• BIST 93.616
  • Altın 209,603
  • Dolar 5,3413
  • Euro 6,0898
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara -1 °C

Türkiye konulu film yapardım

Türkiye konulu film yapardım
Fuga Times Genel Müdürü Ufuk Gezgin: Bakan olsam dünyanın en iyi senaristi, en ünlü aktör, aktrisle yönetmenini bir sinema filminde buluştururdum.
SELÇUK MERAL-GM CENTER

Fuga Times Genel Müdürü  Ufuk Gezgin, Türkiye'nın dünyanın en güzel platolarına sahip olduğunu belirterek "Bakan olsaydı boş vaatler vermek yerine dünyanın en iyi senaristi, en ünlü aktör, aktrisle yönetmenini bir sinema filminde buluştururdum" dedi.
Fuga Times Genel Müdürü  Ufuk Gezgin, Selçuk meral'ın sorularını şöyle cevaplandırdı;

Ege tecrübenizden yola çıkarak Marmaris, Kuşadası ve Bodrum"da turizm endüstrisinin ve kültürünün istenilen seviyede olmamasının temel sebebi sizce nedir?

1980"lere dönmek lazım… Kuşadası, Marmaris ve Bodrum, devletin ürettiği politikalarla turizm kenti olmamıştır, kendi dinamiklerinden gelişmiş ve bugünkü hallerine gelmişlerdir. Bir dönem Kuşadası, Fransızlar tarafından tercih edilmiş. Marmaris, festivaller ve Yeşilçam"ın bir dönem gözdesi olduğundan dolayı yerli akımına uğramış. Bodrum ise üniversite öğrencilerinin, sanatçıların, şairlerin, doğa tutkunlarının gelip rahat ve özgür yaşadığı bir yer olmuş. Ancak Antalya, 1980 sonrası devletin resmi politikaları ile planlanarak hazırlanan bir turizm kenti olduğu için bugün çok daha farklı bir konumda. Ege kentlerinin alt yapısı ve üstyapısı tamamen yerel yönetimlerin düşük bütçelerine bırakıldığından çarpık biçimde gelişmiş ve bugünkü hallerini almışlardır. Ancak bu kadar olumsuzluğa rağmen kendilerine özgü havalarını günümüze taşımayı başarmışlardır.

16 sene önce Bodrum"da çalıştım; sanki kontrol altındaydı o zamanlar gelişim. Şimdi gördüğüm kadarı ile herkes bir şey yapıyor ama kimse tam olarak ne yaptığını, niye yaptığını, nasıl yaptığını bilmiyor. Bodrum"da bir turizmci, hangi engeller ile karşılaşıyor?

Medya burada önemli bir etki. Temmuz – Ağustos aylarında, sanki Türkiye"de başka bir turizm yöresi yokmuş gibi sürekli Bodrum "un ekranlara taşınması ile Türk kamuoyunun ilgisi buraya çekiliyor. Ve biz, turizmi 40 günle sınırlandırıyoruz. Oysa Bodrum"da yüz binlere varan hatta aşan yabancı misafir sayımız var. Ve Bodrum, İngiltere pazarı dışında maalesef henüz Dünya" da tanınmış bir marka değil. Bugün Antalya"yı herkes bilirken, Bodrum"u birçok insan bilmiyor. Niçin Bodrum"u, Marmaris"i tanıtamadık? Çünkü başladığımızda bir planımız ve stratejimiz yoktu; Bodrum"da aile pansiyonu işletmelerde yeni kuşaklar geldikçe, pansiyonlarını yenilediler ama büyük yatırımlara kimse cesaret edemedi, yakın zamanda büyük turizm yatırımları ise başka sermaye gruplarının Bodrum" da ağırlık vermesine neden oldu. Paralel gelişmesi gereken birçok unsur; altyapı, ulaşım, sağlık hizmetleri, doğaya ve insana saygılı çevre politikaları gibi daha nicesini sıralayabileceğimiz başlıklar, farklı bir gelişme gösterdiğinden, turizmin ayakları yere sağlam oturamadı. Bundan dolayı her ayağın boyu farklı olan bir sandalyede nasıl rahat edemezseniz, bizler de Bodrum" da bu sallantı ile yaşamak zorunda kalıyoruz. Buna çözüm getirecek olan tek şey, sivil toplum örgütleri ile devlet organlarının işbirliğidir. Türkiye"de ilçe bazında en çok derneği olan ilçe Bodrum; çeşitli isimler altında 200"ün üzerinde dernek var. Bu derneklerin hepsinin de tek amacı; Bodrum"u güzelleştirmek, zenginleştirmek… Ama hiçbir şekilde bir araya gelip de ikinci cümlelerimizi tamamlayamıyoruz. Çünkü birisinin sözü bitmeden diğerinin itirazları başlıyor. Halbuki hepimiz burada yaşıyoruz. Hepimiz, buranın gelişmesinden fayda sağlıyoruz, gerilemesinden ise zarar görüyoruz. Umarım bu hoşgörü kültürü yavaş yavaş oturur. Bodrum"da olup da Bodrumlu olmayanlar ayrımı ortadan kalkar. Dışarıdan gelen sermayenin, Bodrum"a bir katkısı olduğu anlaşılır. Eski Bodrum"u korumak gerektiğine inananlardanım. Yani Bodrum"u değiştirmek, eski Bodrum"u yok etmek anlamına gelmemeli. Bodrum"un her tarafı bina oldu. Ben kendi kendime şu soruyu soruyorum; Bodrum ikinci konut kenti mi olmalı idi yoksa bir turizm kenti mi? İkinci konut kenti, bölgeye çok sınırlı şeyler veren ama karşılığında her şeyi alan bir kent demektir. Temmuz, Ağustos aylarında on binlerce insan, sadece 2 hafta tatil yapabilmek için kendi konutlarını tercih ediyor ve bu dönem içerisinde ekonomiye katkı sağlıyor. Oysa kaliteli ve nitelikli otelciliğin geliştiği kentler, ekonomiye yıl boyu katkı sağlıyor. Burada altını çizmek istediğim bir konu var; kaliteli ve nitelikli yatak, 5 yıldızlı otel veya tatil köyü demek değildir. Bir pansiyon da kaliteli ve nitelikli yatak sunabilir, bir butik otelde… Kalite ve nitelik, işin içindedir, kapısında duran pirinç levhasında değildir. Temiz bir yatak, iyi bir hizmet, güler yüzlü personel, sağlık ve hijyen kurallarına uyan bir işletme, büyüklüğü ve yatak kapasitesi ne olursa olsun niteliklidir. Bir mozaik oluşsun, herkes aradığını bulabilsin. Onun için burada karar verme zamanı geldi. 680 kilometrekarelik bir sahil şeridine sahip olan Bodrum"un, büyük tesisler, küçük tesisler ve ikinci konutlar için yatırım yapabileceği bölgelere ihtiyacı var.

Bodrum Otel Yöneticileri Derneği Yönetim Kurulu üyesi olarak, çalışmalarınızla ilgili bilgi verebilir misiniz?

Otelcilerin ihtiyacı olan, nitelikli eleman yetiştirme kursu açtık, gençlerimizi yetiştirdik ve bunu yaparken üniversitelerden ve Muğla Valiliği"nden katkı aldık. Birçoğu, başarılı bir şekilde
Türk turizmine hizmet vermeye devam ediyor. Mücadelesini verdiğimiz diğer önemli bir konu ise; Türkiye"de her konuda eğitimli ve ehliyetli insanlar aranırken, turizmde halen önüne gelen bir otelin genel müdürü, güvenlik müdürü ya da departman müdürü olabiliyor. Bununla ilgili POYD ile bir ortak çalışma başlatmıştık. Bakanlıkta şu anda halen bekleyen bir konu bu… Bu konu da, tabii ki çeşitli gruplar tarafından çarpıtıldı; sanki otel yöneticileri, otel sahiplerine ya da işletme sahiplerine karşı örgütleniyormuş gibi… Hayır kesinlikle değil. Hep şu örneği veriyoruz; bugün bir hastane açabilecek kadar paraya sahip olan bir işletmeci, yatırımcı olabilirsiniz ama Sağlık Bakanlığı ne sizin ne de bir akrabanızın, bu hastanenin başına geçmenize izin vermez. Sağlık Bakanlığı, onayladığı bir başhekimin ve bir müdürün, o hastaneyi işletmesini şart koşar. Ama mal sahibi yine sizsinizdir. Otellerin de bu yöntemle yönetilmesi gerekiyor. Çünkü otellerde misafirlerimizin güzel bir tatil geçirmesinin yanında bizler, hem misafirlerin hem de personelimizin can ve mal güvenliğinden de sorumluyuz. Dolayısı ile eğitimli personele ihtiyaç var. Bunlarla ilgili çalışmalar yaptık ve çeşitli platformlarda dile getirdik.

Fuga Tatil Köyü, Bodrum"un örnek tesislerinden bir tanesi. Bodrum"un doğal yapısına uyum sağlamış, Bodrum ile özdeşleşmiş bir tatil anlayışı var. Bu bilinçli bir tercih miydi yoksa tesadüfen mi gelişti?

2006 yılında Fuga ailesine katıldım. Bu tesisin hikayesi 1988 yılında yapılan bir otelle başlıyor. Bodrum"un o yıllarda ki ilk turizm belgeli büyük oteli olarak, zamanın Turizm Bakanı Sn. Mesut Yılmaz gelip açılışını yapıyor. Yıllar içerisinde büyük değişimler geçiriyor. Çünkü Dünya değişirken trendler de değişiyor. Belli bir dönem sonra mevcut turizm politikaların artık verimliliğini yitirmeye başlaması ile birlikte, genelden özele yani bireye hizmet verecek bir marka üzerine tartışma başlıyor ve Fuga markası böyle doğuyor.
Fuga Latince de "kaçış" anlamına geliyor. Ve bizim sloganımızda "kaç, gel!". İlk yıllarda yaptığımız reklamları belki hatırlarsınız; otobanlarda otomobillerini terk etmiş, Fuga"ya kaçmış insanlar veya yüzlerce insanın çalıştığı bir şirket katı ve terk edilmiş bilgisayarlar… Fuga"ya kaçış başlamış.
Peki, kaçışa davet ettiğiniz insanlara ne sunarsınız? Doğa, güven, rahatlık, güleryüz, eğitimli personel, konsept yemekler ve en önemlisi de "bizim için önemlisiniz" mesajı. Bu arada konserlerimizi ve partilerimizi de unutmamak lazım. Bizi biz yapan şey; eğlence ile dinlence arasında ki ince ayarı yakalayabilmemizdir. Tabi konseptimizi destekleyen bir mimari dekorasyonumuz var. Tesis içinde insanı yormayan renkler kullanıyoruz ki, buna üniformalar da dahil. Odalarda ve genel alanlarda kullandığımız malzemelerin hepsi doğal.

Siz Turizm Bakanı olsaydınız, ilk olarak ne yapardınız?

Turizm Bakanı olsaydım yapacağım ilk iş, Turizm Bakanlığı bütçesini arttırmak gibi gerçekdışı iddialarda bulunmak olmazdı. Bir ürünü, doğru ve akılda kalacak şekilde tanıtmak çok önemli. Yıllardır fuarlara posterler, bannerlar ve broşürler taşıyoruz, ulaştığımız kitle ise sınırlı. Bugün ABD"ye gitmeden ABD"yi tanıyan bir dünyada yaşıyoruz ve bunun en önemli sebebi Amerikan sinemasının evlerimize kadar ulaşıyor olabilmesi. Türkiye, dünyanın en güzel açık hava sinema platosudur, hep bir hayalim vardı; bakan olsam ilk yapacağım şey dünyanın en iyi senaristi, en ünlü aktör, aktrisle yönetmenini bir sinema filminde buluşturmak ve buna destek olmak olurdu.

Peki, son yapacağınız şey ne olurdu?

Hiçbir veriye dayanmayan vaatlerle insanlara moral vermek…

Genç yaşınıza rağmen son dört yıldır Fuga"da genel müdürlük yapıyorsunuz, en çok hangi konuda zorlandınız?

Oturmuş bir sistemden geldim. İsviçre, turizm konusunda dünyaya bilgi ve beceri ihraç eden bir ülke. Almanya"da yetişip daha sonra 10 sene İsviçreliler ile çalışmak, insana belli özellikler kazandırıyor. Ben Fuga "ya geldiğimde iç pazar ve onun kurallarına biraz yabancıydım. Aynı şekilde departmanlar arası iletişim, yazışma ve bir çok şey alıştığımın dışındaydı. İnsanları alışmış oldukları işleyişlerden, farklı bir sisteme entegre etmek oldukça zor oldu. Ben her zaman şunu söylerim; bir sistemi işletmek, bir sistemi kurmaktan çok daha zordur! Bugün geldiğimiz noktadan geriye baktığımda, çok zorlandığım dönemler olmasına rağmen son üç yıldır nerdeyse aynı kadrolarla çalışmanın gururunu yaşıyorum. İnsanlar, inşa ettiğim sisteme inandı ve uyguladı.

Mutlu misafir formülünüz?

Benim için otel misafirinin mutlu olması adına dört ana kriter var. Birincisi; insanların sağlığı ve güvenliğidir. Misafir otele ya da odasına giriyor; temiz ve güvenli bir ortamla karşılaşmalı. İkincisi; eğitimli, güler yüzlü, işini seven personelle çalışmanız gerekiyor. Üçüncüsü; insanlar ne yediklerine önem verirler, dolayısıyla misafirin hem gözüne hem de damak zevkine uygun konseptler sunabilmelisiniz. Dördüncüsü ise; rahat uyuyabileceği ve uyandığında kendini yorgun hissetmeyeceği konforlu bir yatak ve oda dizaynı. Yıllar içerisinde edindiğim tecrübe o ki, yukarıda sıraladığım hizmetleri sağlayabiliyorsanız, misafirin başka sıkıntılar karşısında çok daha hoşgörülü olacağına, sağlamadığınız takdirde ise en ufak sıkıntıları bile büyüterek sizlere ulaştıracağına emin olabilirsiniz.
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.