• BIST 109.050
  • Altın 153,876
  • Dolar 3,8375
  • Euro 4,5051
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 3 °C

Türk turizmi nereye gidiyor?

Türk turizmi nereye gidiyor?
Yıllarını Amerika’da geçiren eski turizmci Bener E. Kavukçuoğlu “Amerika Mektubu” ile Türk turizminin nereye gittiğini ve çözüm önerilerini dile getirdi.
BENER E. KAVUKÇUOĞLU

Türk turizmi krizsiz bir yıl yaşayamıyor. Ancak bundan daha da beteri Türk turizminin ilk günden bu yana oluşturulmuş herhangi bir planı yok. Kriz olduğu zaman umutlar bir sonraki seneye devredilirken , iyi bir sezon yaşandığında herkes kendine bir başarı payı yükleyerek neler yaptığını (!) böbürlenerek anlatıyor.
Son birkaç yıldır beklenen ve 2008 itibarı ile kendini göstermeye başlayan dünya çapındaki ekonomik kriz, dünya turizmini de 2008 in ikinci yarısından itibaren etkilemeye başladı.
2008 yılı sezonu bitmeden , gözüken krizin boyutlarına karşın, turizm çevreleri 2009 yılı için rekor tahminlerini peş peşe sıralamaya başlamışlardı.
Ancak çarşambanın gelişinin perşembeden belli olmasına rağmen yapılan bu aşırı değerlendirmeler uzun sürmedi, süremedi.
ABD"de başlayan kriz yavaş yavaş Avrupa ve Rusya"yı da etkisi altına almaya başladığında ufak çaplı titreşmeler de başlamıştıTtürk turizmcilerinde.

SOMUT ADIMLAR ATILMIYOR
Ancak sezon biteli yaklaşık 3 ay, krizin ise kendini Türkiye"de de gündemin birinci sırasına oturtmuş olmasından bu yana yaklaşık 5-6 ay geçmiş olmasına karşın, turizm çevrelerinde yaşanan bu krize dönük somut adımların atılıyor olmasını görmek maalesef olanaksız.
Turizm çevrelerinde sürdürülen tartışmalar öncelikle ne turizmcilerin ne de ilgili bakanlığın bu krizi gerçek boyutları ile algılayamadığını gösteriyor.
Hele ki ilgili Bakanlığın tanıtım bütçesini böyle bir kriz öncesi kısabilmiş olması akla hayale sığacak bir yaklaşım değil.
Genel yaklaşım bu krizin de daha önce yaşanan krizler gibi kısa vadeli çözümlerle atlatılabileceği yönünde. En büyük yanılgı da bu noktada başlıyor. Çünkü çözüm önerileri de sorunun yanlış değerlendirilmesine bağlı olarak yanlış ve günü birlik oluyor.
Halbuki bu kriz daha önce yaşanan krizler gibi Türkiye"nin kendi iç dinamiklerinden kaynaklanan bir kriz değil. Dünya ölçeğinde yaşanan bir kriz var önümüzde.
Daha önceki krizlerde de uygulanan tek yöntem fiyatları aşağıya çekmekten öteye geçmemişti. Bugün de aynı tartışmalar yaşanıyor. Daha önceki krizlerde uzun vadeli bir politika üretimi hiçbir zaman gündeme gelememişti. Bugün de öyle bir arayış söz konusu değil.

TÜRK TURİZMİ FEODAL BURJUVAZİYE DAYANAN KÖKLERE SAHİP
Tabii bunun temelinde yatan en büyük etken Türk turizminin feodal burjuvaziye dayanan kökleri. Başlangıçta turizmin hareket noktası olan bu kesim geride kalan yaklaşık 25 yıllık süre içerisinde feodal köklerinden kurtulmayıp, kurumsallaşamadığı için günübirlik bir yaşamdan da kurtulamamakta.
Belki de bu noktada ciddi bir araştırma yapılsa Türk turizminin dünden bugüne kat ettiği yol ve bugünden yarına neden sağlıklı bir geçiş yapamadığının çok geniş kapsamlı bir resmini çıkarma şansımız olabilir.

KRİZ İÇİN NE YAPMALI?
Peki bugün yaşanan kriz ortamında ne yapmak gerekli?
Öncelikle krizin boyutlarının çok iyi analiz edilmesi gerekli. Nedenini bilmediğiniz bir noktada, üzerinde tartışacağınız sonuçlar eskilerin ifadesi ile havanda su dövmekten öteye gitmeyecektir.
Bu krizi anlamanın belki de en güzel yolu, 1929 büyük buhranını iyi anlamaktan geçmekte. 1929 yaşananlar ile bugün yaşananlar arasında ciddi paralellikler bulunmakta. Hem de krizin başlangıç nedenlerinden çözüm arayışlarına kadar . Bu kriz de 10 yıl sürecek midir? 10 yılın sonunda bir üçüncü dünya savaşı çıkma olasılığı var mıdır? Tabii ki bunlar tartışmaya açık konulardır. Bu konuda halen aranan ve okunan bir kitabı olan John Kenneth Galbraith yeni krizin 1929 da olduğu kadar sarsıcı olmayacağını, çünkü bugün sahip olunan işsizlik güvencelerinin, sosyal yardım sisteminin o günlerde varolmadığını vurgulamakta. Haklı olabilir. Ancak gerçek olan bir nokta var ki , şu an için bu krizin ne kadar süreceği, sonuçlarının nereye kadar uzanabileceği konusunda olumlu ya da olumsuz bir veri de bulunmamakta.

DÜNYA TURİZMİNDE KRİZ 2011"DEN ÖNCE DÜZELEMEZ
Konuya en iyimser yaklaşan ekonomistler bile krizin en erken 2009 yılının ortalarında dibe vuracağını beklemekte. Ancak geçen süre içerisinde ortaya çıkan çöküntünün ne zaman ortadan kalkacağı, refahın ne zaman geri geleceği konusunda somut bir görüş bulunmamakta.
Bu iyimser bakış açısından hareket ettiğimiz zaman dahi dünyadaki turizm hareketliliğinin en erken 2011 yılından önce tekrar yukarı döneceğini beklemek fazla bir iyimserlik olacaktır.
Konuya böyle baktığımızda önümüzde boğuşulması gereken en az 3 yıllık bir süre bulunduğunu göz önüne alırsak çözüme yönelik önerileri de bu kapsamda değerlendirmek zorunda olduğumuzu görebiliriz. .

KRİZ MASASI KURULMALIDIR
Bu anlamda bakanlığın, sektör temsilcilerini ve devletin ekonomi bürokratlarını bir araya getirerek bir kriz masası oluşturması ve olası senaryoları ortaya çıkararak çözüm önerilerini en kötü senaryoyu göz önüne alarak tartışması, hem kısa vadeli ama hem de uzun vadeli bir strateji belirlemesi gerekmektedir.
Turist gönderen ülkeler içerisinde ki müşteri eğilimleri hızlı bir şekilde belirlenmeli. Böyle bir dönemde hangi grubun en avantajlı grup olabileceği tespit edilmeli, alınacak önlemler bu yönde şekillendirilmelidir
Bir örnek/öneri vermek gerekirse, 2008 yılında Almanya"da yapılan bir araştırmada Almanların tatillerini bir kerede uzun süreli geçirmek yerine, kısa süreli iki tatili tercih etmeye başladığını göstermektedir. Çocuklu ailelerin böyle bir tercih şansının az olduğunu göz önüne aldığımızda, bu tercihi yapanların ağırlıklı olarak çocuksuz kişiler olduğunu kabul edebiliriz. Yaşadığımız tecrübeler de göstermekte ki bu profil genel olarak ön sezon ve arka sezon dönemlerini tatil için tercih etmekte ve gelir düzeyleri göreceli olarak yüksek olan kesimden oluşmakta. Çözüm stratejileri belirlenirken bu kitle hedef kitle olarak dikkate alınmalıdır .

KRİZİ TEK BAŞINA GÖĞÜSLEMEK AŞIRI YIPRANMA GETİRİR
Bu çapta bir krizin etkilerini tek başına diğer rakiplerle rekabet halinde göğüslemek, hem o ülkenin, hem de rakiplerinin bu süreçte aşırı yıpranmasına neden olacaktır. Bu nedenle rakiplerle ortak bir çözüm arayışı gerçekleştirilebilir. Türkiye bu anlamda Yunanistan ile bir diyaloga girerek krizin olası etkilerini beraberce aşmak konusunda ortak bir çalışma gerçekleştirebilir.
Krizlerden fırsatlar yaratılabilinir mi?
Akılcı bir strateji ile bugün yaşanan krizi uzun vadede bir fırsata dönüştürme olasılığı bulunmaktadır .
Bugüne değin turizmcilerin sürekli olarak yakındıkları en önemli nokta Türkiye"ye gelen turistlerin gelir düzeyi düşük gruplardan oluşuyor olmasıydı . Dünya Turizm Örgütü, şu andaki verilerine göre, 2009 yılında dünya turizminde %3,5 luk bir daralma öngörmekte. Bu daralmanın ana payı, her halükarda düşük gelir gruplarında olacağı için, turizm hareketine katılımda nicelik olarak bir düşüş yaşanacak olsa bile , nitelik açısından göreceli bir yükselme yaşanacaktır. Yani turizm faaliyetine katılanlar göreceli olarak daha yüksek gelir gruplarından kişiler olacaktır.

TURİST PROFİLİNİ ÜST GELİR GRUPLARINA KAYDIRMAK GEREKİR
İşte bu noktada bugünden yapılacak sağlıklı bir strateji ile uzun vadede Türkiye"nin turist profilini daha üst gelir gruplarına kaydırma olasılığı çok güçlü bir olasılıktır. Yeter ki doğru politikalar üretilebilsin.
Ne devletten destek paketi bekleyip, hiçbir şey yapmadan, ne de “ bu kriz bizi teğet geçer” sığ değerlendirilmesi ile krizi küçümseyerek bu krizin altından kalkılmaz ,tam tersine bu krizin altında kalınır. O nedenle tüm kesimlerin çözüm önerileri konusunda çok ivedi tartışamaya başlaması ve önerileri yaşama geçirmesi gerekmektedir.

BAKAN"IN ELİNDE VERİ DOSYASI VARSA TURİZMCİLERE AÇIKLASIN
Elinde hiçbir veri, hiçbir strateji olmadan bakanın yurt dışındaki fuarlara gitmesi ne anlama gelir? Bakan"ın elinde bir dosyası var ise neden bu dosyayı açıklamaz, sektör temsilcileri ile tartışmaz?
Neden turizm camiasından kimse bakan"a bu soruları sormaz?
Bakan ile beraber fotoğrafı yayınlanan Hüseyin Baraner, Türkiye"nin çocuklu turistler açısından sahip olduğu avantajını 2009 da daha ciddi değerlendirmesi gerektiğini öneriyor. TUİ"nin Türkiye danışmani da olan Baraner"in bu önerisini, yine kendisinin yerel bir gazetede çıkan yazısında açıkladığı TUİ"nin 2009 yılında uygulamayı düşündüğü “10000 çocuğa bedava tatil “ planı ile beraber düşününce böyle bir önerinin faydaları da tartışmalı bir konuma giriyor.
Ancak bu öneriyi duyunca insan ister istemez soruyor: Elinde hiçbir çalışma olmayan bakan bu fuarlarda Nasrettin Hoca hikayeleri okuyup, şeker mi dağıtacak?
Sözümüz meclisten dışarı.
Saygılar
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Antalya turizmi, toparlandı 05 Aralık 2017 Salı 15:30
  • Gap Bölgesi Turizm Odaklı Tanıtımı03 Aralık 2017 Pazar 14:00
  • Artvin, iki milyondan fazla turisti ağırladı02 Aralık 2017 Cumartesi 15:00
  • Bakan Kurtulmuş, Mevlana Müzesi’nde02 Aralık 2017 Cumartesi 12:00
  • Antalya, İstanbul ve Edirne turist çekiyor01 Aralık 2017 Cuma 07:00
  • Turizmde yükseliş yüzde 28,01 oldu29 Kasım 2017 Çarşamba 14:00
  • Bali'de 100 bin kişi tahliye ediliyor28 Kasım 2017 Salı 08:30
  • Yerli tatilci en çok arkadaş, akraba evinde kaldı26 Kasım 2017 Pazar 14:00
  • Eroğlu: Ormanları turizme açmak için kanun lazım25 Kasım 2017 Cumartesi 16:00
  • Turizm sektöründe Wome Akademi25 Kasım 2017 Cumartesi 13:00
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.