• BIST 92.962
  • Altın 211,056
  • Dolar 5,4634
  • Euro 6,1556
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 7 °C

Turizmde ufuk turu

Can Pulak

Turizmde önümüzü net şekilde göremiyoruz.
Tuhaf bir yıl geçiriyoruz. Avrupa kanalında daralma var. Ruslar geçen yılki kadar iştahlı değil.
İspanya, Yunanistan ve Mısır fiyatları düşürünce, turist trafiği hafiften o tarafa kaydı.
Suriye ile gerginlik bile şimdilik 600 bin turist kaybettirdi Türkiye’ye. İsrailli turist kaybımız 400 bin civarında… İran Hükümeti ise yurttaşlarını bize gelmemeleri için uyarıyor. Arap turist sayısında artış var ama, kayıpları telafi etmekten çok uzak…
Tüm havaalanları girişlerinde düşüş var. Antalya bile bundan nasibini aldı. Sadece Bodrum Havaalanının kaybı, geçen yıla göre 30 bin turistten fazla. İnşallah bu rakamlar daha fazla yükselmez ve kaybımız 2010 rakamlarının altına düşmez.
Dış turizmin görüntüsü pek parlak değil.
Ama iç turizmin durumu da farklı sayılmaz.
O bitmez tükenmez öğrenci sınavları, tüm ailelerin tatil programlarına zarar verdi. Şu sınavları niye erkene çekmezler, niye Temmuz ortasına kadar sarkıtırlar, anlayan beri gelsin. İşte Ramazan kapımızda, millet oruca başlayacak, bu Allah’ın sıcağında oruç ağzıyla kim koşacak sahillere, kim gidecek plajlara? Üstelik mahalle baskısı da cabası…
İç turizm bayramdan sonra, yani Ağustos’un yarısında hareketlenecek. Eylül’de ise yine okullar, kayıtlar filan derken, sezon bitmiş olacak.
Gelecek yıllar için gerekli önlemler alınmazsa, iç turizmimiz de kan kaybedebilir. Artık şapkamızı önümüze koyma zamanı geldi. Taş taş üstüne koyarak altıncı sıraya tırmandırdığımız Türk turizmi, irtifa kaybetmeye başladı. Bunu görmemek için kör olmak lazım.
Bir şeyler yapmalıyız. Hala rahmetli Özal’ın akıllıca ektiği turizm tohumlarının mirasını yiyoruz. Çeyrek asırdan fazladır izlediğimiz bu politikaya kimse bir şey eklemedi. Şartlar değişiyor, vizyonlar değişiyor, talep ve beklentiler değişiyor ama, bizim turizm politikamız değişmediği gibi, hala yerinde sayıp duruyor.
Deniz-kum-güneş üçlüsü yetmiyor artık. Kültür, doğa, sağlık,
golf, sanat, gıda turizmine yönelişin temposunu arttırmalıyız. Hala tanışamadığımız gençlik turizmine bir an önce başlamalıyız.
Dünya tıbbı insan ömrünü iyice uzattı. 80 yaşında göçüp gidenlere “genç öldü” diye üzülüyoruz. Bu durumda dünya yaşlılarına huzurevleri, yeniden yaşam köyleri açabilir, böylece turizm gelirimize inanılmaz ve büyük bir kaynak daha yaratabiliriz.
Bunları kimlerle konuşabiliriz acaba?
Hükümet günlük politikalar peşinde ve tribünlere oynuyor. İyi bir turizm bakanımız var ama, önüne konulan gerici tuzaklara düşmemeye çalışırken, geleceği planlayacak zaman bulamıyor. İçki yasağı ile mi boğuşsun, mahalle baskısı ile mi savaşsın, sağlıksız dış politikanın ülke turizmine verdiği zararı mı azaltsın?
Hangi birine baksın Turizm Bakanı?
Partisinin içinde altını oymaya çalışanlar var. Kafayı duvara vursun da, bize de imkan açılsın diye bekleşenler var. Bu zaten solcuydu, dinle imanla filan ilgisi yok dedikodusunun ateşine benzin dökenler var. Var oğlu var işte…
Yine iyi dayanıyor Ertuğrul Günay…
Tataristan’a Türk-Rus turizm işbirliği konferansına gidiyoruz. Ayrıca Avrasya şehirleri forumu kapsamında miras ve yenilikleri konuşacağız. Uçakta yerden 9 kilometre yüksekte Turizm Bakanı Günay ile sohbet ediyoruz. Bakın nasıl görüyor turizmin genel durumunu?
Geçen yıl olağanüstü başarılıydık.
Bu yıl bazı etkenler nedeniyle düşüşler görülüyor. Bu yıl 2010 rakamlarını yakalamaya çalışarak, inşallah normal çizgimizi koruyacağız.
İsrail ve Suriyeli turist kaybı 1 milyon civarında…
İran’a giden turistler Türkiye’den girip, Antep ve Hatay üzerinden Suriye’ye geçiyorlardı.
Size ilginç bir rakam vereyim.
Suriye krizi patladıktan sonra sadece baklavadan kaybımız ayda 4 trilyon lira. İnanılacak gibi değil ama gerçek işte. Türkiye’den Suriye ve İran’a geçenler, haftada bir trilyonluk baklava satın alıyorlardı. Şimdi bu gelirden de olduk. Esnaf çok şikayetçi’’
Buna rağmen morali bozuk değil Günay’ın. Herşeye olumlu bakıyor, “bunları da atlatırız’’diyor gülerek. Ama geleceği iyi planlamanın önemine de inanmıyor değil. Mutlaka bunu yapmamız gerektiğini söylüyor. Heyecanlı, girişken ve yaratıcı bir yapısı var bakanın. Bu nedenle sektörün genel sevgi, beğeni ve desteğini kazanıyor.
Ertuğrul Günay bakanlıkta beşinci yılını doldurdu.
Gayretle ve iyiniyetle, sektörle elele çalıştığını hepimiz görüyoruz.
Ören yerlerimize verdiği önemi, müzelerimizi ayağa kaldırışını, kültür trafiğimizi ilk defa sağlıklı bir şekilde tırmandırdığını takdirle izliyoruz.
Bana göre hükümetin en başarılı ve iyi bakanlarının başında geliyor.
Anketlerde alt sıralara düşürmeye çalıştıklarına filan bakmayın, AKP doğumlu olmadığı için iteleniyor.
Foça’da mükemmel bir Fransız tatil köyü vardı. 8 yıldır harabe şeklinde duruyordu. Özelleştirme İdaresi siyasi bir yandaşa vermeden, Ertuğrul Günay burayı Turizm Bakanlığına kazandırdı ve halka açık ihaleye çıkarıyor. İsteyen açık arttırma yoluyla katılabilecek ve ihale şeffaf bir şekilde izlenebilecek. Güzel haberler bunlar.
Ayrıca, yıllardır bakımsız ve yine harabe şeklinde duran Fethiye’deki Kaya Köyü de turizme açılıyor.
Rumlardan kalan bu güzel köyün de Türk turizmine kazandırılması, büyük başarı sayılmalıdır.
Uluslararası hukuku aşmak öyle kolay bir iş değil. Bunu da başardığımızı sevinçle öğreniyoruz.
İşte size iyisiyle kötüsüyle Türk turizminden bir ufuk turu attırdım.
Dilerim iyi haberlerin devamı gelsin ve genel turizmdeki kayıplarımız azalsın.
 

Bu yazı toplam 4466 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.