• BIST 109.330
  • Altın 155,910
  • Dolar 3,8589
  • Euro 4,5402
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 8 °C

Türk kahvesini Amerika’ya tanıttı

Türk kahvesini Amerika’ya tanıttı
Sigarayı bırakıp Türk kahvesine başlayan Mustafa Arat, Amerika’ya kahve pazarlıyor ve 250 bin dolar ciro yapmayı hedefliyor.

LOS ANGELES- Amerika"da 40 yıldır yaşayan Mustafa Arat, kalp krizi geçirdikten sonra sigarayı bırakmanın yollarını aramaya başladı
Bir alışkanlıktan ancak başka bir alışkanlık elde ederek kurtulacağını öğrendikten sonra da Türk kahvesini keşfetti. Şimdi tüm Amerika"ya kahve pazarlayan Arat, bu işten 250 bin dolar ciro yapmayı hedefliyor.
Şimdi anlatacağımız hikâye “Yemek arkası sigarayı nasıl bırakırım” diye düşünürken Türk kahvesini keşfeden bir adama ait... Bu, Amerika"da 40 yıldır yaşayan Mustafa Arat"ın öyküsü...
Yıllardır ABD"nin en prestijli Fortune 500 dev şirketinde müdürlük yapan Arat, bu keşfinden sonra işinden ayrılarak Türk kahvesi ticaretine soyundu. Amerikalılara Türk kahvesini öğreten Arat, gelecek yıl 250 bin dolar ciroya ulaşmayı hedefliyor. Arat"ın hikâyesini sayfalarına taşıyan Los Angeles Times gazetesi, “Eğer Amerika"da Türk kahvesi yaygınlaşırsa Mustafa Arat"ı zengin edecek” yorumunu yaptı. Bu haber daha sonra yerel ve ulusal bazda yayın yapan 10"dan fazla gazetede yeniden yayınlandı.
Mustafa Arat"ın öyküsü, henüz 15 yaşındayken, 1968 yılında ailesiyle birlikte Amerika"ya gitmesiyle başladı. California"ya yerleşen Arat, liseyi bitirdikten sonra Western Michigan Üniversitesi"nde antropoloji eğitimi aldı. Ardından da Indiana Üniversitesi"nde Uluslararası Ticaret master"ı yaptı.
Diplomalarını aldıktan sonra 1982 yılında Türkiye"ye gelen Arat, askerliği bitince tekrar Amerika"ya döndü ve Xerox"da pazarlayıcı olarak iş dünyasına atıldı. Bir yıl sonra da Elizabeth isimli Amerikalı bir kadınla hayatını birleştirdi. Genel müdürlüğe kadar yükseldi... Erhan (20), Evren (17) ve Emre (15) isimli üç çocuğu oldu. 2005 yılına kadar da ABD"nin en prestijli Fortune 500 şirketlerinde genel müdür olarak çalıştı. Buraya kadar anlatılanlar okul, iş, kariyer ve aile açısından başarılı bir insanın düzgün giden hayatının portresi gibi görünse de her şey Arat"ın Türkiye"ye ailesiyle birlikte tatile gelmesiyle değişti...

Sigarayı bırakmak zorunda kalınca başka alışkanlık buldu
Tatillerinin beşinci gününde Arat kalp krizi geçirince hastaneye kaldırıldı. Kalp rahatsızlığı yüzünden kendisine daha az stresli bir yol çizmeye karar verdi. Kalp krizi sonrasında sigarayı da bıraktığı için çok zorlanıyordu. Özellikle yemeklerden sonra sigara isteğini bastırmak için kendisine yeni bir meşgale aramaya başladı.
Okuduğu kitaplardan, bir alışkanlıktan kurtulmanın en iyi yolunun başka bir alışkanlıkla değiştirilmesi olduğunu öğrenen Arat"ın yeni alışkanlığını bulması uzun sürmedi: Türk kahvesi. O zamana kadar ne Türk kahvesi yapan ne de içen, hatta hayatında bir cezvesi dahi olmayan Arat her yemekten sonra kendisine Türk kahvesi yapmaya başladı.
Bu iş git gide hoşuna gitmeye başlayınca da Amerika"da Türk kahvesini yaymaya ve tanıtmaya karar verdi. İki yılını Türk kahvesini tanımaya ve Türk kahvesi yapımında kullanılan ürünlerin (cezve, fincan, taze kahve) nasıl temin edeceğini araştırmakla geçirdi. Toptancılardan aldığı ürünleri ilk olarak amazon.com ve eBay internet sitelerinden satışa sundu. Bu yılın başında da TurkishCoffeWorld.com sitesini kurarak ürünleri kendi satmaya başladı.
Üç beş cezve, birkaç fincan takımı derken işlerini gittikçe büyüttü ve şimdi Türk kahvesini tüm Amerika"ya yaymak için çabalıyor. Yıllardır dev şirketlere teknoloji bazlı ürünler satan Arat, bu alanda elde ettiği 27 yıllık deneyimi Türk kahvesi için kullanmaya başladı.
Kargoda paketlerin az maliyetli olması için geliştirdiği taktikleri uygulamaya koydu. Türk kahvesinden elde ettiği kazancı şirketini büyütmek için kullanan Arat, şimdi Amerikalılara TürkishCoffeeWorld.com sitesi üzerinde yüzlerce çeşit cezve, fincan takımı, Türk kahvesi, ve kahve makineleri satıyor.
Arat"ın Türk kahvesiyle yakaladığı başarıya yer veren Los Angeles Times gazetesi “Eğer Türk kahvesi Amerika"da popüler olursa Mustafa Arat"ı zengin edecek. Arat"ın TurkishCoffeeWorld.com sitesi gelecek yıl 250 bin dolar ciroya koşuyor” yorumunda bulundu.


Yavaş yavaş pişirilmeli

Türk kahvesi ocakta yavaş yavaş pişerek yapılmalıdır. Bugün piyasada bulunan elektrikli cezvelerin çoğu iyi kahve yapamıyor. Çünkü, suyu çok hızlı ısıtıyorlar ve kahveyi kaynatarak yakıyorlar. Kahveye konulacak şekerin pek bir önemi yok. Her türlü şeker ve hatta tatlandırıcı kullanılabilir. Gerçek Türk kahvesi “Arabica” çekirdeğinden yapılır. Ama bence her türlü kahve kullanılabilir.
Kahvenizi cezveye koyduktan sonra ilk başta içindeki suyun ısısını yükseltmek için ocağın altını açabilirsiniz. Kesinlikle bu evrede kahveyi karıştırmayın. Kahvenin kendiliğinden dibe çökmesini bekleyin.
Ondan sonra köpük oluşana kadar iyice karıştırın. Köpük 70 derecede oluşmaya başlar. Bundan sonra kaşık yerine cezveyi “katlama” yöntemiyle sallayarak karıştırmanızı tavsiye ederim. Böylece kahve daha iyi demini salar. Sakın bu evrede kahvenin kaynamasına izin vermeyin çünkü kahve kaynarsa köpük de havaya uçar ve kaybolur. Ayrıca çabuk kaynatmak kahveyi de yakar. Köpüğün bir kere yükselmesi bile kahveyi yakmaya yeter. Kahvenizin kaynamasına siz karar vereceksiniz. En iyi ölçek gözünüzdür. Eğer gözünüze iyi görünüyorsa kahveniz içilmeye hazırdır.

Slow food akımına uygun bir içeçek

Avrupa, Türk kahvesini biraz bilir, ama Amerika daha keşfetmedi. Halbuki Amerika dünyada en çok kahve içilen memleket! Ama artık espresso, sütlü, buzlu kahveler insanlara ilginç gelmiyor. Her yerde var. Benzinci istasyonlarında bile satılıyor. Bugün Amerikan halkının en çok ihtiyacı birbirleri ile yüz yüze sohbet etmek. Biraz yavaşlamak. Mesela “slow food” bugünlerde çok popüler.
Yani Mc Donald, Burger King gibi fast food tarzıyla tamamen zıt. Yavaş ve uzun zamanda yapılan yemekler daha çok tercih ediliyor. Bu yüzden, zengin bir geçmişe ve kültüre sahip Türk kahvesinin zamanı geldi diye düşünüyorum. Türk kahvesine sahip çıkmalıyız. Başkaları hiçbir sıkıntı çekmeden, kültürel mirasımızı elimizden alıyor. Spagetti yenirken İtalya veya İtalyanlar akla geliyor ama spagettiyi ilk bulan Çinliler. Bütün dünyada yoğurt satılıyor ama acaba kaç kişi yerken Türkleri düşünüyor?

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.