• BIST 88.735
  • Altın 229,442
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 22 °C

Turizm ve turizmcinin durumu

Turizm ve turizmcinin durumu
Turist sayısı maşallah iyi görünüyor. Görüntü böyle de kazın ayağı pek öyle değil. İhracatçı ve turizmcinin ortak dertleri istikrarsız seyreden kur hareketleri.

İSTANBUL- Son günlerde ısrarla ihracatın zorda olduğundan bahsediliyor. Gerekçe olarak da Türk Lirası'nın güçlü olması ve kurlardaki istikrarsızlık gösteriliyor.
Tabii küresel krizin bir sonucu olan talep yetersizliği, üzerlerindeki ağır sosyal yükler ve birçok sektörün finans sıkıntısı çekiyor olmaları ve bazı ülkelerin ekonomik iflasın eşiğine gelmeleri de cabası.
İhracatçıların lobisi güçlü.
Gün yok ki, bu güçlerini yazılı ve görsel basında göstermesinler.
Hemen her ihracatçı sektörden tepki var.
Var ama ne yapsalar, ne etseler, ne söyleseler sonuç değişmiyor, ihracat düşüyor.
Daha önce gönderdikleri mallarının bedeli gelmiş ama kurlar düşük olduğundan "Zarar ederiz" korkusuyla bozduramıyorlar.
Kurlar düşük gerekçesiyle gelen taleplere fiyat da veremiyorlar.
İşyerleri ya zorunlu tatile gidiyor ya da kapanıyorlar.

İhracat ve ihracatçı bu durumda da ya turizm ve turizmci?
Turizm sezonunun göbeğindeyiz.
Turist sayısı maşallah iyi görünüyor.
Otellerimiz dolu.
Diyeceksiniz ki "Daha ne, bundan iyisi Şam'da kayısı."
Acaba öyle mi?
Görüntü böyle de kazın ayağı pek öyle değil. İhracatçı ve turizmcinin ortak dertleri istikrarsız seyreden kur hareketleri.
Bu sektörde de ihracatçıların şikâyetlerine benzer şikâyetler var.
Üstelik, daha da beter.
Turizm sektöründe satışlar bir yıl öncesinden sezonluk bağlanıyor.
Fiyatlar, o zamanki kurlara ve o zamanki alım fiyatlarına göre yapılıyor.
Elbette, ileriye dönük emniyet payları da bu hesapta yer alıyor.
Gelin görün ki, "her şey dahil' türündeki satış "fiyat endeksli bir rekabet' şekline dayalı.
Turist sayısı yüzde 10 artarken fiyatlar yüzde 3 düşüyor.
Daha çok turist çekebilmek için fiyata dayalı rekabeti kıyasıya bir kavgaya dönüşünce fiyat indikçe iniyor.
Yetmiyor, daha çok hizmet çabasıyla hizmette de sınır kalkınca,
turiste dönük daha çok aktivite ve daha zengin yeme içme fiilinin önünü açılıyor, böylece omuzlarındaki yük daha da ağırlaşıyor.
Ne diyeyim, rekabet fiyata endeksli olunca böyle oluyor!

Hele hele, maliyetleri ve fiyatları, işçilik ücretleri, yeme içme masrafları, özellikle et ve et mamulleri gibi girdiler bir yıl öncesine göre yüzde 45 oranında artmış, euro yüzde 11 oranında düşmüşse..
Ve dahi satışlarının yüzde 60-65'i euro para birimi ile yapılmışsa..
Dahası, bir yıl öncesinde verdikleri fiyatlara zam yapma imkânları yoksa zamlanamayacak bu fiyatlarla ve düşen kurlarla ve her geçen gün artan maliyetlerle işi sezon sonuna götürmek mecburiyetleri de varsa, turizmcinin durumu, ihracatçının durumundan katbekat vahim olmalıdır.
Geçen yıl 27 milyon turist gelmesiyle övünen Turizm Bakanı ve bakanlık yetkilileri, o 27 milyon turistin kişi başı 533 dolar gibi düşük harcama yaptıklarından hiç bahsetmiyorlar. O işletmelerin kâr ve zararlarını merak etmiyorlar.
Üstelik, "Geçen yılın rekorunu kıracağız, bu yıl 30–32 milyon turist bekliyoruz" demekten geri kalmıyorlar.
Bir tarafta, rüyalarında dahi göremeyecekleri klastaki 5 yıldızlı otellerde, akıllarının alamayacağı "her şey dahil' fiyatlamasıyla tatil yapan züğürt turistler, diğer tarafta bu züğürtleri ağırlamak için günün her dakikasında türlü, çeşitli projeler üreten ve sonunda zarar eden turizmcilerimiz.
Tuhaf bir ticaret!

Gerçekten tuhaf bir ticaret!
Varlıkları ve gelecekleri, belirsiz kur politikaları ile belirlenmesine, sezonluk fiyat ve her şey dahil paketi ile elleri kolları bağlanmasına, devletin her geçen gün omuzlarına farklı yükler yüklemesine, ortalama 533 dolarlık kişi başı harcama ile büyük olasılıkla zarar etmelerine, iflas eden çok sayıda tur operatörü ve seyahat acentesinin hem kendilerine ve hem de otellere yaşattıkları acınası durumlara,
veeee…, elektrik borcu nedeniyle o tesisin içinde misafirleri varken elektriği kesilmesine rağmen, yatırımların hızla devam ettiği bir sektör..
5 yıldızlı otellerin kesmediği, 7 yıldızlara doğru yol alındığı çılgın bir yatırım ortamına devam edildiği, her geçen gün yeni turizm bölgelerimizin kullanıma açıldığı bir deli sektör bu.
"Her şey dahil' ile ne kadar gidebilirler?
"Her şey dahil' fiyatlamasının zengin, para harcayan turistleri kaçırdığını ne zaman fark edebilirler?,
Yeni turizme açılacak bakir bölgelerde, zengin, para harcayan turistleri çekebilmek için tarihi değerlerin ortaya çıkarılması gerekliliğini, dünyaca ünlü şeflerin yönettiği lüks restoranlar, eğlence merkezleri, şov ve konser salonları, sınırlı imkânlı cazinolar kiliseler, lüks markalar satan alışveriş merkezleri türünde yapılanmayı teşvik eden bir devlet yaklaşımını hükümete nasıl anlatabilirler?
Sektör ve sektörle ilgili tüm kişi ve kurumlar tüm bu sorulara acilen cevap bulmalı ve gereğini yapmalıdırlar.
Aksi takdirde, ne yapsalar, ne etseler, hatta ağızlarıyla kuş tutsalar, "her şey dahil' sistemi geçmişte her ne kadar turizm sektörümüzü ayağa kaldıran bir fiyatlama sistemi olsa da bu tür "fiyata dayalı rekabet' anlayışı ile devamlı fiyat indirerek sonuna kadar gidemezler.
Turizm sektöründe bu manada "köklü bir değişim şart'

Şevket Sürek-Referans

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.