• BIST 91.686
  • Altın 211,744
  • Dolar 5,3854
  • Euro 6,1343
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 8 °C

Rusya'da havacılık zaferi

Musa Alioğlu

Bir zamanlar adı Rus İmparatorluğu olan ve çarlar tarafından idare edilen topraklar, 1917’ye gelene kadar zenginin çok zengin, fakirin ise daha fakir olduğu bir ülke olarak tarihe geçmiştir. 1917 yılının Ekim ayında yaptığı devrimle işçi diktatörlüğü kuran Vladimir İlyiç Lenin ile birlikte bu toprakların adı Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği olarak anılmaya başlanmıştır. İşçi sınıfının hakimiyetini öngören bilimsel sosyalizmin yıllar yılı bu ülkeyi idare etmesinin kime ne yarar sağladığını tarihin tanıklığına bırakmak daha yerinde olur. Sovyetler'in dağılmasından sonra artık ortada yeni bir devlet vardır ve bu devletin adı da Rusya Federasyonu'dur.  Devletin adı değişmiş ve tekrar Rusya diye anılmaya başlanmış ama, gelin görün ki acaba zihniyet veya mentalite değişmişmidir? Buna birazdan değineceğiz.

 

Şimdi biraz, yani 40 yıl kadar geriye gitmemiz gerekir. Yıl 1967. Sovyetler Birliği katı kuralları olan hantal ve acımasız bir devletçilikle yönetiliyor. O kadar ki dış dünya ile alış veriş, ikili anlaşmalar  ve buna benzer diplomatik ilişkiler hep KGB'nin denetiminde yapılıyor. Bütün bu tür görüşmelere mutlaka bir KGB ajanı katılıyor ve sosyalist devletin ruhuna aykırı bir adım atılmaması için gayret sarfediliyordu.

 

İşte böyle bir ortamda  güney komşusu Türkiye ile ikili hava ulaştırma anlaşması imzalandı. O günün şartlarında belki bir şeyler ifade eden bu anlaşma geçen yıllar içinde artık bir işe yaramaz olmasa bile revize edilmeye çok muhtaçtı.  İşte bunun için ne yazık ki aradan tam 41 yıl geçmesi gerekiyordu.  Bu güne kadar hiç bir bakan, hiç bir Sivil Havacılık Genel Müdürü'nün bu anlaşmaya dokunmak aklından bile geçmedi nedense. Taaki 2008'e gelinceye kadar. Havacılık sektöründe yeni ve farklı bir şeyler yapma iddiasiyla işbaşına gelen yeni Sivil Havacılık Genel Müdürü Dr. Ali Arıduru bu konuda   radikal bir adım atarak Ruslar'ı hem masaya çekti, hem de olmaz denilen işleri olur hale getirdi. 41 yıl önce imzalanan anlaşmayı revize etmek için Moskova'da  22 -23 Nisan günleri  saatlerce süren zorlu bir maratondan sonra masada adeta bir zafer kazanıldı. Bu anlaşma ile her iki ülkede tarifeli sefer gerçekleştirilen nokta sayısının 10’a çıkarılırken, kargo alanındaki frekans kısıtlamalarının kaldırılması ve Royality ücretlerinin devre dışı bırakılması konusunda anlaşma sağladı…

 

Anlaşma sağlandı ama acaba bu işler nasıl oldu diye bilmek gerek. Birincisi Ruslar hala o katı kuralları savunan adamları devlet aygıtından ayıklayamamanın sıkıntısı çekiyorlar. Neredeyse diplomatik bir skandala dönüşecek olan heyetimizdeki  üye sayısı konusu  sorun olarak ortaya konuldu ve zor aşıldı. Örneğin bu müzakerelerde  yeniliği ve liberal düşünceyi savunanların yanında bizim tabirimizle "Nuh diyen, peygamber demeyen" eski Bolşevikler de var. Onları ikna etmek  çok zor oldu. Çetin müzakereler sonuda  anlaşma sağlanan konularda iki ülke arasında bir mutabakat zaptı imzalandı. Akıllı ve pragmatik yaklaşımla masaya oturan Türk SHGM patronu  Arıduru, orada eski komünistleri ikna etmek için de ayrı bir çaba sarfetti ve sonunda imzalanan Mutabakat Zaptı’na göre; Rusya’daki tarifeli sefer noktalarına Krasnodar, Omsk, Novosibirsk, Sochi ve Ufa eklendi. Böylece Türkiye; Moskova, Yekaterinburg, Saint Petersburg, Rostov ve  Kazan’ın yanısıra bu beş şehre uçuş gerçekleştirebilecek. Belirlenen yeni noktalardan Ufa’ya haftada 5 frekans, diğer noktalara ise 3 frekans sefer yapma imkanı verildi. Ülkemizdeki mevcut uçuş noktaları İstanbul, Ankara, İzmir, Dalaman, Bodrum, Antalya olan Rusya tarafına ise, Türkiye’de sonradan belirlenecek dört yeni uçuş noktası  tahsis edildi. Rusya da, yani deplasmanda zafer kazanan ve bir futbol takımı gibi ekip ruhuyla hareket eden Türk heyetinin son yıllarda yaptığı en önemli anlaşma bu olsa gerek diye düşünüyorum. Böylece tayin edilen havayolu şirketleri, Türkiye ve Rusya‘da 10’ar noktaya eşit sayıda tarifeli yolcu seferi yapma hakkı elde etmiş oldu. Yakın gelecekte başlaması beklenen yeni seferlerin, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin yanısıra özellikle yaklaşan yaz döneminde ülke turizmine önemli katkı sağlaması planlanıyor. Yani sıcak denizlere inme hayali bir siyasi hayalden öte bize para kazandıran bir ticari proje olarak karşımıza çıkacaktır.  Ayrıca iki ülke arasındaki belirlenen noktalarda kargo konusunda taraflar istediği kadar şirket tayin edebilecekler ve tayin edilen bu şirketlerde frekans ve kapasite kısıtlaması olmaksızın tarifeli kargo seferleri yapabilecekler. Taraflar ayrıca yer hizmetleri, uçak bakım, eğitim, mühendislik ve diğer teknik konularda iki ülke arasında yakın işbirliği sağlanması için mutabakata vardı. Müzakerelerde ayrıca, Transsibirya hattının üst geçiş olarak kullanımı için Rusya'ya ödenen harçların Avrupa Birliği ile Rusya Federasyonu arasında yapılacak mutabakat sonrasında 2010 yılından itibaren kademeli olarak düşürülmesi konusunda da anlaşma sağlandı. Royality Ücreti konusunda AB’ye uyumlu bir geçiş sürecini benimseyen taraflar,  bu harçların Türk şirketlerini kapsayacak şekilde 2013 itibariyle tamamen kaldırılması konusunda mutabık kaldı. Müzakerelerde ayrıca, gürültü ve uçuş emniyeti konularının önemine dikkat çekilerek her iki tarafın havayolu şirketlerince bu konudaki uluslararası kriterlere uyulması hususunda da anlaşmaya varıldı. Bu yıl içinde Suriye, Sri Lanka,Avusturya Kırgizistan Singapur ve Bayreyn ile imzalanan 7 ayrı anlaşma içzinde bu anlaşmanın ayrı vöe önemli bir yeri oludğunu zaman bize gösterecekm. Emeği geçen  başta SHGM Genel Müdürü Dr. Ali Arıduru ve ekibini kutluyoruz. Ülkeyi sevmek, ülkeye para kazandırmakla da olur. 

 
Bu yazı toplam 1886 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.