• BIST 97.988
  • Altın 242,791
  • Dolar 6,2605
  • Euro 7,3554
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 28 °C

Türk turizmciler Kenya'da - 1

Türk turizmciler Kenya'da - 1
Türkiye’nin önemli turizmcileri THY’nin yeni destinasyonu ABD Devlet Başkanı Obama’nın ülkesi, Kenya’yı keşfettiler.

ÖZKAN ALTINTAŞ- TÜRKİYE TURİZM
NAIROBİ / MOMBASA- (KENYA)-
Türkiye’nin önemli turizmcileri THY’nin Orta Afrika’da uçtuğu destinasyon, ABD Devlet Başkanı Obama’nın ülkesi, Kenya’yı keşfettiler. Türkiye’den THY ile uçulan 6.5 saatlik uzakta bulunan Nairobi’de ABD’nin eski başkanlarından Rooswelt ile ünlü yazar Hemingway’ın kaldığı otelde kaldılar. Hollywood efsane yıldızları Ava Gardner ile Clark Gable’nin konakladığı odalarda yattılar. İngiltere’nin bahtsız prensesi Diana ile Prens Philiph’in balayı yaptığı otelin nostaljisini yaşadılar.
Türk-Afrika Turizm Konseyi (TATC) ile Türk Hava Yolları’nın işbirliğinde ve Nairobi’de New Line Travel Ltd’nin organizasyonu ile gizemli ülke Kenya’ya giden Türk turizmcileri ünlü kentler Nairobi ve Mombasa’da dolaştılar.

dev-timsah-3.jpg

Mombasa’da irili ufaklı 15 bin timsah bulunan dünyanın en büyük timsah çiftliğinde “Big Dady” adlı 100 yaşında ve 1 ton ağırlığındaki timsahla tanıştılar. Haftada bir beslenen timsahların beslenme saatine katılarak etleri nasıl karıştıklarını izlediler.

mombasa-timsah-ozkan1.jpg

Yetiştirilen bebek timsahların “ana okulu”nu ziyaret ederek ve 10 aylık timsahları ellerine alarak farklı deneyim yaşadılar. Sonra ise Hint Okyanusu’nun kıyısındaki muhteşem tatil köyünde konaklayıp, enfes deniz mahsullerinden oluşan ziyafete katılarak Afrika’nın mistik havasını tattılar.

kenya-airways.jpg

TÜRKİYE’NİN ÖNEMLİ TURİZMCİLERİ VE GAZETECİLERİ

Türkiye’nin önemli seyahat acenteleri Türk Hava Yolları’nın Afrika’nın ortasında uçtuğu önemli destinasyon olan Nairobi’ye Türk-Afrika Turizm Konseyi’nin düzenlediği tanıtım gezisine katıldılar. Türk-Afrika Turizm Konseyi ile Türk Havayolları’nın işbirliğinde gerçekleyen gezinin Kenya bölümünde ağırlamayı New Line Travel Ltd’nin Genel Müdürü Bülent Karataş yaptı.
Kenya gezisinde Emin Çakmak (Hello Turizm-Türk-Afrika Turizm Konseyi TATC Başkanı), Vedat Öndaş (Nes Travel), Tolga Öge (Vip Turizm), İlkim Tuncay (İgo Holidays), Leyla Cingöz ( Logo Travel), Nilüfer Müstecaplıoğlu (ETS Turizm), Talin Şirinoğlu (Ser-Vis Travel), Tolga Ünalsın (Nes Travel), Kenan Hamdioğlu (Setur), Cem Polatoğlu (Baracuda Turizm), Kaan Erdoğan (Tivoli Turizm), Zeynep Özbakan (THY) turizmciler olarak yer aldı.
Ayrıca gazeteci olarak Özkan Altıntaş (TurkiyeTurizm.com), Cahit Akyol (Hürriyet) Açelya Türkan (Cumhuriyet) katıldı. SkyTV’nin başarılı programcılarından “Çağatay Yolda” ekibinden Çağatay Şahin (Çağatay Yolda), Serpil Türkekul (Çağatay Yolda’nın Yönetmeni), Fatih İlyasoğlu (Çağatay Yolda’nın Kameramanı) bulundu.

kenya-ozkan1.jpg
Özkan Altıntaş, Mombasa'ya uçmadan önce Nairobi Kenyatta Havalimanı'nda

KENYA İÇİN HAZIRLIK YAPILDI

Türklere “Kenya denilince akla ne gelir? diye sorarsanız. Aslanlar, kaplanlar ve zürafaların olduğu safari gelir. Benimde aklımda safariden başka bir şey yoktu. Hatta Karaköy’deki Sağlık Bakanlığı’nın biriminde bize aşı yapan doktor ise daha çok gözümüzü korkuttu. Sarı humma aşısı yaptı. Sıtmaya karşı ilaçlar verdi ve sivrisinekler için sprey almamızı tembih etti. Bu arada Dünya Sağlık Teşkilatı’nın Kenya’yı birinci derecede riskli bölgeler arasında gördüğünü hatırlattı. Bu arada bir arkadaşımın tavsiyesine uyarak spreyi havalimanlarındaki x-ray ışınlarından korumak için plastik kaplı aldım. “Bakalım Kenya’da bizleri hangi sürprizler bekliyor?” diyorduk.

ATATÜRK HAVALİMANI
THY’nin saat 18.15’te kalkacak uçağı için “ne olur ne olmaz” diyerek Kozyatağı’ndan Havaş otobüsüne 14.00’te bindim. Saat 15.00 civari Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Danışmanın önünde idim. Saat 16.00’ya kadar ekibimiz tamamlanınca THY’den grup olarak işlem yaparak biniş kartlarımızı aldık ve pasaport kontrolünden geçtik. THY’nin lounge’si tamirde olduğu için maximiles lounge’ına girdik ve bir şeyler atıştırdık.
THY, Nairobi’ye TK 1129 numaralı seferle 23 Şubat 2009’dan beri haftada üç gün Çarşamba, Cuma, Pazar günleri uçuyor, TK 1130 olarak Pazartesi, Perşembe, Cumartesi günleri geri dönüyordu. Ama turizmciler tarafından yeterince bilinmiyordu. Saat 17.00 civarı uçağa çağrıldık. Ancak bu kez Nairobi uçağı İstanbul’dan Tanzanya’nın Darüsselam şehrinede yolcu almıştı. Bizi bırakan uçak daha sonra Tanzanya’ya gidecekti. Bu nedenle uçak büyütülerek A340-300 olmuştu. Uçağın dolu olduğunu farkettik. Afrika’ya uçan THY’nin dolu olması bizlere gurur verdi.
THY’nin A340-300 uçağına Los Angeles ve Şikago’ya giderken binmiştim. Bileti alırken görevli kıyak yaparak çıkış kapısı önünde yer vererek iki yanımızı boş bıraktığı için ekonomide birinci sınıf gibi olmuştuk.
Havalimanında uçuş trafiği yoğundu. Uçağımız bir türlü piste giremedi ve ancak saat 18.45’te tekerlek keserek yarım saat rötarlı uçtu.
Gazetelerimizi okurken THY’in ikram bombardımanında tavuk mönüsünü seçerek kırmızı Fransız şarabı aldım. Uyumaya niyetliydim, ama uykum kaçtı. THY’nin tavsiye ettiği iki film seyrettim. Troy (Truva) filmi biterken pilot ineceğimizi bildirdi.

kenya-vize1.jpg

NAIROBİ KENYATTA HAVALİMANI

Yaklaşık 6.5 saat yolculuktan sonra gece 02.00 civarında Nairobi Kenyatta Havalimanı’na indik. Uçağın körüğünden çıkarak terminale girdik. Kendimi vahşi ormanlar içinde bulacağımı sanırken, yerlere halı döşeli bir havalimanına indik. Ortada iki banko vardı. Üzerinde bulunan ışıklı levhada vize hakkında uyarılar yer alıyordu.

kenya-vize2.jpg

Kenya için havalimanında vize alınıyordu. Vize bankosu önünde kuyrukta beklerken ışıklı tabelada vize için 25 dolar veya 20 euro kabul edileceği bildiriliyordu. Bozuk para verilmezse para üstü verilemeyeceği yazılıydı. Hemen ceplerimizi yoklayıp tam para hazırladık. Daha karlı olur diye doları seçtik. Ağır işleyen kuyruk iki banko daha açılınca hafifledi.

kenya-terminal-ozkan.jpg

Valizlerimizi almak için banta doğru yürürken terminalin parke döşeli zemininin pırıl pırıl olduğunu gördük. Bir görevli cila makinesiyle devamlı parkeleri cilalıyordu.

kenya-leyla.jpg
Uçakta valizi koybolan THY’den Zeynep Özbakan’ı kahvaltıda Logo Turizm'den Leyla Cingöz teselli etti.

VALİZ KAYBOLDU

Bu arada ekibimizde bulunun THY’den Zeynep Özbakan’ın valizi çıkmadı. Kayıp bagaj işlemi yapmak yarım saatimizi aldı.
Bizi ağırlayacak New Line Travel Ltd Genel Müdürü Bülent Karataş kapıdaydı. Dışarı çıktığımızda hava fazla sıcak değildi ve üzerimizde bulunan gömlek ile ince süveterler ağır gelmedi. İstanbul’da iken sürekli ne giyeceğimizi düşünüp yanımıza ne alacağımızı düşünüp durmuştuk. Bülent Karataş bizleri uyararak “Mombasa daha sıcak” dedi. Hep birlikte bizi otele götürecek araca yürüdük.

kenya-nairobi-minibus-1.jpg

kenya-nairobi-minibus-2.jpg

Araç küçüktü. Bir görevli valizlerimizi aracın üzerindeki bölüme koyuyor ve iple bağlıyordu. Türkiye’de valizlerin otobüslerin üzerine bağlandığı dönemi hatırladım. Artık her otobüsün bagaj bölümü vardı. Böyle açıkta havada giderek yağmurda ıslanmıyor. Allah’tan Nairobi’de yağmur yağmıyordu.
Neden sonra yola çıktık. Trafik İngilizlerin koyduğu sistemde, soldan çalışıyordu. Karanlıkta yaklaşık 15 km’lik çorak bir araziden giderek şehre girdik. Boş sokaklardan geçerek Nairobi’nin en eski oteli olan Sarova grubuna ait Stanley Oteli’ne vardık.

kenya-kadin.jpg

KENYALI KADINLARIN SÜSLENME MERAKI

Yol boyunca Hindistan’da gördüğüm gibi dev boyutta reklam panoları dikkatimi çekti. Bütün dünya markaları reklam vermişti. Sokaklar tenhaydı. Bülent Karataş’ın anlattığına göre gündüzleri trafik bu kadar rahat değildi ve karmakarışık oluyordu. Nairobi’de ticarete Hintlilerin hakim olduğunu öğrendik. Ayrıca Kenyalı kadının kozmetiğe müthiş para harcadığını ve maaşının üçte birini verdiğini öğrendik. Bu arada Kenyalı kadınlar arasında peruk modasının yaygın olduğunu ve yanında 2500 kişi çalıştıran bir Lübnanlı işadamının tüm piyasanın hakimi olduğunu söyledi. Kenya’nın turizmin önemi fark ettiğini belirten Bülent Karataş “Başta Nairobi olmak üzere diğer şehirlere oteller ve rezidanslar yapılıyor. Otel sayısı az olduğu için fiyatlar çok yüksek. Belki o zaman fiyatlar normale döner” dedi.

kenya-hemingway.jpg
Ernest Hemingway safaride avladığı hayvanlarla

kenya-roosevelt.jpg
Roosvelt ünlü postallarıyla Kenya'da safariye çıkmış

kenya-stanley-bina.jpg

ÜNLÜLERİN OTELİ STANLEY’DE KONAKLADIK

1902’de kurulduğu belirtilen otelimiz Stanley bir çok ünlüyü ağırlamıştı. Duvarlardaki fotoğraflara göre ABD Devlet Başkanı Roosevelt, yazar Ernest Hemingway, Hollywood yıldızları Ava Gardner, Clark Gable, Denys Fitch Hatton ve İngiltere Prensi Edward ile işe Sophie Rhys-Jones gibi isimler Stanley otelinin konukları olmuşlardı.

kenya-stanley-oda2.jpg

Stanley her şeyiyle tipik bir İngiliz oteliydi. Odası geniş ve rahattı. Sabah 08.00 kalkış, kahvaltı ve 08.30’da havalimanına giderek 11.30’da Kenya’nin ikinci büyük kenti Hint Okyanusu kıyısındaki Mombasa’ya uçacaktık.

kenya-stanley.jpg

Kenya’nın ünlü kabilesi Masai dilinde Nyrobi, “soğuk sular” ülkesi anlamına gelen Nairobi’de ilk gecemizi geçirecektik. Otelde okuduğum dergide “Güneşteki yeşil şehir” dendiğini öğrendim. Ama sabah Mombasa’ya uçacaktık. Nairobi’yi dönüşte gezecektik.

kenya-stanley-guvenlik-ismail.jpg
Otelin güvenliği İsmail, Özkan Altıntaş'a milli futbolcular Hasan Şaş, Hakan Şükür, İlhan Mansız'ın isimlerini saydı

Bizi svayi dilinde “karibu” (hoş geldiniz) diye karşılayan resepsiyon görevlisinden ilk kelimeyi öğrendik. Kapıdaki güvenlik görevlisinden ise “cambo (merhaba) demeyi öğrendik.
Yatağa kendimi atar atmaz uyumuşum. Sabah yataktan zor kalktım. Banyo yaptıktan sonra valizimi toplayıp danışmaya bıraktım ve kahvaltıya indim.

kenya-meyve1.jpg

kenya-emin1.jpg
Emin Çakmak, Cem Polatoğlu, Bülent Karataş'la Kenya turizmini konuştular

Yumurtalı, çaylı ve bol bol egzotik meyveli bir kahvaltı yaptım. Bu arada otelin önüne çıkarak caddeleri, insanları fotoğrafladım. Ayrıca gezi ekibimizin grup fotoğrafını çektim. Sonra aynı minibüse doluştuk ve havalimanına yollandık. Havalimanında Kenya Airways’in bilet kuyruğuna girdiğimizde Kenyalıların ne kadar ağır çalıştıklarını bir kez daha gördüm. Bize kılavuzluk yapan Bülent Karataş’ın elemanı Salih Demirel “Burada her şey ağır işler. Ben bile alışamadım” dedi.

kenya-sokak.jpg

UCUZ İŞÇİLİK HAYAL OLMUŞ

Bizi karşılayan Bülent Karataş’ta 13 yıldan beri Nairobi’de idi ve aynı zamanda mobilya üretimi yapıyordu. Kuzeninin söylediklerini o da tekrar etmişti. “Kenya’da işçilik ucuz olduğu için mi burayı tercih ettiniz?” soruma “İlk başlarda ucuz gibi geldi. Ama aslında ucuz değil. Türkiye’de bir işçinin yapacağı işi burada üç Kenyalıya yaptırıyorsunuz. Adamlar çok ağır çalışıyorlar. Bu durumda pek ekonomik olmuyor. Hatta bizim hızlı çalışma düzenimize şaşırıyorlar. Kendilerine doğanın sakinliğine bırakmış hiç acele etmiyorlar” diye cevap vermişti.

kenya-nairobi-havalimani-11.20110503000041.jpg

kenya-nairobi-havalimani-cagatay.20110503000059.jpg
Çağatay Yolda ekibi gezi boyunca program çekti

Neden sonra biniş kartlarımızı alıp uçağa binmek üzere polis kontrolüne girdik. Yine sıkıcı “kemer çıkar, laptop çıkar, sıvı var mı?” şeklindeki güvenlik aramalarından sonra aprona çıkarak uçağa doğru yurüdük. Tabii fotoğraf çektirmeyi ihmal etmedik.

kenya-ucakta.jpg

Kenya Airways’in Boeing 737-200 tipi uçağında yerimize yerleştik.
Hostesler Kenya işi fıstık paketleri ile içecek ikramı yaptılar. Uçak kısa sürede havalandı.

kenya-gazeteci.jpg

Uçaktan bakıldığında Nairobi çorak bir arazinin üzerine yerleşmiş şehir olarak görülüydordu. Öyle pek yüksek bina yoktu. En yüksek bina kaldığımız otelin yanında bulunan Sunday Nation adlı gazete binasıydı. Öyle balta girmemiş ormanlarla dolu bir Kenya ile henüz tanışamamıştık.

kenya-mombasa-ozkan1.jpg

MOMBASA’NIN NEMLİ VE BOĞUCU SICAĞI

Bir saatlik yolculuktan sonra uçağımız Mombasa Havalimanı’na indi. Uçağın kapısında çıktığımızda yüzümüze vuran sıcak fırın kapağının açılmış hali gibiydi. Böylesine rutubetli bir sıcakla karşılaşınca, üzerimizdeki ağırlıkları çıkardık ve soyunduk.

bombay-tuvalet.jpg
Mombasa Havalimanı'nda alaturka tuvalet ve duşlu pisuvar şaşırtıcıydı

kenya-mombasa-taksi.jpg

Mombasa terminali pırıl pırıldı. Birileri ellerinde süpürgeler ve cila makineleri çalışıyordu. Çıkışta taksicilerin hücumuna uğradık. “Aracımız var” dememize aldırmıyorlar ve saldırıyorlardı “No… No… “demekten yorulduk. Neden sonra rehberimiz Salih, aracımızın şoförünü bulunca saldırıdan kurtulduk. İki araç vardı. Biri valizlerimizi, diğeri bizi taşıdı. Aracın kliması içeriyi soğutmaya zor yetişiyordu, ama hiç yoktan iyi idi.

mombasa-sokak-1.jpg

MOMBASA SOKAKLARI HİNDİSTAN’A BENZİYOR

Mombasa sokaklarında otelimize doğru yol alırken bir çok yerde Hindistan’ın sokaklarının benzerlerini gördüm. Açıkta yiyecek satanlar, kaldırımlarda teneke dükkanlar ve bir çok yerde kaldırımsız yollar.

kenya-mombasa-tuktuk.jpg
 Üç tekerlekli taksi, tuk-tuk’lar

Hindistan’daki ünlü üç tekerlekli taksi olan tuk-tuk’lar burada da vardı. Ama Hindistan’daki kadar çok değildi. Yol boyunca pazarlar, açık çarşılar gördük. Bisikletler, motosikletler yanında lüks araçlarda vardı.

mombasa-kamis.jpg
Sokakta şeker kamışı satanlar

mombasa-sokak-2.jpg

Araçların geçeceği yollar asfalttı, ama yayaların yürüdüğü bölümlerde kaldırım yok toprak veya sularla kaplı çamurdu. İnsanlar hiç şikayet etmeden bu toprak yollarda gidip geliyordu. Yol boyunca yürüyen insanları görünce dar gelirli oldukları için yürümeyi tercih ettiklerini anladım. İnsanlar burada yürümeye alışmıştı.

mombasa-sokak11.jpg

mombasa-polis.jpg
Polis pazaryerindeki hırsızları yakalıyor

mombasa-sahil-1.20110503004524.jpg

TATİL KÖYLERİ BELEK GİBİ SIRALANMIŞ

Aracımız Hint Okyanusu’nun kıyısında bulunan Antalya Belek’te olduğu gibi Nyali’de sıralanan tatil köyleri bölgesine geldi.
Sarova grubunun Whitesands Beach resort&Spa adlı tesisisin kaldıraç usulü iple açılıp kapanan kapısından içeri girdik. Valizlerimiz için ip, yani halat kullanılmıştı, kapılar içinde ip kullanılıyordu. Burada ipin yaşamda ne kadar önemli bir araç olduğu görülüyordu.
Yeşillikler içinde düzenli bir yoldan sonra otelin lobisinin önünde indik. İçerden müzik gelen otel çok güzeldi. Tavanlarda vantilatörler çalışıyordu., ama sıcağa yetmiyordu. Bilet işlemleri yapılırken lobinin yanındaki bölümde oturduk.

mombasa--ws-1.jpg

İçersinde balıkların yüzdüğü nilüferlerle kaplı su kanalları ile bölünmüş küçük bir adacık üzerinde orkestra çalıyordu. Müşteriler adacıklara dağılmış restoranlarda yemek yiyorlardı. Orkestra nostaljik şarkılar çalıyordu.

bombay-ws-deve.jpg

SAHİLDE DEVELER BEKLİYOR

Kenya’nın ağır çalışma sistemi işlerken biraz yürüyüşe çıkarak sahile uzandım. Ağaçlıklı yoldan sonra inci gibi bembeyaz kumlarla kaplı sahile ulaştım. Otelin adı white sands, yeni beyaz kumlardı. Demekki adını buradan alıyordu.
Önümde uçsuz bucaksız Hint Okyanus’u uzanıyordu. Dalgalar sihile hafif hışırtılarla vuruyor ve denizden gelen rüzgar sıcağın hakkından geliyor ve insana ferahlık veriyordu.
Kumsalda turistlerin tur yapmaları için oturarak bekleyen develer vardı. Deveciler beni görünce hemen atıldılar. Deve turu teklif edriyorlardı. Bu arada elinde tahtadan hediyelik eşyalar satanlar ortaya çıktı. “No… No…” demekten yoruldum. Esen rüzgarın verdiği serinlikle rahatlamıştım. Bembeyaz kumun, hafif dalgalı koyu mavi denizin, gökyüzünün maviliği ile bulutların görüntüsü müthiş bir armoni oluşturuyordu. Fotoğraf çekmeye doyamadım.

bombay-ws-oda.jpg

bombay-ws-balkon.jpg

bombay-ws-havuz.jpg

bombay-ws-kertenkele.jpg
Bahçede çok sayıda renkli kertenkeleler geziyor ve sinekleri avlıyorlar

ÇOK AĞIR ÇALIŞIYORLAR

Resepsiyonun önüne gittiğimde daha anahtarlar alınmamıştı. Kenyalıların o insanın kanını donduran ağırlığını bekleyerek sonunda oda anahtarlarımızı aldık. 1111 numaralı oda benimdi. Görevliyi beklemeden valizimi kapıp odama yollandım. Onu beklersem içim eriyecekti sanki…
Çok büyük bir oda, yatağın üzerinde cibinlik. büyük bir banyo, balkon ve önünde havuz. Havuzda insanlar yüzüyordu. Tesiste bir tek havuz yoktu. Bir çok havuz vardı. Odamın balkonu önündeki havuzda yüzenlerin hepsi Avrupalı turistlerdi. Kenya Avrupa’dan çok turist alan bir ülkeydi.

mombasa-yuls.jpg

Yemek için tesis dışında çok ünlü olan Yul's adlı bir lokantaya gidecektik. Herkes yarım saatte hazırlanıp lobide olacaktı. Lobiye vardığımda herkesin Mombasa’nın sıcağına karşı alel acele duşa girerek geldiğini gördüm.

mombasa-yuls-2.jpg


GEÇ GELEN, ENFES DENİZ MAHSULLERİ

Lokantada saat 14.00’te yer ayrılmıştı. Kafilemiz 21 kişiydi ve yola çıktık. Yaklaşık 10 dakikalık yolculuktan sonra aynı sahilde Yul's adlı lokantanın bulunduğu küçük bir bungalovlu tatil köyüne girdik.

mombasa-deve3.jpg

Lokanta kumsalın kıyısında idi. Üzeri hasırla kaplı bölüm, açıkta bir bölüm ve bar bölümü vardı. Yanında butik mağazası, su sporları okulu olan bir kompleks şeklinde idi.
Alman bir karı kocanın işlettiği lokanta kalabalıktı. Bize ayrılan masaya yerleştik. Bazılarımız mönüden King Fish Masala istedi, bazılar ise karışık ızgara deniz mahsulleri istedi. Siparişi verdik beklemeye başladık. Nasıl olsa yemekler hemen gelmeyecekti.
Kenyalıların ağır hareketlerini öğrendiğimiz için bazılarımız alışverişe, bazılarımız ise sahil gezisine çıktı.

kenya-tusker.jpg

Kenya’nın ünlü Tusker birasını söyledik. Hayret! Biralar erkenden geliverdi. Ama alkol dereceği düşüktü ve yeterince soğuk değildi. Türk biralarının yerini tutmadığı için zorla içtik. Bazıları ise özel karışım meyve suyu içti. Sıcak kavuruyordu. Denizden gelen rüzgarı alan bir yere oturunca serinleme imkan buldum.
Bu arada lokanta sahibi ile ahbaplığı ilerletince adam halimize acıdı galiba, yanında acı sosu ile üzerine yağ sürülmüş yufka gibi ekmekler geldi. Bizde alcığımızı bastırmak için yufka ekmeklere yumulduk.

mombasa-yuls-1.jpg

Masaya saat 14.00’te oturup siparişleri vermiştik. Yemekler 1,5 saatte geldi.
King Fish Masala iyi değildi. Balık parçaları sosa bulanmıştı. Ama diğeri iyi idi. İstakoz, karides, kalamar ve balık çeşitleri ızgara olarak koskoca bir tabakta geldi. Lezzetine doyamadık. Çıkarken lokanta sahibi yağlı müşteri olduğumuz için hepimize dondurma ikram etti. Dondurmada muhteşemdi.

mombasa-timsah-1.jpg

TİMSAHLARIN BESLENMESİNİ SEYRETTİK

Sofradan kalktığımızda saat 16.30’u bulmuştu. Şimdi sırada timsah çiftliği vardı. Mombasa’nın ünlü timsah çiftliği lokantaya yarım saat uzaklıkta idi. Timsah çiftliğinin kapısından girerken acele etmemiz söylendi. Timsahlar haftada bir besleniyordu. Birkaç dakika sonra saat 17.00’de beslenme saati vardı. Kapıdaki görevliye beslenme saatini hatırlatarak hızını artırdık ve içeri girerek timsahların olduğu yere yürüdük.

mombasa-timsah-2.jpg

Timsahlar büyükçe bir havuzun içinde burunları ve gözleri dışarıda duruyorlardı. Bir görevli çan çalmaya başladı. Çanın sesini duyan timsahlar havuzun ortasına doğru uzanan platformun altına toplaşarakr ağızları yukarda beklemeye başladılar. Neden sonra bir görevli havuzun olduğu bölüme girdi ve timsahlardan korunmak için eline uzunca bir sopa aldı. Kendini güvencede hissedince platforma tırmandı. Elinde uzun bir ip ve ucunda kanca vardı. Kancayı platformdaki kovaya daldırarak büyükçe bir et parçasına sapladı. İple kendisini bekleyen timsahlara doğru salladı. Eti gören timsahlar atıldı. Ancak görevli onlarla oynuyor ve eti kaptırmamak için her hamlelerinde yukarı çekiyordu. Ancak timsahların aralarından biri hızla yukarı doğru fırladı. Neredeyse tüm vücudu suyun dışına çıkmıştı ve eti kaparak suya daldı.
Görevli aynı işlemi birkaç kez tekrarladı. Sonunda bir timsah eti kapıyordu. Hatta eti kapan bir timsahla diğeri birbirleriyle kavga bile ettiler. Onlar kavga ederken havuzun suları birbirine karıştı.
Timsahların oldukça kalabalık izleyicisi vardı. Herkes fotoğraf veya film çekiyordu. Beslenme saati bitene kadar timsahları izledik.

mombasa-timsah-3.jpg

Daha sonra yumurtadan çıkan yavru timsahların bulunduğu yere geçtik. Yüzlerce yavru timsah, büyükler tarafından yenilmesin diye büyüyüp serpilene kadar ayrı bir yerde bekletiliyordu.

dev-timsah-2.jpg

DEV TİMSAN BİG DADY İLE BULUŞTUK

“Big Dady” denilen dev timsahın bulunduğu yere geçtik. Big Dady, ayrı bir havuzda iki eşiyle birlikte yaşıyordu. Bakıcı elindeki eti sallayarak Big Dady’i “come…come…” diye çağırmaya başladı. Suların altından süzülen timsah dev vücudu ile sürünerek karaya çıktı ve bakıcının eti uzattığı duvarın dibin kadar geldi. Bir hamlede eti kaptı. Ancak ağzı açık orada beklemeye başladı. Hiç kımıldamıyordu.

dev-timsah-1.jpg

100 yaşında ve 1 ton ağırlığındaki dev timsahın vücudunun yarısı havuza doğru uzanıyordu. Ağzı açık hiç kımıldamadan duruyordu. Bakıcısı timsahların dilleri olmadığını belirterek “Ağzı açık durarak serinlemeye çalışıyor. Dev vücudunu karaya çıkarırken yoruldu. Dinleniyor” dedi. Orada bulunanlar timsahın dili olmadığını öğrenince “Dişilerinde dili yok mu?” diye sordular. “Evet” cevabını alınca “Dili olmayan iki eşle bu timsah daha 100 sene daha yaşar” demekten kendilerini alamadılar.

mombasa-timsah-ozkan-emin.jpg

mombasa-timsah-cem.jpg

mombasa-timsah-zeyep-vedat.jpg

Oradan ayrılırken bakıcılar bize timsah yumurtalarını göstermek için çağırdılar. Özel bölümde 10 aylık timsahları omzumuza, başımıza koyarak onlarla temas etmemizi sağladılar. Bu arada timsah yumurtasının tavuk yumurtasından biraz daha büyük olduğunu gördük. Hatta bakıcılar bu yumurtalardan omlet yapıp yediklerini bile söylediler. Yumurtanın lezzetinin tavuk yumurtasına göre birez daha tatlı olduğunu söylediler.

Daha sonra yılanlar ve egzotik balıkların bulunduğu bölümü dolaştık. Hava kararırken otelimize döndük.

momobasa-sw-kral-1.20110503123238.jpg

OTELDE HAKAN ŞÜKÜR’ÜN KALDIĞI KRAL DAİRESİ

Müthiş sıcak basmıştı ve yorgunluktan bitap haldeydik. Buna rağmen turizmci olarak kaldığımız oteli iyice görmemiz gerekiyordu. Mombasa’nın sahilinde bulunan Sarova Whitesands Beach Resort&Spa Oteli’ni bir görevli refakatinde gezdik. Odalar, havuzlar, açık havada jakuzi havuzlarıyla minik bir orman içinde yer alan oteli çepeçevre su kanalları sarıyordu. Hatta gezerken kurbağaların bağırışlarını bile duyduk. Mombasa’nın su kanalları ve otelin kanallarına rağmen Türkiye’de bizi korkutan sivrisineklerden hala eser yoktu. Hafif esen rüzgarın sivrisinekleri kaçırdığını düşündük ve dua ettik. Deniz kenarında masaj kameriyeleri bulunan The Tulia Spa’ya bayıldık. Tesisin kral dairesi ise muhteşemdi.

momobasa-sw-kral-2.20110503123333.jpg

Bir çok ünlünün kaldığı kral dairesinde Türkiye’den de bir kral kalmıştı. Türkiye’nin dünya üçüncüsü olmasının ardından Milli futbolcu Hakan Şükür’ün eşiyle kral dairesinde kaldığını söylediler.
Oteli gezdikten sonra herkes yemek için saat 21.00’e randevulaştı. Ama bir çoğumuz yorgunluktan bitmiştik. Yemek yemeden banyo yapıp yatağa girdik. Aynı şekilde bende uyuya kaldım. Uyandığımda saat gece yarısını çoktan geçmişti. Sahilden gelen müzik sesi dikkatimi çekti. Giyinerek dışarı çıktım.

mombasa-eglence2.20110503123427.jpg

mombasa-eglence-cem.20110503123501.jpg

mombasa-eglence-cem2.20110503123534.jpg

momobasa-eglence-1.20110503124217.jpg

Otelin barında müzik çalıyor ve herkes dansediyordu. Bizim ekipten Cem Polatoğlu ile İlkim Tuncay Kenyalı güzellerin arasında müziğin ritmine uyarak kıvırıyorlardı. Afrika müziğinin bizim bazı müziklerden farkı yoktu. Her ikisi de kolay uyum sağlamışlardı. Dansedenleri geç saatlere kadar izledikten sonra onları o halde bırakıp odama çekildim. Çünkü sabah 08.00’de kalkacaktık.

 DEVAM EDECEK

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.