• BIST 91.445
  • Altın 211,132
  • Dolar 5,4563
  • Euro 6,1401
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 9 °C

Süreç taşlı yollarda devam ediyor

Süreç taşlı yollarda devam ediyor
Amerika'ya dışardan göç edenler ABD vatandaşı olmak için yıllarca mücadele verirler. Alıncada şükreder. Bayram yaparlar.

MURAT EMEN-EMEN&EMEN
Haftanın Ekonomik Görünümü 22-27 Nisan 2013
İSTANBUL
-Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in bazı konularda ilginç tesbitleri vardır. Terör konusu ile ilgili olarak da beğendiğim bir değerlemesini hatırlıyorum.
“Amerika'ya dışardan göç edenler ABD vatandaşı olmak için yıllarca mücadele verirler. Alıncada şükreder. Bayram yaparlar. Bizde ise gariptir birtakım insanlar doğuştan sahip oldukları vatandaşlıktan azınlık olmak veya çıkmak için mücadele veriyorlar.” demişti.

Terör örgütlerinin zaman zaman soluklanmak için bu tür çekilme denemeleri vardır. Zayıf düşmüşlerdir. Toparlanmaya ihtiyaçları vardır. Mesela 1999 yılında da böyle bir çekilmeleri olmuştu.Eğer öyleyse bırak uzlaşmayı vur tepesine bitir. Yok öyle değilse, işin içinde iş vardır.Olaya PPK açısından bakılırsa; bu örgütlerin temelinde uzlaşma bulmak oldukça zor bir süreçtir.Barışı istemek onların tabiatına uymaz.Ellerinde güç olan ve yıllarca bu tarz mücadeleyi hayat tarzı olarak benimsemiş bir takım insanlara ( tabii başta liderlerine )tersini benimsetmek mümkün değildir. Kendilerini bitmiş tükenmiş teslim olmuş gibi hissederler.

Çekilecek de bu insanlar nereye gidecek.? Silahlı, silahsız çekilsin karmaşası. Silah bulmak o kadar zormu ki onlar için. Kandil'in yanıbaşında koskoca ABD üssü var.. Şimdiye kadar ordan alıyorlardı herşeyi. Eğitimide, silahıda, lojistiğini de. Amerikan markası spor ayakkabılarına kadar. Gene oradan bulmaları sorun değil. Sonra kim ister bunları. Kandil'de çekilsin deniyor. Kandil zaten yurtdışında. Nereye çekilecek ki. Barzani bile istemez bunları. Onun için çok şey bana inandırıcı gelmiyor. İnşallah yanılırım.

Ortalıkta konuşulan bir “Büyük Ortadoğu Projesi” var. Bizim Başbakanımızda eşbaşkan diye dolaşıyor. BOP dedikleri bu hayal ürünü Bush ile birlikte büyüklüğü gitmiş Kürdistan'a odaklanmış bir proje haline gelmiştir.Bunu bizden başkada telaffuz eden yok.Bu işin göbeğinde Kürdistan adında petrolun üstüne oturtulmuş kendisine ABD'ninde İsrael'inde güvenebileceği bir devlet yaratmak olduğunu sağır sultan biliyor. Ortadoğunun haritası yeniden çizilecek.Nasıl yaratılıyor bu devlet. Türkiye, Suriye ve Irak'tan alınacak topraklardan oluşturulacak. Kim hangi millet kabul eder bunu. Nesi büyük bunun. Bize mutlaka bir parmak bal çalıyorlar.” Bunlar kendilerini idare edemez. Siz güçlüsünüz. Siz yönetirsiniz “diye. Bizde inanıyoruz. Pışt.. anan güzel mi derler adama. Olan bizim bütünlüğümüze, ilkelerimize ve bizi ayakta ve diri tutan milliyetçiliğimize olacak. Asıl hedef bu değerleri yoketmektir.

Bu bölgeler dünya için stratejik önemi olan yerler. Bugün petrol yarın bor yatakları öne çıkacak. Bor dünyanın ikinci büyük enerji kaynağı haline gelecek. Bu nedenle Türkiye'yi kontrol etmek önemli batı için. Bu nedenle bu BOP Büyük Ortadoğu Projesinin dedikleri projenin arkasında hem ABD hemde AB var.
Mevcut hükümet İmralı sürecini başarırsa (ama bizim istediğimiz gibi) çok önemli bir prestij kazanacak. Sırf bu prestij için muhalefeti dışlamak istemesi bence yanlış bir politika. Hiç değilse zamanında bu konuda zeytin dalı uzatan CHP'nin davetine sıcak bakılmalıydı diye düşünüyorum.Ama ah bu seçim hesapları. Ertugrul Özkök'ün yazısında belirttiği gibi;
“Şeferli bir barış, şerefli bir hayat istiyoruz. Ve bu şerefin sadece AK Parti ve BDP değil, bütün Türkiye'ye ait olmasını istiyoruz”

FAZIL SAY OLAYI

Fazıl Say olayı dünya kamuoyunda ses getirdi. Türkiye'deki ifade özgürlüğü konusunda tereddütler doğurdu. Esasında zeki bir hakim olayı farklı bir açıdan kapatabilirdi. Yanlış oldu. Fazıl Say,retwittinde bir dini aşağılamadı. O din konusunda söylenen yalanlara inanan, aldanan bir gürühü hedef aldı..Konuya bu açıdan bakarak konu büyümeden kapatılabilirdi diye düşünüyorum.

MERKEZ’DEN BEKLENMEYEN KARAR

Faizler iniyor


TCMB Para Politikası Kurulu (PPK), geçtiğimiz hafta ekonomist beklentilerinin ve piyasa fiyatlamalarının ötesinde faiz indirimlerine imza attı.
Özetle
• politika faizi %5,50’den %5,00’e;
• faiz koridoru ise %4,5 - %7,5 aralığından %4,0 - %7,0 aralığına düşürüldü.
Bu rakamlar, Türkiye’de paranın maliyetinin tarihi düşük seviyelere yönelmesine neden oluyor. Bankalardan sağlanan kredi maliyetinin önümüzdeki günlerde düştüğünü görebiliriz. Bu paradigma değişikliğinin makro açıdan pozitif olacağını düşünüyoruz. Ancak, TCMB’nin dış sermaye akımlarını gözetmeye devam etmesini ve dün bir başka sürpriz karar alarak artırmadığı zorunlu karşılık oranlarının, gerektiğinde kredi ve ithalat büyümesini dengelemek adına kullanılacak bir araç olarak kalmaya devam edeceğine inanıyoruz.
TCMB’nin kararlarını tüm artı ve eksi değerleriyle özetlersek net sonuc bankalar ve BIST için pozitif gözükmekle birlikte, bankaların mevduat kaynağı açısından zorluklar yaşanacağına inanıyoruz. Zaten düşük diye nitelenen mevduat faizlerinin daha da düşecek olması bankaların kaynak cephesini zora sokacaktır. TL varlıkların pozitif ayrışmasına da destek vereceğini düşünüyoruz.

AMERİKA RAPORU

Boston'da neler oldu?

2e.20130422081616.jpg

Geçtiğimiz hafta ABD, Boston ve Texas açısından oldukça zor günler yaşadı. Önce benimde müdavimi olduğum Boston Marathonu kana bulandı. Tam bitiş çizgisine yakın bölgede patlatılan bombalar biri çocuk üç kişinin ölümüne ve yüzlerce insanın yaralanmasına neden oldu. Arkasından Texas eyaletinde bir gübre fabrikasında olan patlamalar oldukça önemli kayıp ve yaralanmalara neden oldu. Yangını döndürmekte çok zorlandılar.
Bütün bunların arkasından cuma günü iki kardeş soygun yapıp araba gaspettiler. Rehin aldılar. Rehineye Boston patlamasını biz yaptık dedikten sonra rehineyi salıverdiler. Sonra MIT Kampusune daldılar. Orada bir güvenlik görevlisi öldürdüler. Büyük kardeş kaçarken öldürüldü. 19 yaşındaki küçük kardeş kayıplara karıştı. Polis ermenilerin yaşadığı Watertown bölgesini kuşatmaya aldı. Ev ev aradılar..Sonunda evin bahçesindeki teknenin içinde yaralı olarak yakaladılar.
Çeçen kökenli İki kardeş. Tam bir Amerikalı gibi yetişmişler. Biri başarılı bir boks şampiyonu küçüğü okulun güreş takımı şampiyonu. İyi okullarda okuyorlar. Bu işi niye yaptılar Amerika bunu merak ediyor. Gerçekten muamma!

Televizyonlarda Boston olaylarını takip ederken gözlemlediğim birkaç husus var belirtmeden geçemiyeceğim.
• Amerikalı Üniversite talebeleri benim zamanımın talebe kültüründen uzaklaşmışlar. Spikerin sorduğu sorulara düzgün cevap vermekten uzaktılar.
• Aynı şeyi yorumu sorulan birkaç MIT profesöründe de gördüm.
• Polis tam bir çuvallama içindeydi. 10.000 bin 19 yaşında bir çocuğu aradı. Sokağa çıkma yasağı kondu.Çocuk yaralı olmasa herhalde gene bulamazlardı.
• Olayı Federal suç haline getirip idam etmek mümkün görülmüyor. Fail Amerikalı ve Amerikalıya zarar vermiş. Ortada terörist bir hareket yok. Bu Harvard’lı meşhur Hukukçu Profesörün görüşü.
• Gene Harvard’dan değerli bir Uluslararası İlişkiler hocasının görüşlerini mutlaka kaydetmeliyiz.
“Biz Amerikalılar baba Bush zamanındanberi Müslümanlar konusunda kandırıldık. İşte Müslümanlar Amerikalıyı sevmiyor çünkü ABD hürriyetler ülkesi. Yaşamı ile demokrasisi ile tam bir özgürlükler ülkesi. O yüzden Müslümanlar bizden hoşlanmıyorlar diye uyutulduk. Hayır gerçek bu değil. Gerçek bizim Amerika olarak Müslüman ülkelerde yaptıklarımız. Çektirdiğimiz eziyetler, kaynaklarını sömürmemiz. Nefret varsa bunu bizim davranışlarımız yarattı. Malesef gerçek bu”
• Polis çocuğu yakaladığı zaman haklarını okumamış. Şimdi bu hakkın savunucuları ayaklanmış vaziyetteler. Kim olursa olsun okunmalıydı.Niçin okunmadı diye gösteri yapıyorlar.. Buna “ Miranda Rights” diyorlar.FIB bu konuda zor durumda.
• Çocuğun yakalandığı Watertown bölgesi ermeni kökenli Amerikalıların yaşadığı bir bölge. İngilizce kadar türkçeninde konuşulduğu bir bölge. Buradaki Ermeni bakkallarda uludağ gazozunu bile bulabilirsiniz.

'TÜRKİYE'DE ADALETE ETKİLİ BİÇİMDE ERİŞİM YOK'

Amerika Dışişleri Bakanlığı’nın 2012 yılı İnsan Hakları Raporu, geçen yıl Türkiye’de adalete etkili bir biçimde erişilemediği yönünde bir eleştiri getiriyor.
Rapor geçtiğimiz hafta Cuma günü Dışişleri Bakanı John Kerry tarafından basına okundu.
Harvard’da iken eski yıllarınıda gözden geçirdiğim ABD İnsan Hakları Raporunun Türkiye bölümünde bu sene;
• terörle ve diğer tehditlerle mücadele yasaları ve
• şeffaflık eksikliği,
• bu suçların soruşturulmasında adalete erişimi önemli ölçüde kısıtladığı yer alıyor.
Türkiye’yi 2012 yılı boyunca insan hakları açısından değerlendiren raporun giriş bölümü şöyle devam ediyor: “. Yetkililer rastgele tutuklamalara, insanları gözaltı adı altında uzun ve belirsiz sürelerce hapis tutmaya ve uzatılmış davalar görmeye devam etti. Savcılar ve hakimler arasındaki yakın bağlar uygunsuzluk ve taraflılık izlenimi verdi. Savcı ve hakimlere verilen geniş yetkiler, ceza yasalarının – özellikle devlet güvenliğini ilgilendiren kapsamlı soruşturmalarda – tutarsız ve belirsiz biçimde uygulanmasına yol açtı.
‘Hükümet ifade özgürlüğüne müdahale ediyor’
Rapor hükümeti ifade özgürlüğüne müdahaleyle de suçluyor. Amerika Dışişleri Bakanlığı’nın insan hakları raporu bu konuda şöyle devam ediyor:

“Ceza yasası ve terörle mücadele yasası, basın ve İnternet özgürlüğünü kısıtlayan maddeler içeriyor. Yetkililer çok sayıda gazeteciyi hapsetti ve 2012 yılı sonuna kadar bu kişiler hala hapisteydi. Üçüncü Yargı Reform Paketi’nin sonucunda yaklaşık 400 kitap üzerindeki yasak kalktı. Gazeteciler, akademisyenler ve yazarlar, insanların devlet ya da hükümeti açıkça eleştirmeleri sonucunda haklarında ceza davaları ya da soruşturma açılmasından korktuğunu, bundan dolayı oto-sansürü yaygın biçimde kullandığını bildirdi.
Başta başbakan olmak üzere siyasi liderler kendilerini eleştirenler aleyhinde karalama davası açtı. Hükümet bazı dini, siyasi, Kürt milliyetçisi ya da kültürel görüşlerin sempatizanlarını taciz etti ya da haklarında soruşturma başlattı. Yetkililer aralarında öğrencilerin de bulunduğu binlerce kişiyi, yasal gösteriler sırasında gözaltına aldı ve bu kişileri terörle mücadele yasaları altında yargıladı, önemli ölçüde toplanma özgürlüğünü kısıtladı.”
Rapor ayrıca önceki yıllara oranla sayısının artmasına rağmen güvenlik kuvvetlerinin görev istismar durumlarında cezalandırılmadığını, bu konuda yeterli tutuklama olmadığı ve dava açılmadığını, çok az güvenlik kuvveti mensubunun hüküm giydiğine dikkati çekiyor.

AVRUPA BİRLİĞİ KEMER SIKMA POLİTİKASINI YENİDEN TARTIŞIYOR
Avrupa'nın en büyük politika yapıcılarının yaşanan ekonomik fiyaskolardan alınan dersleri ve kemer sıkma politikaları konusundaki yıkıcı iddiaları görmezden gelerek sert kriz stratejilerini sürdürmeye devam ederek gerçekliğe meydan okudukları söyleniyor.
Merkel’in güdümündeki AB risk yönetimi sert tutumuna devam ediyor. Kemer sıkma politikalarının tezahürleri giderek yankılanmaya başlarken, Merkel’in bu eylül’de yapılacak seçim kaygısı ön plana getiriliyor. Buna karşılık IMF, AB bölgesi politikacılarının ayak sürümelerinin bölgede istikrarı tehlikeye attığına işaret ediyor

3e.jpg

Saxo Bank yöneticisi Steen Jacobsen, Avrupalı liderlerin tehlikeli bir rahatlık içinde olduklarını iddia etti. Jacobsen; “Söyledikleri hiçbir şey doğru değil. Gerçeklik hiç daha uzakta olmamıştı. Euro bölgesi göründüğünden çok daha kötü durumda bulunuyor. Bu yıl yüzde 1 küçülme göreceğiz ancak rakam yüzde 2’ye de çıkabilir deniyor.
Avrupa'nın politika elitlerinin yaygın kemer sıkma uygulamaları için entelektüel gerekçe olarak gösterilen Harvardlı Carmen Reinhart ve Kenneth Rogoff araştırması üzerine başlayan büyük tartışmada artan oranda fikir değiştirdikleri göslemlendi. Söz konusu araştırmada kamu borcunun GSYİH’ye oranı yüzde 90 üzerinde olan ülkeler için ortalama reel GSYİH büyüme oranının yüzde -0.1 olduğu söyleniyordu.
Massachusetts Üniversiteli ekonomistler tarafından geçtiğimiz gün yayımlanan bir araştırma raporunda Reinhart ve Rogoff araştırmasının sonuçlarında ciddi hatalar olduğu belirtildi. . Massachusettsli ekonomistler Thomas Herndon, Michael Ash ve Robert Pollin; yüzde 90 üzerinde borçlu zengin ülkelerde büyüme oranının yüzde -0.1 değil yüzde 2.2 olduğunu savundu. Etkinin kendi para birimi ve para araçları olan devletlerde daha az olduğu belirtildi
IMF; kemer sıkma uygulamalarının çok daha büyük etkiye sahip olduğunu ima ederek; Euro bölgesi liderlerini "mali çarpan"ın düşünülenden daha yüksek olduğu konusunda uyarmıştı.
Yunanistan, Portekiz, İrlanda, İspanya, İtalya ve en son Fransa; ekonomik daralmanın vergi tabanını aşındırdığı ve bunun da bütçe açığı hedeflerine ulaşmalarını engellediği bir kısır döngü içine kısılıp kaldılar. Her seferinde daha çok kesinti yapıp daha derine düşüyorlar.
IMF; Küresel Finansal İstikrar Raporu’nda Güney Avrupa'daki kredi krizinin iyileşmek yerine daha kötüye gittiği ve Avrupa şirket tahvillerinin dörtte birinde borçlanmanın sürdürülemez olduğu uyarısında bulundu.
Dışarıda takip edilen gündemde ise;
ABD bilanço ve verileri öne çıkıyor. Veri tarafı karışık, bilançolarda ise özellikle banka sonuçları olumlu geliyor ve ABD borsalarını destekliyor. Dün ek olarak, IMF’nin küresel büyüme tahminlerini aşağı revize ederek %3,5’ten %3,3’e çekmesi de dikkat çekti. Bu konuda küresel denge noktasının %3 civarında olduğu kabul edildiğinden IMF’nin tahminlerinin bu yıl için kısmi bir büyümeye işaret ettiğini söyleyebiliriz.

İTALYA YENİ CUMHURBAŞKANINI DÖRT TURDA SEÇEMEDİ

İtalya'da parlemento 15 Mayıs'ta süresi dolan Cumhurbaşkanı Georgio Napolitano'nun yerine gelecek kişi için seçim turlarına başladı. İlk üç tur başarısız oldu. Hiçbir aday üçte iki çoğunluğu yakalıyamadı. Dördüncü turda salt çoğunluk aranduı. Oda bulunamadı. Şimdi sıra gene salt çoğunluk aranacak olan 5.inci turda. O da olmaz ise muhtemelen mevcut Cumhurbaşkanı Napolitano ikinci dönemine başlayacak.

İtalya'da bu seçim süreci ilginç.Mevcut 319 Senatör, 839 Milletvekili ve 58 bölge temsilcisinden oluşan 1007 oyun üçte ikisini alan cumhurbaşkanı seçilecek. İlk üç turda bu oran sağlanamaz ise dördüncü turda salt çoğunluk yeterli sayılacak.

Mevcut adaylar arasında eski ağır toplarda bulunmakla birlikte, eski senato sözcüsü Franco Marini mevcut üç büyük partinin desteğini almış durumda.

4e.jpg

Diğer adaylardan Eski AB Komisyon Başkanı Romano Prodi, Eski başbakanlardan Giuliano Amato, Massimo D'Amato ve Eski AB Komiseri Emma Bonino'dan oluşuyor. Ancak herbiri değişik grupların tepkisini çekmiş durumdalar.
Beklenti seçilecek Cumhurbaşkanı'nın tabii eğer seçilebilirse geniş kapsamlı bir geçici Koalisyon olurturması ve 2014 ilk yarısında ülkeyi seçime götürmesi. Bu arada yapısal tedbirler ertelenecek.

Fransa’da Sosyalist Başkan Hollande’ın açmazı
2012 Fransa Bankanlık seçimleri sırasında “Zenginlerden hoşlanmıyorum. İktidar olunca %75 vergi ile işlerini bitireceğim” diye konuşan Başkan Hollande kabiesindeki başbakanı dahil 7 milyoner bakan yüzünden açmazda.Dışişleri Bakanı Laurent Fabius bu servet yarışında 6 milyar Euro ile başı çekiyor.
Başkan Hollande şahsi servetini açıkladı. Cannes’da iki daire ve civarında bir yazlık evi mevcut. Hepsinin tutarı 1.2 m. Euro civarında.O da bakanlar kurulunun yedi milyonerinden birisi.

5e.jpg
ASYA RAPORU
G20 Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları toplantısı sürüyor ve beklendiği gibi özellikle Japonya ve Çin’e yönelik suni kur politikalarının engellenmesi ana gündemi oluşturuyor.
Çin’in bu çerçevede Yuan’ın dalgalanma bandını genişletebileceği spekülasyonları küresel piyasalara olumlu yansıyor. Haftanın son gününe girilirken Asya borsaları ortalama %1 civarında yukarıda, ABD vadeli endeks kontratlarında da %0,40 - %0,50 civarı artı değerler görülüyor.

JAPONYA'DA TİCARET AÇIĞI REKOR DÜZEYDE
Açıklanan son verilere göre ülkenin ihracatıyla ithalatı arasındaki fark 83 milyar 400 milyon dolara yükseldi. Japonya hükümeti geçen sonbaharda ekonomiyi canlandırmak ve iç talebi artırmak için bir dizi sert önlem açıklamıştı.Bunu izleyen dönemde Japon yeni, ABD doları karşısında yüzde 20 oranında değer kaybetti. İthalattaki artışta akaryakıt kalemlerine yapılan ödemelerdeki büyük artış etkili oldu.

6e.jpg

Japonya'da 11 Mart 2011'deki tsunami felaketinden sonra, nükleer santraller kapatılınca termal enerji üretime yönelim oldu.
Söz konusu santralların çalıştırılması için kömür ve doğal gaz ithalatında büyük artış oldu. Bu artışın ithalattaki büyümenin asıl belirleyicisi olduğu düşünülüyor.
İhracattaki düşüşün nedenlerinden biri, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa'daki ekonomik krizin Japon ürünlerine yönelik talebi düşürmesi oldu. Pekin'le yaşanan toprak anlaşmazlığı ardından Çin'den gelen talep de azaldı.
Japon ticaret açığındaki büyümenin önümüzdeki dönemde azalabileceği, zira değer kaybeden yenin - Japon malları ucuzlayacağı için - ihracatı yeniden artırabileceği düşünülüyor

PİYASALAR

Borsa
Borsa İstanbul veya eski tabirle IMKB Mart ayı başından itibaren 83-85 aralığında devam ediyor. Bunda da yabancı satışlarının yoğun gelişi ve buna karşılık tepki alımlarının zayıf kalması denilebilir. İnanıyoruz ki uzun vade de Bist endeksleri 90-95 bin bandına yerleşecektir. Ancak kısa vade de lehte düzenleme ve gelişmelere rağmen dış satışlar nedeniyle tereddütlü günler geçiriyor. ABD nisbeten düzgün seyrederken, AB ülkelerinin hala oynaklığını koruduğunu söylemek mümkün. Biri kapanırken ötekinden çatlak sesler gelmesi haklı kritiklere yolaçıyor. İtalya’da belirsizlik devam ediyor.Güney Kıbrıs sancılı, İspanya sorunlu. Arkasından gelebilecek ülkeler olabilir.
Ülke açısından bakılırsa İmralı süreci yolunda giderken, rating konusunda olumlu beklentiler varken ve de faizler aşağı doğru hareket halinde iken İstanbul Borsada endeksin yükselmesini beklemek yanlış bir politika değil. Bu hafta hedef 83.500.

Faizler

Geçtiğimiz hafta PPK beklentilerin ötesinde kararlarla piyasalara damgasını vurdu. Faizler hem yukarıdan hem aşağıdan çekildi.
Haftanın son işlem gününe girilirken yatay seyir korunuyordu. Gösterge tahvil bileşik faizi 5.50-5.60 bandında sıkıştı. 10 yıl vadeliler için %6.50 bileşik faiz beklenilebilir. Kısa vadeli faizlerde gevşeme var..

Dövizler
Dolar/Euro paritesi 1.30-1.32 bandında seyrediyor. Paritede volatilite sakin. Ancak İtalya seçimleri ve G-20 zirvesi momentumu hareketlendirebilir. Dolar/TL 1.78-1.80 bandında. Bu hafta için 1.80-1.82 beklenebilir.

Esenlikle kalın.

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.