• BIST 88.735
  • Altın 229,592
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 23 °C

Turizm parasalda kötü

Turizm parasalda kötü
Mayıs ayının kötü geçmesinin ardından haziran ayında toparlanan turist sayısı kayıp oranını da hayli küçülttü ve kayıp oranı yüzde 0.90 olarak belirlendi.
Şevket Sürek

Bacasız sanayi turizm sektöründe küresel krize rağmen şimdilik gelen turist sayısında korkulan olmadı ve sektör sayısal anlamda pek kayba uğramadı. Mayıs ayının kötü geçmesinin ardından haziran ayında toparlanan turist sayısı kayıp oranını da hayli küçülttü ve kayıp oranı yüzde 0.90 olarak belirlendi.
Ocak-haziran dönemi gelen turist sayısı Turizm Bakanlığı tarafından 10 milyon 591 bin kişi olarak açıklandı. Açıklamaya göre gelen turistlerin 1 milyon 682 bini Alman, Rusya Federasyonu'ndan gelen turist sayısı ise 1 milyon 82 bin kişi oldu.
Gelin görün ki bu dağılımda bir yanlışlık olmalı.
Akdeniz coğrafyasında otelleri dolaşırsanız gerçeğin öyle olmadığını kolayca görebilirsiniz. Tüm otellerin neredeyse yüzde 80'inin Rusya Federasyonu turistleriyle dolu olduğunu gördüğünüzde, "Bu nasıl istatistiki veri" demekten kendinizi alamayacaksınız.
Sorunun cevabı hem çok basit ve hem de hayli "cinlik" içeren bir durumdadır.
Dünya Turizm Örgütü liginde ilk 10 içerisinde olabilmek için Turizm Bakanlığı ve dahi TÜİK turist sayılarını hesap eder ve açıklarken yurtdışında işçi olarak çalışan veya okuyan, yurda tatil veya köyünü, akrabalarını ziyaret etmek için gelen vatandaşlarımızı da turist olarak kayda geçiriyorlar ve öyle açıklıyorlar.
Hal böyle olunca ülkelere göre turist sayılarında şişirmeler olur, ülkesel sapmalar yaşanırken kim turisttir, kim transit yolcudur, kim işadamıdır, kim talebedir, kim işçidir, kim TC vatandaşıdır birbirine karışmakta.
Temmuz ayı turist sayıları açıklandığında bir başka sapma daha yaşanacak.
Dövizle askerlik için dünyanın birçok ülkesinden Türkiye'ye gelen yaklaşık 7 bin kişi de turist olarak algılanacak ve kayıtlara öyle geçecek.
Turizm Bakanlığı ve TÜİK ülkeye ayak basan herkesi (transit geçen yolcu dahil) turist gibi algılar da istatistiklere böyle koyarlarsa kimse turist sayısı hesabının içinden çıkamaz.
Kaldı ki Turizm Bakanlığı 6 aylık turist sayısını 10.591 milyon kişi verirken TÜİK'in aynı dönem turist sayısı 11.4 milyon kişidir. Görüldüğü gibi devletin konu ile ilgili 2 önemli kurumu dahi aynı konuda benzer veriler veremiyorlar.
Daha önceki yazılarımda aynı sektördeki farklı kurumlardan elde ettiğim istatistiki verilerde hem sayısal ve hem de bölgesel anlamda veri kirliliği yaşandığını ve her kurumun aynı konuda verdiği istatistiklerin farklı bilgiler içerdiğini yazmıştım. Bu kirlilik devam ediyor ben de herkes gibi turizm sektörünü okumakta ve yorumlamakta zorlanıyorum.
Bölgedeki hareketliliğe bakılırsa temmuz ayı da sayısal anlamda iyi sonuçlar verecek.
Temmuz ayının sürprizi sanırım Kazakistanlı turistlerin artışlarıyla gündeme gelecek.
Azerbaycanlı turistlerin ülkemizi keşfetmelerinden sonra bölgede Kazak turistler de sayısal anlamda dikkat çekmeye başladılar ve sanırım temmuz ayı istatistiklerinde yer alacaklar.
Kısaca, küresel krize rağmen turizm sektörü sayısal anlamda pek kayba uğramış değil.
Gelgelelim, turizm hareketlerimiz "bereket" anlamında farklı sonuçlar veriyor.
İş gelip, "getiri" konusuna dayandığında sonuçların sayısaldaki gibi tatminkâr olmadığını görüyoruz.
Geceleme sayıları 10-15 günden 7 güne düşmüş. "Her şey dahil" anlamında ipin ucu kaçmış "Ultra her şey dahil", "24 saat ultra her şey dahil", "De luxe her şey dahil" gibi abuk paketler icat edilmiş ve tabii fiyatlar daha da düşürülmüş.
Düşen fiyatlar sayısal anlamda kayba uğramayan sektörde kişi başı harcamayı da düşürüyor tabii.
Dahası, birçok otel 0-12 yaş grubu çocuklardan para almıyor ama bu çocuklar gelen turist sayıları içersinde yer alıyor. Turist sayıları anlamında katkıları olan ama parasal katkıları olmayan o kategori çocuklar kişi başı harcama hesabına girince, harcamalar daha da düşüyor.
Kısaca, milyonlarca dolarla yapılmış 5 yıldızlı tesislerdeki fiyatlar "Her şey dahil"in etkisiyle 2 yıldız otel fiyatlarında belirlenince bu sektöre yazık oluyor.
Bölgede işi bilenlerle konuştuğumda, bu yıl kişi başı harcamanın 600 dolara kadar gerileyeceğini hatta altına düşebileceğini söylüyorlar. TÜİK açıklamasına göre ilk 6 aylık turizm gelirleri yüzde 10.1 azalarak 6.7 milyar dolarda kalmış. Geliri sabit tutar da turist sayısını Turizm Bakanlığı verisi olan 10.591 milyon kişiye göre hesaplarsak kişi başı gelir de 633 dolar olur. Hayır TÜİK verisi olan 11.4 milyon kişiyi dikkate alırsak kişi başı gelir bu kez 588 dolara düşer ki, her iki rakam da işi bilenlerin tahminlerinde uzak rakamlar değildir.
Ticari bir amacı olan sektör gelen turist sayısına değil, geceleme sayısına, bıraktığı dövize ve bilançolardaki "gelir" ve elbette "kâr" hanesine bakmalıdır. Öyle ya, "her şey dahil"e her geçen gün "yeni her şeyler" katarak gidilir, fiyatlar daha da inerse ve bunlara bir de düşük kurların vurduğu darbe ilave edilirse turizm sektörü artık bilançolarında "kâr" göremeyecek ve giderek o yükü kaldıramaz hale gelecektir.
Siyasi otorite, Turizm Bakanlığı, tur operatörleri, seyahat acenteleri, otelciler, sektörel sivil toplum örgütleri tez elden bir milli turizm politikası oluşturamazlar, bu uğurda topyekün hareket edemezler de her kafadan bir ses çıkar, orkestrasyon bozulur ve sektörde kakafoni yaratılırsa sektörün geleceği vahimdir, vahim.
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.