• BIST 109.156
  • Altın 153,325
  • Dolar 3,8173
  • Euro 4,5053
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 2 °C

Turizmde sayı yerine bilgi lazım

Turizmde sayı yerine bilgi lazım
Turizm Araştırmaları Derneği-TURAD adına Bahattin Yücel, basın toplantısında “Küresel Krizin Etkileri” başlıklı raporu açıkladı.

ÖZKAN ALTINTAŞ-TÜRKİYE TURİZM


İSTANBUL- Turizm sektörü başta olmak üzere çeşitli mesleklerden 26 kurucu üyenin bir araya gelerek kurduğu Turizm Araştırmaları Derneği-TURAD adına Bahattin Yücel, Bülent Tanla, Turgay Kıran, Nezih Olcay, Selami Karaibrahimgil , Çırağan" La Maison Otel"de yaptıkları basın toplantısında “Küresel Krizin Etkileri” başlıklı raporu açıkladılar.



Barkovizyon gösterisiyle raporu anlatan  Kültür ve Turizm eski bakanlarından Bahattin Yücel “Biz sadece düşünce kuruluşuyuz. Sektörün çok üst düzeyde kişilerinin oluşturduğu bir grubuz” diyerek kendini tanıttığı  konuşmasında”Turizm sektörünün sayı yerine bilgiye ihtiyacı var. Turist segmentlerinde ayrıma ihtiyacı var. Bu olmadığı için turizm sektöründe yatırımlardan işletmeye doğru kararlar alınamıyor. Bu ise Türk turizminin gelişmesine büyük zararlar veriyor” dedi.



Bahattin Yücel, TURAD"in  konaklama, taşıma, seyahat acenteliği, yatçılık, tanıtım, yayıncılık, finansman ve bankacılık konularında, en üst düzeylerde görev yapmış, birikimlerini sektör ve kamuoyu ile paylaşmak amacıyla biraraya gelen uzmanların, gönüllü katılımlarıyla kurulduğunu belirtti.




Daha sonra ise hazırladıkları raporu başlıklar halinde şöyle sundu:

HEDEF GÜVENİLİR BİLGİ

Sürekli, güncellenen bilgi platformu oluşturmak.

 

STANDART DENETİMİNDE KURUMSALLAŞMAK

"Standart denetiminin" kurumsallaşmasına katkı, turizm sektörünün geleceğine yapılmış yatırımdır.

 



KURUCU ÜYELER

Deniz ANAPA SKAL, Mil. Kom. Gen. Sek., Inter Group

Seçim AYDIN ATID YK Başkanı

Muktedir BALLI TÜRSAB, Eski YK Başkanı, Aka Tur

Ahmet BARUT TUROFED, YK Başkanı, Barut Hotels

Ahmet BİÇER FLORA HOTELS, YK Başkanı, Flora Group

Yusuf BOLAYIRLI T.H.Y. Eski YK Başkanı ve GM, My Technic

Talha ÇAMAŞ VISITUR, YK Başkanı

Turgay KIRAN INTER GROUP, YK Başkanı

Nezih OLCAY MAGNETI MARELLI, YK Başkan Yrd.

Şükrü ÖKSÜZ IRA REKLAM AJANSI, YK Başkanı

Sinan ÖZER EGE YAT, YK Başkanı

Bülent ÖZÜKAN BOYUT YAYIN GURUBU, YK Başkanı

Faruk PEKİN FEST TRAVEL, YK Başkanı

Mustafa SÖNMEZ Ekonomist, Yazar

Caner ŞAKA Turizmci

Cumhur G. TAŞBAŞI Kültür ve Turizm Bakanlığı, Tanıtma GM

Aykut TALUY Profesyonel Tanıtım Uzmanı

Bülent TANLA Araştırmacı, İstanbul Eski Milletvekili

Fikret TOKSÖZ TESEV

Başaran ULUSOY TÜRSAB, YK Başkanı

Zekeriya YILDIRIM T.C. Merkez Bankası Eski Başkan V.

Bahattin Yücel Turizmci

Kasım ZOTO TUROB, YK Kurulu Üyesi, Armada Otel

 

2009 TÜRKİYE TURİZM ARAŞTIRMASI "KÜRESEL KRİZİN ETKİLERİ"

Turizm gelirleri %2 küçülecek. Kaynak; Dünya Turizm Örgütü (WTO)

İlk 3 aylık 2009 verileri bu beklentiyi doğruluyor.

Türkiye"nin ağırlıklı turizm yatırımları Akdeniz ve Ege"de.

 

KAMU REKABETİ ZORLAŞTIRIYOR
Türkiye; önlem alınmaz ise dünya ortalamasının üzerinde kayba uğrayabilir

Enerji, Su, Haberleşme hizmetlerinde fiyatları yüksek.

 

NEDEN HERŞEY DAHİL?
Alkollü içeceklere uygulanan vergi oranlarında Dünya birincisiyiz.

Beklentiler ile hedef pazarda oluşan fiyatlar örtüşmüyor. Düşük fiyat işletme bazında karlılığı azaltırken nakit akışını olumsuz yönde etkiliyor. Finansman darboğazı, düşük fiyatlı “her şey dahil” modelini destekliyor. Kamu özel sektör üst yönetimleri; AB ve dünya ekonomisindeki gelişmeleri analiz etmekte yetersiz kalıyor. Değişen turist profili kadar, terör ve sektörün alt bileşenlerinin azalan geliri paylaşmaktaki tavırları da "her şey dahil"in yaygınlaşmasına yol açıyor.

 

YÜKSELEN PAZARLAR UMUT VERMİYOR

Yeni ziyaretçi profili; giriş yapan yabancıların sayılarının arttığı, ancak ortalama kişi başına elde edilen gelirin, sürekli düşüş eğilimini koruduğu ortaya çıkıyor.

Kış Sezonunda OECD ülkelerinden gelenlerin yerini, Rusya

Federasyonu, Bulgaristan, Gürcistan, Azerbaycan ve İran"lı turistler

alıyor.

 

DOLULUK ORANLARI DÜŞÜYOR

Sezon süresi 180 günlük hedeften 120 güne geriliyor. 2009 yılının ilk verileri kısalmanın süreceğini gösteriyor. Yöneticilerin hızlı ve doğru karar vermeleri için pazara özel araştırmalara ihtiyaç var.

 

İLK ÜÇ ÜLKENİN SOSYO-EKONOMİK SORUNLARI DERİNLEŞİYOR

Almanya, Rusya Fedrasyonu ve İngiltere"de yaşanan ekonomik

krizin, Türkiye"nin turizm ekonomisi üzerindeki etkileri sağlıklı değerlendirilmiyor.

 

SEKTÖRÜN BAKIŞI

Kültür Turizmi geri dönüyor. Kitle turizmine alternatif çözümler aranıyor. Son çeyrek yüzyılda nerdeyse hiç yatırım yapılmayan kültür turizminin çıkış yolu olarak görülmesi, çelişkili ama olumlu.

 

2008 İLE 2009 YILI TURİST SAYILARINDA AZALMA BEKLENMİYOR

Rus turistlerin artacağı beklentisi hakim. Ancak ilk 3 aylık veriler bu yaklaşımı doğrulamıyor.

 

KAMU YÖNETİMİNDEN İSTENEN KURUMSAL İŞBİRLİĞİ

 

HER ŞEY DAHİL ELEŞTİRİLİYOR AMA...

Küresel ekonomik krizden etkilenen, -özellikle AB kökenli- turist profilini “her şey dahil”in Türkiye"ye çekeceğine inanılıyor. Yakınılan kitle turizmi modelinin, kriz sürecinde zorunlu ekonomik tatil arayışına giren Avrupalı tüketiciler için fırsat oluşturabileceği bekleniyor.

 

TANITMANIN YETERSİZLİĞİ VURGULANIYOR

Ancak model konusunda somut öneri geliştirilmiyor. Rakiplerin ayırdıkları kaynaklara ilişkin bilgiler abartılı.

 

ÇÖZÜM

 

YENİ YAPILANMA MODELİ ARAYIŞI

Sivil havacılık, konaklama, tur operatörleri ve seyahat acentalarını bir araya getiren, Bakanlık liderliğinde, planlı çalışmayı mümkün kılan, yeni bir üst örgütlenmenin altı çiziliyor.

Bu bağlamda; Ortaklaşa seçilecek bir halkla ilişkiler (PR) kuruluşunun, sektör temsilcileri ile birlikte, uzun soluklu grup çalışması yürütmesinin doğru bir başlangıç oluşturacağı belirtiliyor.

 

KURUMLAR ARASI YETKİ KARMAŞASI

Sık başvurulan idari düzenlemeler, Yasa değişiklikleri, Yukarıdan aşağı örgütlenme amaçlı mesleki örgütlenme talepleri, çözüm getirmekten uzak.

 

HIZLI DEĞİŞİM SÜRECİNDE ÇABUK VE DOĞRU KARAR

Dünya ekonomisindeki gelişmelerin, Sosyo-politik uygulamalardaki keskin değişimlerin, Turizme olası etkilerini araştıran, Nitelikli bilgi akışını sağlayacak,iletişim modelinin kurulamayışı, hızlı karar verme sürecini aksatıyor.

 

DEĞERLENDİRMELER YETERSİZ

 

ALMANYA, FRANSA ÖRNEĞİ;

Türkiye"ye en çok turist gönderen 10 ülke sıralamasında, ilk basamakları paylaşan; Almanya, Rusya Federasyonu ve İngiltere"de, yaşadığımız ekonomik krizin, Türkiye programlarını nasıl etkileyeceğine ilişkin sağlıklı bir değerlendirme yok.

 

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

 

YÖNETİM MODELİ : İDARE (Authority)

Sektörün alt bileşenlerini oluşturan paydaşlar, Kamu ve yerel yönetimler, Meslek kuruluşları ve özellikle yöre halkının temsilcilerinden oluşan, Yerinde karar alacak, sorumlu ve yetkili bir (idare) modelin hayata geçirilmesi.

 

ALTERNATİF ÜRÜNLER

İstanbul; tek başına önemli bir turizm ürünü olarak ele alınmalıdır. AVM yatırımları; 2007 yılı sonu itibariyle Türkiye"deki AVM"lerin sayıları 179" dur. Tek başına İstanbul"daki AVM sayısı; operasyondaki bulunan 50,inşaat ve proje aşamasındakilerle birlikte, 141"e ulaşacaktır. Ekonomik dalgalanmalar nedeniyle, proje aşamasında bulunanların durdurulması halinde bile sahip olacaktır.

 

DENİZCİLİK

Türkiye yatçılık alanında, dünyanın bilinen en elverişli kıyılarına sahiptir.

Yat turizmi rotasındaki kıyı bandında, çevre etkileri gözönüne alınarak; yat yanaşma ve bağlama yerleri ile marinaların, bölgesel kıyı yönetimleri altında düzenlenmesi,

Demir atılacak bölgelerin belirlenerek denetlenmesi ve hangi nedenle olursa olsun yapılaşmanın engellenmesi, şarttır.

 

SAĞLIK TURİZMİ YÜKSELEN YILDIZ OLABİLİR Mİ?

Türkiye genelindeki özel hastahane sayısı 300"ü aşıyor. Özel hastahanelerinin % 44" ü İstanbul"da

Ülke düzeyinde yatırımları süren 50 yeni hastanenin açılması halinde, İstanbul"da 20 yeni hastanenin daha hizmete gireceği varsayılıyor.

Ortalama yatırımları kuruluş aşamasında 10 milyon dolar öngörülen özel sağlık kuruluşlarının, son yıllarda büyük kapasiteye yönelmeleriyle, bu rakamın tesis başına 40 milyon dolara çıktığı kaydedilmektedir. İlk üç sıradaki kuruluşların yıllık tedavi kapasiteleri 2 milyon kişiyi aşıyor.

 

SPOR ETKİNLİKLERİ

Olimpiyatlar konusundaki ısrar sürdürülmelidir.

Çok uluslu sportif karşılaşmalar (futbol şampiyonaları),

Geniş katılımlı uluslararası fuarlar,

Amatör havacılık (uçuş okulları, fly-in, planör, paraşüt)

Özel amaçlı haftalar, yüksek sayıda ziyaretçilerin yanısıra,

tanıtım imkanı da sağlayan etkinlikler olarak

değerlendirilmelidir.

 

İÇ TURİZM DESTEKLENMELİDİR

Her ekonomik etkinlik gibi, turizmin de en önemli desteğinin iç

pazarda yaratılacak talepten kaynaklandığı, son kriz döneminde iyice

anlaşılıyor.

 

Çalışanların iç turizm talebinin canlandırılmasında önemli bir

potansiyel oluşturacakları unutulmamalı.

 

Bu bağlamda sendikaların da katılacağı bir sosyal turizm modeli kısa

sürede hayata geçirilebilir.

 

Kültür ve Turizm Bakanlığının bu kapsamda açıkladığı, “tatil herkesin

hakkıdır” kampanyası olumlu bir başlangıç olarak değerlendirilmelidir

 

TURAD  TURİZM ARAŞTIRMALARI DERNEĞİ TÜRKİYE TURİZM ARAŞTIRMASI "KÜRESEL KRİZİN ETKİLERİ"

ESTİMA ARAŞTIRMA İstanbul, Mayıs 2009

 

TURAD 2009 TÜRKİYE TURİZM ARAŞTIRMASI "KÜRESEL KRİZİN ETKİLERİ" BULGULAR

 

Dünya Turizm Örgütü (WTO) verilerine göre; dünya ekonomisindeki daralma nedeniyle, turizm sektöründe son yıllarda gözlemlenen büyüme, 2009 yılında yerini %1 ile %2 arasında öngörülen küçülmeye terk edecektir. Akdeniz ve Ege"de tatil, güneş ve deniz ağırlıklı konumlandırılan Türk turizm yatırımları, hedef pazarlarda potansiyel kaybetmeye başlamıştır. 2009 yılının ilk 3 aylık verileri; zamanında önlem alınmazsa sektörün uğrayacağı kayıpların, dünya ortalamasının üzerine de çıkabileceğini göstermektedir.

 

Türkiye"de turizm yatırımlarının büyük çoğunluğu;  seksenli yılların anlayışı ile üst gelir guruplarına dönük (OECD  ülkeleri gibi) tatil  alışkanlıklarına göre tasarlanmıştır. Aynı alanda Türkiye"den daha uzun geçmişe ve pazara yakınlık üstünlüğüne sahip, çok güçlü aktörler yer almaktadır. Ege ve Akdeniz"deki Türk yatırımları, küresel ekonomik kriz koşullarında giderek artan fiyat rekabetinin baskısı altındadır.

 

Enerji, su ve haberleşme alanında fiyatların yüksekliği, alkollü içeceklere uygulanan, dünyadaki en yüksek vergi oranları, girdileri yükseltmekte, rekabet şansını azaltmaktadır.

 

Hedef pazardaki sapmalardan kaynaklanan, ortalama satış fiyatlarındaki düşüşler; işletme bazında karlılık  ve nakit akışını olumsuz yönde  etkilemektedir. Nakit sıkışıklığı yüzünden doğan finansman darboğazı, işletmeleri düşük fiyatlı “her şey dahil” modeline zorlamaktadır. Turizm Sektörü son 10 yıllık dönemi, başta hedef pazarı olan AB ve dünya ekonomisindeki gelişmeleri derinlemesine analiz etmeksizin, “her şey dahil” tatil paketleri sunarak geçirmek zorunda kalmıştır. “Her şey dahil ” uygulamasının yaygınlaşmasında, turist profili kadar, terörün ve sektörün alt bileşenlerinin, her yıl azalan geliri paylaşmaktaki tavırlarının da etkili olduğu bir gerçektir.

 

Son dönemde gelişme gösteren yeni pazarlar;  tatil dönemleri, tüketim alışkanlıkları ve harcama kapasiteleri açısından değerlendirildiğinde,  bu ülkelerden gelen ziyaretçilerin, Türkiye"ye giriş yapan yabancıların sayılarını arttırdıkları, ancak ortalama kişi başına elde edilen gelirin ise düştüğü ortaya çıkmaktadır. Yaşadığımız süreçte OECD ülkelerinin yerini, Rusya Federasyonu, Bulgaristan, Gürcistan, Azerbaycan ve İran"dan gelen turistler almaktadır.

 

Yatak yatırımlarının yüzde yetmişi aşan bölümünün yer aldığı kıyı bandında,  doluluk oranları  düşmektedir. Kıyılarda sezon süresi 180 günlük ortalamadan, 120 güne doğru gerilemektedir. 2009 yılında bu sürenin daha da daralacağı beklenmelidir. Bu hızlı gelişmeleri yakından izleyecek, özel nitelik taşıyan ve karar vericilerin yararlanacakları araştırmalara ihtiyaç vardır.

 

Son üç yılda en çok turist gönderen 10 ülke sıralamasında, ilk üç  basamakta yer alan; Almanya, Rusya Federasyonu ve İngiltere"de, yaşadığımız ekonomik krizin, Türkiye programlarına yönelik talebi nasıl etkileyeceğine ilişkin sağlıklı bir değerlendirme de yapılmamıştır.

 

HAVA ULAŞIMINDA KAMU-ÖZEL SEKTÖR REKABETİ

Turistik taşımada en önemli unsur havayolu ulaşımıdır. Türkiye"nin THY (22.238) ve Özel Sektör işletmelerinden (20.000) oluşan filosu;yaklaşık 42.500 koltuk kapasitesine sahiptir. Buna karşın havayolu ile gelen turistlerin yarıdan fazlası yabancı bayraklı taşıyıclar tarafından getirilmektedir.

 

THY iç hat uçuşlarında yeni potansiyel yaratan Özel İşletmelerle yoğun bir rekabet içindedir. Kriz nedeniyle Pazar paylarını kaybeden bazı özel taşıyıcılar, Bangladeş, Sri Lanka, S.Arabistan ve Cezayir"de taşımacılık yapmak zorunda kalmışlardır.

 

Kriz nedeniyle düşen talep ve artan maliyetler, kamu kontrolundaki tekel nitelikli kurumların fiyatları artırması, bu sektörü olumsuz yöndeetkilemektedir.

 

SEKTÖR NASIL BAKIYOR?

 

KÜLTÜR TURİZMİNİN ÖNEMİ GEÇ DE OLSA ANLAŞILIYOR

Sektör yöneticilerinin; son küresel ekonomik kriz nedeniyle ortaya çıkan durumu değerlendirirken, kitle turizmi ile birlikte alternatif ürünlerin  geliştirilmesini de arzu ettikleri  anlaşılmaktadır. Bu anlamda ortaklaşa seslendirilen çözüm önerisi; kültür turizmine ağırlık verilmesidir. Yatırımlarının  yüzde yetmişini “güneş, deniz ve kum” üçlemesine yoğunlaştıran sektörün, son çeyrek yüzyılda hemen hiç yatırım yapılmayan, kültür turizmine yönelmeyi, bunalımdan çıkış yolu olarak görmesi, çelişkili olsa da olumlu bir gelişme sayılmalıdır. Kültür turizmini çözüm olarak gören anlayışı savunanlar; bu türü seçen turist profilinin, tatil turizmini seçenlere oranla daha istikrarlı davrandığına inanmaktadırlar.

 

SEKTÖRÜN SAYIYA DEĞİL BİLGİYE İHTİYACI VAR

TUİK ve KTB tarafından yayınlanan istatistiklerin, turizm sektörünün  bilgi eksikliğini gidermekten uzak olduğu,  yurda giriş yapan yabancı sayıları ile turistik amaçla gelenlerin aynı kategoride değerlendirilmesinin yanlışlığı vurgulanmaktadır. Veri sağlığı konusunda eleştirilen bir başka yöntem ise yurtdışında yaşayan TC vatandaşlarının, giriş ve çıkış istatistiklerinde, turist olarak değerlendirilmesidir. Türkiye"ye gelen turist profilinin yıllar içinde değiştiği, bu nedenle kişibaşı harcama miktarının düştüğü, yaygın bir kanaattir.

 

Sektör liderleri 2009 yıllında, 2008 yılına göre ziyaretçi ülke vatandaşları sıralamasının değişmeyeceğini varsaymaktadırlar. Rus ziyaretçilerin toplam turist sayısı içindeki oranının, önümüzdeki yıllar içinde artacağı beklenmektedir. Ancak elde bulunan 2009 yılına ilişkin ilk 3 aylık veri, bu saptamayı doğrulamamaktadır.

 

SEKTÖR KAMUDAN KURUMSAL İŞBİRLİĞİ İSTİYOR

Sürekli ve sürdürülebilir  nitelikte, Türkiye"ye özgü bir turizm modelinin oluşturulması konusunda, sektör ile kamu yönetimi arasında henüz tam bir düşünce birliğinin oluşmadığı görülmektedir.

 

Sektör liderlerine hakim olan bir başka dikkat çekici görüş; daha önce eleştirilen kitle turizmine  ağırlık veren (her şey dahil) modelin,  küresel ekonomik krizden etkilenen, -özellikle AB kökenli- turist profilini Türkiye"ye çekeceğine ilişkindir. Uygulanan kitle turizmi modelinin, kriz sürecinde zorunlu ekonomik tatil arayışına giren Avrupalı tüketiciler için geçici fırsat oluşturabileceği beklenmektedir.

 

Sektör yetkilileri ile yapılan görüşmelerde, Türkiye"nin yurtdışında yeterince etkin tanıtılmadığına dair fikirbirliği oluştuğu dikkat çekmektedir.

 

Dünya ekonomisindeki gelişmeleri ve siyasal uygulamalardaki keskin değişimlerin, turizm üzerindeki olası etkilerini araştıran, nitelikli bilgi akışını sağlayacak bir araştırma ve iletişim modelinin kurulamayışı, hızlı karar vermek durumunda bulunan sektör yöneticilerini güç durumda bırakmaktadır.


SEKTÖRÜN ÇÖZÜME İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ

Sivil havacılık, konaklama, tur operatörleri ve seyahat acentalarını bir araya getiren, KTB ya da hükümet liderliğinde, planlı çalışmayı mümkün kılan, bir üst yapı örgütlenmesinin gerekli olduğunun altı çizilmiştir.

 

Tanıtma çalışmalarında ağırlıklı olarak reklam faaliyetlerine yer verildiği bilinmektedir. Bunun dışında ortaklaşa seçilecek bir halkla ilişkiler (PR) kuruluşunun, sektör temsilcileri ile birlikte, uzun soluklu grup çalışması yürütümesi arzulanmaktadır.

 

Tanıtım politikalarının etkinliği ve başarısı, verilecek mesajların Türkiye gerçekleri ile örtüşmesi ve doğruluğuna bağlı görülmektedir.

 

Tanıtım planı çerçevesinde internet kullanımının daha aktif olması gerektiği, inandırıcılığı yüksek ve profesyonelce yapılmış web sitelerinin önemi vurgulanmaktadır.


DEĞERLENDİRME VE ÖNERİLER

Kurumlar arası yetki karmaşası; sıklıkla başvurulan idari düzenlemeler, hatta yasa değişiklikleri, yukarıdan aşağı örgütlenmeyi gerçekleştirmek amacıyla önerilen mesleki örgütlenme talepleri, hızlı bilgi akışına dayalı karar mekanizmalarına duyulan gereksinimi karşılamaktan uzaktır. Üstelik bu tür yaklaşımlar; sektörün alt bileşenlerini, sağlıklı işbirliğinden uzaklaştıracak, dar perspektifli bakış açılarını yansıtmaktadırlar.

 

Hızlı değişim, çabuk karar alınmasını gerektirir; Dünya ekonomisindeki gelişmeleri ve sosyo-politik uygulamalardaki keskin değişimlerin, turizme olası etkilerini araştıran, nitelikli bilgi akışını sağlayacak bir iletişim modelinin kurulamayışı, hızlı karar vermek durumunda bulunan sektör yöneticilerini güç durumda bırakmaktadır. Örneğin son üç yılda Türkiye"ye en çok turist gönderen 10 ülke sıralamasında, ilk basamakları paylaşan; Almanya, Rusya Federasyonu ve İngiltere"de, yaşadığımız ekonomik krizin, Türkiye programlarını nasıl etkileyeceğine ilişkin sağlıklı bir değerlendirme yapılmamıştır.

 

AB içinde en güçlü ekseni oluşturan, Almanya ve Fransa; aynı zamanda Türkiye"ye en çok turist gönderen ülkeler arasında 1 ve 7. sırada yer almaktadırlar. Bu iki ülke son üç yıl içinde köklü sosyo-ekonomik değişikliklere giderek, geçmişte uyguladıkları “sosyal devlet” ten, Anglo-Sakson modeli olarak nitelenen, “refah devleti” ne geçiş yapmışlardır.

 

Özellikle B.Almanya"nın 2.Dünya Savaşı"nın ardından elde ettiği ekonomik büyümenin, uzun bir aradan sonra, birleşmeyle durgunluk dönemine girdiği, saptanan değerlendirmeler sırasında dikkate alınmamıştır. Akdeniz Bölgesinde pazarda fiyatların ve tatil türünün belirlenmesinde en etkili ülke olan Almanya"da baş gösteren gerilemenin, aralarında Türkiye"nin de bulunduğu tatil hizmeti sunan, Doğu Akdeniz"deki üreticiler üzerindeki olumsuz yansımaları, henüz yeterince değerlendirilmemektedir.

 

Krizin etkilerinin ortalama 5 yıl sonra giderilmeye başlanacağı öne sürülen Almanya başta, AB ülkelerinin tümünde; tatil paketi satışlarının düşmesi, ucuz ve “son dakika ” programlarını bekleyen tüketicilerin sayılarındaki artış, 2009 yılında ciroların bir önceki yıla oranla kayda değer ölçülerde azalacağını göstermektedir.

 

Almanya-Fransa ikilisinin uygulamaya başladıkları “refah devleti” modeli, çalışanların geçmişte bu ülkelerde sağladıkları önemli bazı hakların geri alınmasına yol açmaktadır. Başta tatil ve sağlık alanlarında getirilen kısıntılar, savaştan sonra en yüksek oranlara tırmanan işsizlik, düşük gelir guruplarına yönelik programlara ağırlık veren Türkiye açısından daha az turist anlamına gelecektir.

 

Benzer olumsuzluk; 2. ve 3. sıralarda yer alan İngiliz ve Rus pazarları için de söz konusudur. Bankacılık krizi nedeniyle ekonomisinin çöküntüye girdiği ifade edilen İngiltere ile ekonomik dengeleri doğal gaz, petrol ve madencilik gibi sanayide kullanılan yer altı kaynaklarına dayalı Rusya"nın, azalan küresel sanayi üretimi ve düşük talep nedeniyle ciddi gelir kaybına uğrayacakları açıkça görülmektedir. Bu gelişmenin doğal sonucu olarak, Türkiye"de düşük bütçeli tatil satın alan bu iki ülkeden, daha az turist beklenmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır.

 

Son üç yılda Alman kökenli tur operatörlerinin sayılarının azalması, Rus pazarında birbiri ardına başlayan iflaslar, önümüzdeki döneme ilişkin iyimserliğin gerçekçi olmayacağını işaret etmektedir.


ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Uluslararası ekonomik kriz öncesine kısaca göz atıldığında, turizm sektörünün durumunun pek içaçıcı olmadığı, kolayca anlaşılmaktadır. Bu anlamda; kriz tartışmalarının sektörün çıkış yolları aramasına ilişkin arayışları gündeme getirerek, son günlerin moda deyimiyle; fırsat yarattığı söylenebilir.

İlk yaklaşım, yeni yatırımlar ve uzun vadeli, bekleme gerektiren öneriler yerine, mevcut varlıkların en verimli biçimde değerlendirilmesine katkıda bulunacak bir modelin ele alınması olmalıdır.

Turizm sektörü kıyı bandında yoğunlaşan tatil ağırlıklı aktiflerini, akılcı bir planlamayla karlı ve kendisini yeniden üretecek konuma getirebilir.

Sonuçta bir hizmet sektörü olan turizm; ülkenin turistik amaçla pazarlanabilir sağlık, eğitim, spor, kültür, sanayi vb her türlü hizmet üretimini, özellikle yurtdışına sunacak verimli bir ekonomik etkinlik olarak değerlendirilmelidir.


İDARE (AUTHORITY) MODELİ

Sektörde alt bileşenleri oluşturan paydaşlar ile kamu ve yerel yönetimler, meslek kuruluşları ve özellikle yöre halkının temsilcilerinden oluşan, yerinde karar alacak, sorumlu ve yetkili bir (idare) modelin hayata geçirilmesi, kriz sürecinde önem kazanmaktadır.

 

Yeni kadro ve yapılanma bütçesine ihtiyaç duyulmayan bu modelde ilk yapılacak iş; merkezde ve turizmle doğrudan ilişkisi bulunmayan kamu kuruluşları arasında dağıtılmış yetkilerin, belirli bir disiplin çerçevesinde, oluşturulacak “idare” eliyle kullanılmasıdır.

Her yönetim çevresinde –tercihan il bazında- kurulacak “idare” ler; örneğin Muğla İli Kıyı İdaresi (ya da Yönetimi), sınırları tanımlanmış bir coğrafyada, kıyılarla ilgili düzenleyici kararların alındığı, denetim, belgelendirme ve uygulamadan doğan şikayetlerin değerlendirildiği bir yönetim modeli olarak tasarlanmalıdır.

Aynı model; tanıtım, taşıma, çevre etkileri, mesleki eğitim gibi burada sayılmasına gerek olmayan alanlarda da kolaylıkla uygulanabilir.

Örneğin, AB Ekonomi Komiserliği tarafından yaptırılan, küresel ekonomik krizin topluluk üyesi ülkelerde turizme etkilerini belirlemeyi hedefleyen  araştırmasında ortaya çıkan bulgular, yukarıdaki “idare” örgütlenmesiyle, mevcut yönetim modeline oranla çok hızlı biçimde değerlendirilebilir.

Araştırmaya göre, AB tatil tüketicilerinin yaklaşık yarısının “son dakika” satışlarını beklediği bir ortamda, Türkiye" nin yurtdışı reklam kampanyalarının, seçilecek pazarlarda bu eğilimi dikkate alacak biçimde, hızla tasarlanması, idare modeliyle daha kolay gerçekleştirilebilir.


ALTERNATİF ÜRÜNLER

İstanbul; tek başına önemli bir turizm ürünü olarak ele alınmalıdır. Bu kentin seksenli yılların ortalarında gerçekleşmeye başlayan, tatil turizmine dönük yatırımların artışıyla,  bir süre için Antalya ve Muğla karşısında yenik düştüğü bir gerçektir.

 

Tatil turizminde bilinen nedenlerle süren gerileme ve son ekonomik kriz, turizmcilerin bu kenti yeniden keşfetmelerine yol açmaktadır.

Merkezde aşırı pahalılaşan arazi fiyatları nedeniyle, varoşlarda yükselmeye başlayan otel inşaatları, hızlı talep artışını karşılamak amacıyla, kentte gelişmeye başlayan yeni bir turistik ürün anlayışını temsil ediyorlar.

İstanbul yeni bir Beyrut olma arzusu ile çarpıcı inşaatların yükseldiği Dubai ikilemi arasında kalan bir kent görünümü veriyor.

AVM yatırımcıları İstanbul"u belki de farkında olmadan, bölgede yeni bir uluslararası alışveriş merkezi konumuna getirecek girişimleri başlattılar. Aslında bu gelişme yeni ve salt bu döneme özgü değil. Son yıllarda Laleli piyasası olarak adlandırılan alışveriş etkinlikleri bu aşamada AVM biçimine dönüştü. Geçtiğimiz yüzyılın başlarından bu yana, İstanbul"a yönelik bir ticari etkinlik söz konusu.

İmparatorluğun tasfiyesi öncesinde, günlük ticaret açısından liman kenti olan İstanbul"un, Balkanlar, Ortadoğu ve Karadeniz"in kuzeyinde yaşayanlar için ticari çekim merkezi olduğu, unutulmamalı.

İthalat ve ihracatın basitleştirilmiş vergilerle yapıldığı, 20.yüzyıl başlarına kadar süren dönemde İstanbul"un büyük bir ticaret merkezi olma özelliği, ondokuzuncu yüzyılın ilk çeyreğine kadar  (II.Mahmut dönemi) uzanıyor. Kızılordu"nun önünden kaçan Rus soylularının sığındıkları kent, bölgede yoğun savaşların yaşandığı dönemlerde bile siyasal güvenlik kadar, ekonomik alışverişin yapıldığı bir ortamı da sağlıyordu.

Mevcut bu potansiyelden yararlanarak, özel bir İstanbul paketi hazırlanabilir. Kamu yönetimince fazlasıyla bel bağlandığı izlenimi veren, İstanbul"un 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti olması, yeni etkinlik türleri yaratılamazsa, bu kente önemsenecek ölçülerde turizm geliri sağlayamayacaktır.

İstanbul"un yetmişli yıllarında otantik çevrenin merkezi  Kapalıçarşı"da başlatılan, organize turlara dönük, geleneksel ürünlere dayalı alışveriş hareketi, mutlaka üzerinde durulması gereken nedenlerle sona ermiştir. Ancak bu gelişmeye karşın İstanbul"un bir alışveriş geleneğinden söz edilebilir.

İstanbul"a ortalama 2 saatlik uçuş uzaklığında bulunan ve ekonomik değişim yaşayan, çevre ülkelerin başkentleri, bu operasyonun hedef pazarını oluşturabilir.

Hedef pazarlar; aynı zamanda siyasal ve ekonomik açıdan kısıtlamaların asgari ölçülerde uygulandığı ve yerel pazarlama enstrümanlarının kullanımına kolaylık sağlayacak ülkelerden seçilmelidir.

Örnek; Atina (563 km) , Sofya (507 km) , Bükreş (446 km) , Şam (1060 km), Amman (1178 km), Bağdat (1611 km) ve yukarıda değindiğimiz uzaklık sınırını biraz aşan Tahran (2041 km) ve Bakü (1760 km), İstanbul Ekspress için hedef sayılabilir.

Yukarıda sayılan kentlerden bir ya da birden fazlası, operasyon başlangıcı için model oluşturmak amacıyla  seçilerek, THY ve projeye katılmak isteyecek özel havayolu şirketleriyle birlikte paket oluşturulabilir.

Örnek seçilen ülkeler arasında, AB üyesi ve komuta kontrol ekonomisinden aşamalı olarak, serbest piyasa koşullarını uygulamaya başlayanlar bulunmaktadır. (Örnek Suriye ve Romanya veya Bulgaristan)

İstanbul sadece coğrafyası ile değil, neolitik çağdan başlayarak günümüze uzanan, aynı düzlem üzerindeki, arkeolojik ve tarihsel varlıklarıyla da “eşsiz” bir kenttir. İstanbul imar rantının çekiciliğine kurban verilmemelidir.

Havacılık"ta yeni önlemlere ihtiyaç var. Seçilecek projeler için THY özel taşıyıcılarla rekabete girmeksizin kriz döneminde tamamlayıcı  işbirliği yapmalıdır. Bu anlamda yurt dışı charter uçuşlarında fiyat rekabeti yerine, özel sektörün karşılayamadığı talepler için iş ortaklıkları düşünülmelidir. Son ekonomik krizde bireysel tüketici taleplerinin artışı dikkate alınarak, tarifeli uçuşlarda, operatörler için uygun fiyatlı IT programları hazırlanmalıdır.

Deniz turizminde inisiyatif alınmalıdır. Türkiye yatçılık alanında, dünyanın bilinen en elverişli kıyılarına sahiptir. Özellikle Güney Ege"deki kıyılarının, tarihsel ve doğal sit karakterli varlıklarla dolu oluşu, yatçılık konusunda Türkiye"yi rakipsiz kılmaktadır.

Ancak yetki karmaşası yüzünden, çevresel etki denetimleri yeterli ölçülerde değildir. Yapılaşmada düzenli kullanım ve koruma politikasının bulunmayışı, yerli ve yabancı bayraklı teknelerin Türkiye kıyılardaki seyirlerinden, hak edilen payın alınmasını engellemektedir.

Yat turizmi rotasında bulunan kıyı bandında, çevre etkileri gözönüne alınarak düzenlenecek yat yanaşma ve bağlama yerleri ile marinaların, bölgesel kıyı yönetimleri altında düzenlenmeleri, demir atılacak bölgelerin belirlenerek denetlenmesi ve hangi nedenle olursa olsun yapılaşmanın engellenmesi, şarttır.

Kruvaziyer turizmi üst gelir grubuna yöneliktir ve bu nedenle yüksek oranda getiri sağlamaktadır. Ancak limanları ziyaret eden gemi sayılarındaki artış ve rekabet, turist profilini değişime uğratmaktadır. Geleneksel olarak ziyaret edilen limanların başında yer alan Kuşadası Limanı"nın aynı zamanda gemi işletmeciliği de yapan bir şirkete tekel olarak tahsisi, bu kuruluşun rakipleri karşısında bir tür rekabet üstünlüğü sağlamasına yol açmaktadır.

Yükselen değer: Sağlık turizmi. Türkiye genelinde sayılarının 308 olduğu öne sürülen, özel hastanelerinin % 44" ü İstanbul"da bulunmaktadır. Ortalama yatırımları kuruluş başına 10 milyon doları bulan özel sağlık kuruluşlarının son yıllarda büyük kapasiteye yönelmeleriyle, bu rakamın 40 milyon dolara çıktığı kaydedilmektedir.

Özel hastaneler içerisinde ilk üç kuruluşun yıllık kapasiteleri 2 milyon kişiye ulaşmaktadır.

Önümüzdeki iki yılda ülke düzeyinde yatırımları süren 50 yeni hastanenin açılması halinde, İstanbul"da 20 yeni hastanenin daha hizmete gireceği varsayılmaktadır. Ortalama 3 milyar doları aşan bir varlıkla, İstanbul dünyanın sayılı sağlık merkezlerinden birisi haline gelebilir.

Sağlık kurumlarının mevcut potansiyeli değerlendirmek amacıyla, bir takım etkinlikler düzenledikleri gözlenmektedir. Yeni başlatılan bu girişimlerin arzu edilen verimliliği sağlaması için yeni ve profesyonel yöntemlerin uygulanması gereklidir.

Tanıtım projelerinde sağlık hizmetlerine yer verilmesi, bu kapasitenin verimli değerlendirilmesine katkıda bulunacaktır.

AVM"lerin değerlendirilmesi: Alış Veriş Merkezleri, çekim alanı olmalarının yanında, turistik bir çok kente turist gelişini arttıracak, çok önemli fonksiyonları  turizm aracılığıyla üstlenebilirler.

2007 yılı sonu itibariyle Türkiye"deki AVM"lerin sayıları 179" dur.

 

Sadece İstanbul"daki AVM sayısı operasyonda bulunan 46, inşaat aşamasında 43 ve proje aşamasında olan 52 ile birlikte, 141"e ulaşacaktır.

 

Ekonomik dalgalanmalar nedeniyle, proje aşamasında bulunanların durdurulması halinde bile İstanbul 89 AVM"ne sahip olacaktır.

Ekonomik kriz döneminde bu gücün gelir getirecek biçimde yurtdışında pazarlanması mümkün görülmektedir.

Spor Etkinlikleri: Olimpiyatlar, çok uluslu sportif karşılaşmalar (futbol şampiyonaları), geniş katılımlı uluslararası fuarlar, özel amaçlı haftalar, yüksek sayıda ziyaretçilerin  yanısıra, tanıtım imkanı da sağlayan etkinlikler olarak değerlendirilmelidir.

İç Turizm Desteklenmelidir: Kriz döneminde iç turizmi hareketlendirmek için, konaklama sektöründe yabancılara uygulanan özel fiyatlara benzer şekilde iç pazara dönük yerli turistlere de ayarlamaların yapılabileceği söylenmektedir.

Her ekonomik etkinlik gibi, turizmin de en önemli desteğinin iç pazarda yaratılacak talepten kaynaklandığı, son kriz döneminde iyice anlaşılmıştır.

Kriz döneminde, çalışanların iç turizm talebinin canlandırılmasında önemli bir potansiyel oluşturacakları unutulmamalıdır. Bu bağlamda sendikaların da katılacağı bir sosyal turizm modeli kısa sürede hayata geçirilebilir.

Kültür ve Turizm Bakanlığının bu kapsamda açıkladığı, “tatil herkesin hakkıdır” kampanyası olumlu bir başlangıç olarak değerlendirilmelidir.

 

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.