arkadaşım Meral Saçkan da derneğin çalışmalarını anlatmıştı.
Ben konuşmamda "ülke pazarlanması" konusunun bir ekonomik çaba olarak nasıl ve hangi aşamalardan geçtiğini kısaca anlatmış ve bölük pörçük, hedefi belirlenmemiş, ölçekleri belirsiz çabaların boşa gitmeye aday olduğunu belirtmiş ve Türkiye'nin dışarıda nasıl algılandığı konusundaki görüşlerimi paylaşmıştım.

Dünya Bankası etkisi
Şimdi esas konumuza girelim. Tanıtım ile marka ilişkisi birlikte yürür. Önemli olan belirli bir hedef kitlenin kafasında olumlu bir izlenim yaratmaktır. Bir ülkenin pazarlanması konusunda ilk ciddi ve bilimsel çaba Dünya Bankası'ndan geldi. Banka uzmanlarından Alvin G Wint, Louis T. Wells tarafından hazırlanan "Marketing a Country: Promotion as a Tool for Attracting Foreign Investment" (Bir Ülkenin Pazarlanması-Yabancı Yatırım Çekmek için Tanıtımın bir Araç Olarak Kullanılması) isimli rapor daha sonra yenilendi. Halen de bu konudaki derli toplu bilimsel nitelikli çabaların başında gelir.
Bugün size ülke markalaşması konusunda bazı önemli noktaları ele almak istiyorum. Önce şu sorulara bir bakalım: Fransa olmadan modayı, Almanya olmadan çok kaliteli üstün performanslı lüks otomobilleri, Japonya olmadan elektronik eşyaları düşünebilir misiniz? Peki Türkiye deyince aklınıza ne gelir? Bu soruyu bir de yabancılara sorun bakalım ne yanıt alacaksınız? Ülke ve ülkenin markası konusunda en büyük zorluk amacın ne olduğu konusundaki farklı görüşler, amaçların ölçümü ve bunun uygulamaya geçirilmesi konusundaki, farklılıklar, markayı yaratacak girdilerin-faktörlerin kontrolündeki otorite boşlukları, markanın üretiminin-çıktılarını sonuçlarını denetleyecek yetki ve otorite yokluğu, sınırlı esneklik ve göreceli olarak eksik olan pazarlama bilgisi gibi önemli noktaları hesaba katmak gerekir. Bazen ülke içindeki kurum ve kuruluşlar ile şirketler arasındaki rekabet ortak bir amaç etrafında anlaşmayı güçlendirir.

Ülke ürün değildir
Ülkeyi bir ürün markası gibi düşünmek son derece sakıncalıdır. Çünkü ürün markasından sorumlu olan bir marka yöneticisi vardır, ama ülke markasını hükümetler kontrol edemezler. Çünkü buna katılan çok sayıda örgüt, işletme, faktör ve değişken vardır. Hükümet kararnameleri ile ülke markası yönlendirilemez. Çoğu ülkede ülke markasından sorumlu olduğu ileri sürülen kişi veya kurumlar, şirketlerdeki gibi pazarlama bilgi ve deneyimine sahip değildirler. Bazı ülkelerde pazarlama kavramı bile henüz tam anlaşılmış değildir. Bütün bunlar olsa bile etkili bir marketing mix veya pazarlama karmasını yaratabilip, uygulamak güç bir iştir. Şirketler ürünlerini pazarlarken gereken değişmeleri yapmakta serbestçe hareket edebilirler ama aynı şeyi ülke markası konusunda yapmak çok güçtür. Slogan değiştirmek, konuşlandırmak, işaret ve alamet değiştirebilmek çok zordur. Bu kafalarda kavram kargaşası, zihinlerde kuşkulu imaj yaratılması gibi sonuçlar doğurabilir.
Bazı ülkeler kendi içlerinde marka yönetecek kişi ve kurumlar bulamayınca ülke dışından kişi veya kuruluşlara bu işi havale etmişlerdir. Ama bazıları kendi yatırım ajansları eliyle başarılı olmuşlardır. Örneğin Kosta Rika, Brezilya, Şili ve Meksika'yı yenerek Intel'in Latin Amerika'daki yatırımını kazanmıştır. İrlandalar ise İngiltere ve Almanya ile diğer büyük Avrupa ülkelerini geçerek Intel'i ülkelerine getirebilmişlerdir. Türkiye'de bölük pörçük, bağlantısız, amacı belirlenmemiş çabaların bir araya toplanmasının gerekli olduğuna inanmakla beraber, ülkemizi çok kaliteli ürünler ihraç eden, dünyaca ünlü ürün markaları olan bir ülke olarak tanımlayabilmek ise bu alandaki çabalara yönelik çok önemli bir zorunluluktur kanısındayım.
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Pasaport ücretlerine zam geliyor12 Aralık 2017 Salı 17:00
  • Ziyaretçilerin tercihi Antalya ve İstanbul12 Aralık 2017 Salı 11:00
  • Sarıeroğlu:Turizmde istihdam %50 artırılacak11 Aralık 2017 Pazartesi 13:00
  • Goldman Sachs, büyüme tahminini %7'ye çıkardı11 Aralık 2017 Pazartesi 12:00
  • Türk rehberlerin Çince telaşı07 Aralık 2017 Perşembe 13:00
  • Son dakika: Ilgaz Dağı kayıyor!06 Aralık 2017 Çarşamba 12:30
  • Seyahat eden sayısı ilk kez 300 milyonu aştı06 Aralık 2017 Çarşamba 11:00
  • Antalya turizmi, toparlandı 05 Aralık 2017 Salı 15:30
  • Gap Bölgesi Turizm Odaklı Tanıtımı03 Aralık 2017 Pazar 14:00
  • Artvin, iki milyondan fazla turisti ağırladı02 Aralık 2017 Cumartesi 15:00
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.