• BIST 90.263
  • Altın 222,494
  • Dolar 5,9638
  • Euro 6,7561
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 26 °C

Tevazu abidesi: Mimar Sinan

Tevazu abidesi: Mimar Sinan
Bir asra yakın ömrü nedeniyle, sonraki kuşaklar tarafından "Koca Sinan" olarak anılan usta, bir tevazu abidesi olarak tarihe derin fırçalar atan Mimar Sinan

İSTANBUL- Bir asra yakın ömrü nedeniyle, sonraki kuşaklar tarafından "Koca Sinan" olarak anılan usta, bir tevazu abidesi olarak tarihe derin fırçalar atarken, bugün bile hayretle karşıladığımız en ince detayları gözler önüne serer.





Süleymaniye'deki kandil odası Sinan'ın inanılmaz dehasının ve ince ruhunun bir göstergesidir. Kandillerden çıkan is, bu odadaki üç toprak boruda birikmekte ve borulardan toplanarak mürekkep olarak kullanılmaktadır*.



Sinan, caminin akustiğini hesaplamak için de zar atmamıştır. Süleymaniye Cami içinde muhteşem bir şekilde yankılanan ses, giderek eriyip yok olmaktadır. Büyük mimar akustiği güçlendirmek için kubbeye 64 küp yerleştirmiş ve sütunları sesin dolaşımını engellemeyecek biçimde oturtmuştur*.



Süleymaniye Cami'nde yapılan araştırmalardan biri, hayret verici bilgiler sunmaktadır. Buna göre akustik enerjisinin soğutma işleminde kullanılması mümkündür. Verimi düşük olan bu enerjinin diğer enerji türleriyle desteklenerek gücünün yükseltilebileceği düşünülmektedir. Eğer bu söz konusu olursa, insan sesiyle soğutma yapılabilmesi mümkün olacaktır*.



Caminin ibadete açılması için Mimar Sinan'ı görevlendiren Muhteşem Süleyman, Süleymaniye'nin haziresinde, çevresi revaklarla çevrili 28 sütunla donatılmış türbede yatmaktadır. II. Süleyman ve II. Ahmet'in mezarları da bu hazirededir. Kanuni'nin türbesinin hemen yanı başında kızı Mihrimah yatmaktadır. Türbede bulunan iki diğer hanım sultan ise, Dilaşuk ve Asiye'dir.



Sinan, Süleymaniye'yi bitirdiği zaman ortasında kurulup nargile fokurdatır.
Bunu öğrenen Kanuni, derhal camiye baskın verir. Mimarı gerçekten de nargile içerken yakalayınca dehşete kapılır.*
"Ağa bu yaptığın nedir, hiç senin gibi ulu bir mimara yakışıyor mu?" diye bağırır*.
Sinan, istifini bozmadan nargile çubuğunu kenara bırakarak,
Kanuni'ye meselenin iç yüzünü anlatır:
"Haşa hünkarım. Allah'ın evinde nargile içecek kadar din, iman yoksunu değiliz elhamdülillah. Burada bulunmamızın sebebi, onu fokurdatmak suretiyle caminin ses düzenini kontrol etmektir. Dikkat buyurursanız, nargilede tömbeki bile yoktur."





Mimar Sinan, hayatını bilime adayan çağının ötesinde bir insandır.
Elleriyle yarattığı mucizeler, yaptığı tüm eserlerde görülmektedir. Yakın zamanda, ustalık eseri olarak tanımladığı Edirne'deki Selimiye Camisi'nin duvarları arasında bir şişe bulunur. Sinan bu şişeye sakladığı kağıda caminin deprem ve zaman aşımı gibi etkenlerden nasıl korunabileceğini not etmiştir. Bu durum, onun günümüzde bile çözüm üretebilen bir bilim adamı olmasının yanında, gelecek kuşakları bile hesaplayan sorumluluk duygusunu göstermektedir.



Sinan'ın tarihe damga vuran bir başka anekdotu da yine Selimiye'yle ilgilidir.
Caminin son rötuşlarıyla uğraşırken, çevresini kuşatan çocuklar yanına gelip ona bir minarenin eğri olduğunu söyleyeceklerdir. En ufak detaylarda bile kusursuzluğu ortaya koyan Sinan, böyle bir şeyin mümkün olmadığını bilmektedir. Buna rağmen çocuklara gülümser. Söz konusu minareye ip bağlanacak ve "sözüm ona" hata düzeltilecektir. İşçiler halatı çocuklar ikna oluncaya kadar çekerler. Sinan böylece sonraki kuşaklara yanlış bir bilginin aktarılmasını önler. Bu tutum onun ne denli alçakgönüllü olduğunu da göstermektedir*.



Mütevazılığın en büyük göstergelerinden biri de onun Süleymaniye'deki küçük ve sade türbesidir.*
1558 yılında İstanbul'da, Süleymaniye Semti'nde, eserinin gölgesinde yaşama veda eden Koca Sinan'ın namazı da "Kalfalık eserim" dediği Süleymaniye'de kılınıp cenazesi, kendi elleriyle caminin Haliç duvarına bitişik olarak yaptığı türbeye konacaktır.
Türbesinin önündeki levhaya, yakın dostu Nakkaş Sai tarafından yazılanlar, onun izlerinin kısa ama derin bir özetidir:

"Yattığı yeri huda kılsın anın bağı cihan
Geçti bu demde cihandan pir-i mimaran Sinan"


İstanbul'un kişiliğini kaybeden siluetine bakarak, Süleymaniye'nin her geçen gün daha özgün bir hal aldığını söyleyebiliriz.
Kentin yakasında paha biçilemeyecek kadar değerli ve zarif bir broş gibi duran Süleymaniye'nin uzun zamandır tadilatta olduğunu belirterek, sadece bir bölümünün ibadete açık olduğunu ekleyelim.*
Uzmanlar bakım çalışmalarının bir süre daha süreceğini söylüyorlar. İyimser bir tahminle onarım çalışmalarının toplamı dört yılı bulacak.*

Peki, Sinan camiyi kaç yılda yoktan var etmişti?*

-Erk Acarer - İstanbul. Tarih, Mekan ve Sırlar - İnkilap Kitapevi Yayınları.

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.