• BIST 103.291
  • Altın 163,155
  • Dolar 3,9618
  • Euro 4,6494
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 4 °C

Tarihte İstanbul projeleri

Tarihte İstanbul projeleri
İstanbul için çesitli projelerin geliştirilmeye çalisildigi bu günlerde, tarihin tozlu sayfalarında kalan çok sayıda projenin varlığı ortaya çikarildi.

İSTANBUL- 2010 Yılı Avrupa Kültür Başkenti olarak ilan edilen İstanbul için çesitli projelerin geliştirilmeye çalisildigi bu günlerde, tarihin tozlu sayfalarında kalan çok sayıda projenin varlığı ortaya çikarildi.
Rönesans döneminin önemli isimlerinden Leonardo da Vinci ve Michelangelo; Alman Helmuth Von Moltke, Fransız Mühendis Arnodin ve meşhur Fransız Mimar Joseph Antoine Bouvard'ın İstanbul için yüzyıllar geliştirdiği köprü, demiryolu projeleriyle hazırladıkları sokakları düzenleyen plan ve nazım planlar tarihin tozlu sayfalarında kaldı.
Eminönü Belediyesi'nin Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı Prof. Dr. İlber Ortaylı, Vahdettin Engin ve Erhan Afyoncu'ya hazırlattığı “Payitaht-ı Zemin Eminönü: Bir Dünya Başkenti” adlı kitaptan derlenen bilgilere göre Fatih Sultan Mehmed zamanında birçok sanatçının Osmanlı Devleti'nde faaliyet göstermesi, oğlu II. Bayezid'ın da Batı'yla ilgilenmesinden dolayı bazı Avrupalı sanatkarlar, araştırmalarına maddi destek sağlamak üzere sultanla temas kurmaya çalisti.
Bunlardan ilki Rönesans döneminin en önemli isimlerinden Ressam ve Bilimadamı Leonardo da Vinci oldu.
Tarihçi Semavi Eyice, Leonardo da Vinci'nin Osmanlı Devleti'nde görev almak istediğine dair ilginç bir makale yazmıştı.
Buna göre İstanbul, köprü ile 1800'lü yılların sonunda tanışırken Leonardo da Vinci 500 yıl önce Haliç ve Boğaziçi'ne köprü inşa etmeyi önerdi ancak kabul görmedi. Makaleye göre da Vinci, 1500'lü yılların başinda yapmayı düşündüğü bazı işleri bir mektupla II. Bayezid'e bildirdi. Leonardo da Vinci'nin mektubu Türkçe'ye çevrilerek “Ceneviz'den Leonardo isimli kafirin gönderdiği mektubun suretidir” ifadesiyle sultana sunuldu.
Mektubunda gerçekleştirmeyi düşündüğü bir kaç projeden söz eden Leonardo da Vinci, gemilerdeki suyu çekmek için bir pompa, sadece rüzgarla çalisan yeni bir değirmen önerdi. Leonardo da Vinci'nin Osmanlılar için asıl önemli teklifi ise Haliç üzerinden Galata'ya ulaşimı sağlayacak bir köprü yapmaktı.
Vinci, mektubunda II. Bayezid'in Galata ile Eminönü arasında bir köprü inşa ettirmek istediğini ancak bu düşüncesini gerçekleştirebilecek mimar bulamadığını duyduğunu, istenirse köprüyü kendisinin yapacağını ifade etti.
Vinci'nin yapmayı tasarladığı köprü, tek gözlü ve çok yüksek olacaktı, köprü yüksek olduğu için de altından geçecek gemiler, yelkenleri problem olmadan Haliç'e girebilecekti.
Mektubunda, talep edildiği takdirde İstanbul Boğazı'nın iki yakası arasında ulaşimı sağlayabilecek bir köprü yapabileceğini de belirten Vinci'nin teklifleri karşisında II. Bayezid'in ne düşündüğüne dair herhengi bir bilgi bulunmuyor.
MICHELANGELO DA İSTANBUL'A GELMEK İSTEDİ
Rönenans döneminin bir diğer ünlü ressamı Michelangelo da II. Beyazid'in hükümdarlığı zamanında İstanbul'a gelmeyi düşündü.
Michelangelo, 1505 yılında Papa ile arası açılınca Roma'dan kaçarak Kuzey İtalya'ya sığındı. Floransa'da yaşayan Michelangelo, Papa'nın Roma'ya geri getirilmesi için harekete geçtiğini ögrenince hayatının tehlikede olduğunu ve Papa'nın ulaşamayacağı tek yer olan Osmanlı Devleti'ne sığınmayı düşündü.
Michelangelo da Leonardo da Vinci gibi, Osmanlı padişahının Galata ile Eminönü arasında bir köprü yaptırmak istediğini duydu. Bu projeyi gerçekleştirmek ve hayatını kurtarmak için Osmanlı ülkesine gitmeyi tasarlayan Michelangelo, İtalya'da kalmasını arzu eden bazı dostlarının Papa ile arasını bulması üzerine İstanbul'a gelmekten vazgeçti.
MOLTKE'NİN ÖNERILERI
Padişah II. Mahmud ise Alman Helmuth Von Moltke'yi İstanbul'un ayrıntılı bir haritasını çikarmak ve İstanbul'un şehir sokaklarını düzenleyecek bir plan hazırlamak üzere görevlendirildi.
İstanbul haritasını çizen Moltke'nin hazırladığı planın ayrıntılarının da çogu biliniyor. Moltke, planında şehrin kapıları ile Topkapı Sarayı arasında kesintisiz bir ulaşim gerçekleştirmeyi önerdi.
Moltke ayrıca yangınları önlemek için, binaların kagir olarak inşa edilmesini sağlamanın, çikmaz sokakları tamamen ortadan kaldırmanın ve meydanlar oluşturmanın öneminin altını çizdi.
Sirkeci - Unkapanı Köprüsü arası ile Tophane- Unkapanı Köprüsü arasındaki ahşap rıhtımların yerine taş rıhtımlar yapılmasını da öneren Moltke'nin projesi gerçekleştirilemedi.
ARNODIN'İN DEMİRYOLU PROJESİ
Fransız mühendis Arnodin'in 1900'de iki köprünün yardımıyla kenti çepeçevre kuşatan demiryolu projesinin gerçekleştirilebilseydi belki bugün hala İstanbul'un çözüm aranan trafik sorununun o yıllarda halledilmiş olacağı ifade ediliyor.
Arnodin'in projesine göre Bostancı'dan başlayan demiryolu Kandilli'ye ulaşacak, buradan “Hamidiye” adı verilen Boğaz köprüsü ile Rumeli Hisarı'na geçilecekti. Demiryolu, Rumeli Hisarı'ndan bir çevre yolu oluşturacak şekilde Bakırköy'e uzanacak. Bakırköy'den de mevcut demiryolu ile Sirkeci'ye ulaşilacaktı. Sirkeci'den Anadolu yakasına geçişi sağlamak üzere ikinci bir Boğaz köprüsü yapılacaktı. Aktarma köprü olarak nitelenen bu proje ile demiryolu Sirkeci'den Üsküdar'a ulaşacaktı. Üsküdar ile Haydarpaşa arasına da kısa bir demiryolu hattı döşenecekti. Haydarpaşa'dan itibaren demiryolu mevcut olduğu için buradan da kolaylıkla Bostancı'ya gelinecekti. Böylece İstanbul'u çepeçevre saran iki Boğaz köprüsünün yapılmasını öngören entegre demiryolu projesi tamamlanacaktı. Bu proje ağır bir mali portreye sahip olduğundan dolayı gerçekleştirilemedi.
PADİŞAHIN PARİS BÜYÜKELÇİSİNDEN RİCASI
II. Abdülhamid döneminde İstanbul ile ilgili proje hazırlayanlardan birisi de meşhur Fransız Mimar Joseph Antoine Bouvard idi.
II. Abdülhamid, sarayı ziyaret ettiği bir gün Paris Büyükelçisi Salih Münir Paşa'ya Avrupalı bir seyyahın bir gazetede İstanbul'a dair yazdığı makalenin tercümesini verdi.
Padişah Abdülhamid “Bu beyanatların bazıları yanlış ve haksız. Eminönü ve Karaköy Meydanı ile Galata Köprüsü gibi seyyahların en önce gözlerine çarpan yerlerin Sarayburnu'ndan Yedikule'ye kadar sahildeki mahallelerin ve memleket dahilindeki sokakların temizlenmeyip tamir, tanzim ve imar edilmemesinden dolayı bizi şiddetle muahaza ediyor, mesul tutuyor, bu doğru sözlere karşi ne diyebiliriz? Ya kabahatleri yüklenip susmalı ve herkesin tarizine baş eğmeli veyahut payitahtımızı layıkı üzere temizlemeli, süslemeli, mamur bir hale koymalıyız. Bu işi ancak sen kusursuz görebilirsin,” diyerek Salih Münir Paşa'yı görevlendirdi.
Bunun üzerine Salih Münir Paşa, hemen Fransız Mimar Joseph Antoine Bouvard ile irtibat kurdu ve İstanbul için nazım planı hazırlamasını istedi.
Bouvard, yoğun mesaisine rağmen Paşa'nın teklifini kabul etti ve İstanbul fotoğraflarından hareketle bir plan hazırladı. Projeyi, Osmanlı Devleti sipariş etmesine rağmen tüm masrafları Fransa hükümeti karşiladı ve projeyi de Osmanlı Devleti'ne hediye etti.
Fransız Mimar Bouvard'ın gerçekleştirilemeyen projesine göre Atmeydanı orijinal seviyesine indirilecek, iki tarafından yükseltilmiş bir kaldırım boyunca ağaçlar dikilecekti. Sultanahmet Külliyesi'nin medresesi yıkılarak kuzeyde kalan bahçesi ve bahçe duvarları kaldırılacak, caminin avlusunda bir küçük Fransız Bahçesi oluşturulacak, avlunun ortasındaki kubbeli çesme üstü açık heykel şeklindeki bir yapı ile değiştirilecekti. İbrahim Paşa Sarayı yıkılarak yerine polis müdürlüğü inşa edilecek, bu polis müdürlüğü Atmeydanı'nı boydan boya kaplayacak, E harfi biçiminde yaklaşik 480 metre uzunluğunda olacaktı. Meydanın batısındaki Sultan Bayezid Medresesi ve Sultan Bayezid'in türbesi yıkılacak, yerine avlulu ve kubbeli ikiz binalar inşa edilecekti. Bu iki bina, sanayi, ziraat ve devlet kütüphanesi olacaktı.

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.