• BIST 109.666
  • Altın 156,594
  • Dolar 3,8910
  • Euro 4,5831
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 0 °C

Piri Reis'in 43 el yazması getirtiliyor

Piri Reis'in 43 el yazması getirtiliyor
Oramiral Metin Ataç, bu araştırmalardan biri olan Piri Reis'in 43. el yazmasının Macaristan'da bulunduğunu öğrendiklerini ve bunu getirmeye çalıştıklarını bildirdi.
İSTANBUL -Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Metin Ataç, deniz tarihinin bir nevi kılavuz olduğunu belirterek "Bu kılavuzunuz olmazsa başkaları size kılavuzluk eder" dedi.
Bahçeşehir Üniversitesi'nde düzenlenen, "Yeni Belgeler ve Bulgular Işığında Akdeniz'de Türkler" başlıklı "Osmanlı Deniz Tarihi Sempozyumu"nun açılışında konuşan Oramiral Ataç, denizcilik tarihini bilmenin önemini vurguladı.



Sempozyumu düzenleyen üniversite yetkililerine deniz ve denizciliğe verdiği önemden dolayı teşekkürlerini ileten Oramiral Ataç, "Maalesef ülkemizde denize, denizciliğe ve denizcilik tarihine ilgi beklediğimiz düzeyde değil" dedi.
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı olarak, asli görevlerinin yanında; halka denizi ve denizciliği sevdirmek üzere çalışmalar yürüttükleri dile getiren Ataç, Beşiktaş'taki Deniz Müzesi'nin onarımını yürüttüklerini, bittiğinde buranın dünyanın en büyük 5 müzesiyle yarışır durumda olacağını söyledi.
Müzede 24 milyon civarında belge bulunduğunu ve bunların tasnifinin gelecek ay biteceğini kaydeden Oramiral Ataç, buradaki birçok belgenin de dijital ortama aktarılarak araştırmacılara açılacağını belirtti.
"Üniversitelerimizin deniz tarihi ile ilgili araştırmaya yönlenmelerini istiyoruz" diyen Ataç, bu araştırmalara en çok ilgi gösteren Bahçeşehir Üniversitesi'ni kutladı.
Komutanlık olarak deniz tarihi konusunda uluslararası sempozyumlar düzenlediklerini ve birçok yeni belge ve bilgiye rastladıklarını ifade eden Oramiral Metin Ataç, bu araştırmalardan biri olan Piri Reis'in 43. el yazmasının Macaristan'da bulunduğunu öğrendiklerini ve bunu getirmeye çalıştıklarını bildirdi.
Oramiral Ataç, 26 Haziranda İskenderun Deniz Müzesi'nin açılacağını , Temmuz ayı içinde Mersin Deniz Müzesi'nin temellerini atacaklarını belirterek, bahriyenin doğduğu Haliç'te de bir müze projeleri olduğunu söyledi.
Bunlarla birlikte çeşitli araştırma kitapları yayımladıklarını anlatan Ataç, Cezayirli Gazi Hasan Paşa, Türk denizcilerinin mezar taşları incelemeleri ile hazırlanan bir çalışma ve Türk Denizcilik Tarihi kitaplarının yayımlandığını kaydetti.
Bu çalışmaları Türk deniz tarihinin bilinmesi açısından yaptıklarını ifade eden Oramiral Ataç, "Deniz tarihi bir nevi deniz feneridir, bir nevi kılavuzdur. Yolumuzu ararken tehlikelerden, risklerden bizlerin sakınmasını sağlıyor, ama bu kılavuzunuz olmazsa başkaları size kılavuzluk yapar" diye konuştu.
Sempozyumun ilk oturumunun ardından Bahçeşehir Üniversitesi'nin denizcilik alanında yaptığı çalışmaları içeren laboratuvarı gezen Oramiral Ataç, basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını ise yanıtlamadı.
Açılışta konuşan Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan da denizciliğin bilimsel anlamda çok ihmal edildiğini belirtti.
Denizin yaşamın kendisi olduğunu, tarihin de burada olduğunu dile getiren Prof. Dr. Arıboğan, denizin elektrik mühendisliğinden felsefeye, tıptan uluslararası ilişkilere kadar birçok alanla bağlantılı olduğunu ifade etti.
Prof. Dr. Arıboğan, geçmişi bilmenin önemini vurgulayarak, "Siz geçmişinizle uğraşmazsanız, başkaları size bir gelecek standardı belirler" diye konuştu.
İlk oturumda 16. yüzyıl Osmanlı denizciliği ile ilgili bilgi veren Deniz Müzeler Komutanı Deniz Kıdemli Kurmay Albay Ali Rıza İşipek, bu dönemde Türk donanmasının stratejisinin dünyadaki tüm donanımlardan daha güçlü olmak yönünde olduğunu söyledi.
İşipek, teknelerin mükemmelliği, ordunun eğitim ve disiplini, silahların gücü gibi konulara büyük önem veren Türk donanmasından sonra sadece ABD ve İngiltere'nin bu stratejiyi benimsediğini ve uygulamaya koyduğunu ifade etti.
Osmanlı döneminde ilk düzenli ve büyük tersanenin Fatih Sultan Mehmet döneminde kurulan Gelibolu Tersanesi olduğunu söyleyen İşipek, İstanbul'un fethinin ardından 10 yıl içinde Kırım'ın fethiyle Karadeniz'in bir Türk gölü haline geldiğini anlattı.
Ardından Doğu Akdeniz'de egemenlik kurulduğunu, yükseliş döneminde ise İstanbul, Sinop, Samsun, Kefken, Tuna, Süveyş ve Bilecik'te tersanelere sahip olunduğunu kaydeden İşipek, Yavuz Sultan Selim döneminde kuvvetli bir donanmaya sahip olunduğunu, Kanuni Sultan Süleyman döneminde ise en parlak dönemin yaşandığını kaydetti.
Bu dönemde Kızıldeniz ve Akdeniz'de üstünlüğün Osmanlı devletine geçtiğini hatırlatan İşipek, yine bu dönemde Osmanlı donanmasının kurumsallaştığını ve silah, mühimmat tedarik eden birimlerden oluştuğunu anlattı.
İşipek, Barbaros Hayrettin Paşa'nın yönetiminde kazanılan 1538'deki Preveze Deniz Zaferi'nin Türkler'in Akdeniz'de üstünlüğünü tartışmasız hale getirdiğini, ancak bu dönemde sonra Kaptan-ı Deryalığa denizcilikle ilgisi olmayan kişilerin getirilmeye başlamasıyla denizcilikte gerilemenin başladığını vurguladı.
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.