• BIST 109.666
  • Altın 156,625
  • Dolar 3,8910
  • Euro 4,5831
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 1 °C

Tarihi eserler üzerinde konser

Tarihi eserler üzerinde konser
Roma İmparatoru Septimius Severus”un 2.yy. sonlarına inşa ettirdiği hipodromun antik tiyatrosuna Arnavut kaldırımı döşendi ve halk üzerinde oturuyor.
ÖZKAN ALTINTAŞ-TÜRKİYE TURİZM

İSTANBUL- İstanbul"un ortasında herkesin gözleri önünde her gün tarihi bir katliam yaşanıyor. İstanbul 2010 Kültür Başkenti seçildi, ama kimse görmüyor. Katliamın adı kültür katliamı. Katliamın yeri Sultanahmet Meydanı. Katledilenler MS 2. yy'dan kalma ve Roma, Bizans, Osmanlı ve sonrasına ait tüm tarihi eserler.
Her gece davullar, müzikler çalınıyor, macunlar satılıyor, kahveler höpürdetiliyor, yemekler pişiriliyor, nargileler fokurduyor.
Sultanahmet meydanı'nda bir gürültüdür gidiyor.



YAZIK OLUYOR SULTANAHMET CAMİİNE

Dünyanın Mavi Cami diye tanıdığı ve binlerce yol aşarak her yıl milyonlarca turistin görmeye geldiği Sultanahmet Camii'nin duvarlarının dibinde herşey yapılıyor. Cami zarar görecekmiş, tarihi esermiş, insanlık mirasıymış kimsenin umurunda bile değil.



Duyduğumuza göre Eminönü belediyesi tarafından kurdurulan tezgahların herbiri 10'ar milyardan alıcı bulmuş Ama tezgahlar bir kaç el değişrirerek fırsatçılar tarafından 20 milyara satılmış. Sultanahmet'de Ramazan eğlencesi bahane, asıl bahane rant... Birileri zengin oluyor, tarih ise yokoluyor.
Çevrede butikoteller varmış, turistler uyuyorlarmış kimseni n umurunda değil. İstanbul 2010 Kültür Başkenti'nde bu curcuna sahura kadar sürüyor.


Roma İmparatoru Septimius Severus”un 2.yy. sonlarında inşa ettirdiği antik tiyatroyu Eminönü Belediyesi Arnavut kaldırımı döşedi. Adını Mehmet Akif Anfi Tiyatro yaptı konserlere açtı.

Asıl önemlisi o değil...
Roma İmparatoru Septimius Severus”un 2.yy. sonlarına inşa ettirdiği hipodromun kalıntıları ve antik tiyatronun hali berbat.
Eminönü Belediyesi Antik Tiyatro"nun adını Mehmet Akif Ersoy Tiyatrosu koymuş. Antik taşların üzerini bir güzel Arnavut kaldırımı döşemiş. Üzerine bir sürü sandalye atmış. Ortada bir sahne sanatçının biri iniyor, diğeri çıkıyor. Hoperlörler sonuna kadar açık. Sultanahmet meydanı ve çevresi sabaha kadar kendini ispat etmeye çalışan şarkıcıların sesleriyle çın çın ötüyor.


Bu gençler neyin üzerinde oturduklarını biliyorlar mı?

MEHTERİ TARİHİ TAŞLAR ÜZERİNDEN İZLEDİLER

O gün Mehter Takımı"nı izledik. Benimle birlikte yüzlerce İstanbullu da izledi. Ama nereden. Milattan Sonra 2. yüzyıldan kalma ve bir daha geri gelmeyecek olan tarihi taşların ve duvarların üzerinde... Yani İstanbulluların konser sandalyeleri MS 2. yüzyıla aitti.


İnsanlar yığın yığın tarihin üzerine öbeklenmişler

Bunu görünce aklıma Yunanistan gezimde Atina"da Akropol"ün çevresine saçılmış olan mermer sütunların üzerine oturanları güvenlik görevlisinin payladığı geldi. Sultanahmet Meydanı"nda ise bir daha geri gelmeyecek binlerce tarihi eser Ramazan ayı boyunca tahrip ediliyor.  Hiçbir yetkili çıkıp “Ne oluyor? Bunlar tarihi eser” diye sormuyor.

TARİHİ ESERLERİ İS VE DUMAN KAPLADI
Yemeklerin dumanlarından tarihi eserlerin üzeri bir karış yağ oluyor. Üzerine yüzlerce kişinin çıkıp indiği Alman Çeşmesi en az 10 yıl eskiyor. Roma"dan kalma tarihi duvarlar ise üzerindeki insanların ağırlığı ile un ufak olup bitiyor. Biraz ötete bulunan Binbirdirek ile  YerebatanSarnıcı bu tahribattan baskı ve titreşimle nasibini alıyor. Herhalde bu tarihi eserler yok olursa Eminönü Belediyesi ihale ile yenilerini alacaktır.


Boyu yetişmeyenlere 2 yy'dan kalma duvar

EMİNÖNÜ'NDE YER Mİ YOK?

Ramazan eğlencesi yapılacaksa Cankurtan Festivali gibi Cankurtan"da yapılır. Eminönü"nde yapılır. Çatladıkapı sahilinde yapılır. Gülhane'de yapılır. Ama dünyanın gözünün üzerinde olduğu, bunca tarihi eserin bulunduğu ve dünya mirası olan Tarihi Yarımada'nın göbeğinde yapılmaz.


Yerler Arnavut kaldımı döşeli, antik tiyatronun duvarına kadar aynı taştan döşenmiş. Ortada kalan 2 yy'dan kalma duvarda sandalye olmuş

Hele İstanbul 2010 Kültür Başkenti İstanbul"da böyle şeyler hiç olmaz. Bunu UNESCO görse, surlarda olduğu gibi herhalde bir ihtarda bundan verir.
Gelelim Sultanahmet hakkında bilgilenmeye. Bakalım Latin istilasında ortadan yokedilen eserlerden geriye kalan neler var?


Sultanahmet Meydanının çimlerini üzeri istirahat yeri oldu

SULTANAHMET MEYDANI NASIL BİR YERDİR
?
Her devirde şehrin en önemli ve dinamik yeri, yarım ada yedi tepesinin ilki olmuştur. Şehrin ilk kurulduğu akropol surlarla çevrili, tipik bir Akdeniz ticari yerleşimiydi.
Roma devrinde bu merkez genişletilerek, yenilenmiştir. Günümüze çok az kalıntıları kalan Roma devri önemli yapıları ve abideleri Hipodrom çevresinde inşa edilmişti.


Mehter vuruyor, altındaki Binbirdirek, yerebatan zangır zangır titriyor.


Altta tarihi sanrıçlar üstünde binlerce insan

“Büyük Saray” diye bilinen İmparatorluk Sarayı Hipodromun yanından başlar, aşağılara, deniz kenarına kadar uzanırdı. Bu Saraydan günümüze bir büyük salonun yer mozaik panosu gelebilmiştir. Şehrin en önemli meydanı Agusteion ve burası ile cadde arasında Milerium zafer takı bulunurdu. Cadde Roma"ya kadar uzanan yolun başlangıcı idi ve ilk km taşı da buradaydı.
Hamamlar, mabetler, dini, kültürel, idare ve sosyal merkezler bu civara yerleşmişlerdi. Semt Bizans ve Türk devirlerinde de merkezi önemini devam ettirmiştir.


Arnavut kaldırımı taşları tarihi duvarın dibine kadar döşenmiş

İstanbul"un en önemli abideleri Ayasofya, Sultan Ahmet Camii, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Yere Batan Sarnıcı burada, Hipodromun çevresindedirler. Şehrin ana caddeleri (aşağı limana inen ve batıya şehir surlarına doğru gidenler) Hipodromdan başlar ve yamaçları takip ederdi. Yol kenarları ticari kuruluşlar ve ikametgahlarla çevrili idi. Yan yollar dar ve bazıları basamaklarla yokuş aşağı uzanırlardı. Anayol kaldırımları bazen iki katlı, galerili inşaa edilmişlerdi.


Nasıl olsa taş,  her yerde var. Ama bu taşın yaşı kaç diye soran yok

Yol boyu geniş meydanlardan ayrılan sapaklarla sur kapılarına ulaşılırdı. Ana cadde “Mese” diye anılırdı. Surlarda Altın Kapı yolu “Via Egnetia” Roma"ya, giden yoldu.
“Hipodrom” At binenlerin, atların meydanı anlamına gelir. Roma İmparatoru Septimius Severus”un 2.yy. sonlarına inşa ettirdiği hipodrom Büyük Konstantin tarafından devasa ölçülerde genişletilmişti. Bazı tarihçiler 30, bazıları da 60 bin seyirci kapasitesinde olduğunu bildirirler. 2 veya 4 atın çektiği arabaların yarışları esas gösterilerdi. Roma İmparatorluğu ve sonradan Bizans İmparatorluğu devrinde hipodrom şehrin toplantı, eğlence, heyecan ve spor merkezi olarak 10 yy"a kadar önemini sürdürmüştü.


Antik tiyatronun taşlarıda olmasa kimse  gösteriyi seyredemeyecek

1204 Latin istilası ile beraber, şehrin bir çok diğer abideleri gibi burası da önemini yitirmişti. Araba yarışları yanında, müzisyen toplulukları, dansözler, akrobatlar, vahşi hayvanlarla kavga gösterileri, toplantılar yapılırdı. Bütün bu faaliyetler için ise Roma devrinde bol tatil günleri mevcuttu. Dev ölçüde bir U harfi şeklinde olan hipodromun doğu uzun tarafında, damında 4 bronz at bulunan, balkon şeklinde, imparator locası yer alırdı.
Ortada, hipodromun kum kaplı sahasını ikiye bölen, arabaların etrafında yarıştığı alçak bir duvar, bu duvarın üstünde de İmparatorluğun çeşitli yerlerinden getirilen abideler ve meşhur at yarışçıları ile atlarının heykelleri bulunurdu. Şöhretli bir araba yarışçısı akla gelebilecek her türlü maddi olanak içinde yüzerdi. Yarışçılar yeşil-mavi-sarı-kırmızı gibi politik güçleri de olan takımlara ayrılmışlardı. Zaman, zaman yarışlara politika karışır, karşılıklı güçlerin mücadeleleri korkunç katliamlara dönüşebilirdi. Hipodrom günümüze zemini 4-5 metre yükselmiş ve kalabilmiş 3 abide ile gelmiştir.
Bunlar Mısır"dan getirilen Obelisk, Yılanlı Sütun ve Örme Obelisktir. Türk devrinde, bu meydanda bazen, eski günlerindeki zengin gösteriler gibi, çeşitli festival ve gösteriler tertiplenmişti. Hipodrom"un batısında, Sultan Ahmet Camii"nin karşısında yer alan İbrahim Paşa Sarayı 16. yy. zengin ve tipik özel sarayların günümüze gelen tek örneğidir. Bu güzel yapı Türk ve İslam Eserleri müzesi olarak ziyarete açıktır. Muazzam Hipodromdan günümüze yuvarlak güney ucu gelmiştir. Büyük kemerlerle donatılmış tuğla bir yapıdır. Sonraki devirlerde Hipodromun taş blokları ve sütunlarının tamamı başka yapılarda kullanılmıştır. Hipodrom girişi sağındaki parkta 4-5 yy. ait özel saray kalıntıları, az ilerisinde de Aya Öfemiya Bizans Kilisesinin kalıntıları bulunmaktadır.
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.