• BIST 106.239
  • Altın 161,217
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 4 °C

Sanata yatırıan milli burjuva var

Sanata yatırıan milli burjuva var
Günay, özel sektörün önemli oyuncularının kültür alanına yapmaya başladıkları katkı ile Türkiye'de artık "milli bir burjuvazi" oluşmaya başladığını belirtiyor.

Erdal Sağlam


ANKARA- Geçmişte sadece biz kazanalım, Avrupa'da harcayalım diyenler burjuva filan değildi. Köylü burjuvaydı. Şimdi işlerin ucundan tutmaya başlayan gerçek burjuva oluştu.

Kumar turizmi ile ilgili talepler geliyor ama bu konu şimdilik gündemimizde yok. Bunu söyleyenler var, farklı unsurlar ve yöntemlerle. Ama benim masamda böyle bir konu yok.

 

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, uzun zamandır siyaset arenasında... Yıllarca sol cenahta siyaset yapan ancak 22 Temmuz seçimleri öncesinde Adalet ve Kalkınma Partisi'ne (AKP) girme

kararı veren Günay, son seçimlerin neredeyse "üzerinde en fazla tartışılan milletvekili adayı" olmuştu. Günay, İstanbul milletvekili seçildi ve hemen ardından yeni kabinede Kültür ve Turizm Bakanlığı görevini üstlendi. Günay, özel sektörün önemli oyuncularının kültür alanına yapmaya başladıkları katkı ile Türkiye'de artık "milli bir burjuvazi" oluşmaya başladığını belirtiyor. Kendisini, "turizm sektörünün koordinatörü" diye tanımlayan Günay, konuşmalarında daha çok vizyona yönelik mesajlar vermeyi tercih ediyor. Turizmde yeni dış pazarlara açılmak, içeride de yeni bölgelere turist çekilmesi gerektiğini vurgulayan Günay, Doğu ve Güneydoğu'nun potansiyelini anlata anlata bitiremiyor. Günay ile Ankara'da çalışma zamanının büyük bölümünü geçirdiği Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın tarihi binasındaki makamında görüştük.

 

Eyüp Can: Sizinle bu röportajı Ulus-Opera'daki tarihi bakanlık binasında yapıyoruz. Ankara'da bakanlıklar hep yeni binalara taşınmış gibi görünüyor. Sizin de bir taşınma planınız var mı?

Ertuğrul Günay: Kısa süre içinde Kültür Bakanlığı'nın kirada bulunan merkez birimlerinin bir ana binada toplanması konusunda çalışma yapıyoruz. Ulus'taki 2 eski tarihi meclis binası arasında eski sayıştay binası bakanlığımıza tahsis edilmişti, bazı ihtilaflar yüzünden tıkanma sürecindeydi, onu tasfiye ettik. Şimdi yeni bir çalışma yapıyoruz. Ayrıca bakanlığın tarihi binasının arkasındaki hukuk kaygıları çiğnerek yapılmış bina ektir. Bu binayı, tarihi bakanlık binası seviyesine kadar yıkacağız. Oradaki üniteleri bizim şimdi yeni kullanacağımız binaya almaya çalışacağız. Resim Heykel Müzesi bitiyor. Orada ayın 18'inde bakanlığın kültür sanat yüksek okulunun uzun zamandır verdiği ödül törenini yapacağız. Sayın Cumhurbaşkanı ödülü verecek. ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen'e...

 

Erdal Sağlam: Etnoğrafya Müzesi ile ilgili bir çalışma vardı sanırım...

Günay: Oradaki güzel, görkemli Atatürk Anıtı'nın bakıma ihtiyacı var. Ayrıca Resim Heykel Müzesi ve Etnoğrafya Müzesi'nin çevresinde oldukça güzel, görüntüsü zengin, Ankara'yı görebilmek imkânı olan boş bir yeşil alan var. Burayı düzenleyerek, kullanıma açacağız. Açık hava müzesi gibi ama aynı zamanda şık bir kahve, ikram mekânı olacak bir işletmeciyle anlaşacağız. Amacımız müzeleri modernleştirmek, mümkün olduğu kadar çevresini de kullanılır hale getirmek. Müzelerin çevresinde metruk bahçeler var. Konya'da gezerken gördüm. Atatürk Evi'nin bahçesi çok güzel, bomboş duruyor. Orayı Konya'nın en prestijli pastanesi yapabiliriz. Milli Kütüphane'nin bahçesini açmayı düşünüyorum. Halkı buralara yakınlaştıracağız.

 

Sağlam: Turizmcilerden şikayet geliyor mu?

Günay: Otelciler Birliği başkanımızla birazdan görüşeceğiz, yarın da (cuma) Mersin'e gidiyorum. Amacımız Türkiye'de yeni alanlar açmaya çalışmak. Antalya 8 milyon turist aldı bu sene şükürler olsun. Ama 10 milyonları taşıması zordur. İstanbul 6-7 milyona doğru gidiyor ama bu altyapısıyla 10'u taşır şimdilik, ama ileride 20-25 milyon turist taşıyacaktır. Bu sene 23 milyon turisti yakaladık. Ama Türkiye 40 milyon turist gelsin istiyorsak yeni alanlar açmak zorundayız. Geçen Sarıkamış şehitlerini anma vesilesiyle Kars-Sarıkamış'a gitmiştim. Müthiş bir kayak merkezi imkânı var. Ben böyle güzel bir doğa görmedim. Orayı teknik olarak altyapıyla biraz daha geliştirip konaklama imkânını artırırsak güçlü bir hizmet potansiyelimiz var. Avrupa'nın en fazla termal kaynağına sahibiz ama ne yazık ki bu konudaki imkanlarımız, altyapımız şu an çok sınırlı. Bütün Güney Marmara'da Ege'nin içine kadar, Erzurum bölgesine kadar çok değişik mekanlarda termal imkânlarımız var. Ve Mersin... İnanılmazdır. Fakat Antalya aldı başını gidiyor. Bu yıl Saint Paul yılı, inanç hizmeti açısından Türkiye yeni bir ilgi çekicilik yakalayabilir. Silifke'de SEKA'nın yaptığı bir arazi var. Eski bir yatırım alanı, orada bir turizm kompleksi olabilir ona bakacağız. Tarsus'ta inanç turizmi çerçevesinde ne olabilir ona bakacağız. Antalya bu kadar ilgi çekiyorsa Mersin'in, İzmir'in de herhalde 5'er milyonu yakalamış olması lazım.

 

Can: Tanıtım çalışmaları ne durumda?

Günay: Basın mensuplarıyla ayın 15'inde bir kahvaltı yapacağız ve tanıtımla ilgili ne yaptık, ne kadar bütçe ayırdık, Türkiye şu an dışarıda nasıl tanıtılıyor, yeni konsept ve fikirlerimiz nedir tüm bunları anlatacağız. 5 gün önce Avrupa'da tanıtıma başladık. Bütçesi geçen yıl 100 milyonun üzerindeydi, bu yıl daha büyüteceğiz. Tüm dünyada da 15'inden itibaren tüm billboard'lara çıkmış, televizyon reklamlarına girmiş olacağız. Yazın yeni, sonbaharda başka bir kampanya başlıyor. Bu şekilde yıl boyunca gidiyor ve ilk rakamlarımız (rezervasyon) süre içinde artıyor tabii. Ayrıca profesyonel bir tanıtım yapmanın yanı sıra PR-halkla ilişkiler konusunda da biraz daha etkili olacağız.

 

Can: Geçmişte bu tanıtım meselesi çok tartışıldı. Şimdi 9 ayrı ajansa verildi, parçalandı.

Günay: Gruplar haline getirdik. Mesele; bütün Akdeniz ülkeleri bir, Avrupa-Almanya-Orta Avrupa, İngiltere ve kuzey, bir de güney var. Bunların arayışları farklı. Akdeniz'den gelen kültür için geliyor çünkü zaten deniz, sıcak iklim olanakları orada da var. Kuzeydekiler ise daha çok deniz için geliyor. Hepsini bir firmaya veriyorsanız evet bütünlüğün bir yararı var ama biraz da rekabet olsun bence. Yani bu yılki rakamlarım ortada, gelecek yıl buna bir şey kattığınızı görürsem o zaman ben de sizin hakkınızı korurum. Avrupa'da 3 firma yarışıyor şu an. Öbür türlü tüm Avrupa'yı bir firmaya verdiğinizde bu performans kıyaslamasını yapmak zor olacaktır. Bizim bakanlıktaki en tartışmalı alan tanıtma alanıdır, biliyorsunuz. Bu alanda koruma kollama... Ben sadece ülkeyi koruyup kolluyorum, hiç bir tanıtma firmasını değil.

 

Can: Rusya ve Almanya potansiyel olarak en kritik ülkeler. Ruslar'ın Avrupa'ya gidişinde bu sene rahatlama var. Nasıl etkileyebilir bizi?

Günay: Rusya büyüyen bir pazar. Biz oradan mutlaka pay alacağız. Ama benim sadece Rusya ve Almanya pazarına bağlı olmayalım diye bir düşüncem var. Bunları bakan olarak benim yüksek sesle söylemem çok uygun değil ama turizmci arkadaşlarla konuşuyoruz. Ben turizmde kendimi bir tür koordinatör olarak görüyorum. Bu alandaki yatırımcı, konaklama tesisi, seyahat acentası... Tüm bu çalışanların bürokrasiyle olan işlerini kolaylaştırmak konusunda kendimi sorumlu sayıyorum. Bir şart koyuyorum dedim; turizmci doğal, tarihsel, kültürel çevreye saygılı ve yüksek kaliteye yatırım yapacak. Onun dışında ben sizin adınıza sizin işlerinizi devlette takip ediyorum. Turizmcilerle böyle bir diyalogumuz var. Onun için onlarla danışmadan, çok bağlayıcı şeyler söylemek istemem.

 

Sağlam: Kumar turizmi için talep geliyor mu size?

Günay: Geldi ama bu konu şimdilik gündemimizde yok. Bunu söyleyenler var, farklı unsurlar ve yöntemlerle... Ama benim masamda böyle bir konu yok.

 

Sağlam: Finans merkeziyle kültür merkezi aynı yerde olur mu diye bir tartışma sürüyor İstanbul için?

Günay: Olur bence ama endüstriyle çok olmuyor. Sanayiyle kültür, sanayiyle turizm çok olmuyor. İstanbul, İzmir ve Bursa'ya da bence yapılan en büyük haksızlık geçmiş yıllarda buraların pazara açılması kolay olduğu için sanayi kenti haline getirilmeleri. Bunun için Anadolu'nun başka yerlerinden göç, o göç yeterince denetlenmediği için de çarpık yapılaşma olmuş. İstanbul şu an inanılmaz bir çirkin yapılaşma içinde, neredeyse kaybolmuş bir mücevher taş. Benzer durum Bursa için, İzmir için de söz konusu. Şimdi mümkün olduğu kadar sanayiye yeni alanlar yeni yatırım alanları açmak. İstanbul'dan bence finansın çıkarılması değil; finans, işletme sektörü, ticaret merkezleri her zaman olabilir ama sanayi olmaz. Sanayinin İstanbul'un dışına çıkarmak, Marmara'nın güneyine İç Anadolu'ya doğru kaydırmak gerekir.

 

Sağlam: Güneydoğu'da bir paket açılmasını bekliyorduk, orada sizin katkınız?

Günay: Doğu, Güneydoğu'da da büyük bir potansiyel olduğuna çok inanıyorum. Urfa'yla ilgili vali, belediye başkanı, milletvekili uzun uzun saatlerce çalıştık. Orada başlamış, yarım kalmış bir proje var. Bu yıl içinde bitirmeyi planlıyoruz. Biraz maddiyatla ilgili ama bitirmeyi planlıyoruz. Mardin de aynı şekilde. Geçende Toledo'ya gittim. Orada gezerken eşim Mardin'in Toledo'dan daha ilgi çekici olduğunu söyledi ki doğrudur, ama Toledo bütünüyle korunarak müze şehir haline getirilmiş. Mardin'de neredeyse yok edilmiş. Kent beton, naylon karmaşasıyla yok edilmeye çalışılmış. Turizm açısından çok önem veriyorum; Mardin'in, Urfa'nın, Adıyaman'ın, Nemrut'un çok büyük potansiyeli olduğuna inanıyorum. Nemrut'la ilgili göreve geldiğimden beri 3'üncü toplantıyı bilim çevreleriyle, ODTÜ'den, başka üniversitelerden hocalarla yaptık. Nemrut'un yeteri kadar dünyada bilinmediğini ya da uzaktan bilinse de hak ettiği kadar ilgi görmediğini düşünüyorum. 100 bin civarında Nemrut'u ziyaret eden var. Oysa 1 milyon, 5 milyon ziyaretçi olabilir. Yeteri kadar ulaşım, altyapı, yol, koruma önlemleri alırsak dünya çapından ilgi çekeceğini düşünüyorum.

 

Can: Bütçe imkânlarınız yeterli mi sizce?

Günay: Kısıtlı bütçemiz var amenna, ama kısıtlı bütçeyi kalıcı işlerde kullanmalıyız. Binde 40 civarında bütçemiz var. Emlak vergisi gelirlerinden eski eserlerin restorasyonu için yüzde 10 pay ayırılıyor. Onu belediyeler aracılığıyla kullanıyoruz. Vakıfların ayrıca yaptığı restorasyon çalışmaları var. Halbuki bunları da bizim yapmamız lazım. Sponsorluk hizmetleri var. Sağolsun bazı özel teşebbüsten arkadaşlarımız restorasyon işlerinde yardımcı oluyor bize. Geçenlerde gitmiştik Dilek Sabancı, Konya'da bir konservatuar yaptırarak açtı. Şimdi Mardin'de Sakıp Bey adına bir müze, kendi adına da sergi salonu yapıyor. Koçlar, Sabancılar, Eczacıbaşıları, Şahenkler... Hepsi sağolsun Türkiye'de artık bu işlerin ucundan tutmaya başlayan gerçek burjuva oluştu. Geçmiş yıllarda sadece biz kazanalım gidelim Avrupa'da harcayalım bu burjuva filan değildi, köylü burjuvaydı. Şimdi bir milli burjuva oluşuyor Türkiye'de. Bu milli hassasiyetleri olan zengin demektir. Türkiye 2000'li yıllarda bununla tanışmaya başladı. Onu da ben bizim bakanlığımızın destekçileri sayıyorum. Bu yardımı benimle paylaşıyor, oraya yatırım yapıyorsa bir anlamda biz beraber çalışıyoruz. Biri, bir tarihsel mekâna, örene sahip çıktıysa bir yerde anlatarak PR'larını yapmaktan yanayım, hiç kıskançlığımız yok.

 

Can: Sanatla ekonomiyi biraz daha el ele verdirmeye çalışacaksınız.

Günay: Bunlar iç içe zaten. Ekonominin gelişmesi sanatın desteklenmesine yol açıyor. Kültürel alanda yaptığımız her şey de Türkiye'nin turizm potaniyelini artırıyor. Deniz kumu ve güneşin ötesinde bir oran yerinin restorasyonu, ziyaretçiye açılması, bir tarihsel eserin restorasyonu, herhangi bir dönem mimarisinin dünyaya sergilenmesi turizm potansiyeli. Floransa'ya insanlar her mevsim akın akın gidiyor. Bir kültür kenti, Rönesans şehri. Orada yapılan her şey turizm açısından da geliri getiriyor. Türkiye'de turizmciler bunu yeni anlıyor.

 

Sağlam: Four Seasons otelinin ek bölümündeki inşaatla ilgili yeni bir şey var mı?

Günay: Ben biraz bu konunun dramatize edildiğini düşünüyorum. Bazı müdahalelerle bu alan kullanılabilir çünkü gözden kaçırılan bir şey var. Bu otel ek inşaatı vesilesiyle 15-20 dönüme yakın alanda kazı yapılmış. O çöplüğün altından tarihi eser çıkmış. Böyle bir girişim olmasa orası ya kaba bir yeşil alan ya yine altında çöp olan, üstü ne olduğu belli olmayan bir kapalı mekan olarak kalacaktı. Bir kere oradan 15 dönüm kadar arkeolojik park çıkıyor, yeraltında bir müze çıkıyor. Bir de 2.5 dönüm kadar da bu otellerin ayaklarınının yukarıdan ve gölgesinde kalan alan. Oradaki inşaat yoğunluğun azaltılmasından yanayım. Hem tarihsel duyarlılığı zedelemeyecek hem de burada yapılanı inkar etmeyecek bir orta yol bulacağımızı ümit ediyorum.

 

Can: Daha farklı pazarlara açılım ne zaman yapılacak?

Günay: Gelecekte Amerika, Japonya, Çin gibi büyük pazarların Türkiye için çok önemli hale geleceğini düşünüyorum. Bu pazarlar henüz dünyaya yeni çıkmaya başladı. İlginçtir, Amerika çok liberal bir ülke, Çin de dünyanın simge ülkeleri ama 2'si de dünyaya yeni çıkmaya başladılar. Amerika'nın Türkiye ilgisi çok az değil. Aynı şekilde Çin de dünya pazarına yeni çıkmaya başladı. Orada da çok büyük bir potansiyel var. Bir yandan Uzakdoğu'ya bir yandan uzak, deniz ötesi dünyaya bizim önem vermemiz gerekiyor.

 

Can: Turizmin içerideki çeşitlenmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Günay: Turizmi çeşitlendirmek açısından bölgesel olarak ve tür olarak yani kış turizmi, termal turizmi, sağlık turizmi, kongre turizmi. Mesela İstanbul kongre turizmi açısından çok büyük bir potansiyel taşıyor ama İstanbul dolu şu anda. Yeni otellere, kongre merkezlerine ihtiyacımız var. Kuşadası'nda çok güzel bir kongre merkezi yapılıyor. Ege'nin İzmir'in potansiyelini çok etkileyecek bir merkez yapılıyor orada. Antalya'nın kongre turizmi açısından potansiyelini yükseltmek gerekiyor.

 

Ertuğrul Günay kimdir

1948'de Ordu'da doğdu. 1969'da İÜ Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. 70'li yıllarda Ordu'da avukatlığa başladı. CHP Ordu İl Başkanlığı, Ordu milletvekilliği yaptı. 1980'lerden sonra SHP'de Ankara İl Başkanlığı ve Genel Sekreter Yardımcılığı, CHP'nin siyasal yaşama yeniden dönüşü üzerine Genel Sekreterlik (1992-1994) görevlerinde bulundu. Bu tarihten itibaren Parti yönetimiyle görüş ayrılıkları oluştu. 2007 seçimleri öncesinde cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda Anayasa Mahkemesi'nin verdiği 367 kararına karşı çıkan Günay AK Parti'ye katıldı.

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.