• BIST 93.616
  • Altın 209,603
  • Dolar 5,3413
  • Euro 6,0898
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara -1 °C

Sorunlar sıcak para ve aşırı tüketim

Sorunlar sıcak para ve aşırı tüketim
iki önemli ekonomik sorunu var. Birisi sıcak para, diğeri aşırı tüketim. Bu iki düşmana karşı alınan savunma tedbirleri yerinde tedbirler
MURAT EMEN- EMEN&EMEN

Haftanın Ekonomik Görünümü- (27-31 aralık 2010)
İSTANBUL- Ülkenin iki önemli ekonomik sorunu var. Birisi sıcak para. Diğeri aşırı tüketim. Alınan tedbirler bu iki düşmana karşı alınan savunma tedbirleri ve kişisel görüşümüz yerinde tedbirler. Ancak ülke mehter yürüyüşü gibi iki ileri bir geri adım atıyor. Bu da ekonomiyi biraz olsun soğutuyor.

SICAK PARA GELECEKSE UZUN VADELİ GELSİN
Hükümetin mali kanadı ile bankacılar biraraya geldiler ve 2011 yılına girerken yerinde ve faydalı bir diyalog yaşandı. Tedbir alan kurumlar ve  Babacan bunların gerekçelerini anlattılar. Bankacılar dinledi ve onlarda düşüncelerini ifade ettiler. Gerçekten bazı tedbirler ki vadeyi uzatmaya yönelik fevkalade yerinde. Sıcak paraya geleceksen uzun vadeli gel daha avantajlı olursun mesajı verildi. Ben sıcak paranın kaçacağına hiç inanmadım hala da inanmıyorum. Bu tedbirlere bakınca IMKB"nin yakın vadede 100.000 lere doğru yolalacağına gerçekten inanıyorum. Yarım puanlık indirim o kadar önemli değil belki. Amaç giderek Türkiye"yi yabancılar için kısa vadeli bir rant ülkesi olmaktan çıkaracak bir politikanın ilk adımları. Yeterki faiz indirimi iç talepte artış yaratıp da enflasyonu körüklemesin.

Tüketimi ve oluşan balonları yıkmaya matuf tedbirler de yerinde. Konut sektörü kendine çeki düzen vermeli. GYO"lara biraz daha kural getirilmeli. Tüketici kredilerinin önü biraz alınmalı ki ileride üzülmeyelim.

Bütün bu tedbirler büyüyen cari açığa çare mi? Daha değil ama TL. değerini biraz olsun düşürmesi açısından ümit verici. Eğer Hükümet"te kendini bu tedbirlere paralel yönlendirebilirse, seçim ekonomisine olanak tanımazsa ekonomi daha bir yoluna girecektir. Sn. Babacan “2011 yılının seçim yılı olması nedeniyle özel bir yıl gibi görüldüğünü ancak kendilerinin ekonomik kararları almaktan geri durmayacaklarını” açık olarak belirtti.

Bu mücadelede bankalar fazla açılan kredi portföylerine biraz gem vurabilirlerse, orta ve uzun vadeli istihdam yaratacak kredilere daha çok öncelik tanırlarsa yolumuz daha açık olacaktır.

Toplantıda konuşan Babacan ”İstikrar esastır, en sert kararları almaya hazırız” dedi. Diğer önemli bir mesaj “2011 yılında Türkiye"ye yönelik sermaye hareketlerinin pozitif olacağını düşünüyoruz. Kısa vadeli sermaye hareketlerinde de bu türden fonların daha uzun vadeli hale nasıl getirilebilir o konu üzerinde çalışıyoruz” idi. Bu arada Tobin vergisi gibi gelişmekte olan ülkelerdeki uygulamalardan da uzak kalacaklarının işaretini verdi. Kararlarımızda uzun vadeli sebepler herzaman öncelikli olacaktır” dedi. Gerçi Sn.Babacan bu konuda samimi ama hükümetin ne kadar samimi olduğu konusunda tereddütler var.

Toplantı öncesi farklı düşünen ve tedbirlerin amaca hizmet etmeyeceğini belirten bankacıların toplantıda fazla sesi çıkmadı.

“Bankacılık sektörü hükümetin MB ve BDDK kararlarıyla ısınan ekonomiyi soğutmak için aldığı tedbirlere, bankalara çok ağır maliyetler yükleyeceği ve rekabet gücünü öldüreceği gerekçesiyle karşı çıkıyordu.
Bankacılar, hükümetin bir yandan “Cari açık var ama endişe yok, kredi büyümesi var ama endişe yok, ekonomi büyüyor ama endişe yok deyip diğer yandan da bankaları bu konularda zorlayan, maliyetlerini artıran, kâr marjlarını düşüren kararlar alarak şaşırttığını belirtiyorlardı.”
Bankaların topladıkları her bir lira karşılığında 8 liralık kredi verdiğini belirten bir bankacı, toplantıda kârlılığı düşen bankacılık sektörünün ekonomiye nasıl katkı sağlayabileceğinin ana tartışma konularından biri olacağını söyledi.

"Çok büyük yük getiriyor"
Bankacılık sektörünün kârlılığı korunmazsa alınan tedbirlerin ileride hiç istenmeyen sonuçlar doğuracağını ifade eden bir başka bankacı ise “Alınan bazı tedbirlerin amaca hizmet edip etmeyeceği konusunda endişelerim var” dedi.

Bankacılık sektörünün kârını azaltacak uygulamalar neler?
- Her yeni açılan şube başına harç alınıyor
- Lira cinsi munzam karşılık vade kısaldıkça artıyor
- Munzam karşılığa faiz sıfırlandı
- Merkez Bankası politika faizini 50 baz puan indirdi
- KKDF artırıldı, konut kredisine de gelebilir
- Konut kredilerinde teminata konu gayrimenkul değerinin yüzde 75"i, ticari gayrimenkulde yüzde 50"si kredilendirilebilecek

Amerika"nın piyasalara sürekli dolar vermesinin Türkiye gibi ülkelere sıcak para girişine neden olduğunu kaydeden bir bankacı, bu gelişmelere karşı ekonomi yönetiminin sadece bankaların üstüne gelmesini ise doğru bulmadığını söyledi.
Bankacı, “Kredileri kısın, faizleri artırın diyorlar. Merkez Bankası kendisi faizleri düşürüyor. Bankaların kâr marjları çok daraldı. Munzam karşılık oranları artırıldı. Alınan kararların olumsuz etkilerini önümüzdeki yıl göreceğiz. Bankacılık sektörünü çok zor bir yıl bekliyor” diye görüş belirtti.
Bankacılık sektörünün bu karşı duruşuna rağmen genel beklenti, Merkez Bankası"nın munzam karşılık oranlarını artırmaya devam edeceği, bankaların ise kredi arzını düşürmeyi istemelerine rağmen kendi aralarındaki rekabetten dolayı bunu yapmayacakları şeklinde.

Babacan"ın toplantıda bankacıları nispeten ikna edebildiği, konsensüs konusunda toplantıdan kısmen olumlu bir intiba çıktığı söylenebilir. 2011 yılında sonuçlarını hep birlikte göreceğiz.

Ernst & Young, Lehman'ın işlemlerini gizledi mi?
ABD'nin New York eyaletinde savcılar muhasebe denetim firması Ernst and Young'a Lehman Brothers yatırım bankasının batmasındaki rolü dolayısıyla dava açtı.

Ernst & Young, Lehman şirketinin hilelerini gizlemekle suçlanıyor.
Savcıların iddiasına göre, Ernst & Young bünyesinde çalışan denetim uzmanları, yatırım bankasının bazı işlemleri gizlediğini biliyordu. İddiaları reddeden Ernst & Young yetkilileri ise kendilerini tüm gayretleriyle savunacaklarını ifade etti.



Ernst & Young, daha önce yaptığı açıklamalarda Lehman Brothers'ın profesyonel standartlara uygun bir şekilde çalıştığını ve bankanın iki sene önceki iflasının muhasebesiyle ilgili olmadığını belirtmişti.
Lehman Brothers, 2008 yılındaki mali krizde çöken ilk büyük bankaydı. "Repo 105" olarak bilinen muhasebe hilesi de savcılığın iddialarında öne çıkan noktalardan. Bu yöntemle şirket varlıkları kağıt üzerinde yer değiştiriyor ve borçlar olduğundan küçük gösteriliyor. Yöntem, kısa vadeli kredilerin satış olarak gösterilmesini içeriyor.
Lehman Brothers'ın 2008 Eylül'ündeki iflasından birkaç hafta önce giderek artan bir şekilde bu hileye başvurduğu ve bazı varlıklarını satılmış gibi gösterdiği belirtiliyor. İddialara göre kuruluş bu yöntemle, borcunun 50 milyar dolara yakın bir bölümünü gizledi.
Bankayı denetleyen firma Ernst & Young'ın da Lehman'ın "Repo 105" uygulamalarına göz yumduğu savunuluyor.
Ernst & Young'dan yapılan açıklamada, şirketin Lehman'ın hesaplarını en son 30 Kasım 2007'de sona eren mali yılda denetlediği belirtilmişti. Kuruluş bu dönemde Lehman Brothers'ın hesaplarında kurallara aykırı bir durum bulunmadığını savunmuştu.



Çin'de trafikle mücadele için araba satışı üçte bire indiriliyor

Pekin caddelerinde bisikletlerin yerini otomobil alınca, trafik ve hava kirliliği sorunu baş gösterdi, Çin'in başkenti Pekin'de trafikle sıkışıklığıyla mücadele için, yeni otomobil alımlarını üçte iki oranında sınırlayan kurallar yürürlüğe girdi. Kent yetkilileri, 2011 yılında trafiğe çıkmasına izin verilecek araç sayısını bu yılın üçte biri düzeyinde olan 240 bin ile sınırlandıracak. Yeni otomobil almak isteyen tüketiciler, kuralların yürürlüğe girmesinden önce oto galerilerine hücum etti.
Trafikteki araç sayısını azaltmayı hedefleyen kurallar sonrasında dahi, başkent trafiğinde beş milyona yakın araç olacak.
Pekin, dünyada trafik ve hava kirliliği sorununun en yoğun yaşandığı kent durumunda.
Çin yönetimi, yükselen orta sınıfın daha rahat bir hayat sürme istekleri ile metropollerdeki trafik ve hava kirliliğinin engellenmesi arasında bir denge bulmaya çalışıyor. Yetkililer yeni kuralların, sorunları tek başına çözmeye yetmeyeceğini ancak daha kötüye gitme hızlarını azaltacağını söylüyor.
Pekin Trafik Yönetimi Bürosu Direktör Yardımcısı Liu Xiaoming, trafik sorununu kısa sürede çözmenin oldukça zor olduğunu belirtti.
Yeni kurallar uyarınca, trafiğe çıkmasına izin verilecek 240 bin yeni araç, "plaka loto" sistemi ile çekiliş yapılarak belirlenecek.
2010 yılında Pekin trafiğindeki araç sayısı 750 bin yeni araçla birlikte, 4,8 milyona çıkmıştı.



Paris'in prestijli otelini Suudiler satın aldı

Paris'in merkezindeki prestijli Hotel de Crillon, Suudi Arabistan kraliyet ailesinin bir üyesine satıldı. Suudi alıcının 18. yüzyılda saray olarak inşa edilen Place de la Concorde'daki otel için 250 milyon euro ödediği bildiriliyor. Otelin Suudi sermayeli JJW firmasına satılması yolunda daha önceki bir girişim mahkemeye taşınmıştı. Crillon'un önceki sahipleri ise ABD fiması Starwood Capital.(Shraton otel zincirleri grubu). Otelin satışı ile ilgili Nisan ayındaki duruşmada JJW'nin sözleşmenin ihlal edilmesi ile ilgili bir sorunu halletmek için Starwood'a 100 milyon euro ödemesine karar verilmişti.

Kralın giyotine gittiği saray
1758'de inşa edilen Crillon, 20 yıl sonra ABD ile Fransa arasında önemli bir anlaşmaya ev sahipliği yapmıştı. Fransa Kralı 14. Luis de, 1789 yılında otelin önündeki meydanda giyotine gönderilmişti.
Suudi alıcının adı açıklanmazken, Crillon'u işleten Group du Louvre adlı şirket, alan kişinin "Suudi kraliyet ailesinin saygın bir üyesi olduğunu" duyurdu. 147 odası olan ve 360 kişinin çalıştığı otelin yüksek ihtimalle İsviçre otelcilik firması Kempinski tarafından işletileceği tahmin ediliyor.
Paris'teki hemen hemen tüm prestijli oteller yabancı gruplar tarafından satın alınmış durumda.
Suudi Prensi el-Velid bin Talal George V otelinin sahibi, başka bir Suudi ise Ritz Carlton"un sahibi.

'İstanbul, uçurumun kenarında'
Guardian'ın ekonomi sayfalarında bütçesinden fazla harcama yapan şehirlere geniş yer ayrılıyor.
İstanbul, Avrupa'nın kredi durumu kırılgan kentleri arasında gösterildi.
Amerika Birleşik Devletleri'nde 100'ü aşkın şehrin önümüzdeki yıl iflas edebileceği analizini sayfalarına taşıyan gazete, Avrupa'nın önemli şehirlerindeki durumu da 'Uçurumun Kenarındaki Avrupa' başlığıyla veriyor.



Küresel kredi krizini tahmin eden iktisatçılardan, Amerikalı analiz uzmanı Meredith Whitney, yerel ve eyalet düzeyinde borçlanmanın ABD ekonomisini bekleyen en büyük sorunlardan biri olduğunu ve ülkede iyileşme sürecini sekteye uğratabileceğini söyledi.
Whitney'e göre emlak sorununun ardından, en önemli konuların başında kent harcamaları geliyor. Bu habere göre, Avrupa'nın kredi durumu kırılgan şehirleri arasında İstanbul da var.
Haberde öne çıkan satırlar şöyle:"Türkiye'nin kadim metropolü, Avrupa'nın kredi notu "dökülen" şehirlerinden biri. "Asya ve Avrupa'yı birbirine bağlayan kusursuz konumu, ciddi zayıflıklarını gideremiyor.
Biriken borçlar
"Bunlara, kredi değerlendirme şirketi Standard&Poor'un son raporuna göre 'düşük ciro esnekliği ve gelecekteki reformlara dair durumun tahmin edilemez oluşu' da dahil. "Ayrıca, şehrin yoğun yatırım talebi, yüksek bütçe açıklarına ve biriken borçlara neden oluyor."
Habere göre "İstanbul, özellikle giderek büyüyen mali sektörü kalkındırarak kazanç getirecek başka kaynaklar geliştirmeye çalışıyor ve cami kubbe ve minarelerinden oluşan meşhur kent siluetinde yeni camdan kulelerin belirmesi umudunu taşıyor."
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu ay içinde Ataşehir semtini, kentin mali kalbi haline getirme planları çerçevesinde İMKB'yi Asya tarafına taşıma planlarını dile getirmişti.
Haberde, Avrupa'nın uçurumun eşiğindeki diğer şehirleri olarak Napoli, Floransa, Madrid ve Barselona sayılıyor.

PİYASALAR
Hiristiyan dünyası Noel ve Yılbaşı tatilinin rehavetinde. Bizde de yılbaşı telaşı alışılmış şeyler. Hızlı bir alışveriş dönemi bekleniyor. Ancak son tedbirler ve kredi kartlarına getirilen kısıtlamalar bunu biraz kısıtlayacak gibi. Ancak Fitch"in Macaristan"ın notunu düşürmesi yurtiçinde de satışları artırırken, endeksin biraz düşmesine neden oldu. IMKB"nin 2011 karnesi yüksek gözüküyor ama gene bu yılı 65.000 seviyesinde kapaması başarılı sayılabilir. Geçtiğimiz hafta satış ağırlıklı günlerin arkasından toparlanma çabası gösterdi ve haftayı 66.257 ile kapabildi.
Yurtdışında genellikle Ocak ayının önlenemez yükseliş trendine pozisyon almak isteyenlerin alımları damgasını vurur. Bu senede yurtdışı borsalarda böyle hafif bir yükselişi beklemek yanlış olmaz. Bizde de böyle bir tavır beklenebilir.
Türk lirası ise geçtiğimiz hafta aşağı yönlü hareketin ardından kazanımlarını geri verdi. Önümüzdeki haftayı 1.54-1.56 bandında geçirmesi ihtimal dahilinde. Yatay seyir hakim gözüküyor. Geçtiğimiz haftanın kapanışı dolar 1.5465, euro 2.02 ve euro/dolar paritesi 1.31 oldu.
Tahvil piyasasında kar amaçlı yılsonu kapanışları beklenebilir. Bu hafta faizin 7.40 -7.20 lerde seyri bekleniyor. Hesaplar yeni yıla göre yapılıyor. Cuma kapanış bileşik faizi 7.26 oldu.
Esenlikle Kalın.

(DİKKAT: Haftalık ekonomik yorum Emen&Emen tarafından turkiyeturizm.com için hazırlanmaktadır. İzinsiz kopyalanıp kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Aksi takdirde Basın Yasası ve Telif Hakları Yasası'na göre yasal işlem yapılacaktır)
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.