• BIST 101.090
  • Altın 200,828
  • Dolar 4,7878
  • Euro 5,6116
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 16 °C

Tarihi eserler yazı tahtası gibi

Tarihi eserler yazı tahtası gibi
Tufanbeyli ilçesine bağlı, hemen her adımından tarih fışkıran Şarköy'de, köylüler sit alanından, uzmanlar ise eserlerin korunamamasından şikayetçi.
ADANA - Tufanbeyli ilçesine bağlı, hemen her adımından tarih fışkıran Şarköy'de, köylüler sit alanından, uzmanlar ise eserlerin korunamamasından şikayetçi.
Dağınık halde bulunan ve bugüne kadar resmi bir incelemenin yapılmadığı yörede ilk kez Kültür ve Turizm Bakanlığı desteği ile yüzey araştırması başlatılırken, eserler üzerinde yağlı boyalarla yazılan "hayata küskün", "kahpe felek" gibi yazılar da dikkati çekiyor.



Yaklaşık 150 hanenin bulunduğu köyün sit alanı olmasından dert yanan köylülerden İsmail Sevişoğlu (55), yeni konut yapamamaları nedeniyle artık harabe görünümündeki evlerinde evlenen çocukları ve torunları ile yaşamak zorunda olduklarını söyledi.
Köyde hemen herkesin aleyhlerine açılan davalar nedeniyle mahkemelik olduğunu ifade eden Sevişoğlu, "Evimin yanına fosseptik çukuru kazmaktan 3 kere mahkemeye çıktım. Tek bir çivi bile çakamıyoruz. Yeni ev yapamadığımız için çocuklarımızı da evlendiremiyoruz" dedi.
Orköy Genel Müdürlüğünden 60 koyun aldığını belirten Sevişoğlu, hayvanlar için ahır yapamadığını, hatta otlatmak için meraları kullanmasına da izin verilmediğini söyledi.
Köylülerden Zehni Taşkan (65) ise oğlu Ercan'ın bir inşaat çalışması nedeniyle 1,5 yıl hapis cezasına çarptırıldığını anlattı.
90 yıl önce yerleştikleri köydeki tarihi zenginlikleri bugüne kadar ellerinden geldiğince koruduklarını belirten Taşkan, "Biz eserlerin korunması için bu kadar çaba gösterirken, yaşam alanlarımızın daraltılmasına ise anlam veremiyoruz. Sit alanı mutlaka daraltılmalı ve sınırları çizilmeli" diye konuştu.
Yörede başlatılan yüzey araştırmasına başkanlık eden Mimar Sinan Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ferit Baz ise, bugüne kadar detaylı bir inceleme ve restorasyon çalışması yapılmayan köyde köylülerin, tarihi kalıntılarla iç içe yaşadığını bunun da eserlere zarar verdiğini bildirdi.
"Kırık kilise" olarak bilinen ancak "anıt mezar" olan yapı başta olmak üzere çoğu eserin üzerinde yağlı boyalarla yazılmış "hayata küskün", "kahpe felek" gibi yazılar olduğuna dikkati çeken Baz, çoğu tarihi kalıntının ise bahçe ve ev duvarı gibi kullanıldığına işaret etti.
Antik kentin yoğun tahribat altında olduğunu belirten Baz, özellikle kitabeler üzerinde yaptıkları araştırmalarda ise kentin egemenlik alanı, yazılı kaynaklarının belgelenmesi ve yorumlanmasını amaçladıklarını söyledi.
Köyde 1970'li yıllarda İngiliz uzmanlar tarafından kısa süreli araştırmalar yapıldığını anımsatan Baz, "Comana olarak bilinen bu yer bir Hitit yerleşim alanı, ancak burası Milattan Sonra birinci yüzyılda bir tapınak devleti olarak göze çarpıyor. Kentin çok geniş ve verimli bir alanda kurulduğunu düşünüyoruz. Maalesef eserlerle ilgili bilinenler çok az, çünkü kitabeler ve yazıtlar tahrip olmuş ya da çalınmış" dedi.
Yörede bilinen yazıt sayısının 180 civarında olduğunu yapt ıkları araştırmalarda ise bu sayıyı 331'e ulaştırdıklarını bildiren Baz, çalışmalarının ise 3 yıl boyunca Tufanbeyli, Saimbeyli ve Kayseri'nin Sarız ilçesi üçgeninde süreceğini bildirdi.
Çalışmaları sonunda detaylı bir rapor hazırlayarak Kültür ve Turizm Bakanlığına sunacaklarını belirten Baz, rapor doğrultusunda vakit kaybetmeden bir kazı ve restorasyonun başlatılması gerektiğini kaydetti.
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.